Kadına şiddet

'Acılar içinde kıvranıyorsun'

Ailesine sesini duyuramayan genç bir kadının feryadı… Şiddet mağduru… Anne… Hikâyesi binlerce kadının yaşadığı çaresizliği özetliyor. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü… Ve hiç olmadığı kadar şiddetin gölgesinde.

Evlendiği günden bu yana hep şiddet gördü. 15 yıllık evliliğini bitirmeye çalışıyor. [Fotoğraf:Mustafa Değirmenci/ Al Jazeera Türk]

İki cesur kadın… Dayak dolu yılları geride bırakmaya çalışıyorlar. Yanlarında da evlatları. En büyük dayanak evlat zaten. Onlar için nefes alıyor, onlar için hayatta kalabilmenin yollarını arıyorlar. İkisi de devlet koruması altında. Üstelik arkalarında aileleri de yok. Şimdi önlerinde yeni bir gelecek var. Kollarını açmış, kucaklamaya hazır…

Karşımda duran minyon, çıtı pıtı bir kadın.

Üç çocuğu var. 15 yıllık evliliğini bitirmeye çalışıyor. Evlendiği günden bu yana eşinden gördüğü şiddet, artık canına tak etmiş durumda.

Bir yandan hayatı yeniden kucaklamaya çırpınıyor; diğer yandan çocuklarını babasız büyüteceğinin iç hesaplaşmasını yapıyor. Altında ezildiği bir gerçek, ama yapacak başka bir şeyi de yok.

Tek başına. Ailesi, fiziksel şiddeti evi terketme ya da boşanma gerekçesi olarak görmüyor. Ağabeyinden duyduğu “Sen bir kadın parçasısın” lafı kulaklarında yankılanıyor.

Kadına yönelik şiddet protestosundan. Cinayete kurban giden kadınların isimlerinin ellerde taşındı.
[[Fotoğraf: AA]]

Nerede olduğundan kimsenin haberi yok

Hafızası mutsuzluk, dayak ve sorumsuzluktan başka bir şey çağırmıyor. Oğluna sekiz aylık hamileyken gördüğü fiziksel şiddeti anılarından silmek kolay değil. Ailesi tarafından zorla evine getirildiğinde duvarlarda duran kan izleri gözünün önünde… “Ağzımdan, burnumdan fışkıran kanlardı” diyor.

Şu an çocuklarıyla birlikte sığınma evinde. Bu ilk değil, daha önce de sığınma evine gitti. Eşinden gördüğü şiddet yüzünden 'devletin güçlü kollarına sığındığını ve izinin de bulunmayacağını' düşünüyordu. Ama öyle olmadı; ailesinin “kayıp” diye polise başvurmasıyla yeri hemen tespit edildi.  

“Beni aldılar, sığınma evinden. Eve döndük; abim ve eşim beni odaya kapatıp kilitlediler. Beni dövmeye başladılar. Çocukları alıp götürdüler. Cep telefonuyla 155 aradım, ekip geldi. Dudağım ve yanağımın iç kısmı patladı. Kıyafetim parçalanmıştı. Polisi, beni şiddetten korusunlar diye değil. Çocuklarımı kaçırmalarına engel olsunlar diye haber vermiştim. Polis otosuna binmek istemedim. Kendi derdimde değildim. Çocuklarımı bulun diye sokak ortasında diz çöküp yalvardım, polise.  Çünkü onlardan kopsaydım, çocuklarıma ‘Annen sizi terketti’ diyeceklerdi. Ama polis, ‘Babasıdır yapacak bir şey yok. Çocuklar yok ortada’ dedi.”

“Devrim yaptım”

Geleneksel aile yapısına sahip. Şimdiye kadar boşanan yok. Boşanma davasını açmasıyla birlikte içinde bulunduğu durumu “Ben devrim yaptım” diye özetliyor.

“Boşanmak: toplum önyargılarına göre asilik. Kültürden kültüre değişiyor, ama genel olarak toplumda iyi karşılanan bir şey değil. Doğu kültüründe boşanmanın lafı dahi edilemez. Sadece televizyondan duyulan bir şeydir. Daha önce asla buna cesaret edemezdim. Korkutuluyor gözün. Kolun kırılmadı bacağın kırılmadıysa o evlilik sürdürülebilir. Bir yerin kırıldıysa aç kaldıysan bir evliliğin bitmesi mümkün. Istırap içinde döne döne yanıyorsun, acılar içinde kıvranıyorsun ama gören yok.”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencileri kadına yönelik şiddeti temsili olarak canlandırdı.
[[Fotoğraf: AA]]

“Artık hayatımı ertelemeyeceğim”

Şu anda üç çocuğuyla birlikte hiç bilmediği bir kentte. Hayatında ilk kez çalışıyor, kendi parasını kazanıyor. Çocuklarına ilk kez kendi kazandığı parayla oyuncak alıyor. “Yeniden doğmuş gibiyim” diye özetliyor.

“İlk başta mızmızlandılar, büyüdükleri evden kopmak istemediler. Ağlıyorlardı. Ben de onlarla birlikte, çocuklarıma haksızlık ettiğimi düşünüyordum. Ama şu anda çok mutlular. Buraya ilk geldiğimde çok korkuyordum. Bana yaklaşan herkesi, eşim ve ailesinden sanıyordum. Beni mutlaka bulacaklar ve çocuklarımı da alacaklar diye düşünüyordum. Nerede olduğumu bilmiyorlar. Geri dönmem, artık. Çocuklarımla artık biz bir ekibiz. Herhangi bir duruma karşı numaramı ezbere biliyor. Daha önce çalışacağımı hiç düşünmemiştim ama şu anda bir omuz atsam dağları devireceğim. Tek düşüncem çocuklarımın velayeti. Geçici olarak velayetlerini alacağımı umut ediyorum.”  

