AKP

'AK Parti’nin anlaması gereken iki yüzde'

AK Parti, referandum sonucunu analiz ediyor. Alınan sonuçla ilgili olarak ‘KHK faturası’, ‘memurun endişesi’, ‘kullanılan dil’, ‘Suriyeli tepkisi’, ‘FETÖ etkisi’ gibi farklı başlıklar altında yapılan analizler var. Partideki ortak görüş ise şu: Anlamamız gereken iki yüzde var, yüzde 51,4 ile evet ve yüzde 48,6.

[Fotoğraf: AA]

16 Nisan referandumundan sonra AK Parti’de istişare süreci başladı. İl başkanları, belediye başkanları, MYK, MKYK gibi partinin üst düzey kurullarında istişareler yapılıyor. Partide bazı birimler ayrı ayrı raporlar hazırlıyor.  Hem Beştepe de, hem de Çankaya’da söyledikleri dikkate alınan, tespitleri sorulan bazı isimler de referandum sonucuyla ilgili çıkarımlarını ayrıca iletiyor. Yeni anketler ve analizler ise rutin olarak devam ediyor.  

Al Jazeera, istişare ve değerlendirme sürecinde yer alan partinin önde gelen isimleriyle görüştü ve üzerinde görüş birliğine varılan tespitleri derledi.

Partideki genel hava, elde edilen yüzde 51,4’lük sonucun bir hezimet ya da hayal kırıklığı olmadığı. Bir çok isim, en yüksek beklentinin başından bu yana yüzde 51 – 54 aralığında olduğunu, hatta seçime çok kısa bir süre yapılan yüzde 55 üstü anket sonuçlarının olumsuz etki yaptığı görüşünde. Ancak yine de sonucun iyi analiz edilmesi gerektiği ortak düşünce olarak ortaya çıkıyor. Üstelik tek bir açıdan da değil. Üst düzey bir isim bunu şöyle açıkladı:

Sadece neden yüzde 51’ün daha üzerinde alamadığımızı değil, yüzde 25 - 30 civarında olması gereken diğer bloğun nasıl ve neden yüzde 48,6 olduğunu da anlamamız, ona göre de çözüm üretmemiz gerekiyor.”

"Soru soran yoktu"

Farklı bölgelerden bazı milletvekillerinin ortak tespiti, refanduma gidilen süreçte sahada dikkat çeken suskunluk oldu. ‘Aynısını 7 Haziran’da da gördük ve korkulması gereken bir şey olduğunu öğrendik’ diyen batı illerinden bir milletvekilinin sözlerini bir başka milletvekili şu tespitle destekledi:

“Sahada bir süre sonra soru sorulmadığı dikkatimi çekti. Biz konuşuyoruz konuşuyoruz, bu değişiklik şunu getiriyor bunu getiriyor diyoruz… Ya da CHP’nin söylediği şeylerin doğru olmadığını anlatıyoruz, o kadar. Var mı sorunuz, merak ettiğiniz bir şey diyoruz, cevap yok...En sonunda dedim ki, bu suskunluğun iki anlamı olabilir: Biz, ya sandıkları patlatacağız ya da sağlam bir yumruk yiyeceğiz.”

Yine Batı illerinden bir başka milletvekili de bu tespite katılıyor:

“Bu tehlikeli bir şey. Soru sormayan, talep dile getirmeyen, susan seçmen, büyük bir soruna işaret eder. Bunun değişmesi gerek. İnsanların neden soru sormaktan vazgeçtiğini anlamalıyız.”

'FETÖ etkisi ve KHK faturası'

Partinin Meclis yönetiminde görev alan bir isim, hükümetin atmakta geç kaldığı bazı adımların faturasının da referandum sandığında kesildiği görüşünde. Bu isim, bunlardan birinin, OHAL döneminde Kamu Hükmünde Kararnameler'le (KHK) görevlerinden uzaklaştırılanlar ile ilgili itirazlara bakacak olan komisyonun kurulmasındaki gecikme olduğunu söyledi:

“Komisyon kurulacak dedik, söylediğimiz zamanda kurmadık. Bu komisyon hepsini değil ama bir kısım itirazı inceleyip sonuca bağlamalıydı. Buna FETÖ etkisini de dahil ettiğinizde, bir iki puan gitti”

Doğu Anadolu bölgesinden  bir milletvekili de bu tespiti destekliyor:

“KHK’lar ile 200 bin kişinin kamu ile ilişiği kesilmiş. Bunları ailelerini hesap ederek dört ile çarpsanız 800 bin. Eşini, dostunu katsanız, 1 milyon hayır tarafına geçti. 1 milyon evet’ten gitti diye bakacağımız bir kesim bu.”

Memurların tepkisi

Cumhurbaşkanlığına yakın bir isim, kamu ile ilişiği kesilenlere yönelik haksızlık yapıldığı düşüncesinin memurlar üzerinde etki yaptığı görüşünde.

Partide ayrıca, başta memur kenti Ankara olmak üzere memurların büyük bir kısmının hayır verdiği düşünülüyor.  Ankara bu anlamda en çarpıcı örnek. Parti yönetiminden bir isim, Etimesgut, Keçiören gibi memurların yoğun olarak yaşadığı yerlerde hayırların yüksek çıktığını hatırlatıyor. Aynı isme göre, bunun gerekçelerinden biri, çok uzun süredir tartışılan ve referandum sonrasında gündeme gelmesi planlanan kamu yönetiminde değişiklik. Memurların bir çoğunun yeni düzenleme ile yerel yönetimlere bağlanacakları  ve sözleşmeli personelin kadroya alınmayacağı endişesini taşıdığı ve bu endişeyi sandığa yansıttığı yolunda bir görüş var partide.