Onunla ilgili paylaşılacak son not, defterimden… Defterime kendi el yazısıyla düştü nottan:

“Yıllarca yaşadığım hayatın tek bir anına hükmedemedim ve hiçbir dakikasına sahip değildim. Hayatla sürekli kavga halindeydim. Şimdi ilk kez artık savaşmadan sadece yaşıyorum.”

Antalya'da kadınlara yönelik şiddet, düzenlenen yürüyüşle kınandı.
[[Fotoğraf: AA]]

“Ailemi sildim”

25 yıldır eşinden şiddet gören bir kadın oturuyor, bu kez karşımda. Yaşadıkları daha doğrusu çektikleri yenilir yutulur türden değil… İpten dönmüş bir kadın…  

En son gördüğü şiddet, dayak ve dayağın ardından da boğma girişimi. “Evlatlarım yetişmeseydi; ölmüştüm.” diyor.

“Eşim, iş bulunca çalışıyordu, sürekli bir işi yoktu. Paraya çok düşkündü. Benden sürekli para istiyordu. Para vermediğim zaman şiddet uyguluyordu. Evlendiğim süreden beri şiddet gördüm. Son bir yıl içinde daha fazla. Her şey benim üzerimdeydi. Ev fatura, geçim, mutfak hepsi benim üzerimdeydi. O hiçbir şeye karışmıyordu. ‘Yalvardım ben ona. Yükü sen de al dedim.’ Kendi kazandığını bir gecede harcıyordu. Bizdekilere dadandı, şiddet böyle başladı. Sürekli ölümle tehdit ediyordu. Bu aşırı derecede vardı. ‘Çocuklara zarar veririm’ diye tehdit ediyordu.”

Ailesinden kimse çıkıp da “Dur” demedi. Yaşananlara sadece seyirci kaldı. Çocuklarıyla sokakta bir başına kaldığı dönemde de evinin kapısını açan olmadı.

İnsan ailesini niye siler? Görmüyor, duymuyor, umursamıyorsa siler…

“25 yıl şiddet gördüm. Ailem nerede olduğumu bilmiyor. Zor günümde yanımda olmadılar ki, bundan sonra benim de onlara ihtiyacım yok. Eşimin ailesiyle yıllardır görüşmüyorum annem hariç kendi ailemle de irtibatı tamamen kestim. Durumu bildikleri halde bana sahip çıkmadılar. İki ayda bir annemi arayıp beni merak etmeyin diyorum. O da gizli numaradan. Ailem de korkuyor. Yerini bize bile söyleme diyorlar. Bana sahip çıkmayanla benim işim yok bundan sonra.”

Sığınma evinden kendi evine

İki kere sığınma evinde kaldı. “İlki ıstırap doluydu” diyor. Nedeni de 14 yaşındaki oğlunu sığınma evine alamaması.

“12 yaşını doldurmuş erkek çocukları, devletin sığınma evine giremiyor. Oğlumu, çocuk yurduna yolladılar. Bizim için çok kötü bir durumdu. Anlatılacak duygu değil, Allah kimseye nasip etmesin. 4,5 ay ıstırap çektim. Sadece kızım yanımdaydı. Oğlanın benden ayrılıp gitmesini unutamamam, çok ağlamıştım. ‘Anne beni bırakma’ diye ağlıyordu. Mecbur kaldım. Benim dışarıda can güvenliğim yoktu. Ben sığınma evinde 5 ay kaldım. Devlet bana, ‘Kendine ait ev tut. Evini kurması bizden. Sonra oğlunu vereceğiz.’ dedi. Eve çıkarken, devletten destek aldım. Sonra kızımla birlikte çıkışımı istedim.”

Son üç aydır, kendi evinde. Yeniden doğduğunu ifade ediyor. “Evlatlarım yanımda. Oğlumu da aldım.” diyor.  

Sığınma evinden çıkıp artık kendi evinde yaşıyor.
[[Fotoğraf:Mustafa Değirmenci/ Al Jazeera Türk]]

 “Toplum da dışlıyor”

Çalıştığı iş yeri de, oturduğu mahalle de geçmişini bilmiyor.

“Etrafım bilmiyor geçmişimi. Dışlıyor. Sanki suç işlemişsin gibi. Eşinden şiddet görüyorsun ayrılmak istiyorsun, o kadar. Hiç kimseye sığınma evinden geldiğimi söylemedim. Kiralık ev vermiyorlar, çünkü. Eşimden ayrıldım diye biliyorlar. İş yerleri de bizim gibi kadınları kabul etmiyor. En büyük korkuları, izimizi bulurlar da tehdit alırlar diye. Kızım da ben de kaç kere işe başvurduk ama hep geri çevrildik, o nedenle artık kimseye söylemiyoruz.”

“Devlet kadını korumuyor”

Devlet koruması altında. Hatta, sadece kendisi değil; kızı da. Eşi için uzaklaştırma kararı var. Boşanma arefesinde. Karşı taraf, boşanmaya yanaşmıyor. Ancak korku içinde. Adresinin deşifre olmasından çekiniyor. “Benden alacağı bir can var. Rabbim onu yazdıysa bir şey diyemem.” diyor.

“Şu anda karşıma çıksa ne yapacağım. Polisi arayana kadar o zaten beni yolda halleder. Yolda karşıma çıksa devlet nerede bulup koruyacak beni. Ben öldükten sonra devletin beni koruması neye yarar? Koruma kararı kâğıt üzerinde. Telefonu o an aramaya fırsatın olmaz nasıl haber vereceksin?

Ancak kararlı, dönmeyecek. Hayatına, kaldığı yerden çocuklarıyla birlikte devam etmek istiyor. 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;