“Gençleri kaybediyoruz”

AKP’li isimlerin ortaklaştığı bir başka başlık da, "15 yıllık iktidarları sürecinde büyüyen gençleri yakalayamamaları." AKP’liler, anneleri ve babaları kendilerine oy veren gençlerin tercihi olmadıklarını söylüyor. Seçim koordinasyonunda görevli bir isim, “Gençler bizi başka partilerin iktidarıyla değil,  AK Parti’yi AK Parti ile kıyaslıyor. Yaptıklarımıza, vaatlerimize bu açıdan bakıp, kıyaslıyor. Dilimiz yeterli gelmiyor. İkna edemediklerimiz en başta bizim dönemimizde yetişen, tabanımızın çocukları” dedi.

“Meydanda sürekli sözler veren parti olduk”

Al Jazeera’nın görüşüne başvurduğu isimlerin pek çoğu, AK Parti’nin bir süredir meydanlarda yerine getiremediği seçim vaadinde bulunmasından rahatsız. Ekonomik kriz döneminde bürokraside görev üstlenmiş bir milletvekilinin tespiti şöyle:

“Taşeronları kadroya alacağız diyerek insanlara söz verdik. Yapmadık. Tutamayacağımız sözleri vermeyen ve bunu açıkça söyleyen bir partiydik. Sahada çalışırken artık bakıyorum, her gün bir kesime bir vaatte bulunuyoruz. İnsanlar bunları görüyor ve AK Parti’ye yakıştıramıyor.”

“Dil değişmeli”

Yerel yönetimlerle çalışan bir partiliye göre, genel olarak partinin dilinde sıkıntı var, "Uzlaşmacı dil yerini bir süre önce sert sözcüklere ve ses tonuna bıraktı." Bu isme göre, sorun sadece Tayyip Erdoğan’ın tarzında değil:

“ Liderler sert bir üslûp kullanabilir. Dünyanın bir çok ülkesinde bu  var. Asıl soru eskiden ara kademedeki isimlerin lider sert konuşsa da, soğukkanlı olması ve dilini öyle kullanmasıydı. Bu kayboldu. Bakıyorsunuz, dış politakadan güvenliğe, Tayyip Erdoğan’ın söylediğini 5 ile 10 ile çarparak kamuoyu önüne çıkan ara kademe isimler var. Üstelik bizim dilimiz belki küçük yerleşimlere, iç anadolu’ya uyuyor ama büyükşehirlere uymuyor. Büyükşehir seçmenini kucaklayan bir dilimiz, iletişim stratejimiz yok. Bunu değiştirmemiz gerekiyor.”

‘Güneydoğu’da kadınların Suriyeli tepkisi var’

Partinin seçim merkezinde görevli bir milletvekili, başta Gaziantep olmak üzere özellikle Güneydoğu illerinde kadın seçmenin oyunun, “Suriyeliler” faktörü nedeniyle beklenen düzeyde alınmadığı saptamasını yaptı:

“Kadınlar tepkilerini daha net olarak gösteriyor. Bölgede bazı kadınlar eşlerinin Suriyeli kadınları üzerlerine kuma getirmesinden ya da evinden çekip gitmesinden şikayetçi. Başına gelmeyen de komşusunu görüyor. Ayrıca, bölgede Suriyeliler nedeniyle ev kiraları arttı, iş gücü ucuzladı. Bunların tepkisi de var. İş gücü açısından İstanbul’da da benzer bir tepki gözlemledik. Merdivenaltı üretimde çalışanların çoğu Suriyeli.”

“Bahçeli’nin sözlerini düzeltmek için vakit yetmedi”

MHP’nin evet bloğu için sahada AK Parti kadar etkin olmadığı ortak görüşlerden biri. Bu görüşe göre, bu beklenmeyen bir durum değildi. Ancak tepkiyi asıl çeken MHP Genel Başkanı’nın sandığa gitmeye sadece 2 gün kala yaptığı açıklama. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarına tepki gösteren Bahçeli’nin sözlerinin de bir – iki puanlık bir etki yaptığını düşünenler var. Bu isimlerden bazıları şu tespiti yaptı:

“Bahçeli’nin sözlerinin etkisini kıracak yeterli zaman yoktu. Cumhurbaşkanı ve Başbakan net ifade etti ama yarattığı etkiyi ortadan kaldıracak ya da azaltacak süre kalmamıştı.”

Al Jazeera’ya isminin verilmemesi koşuluyla konuşan isimlerin bir başka ortak görüşü de, 7 Haziran’dan sonra atılması gereken adımların bu kez geciktirilmeyeceği / geciktirilmemesi gerektiği yönünde. 2019’da seçmenin önüne konulacak iki sandıktan AK Parti’yi zora sokacak bir sonucun çıkmasının ancak bu şekilde önlenebileceği düşünülüyor. Zora sokacak sonuca örnek olarak, Tayyip Erdoğan’ın başkan seçilmesi  ancak,  AK Parti’nin ‘anlamlı sayıda’ milletvekili çıkaramaması gösteriliyor. 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;