Hrant Dink cinayeti

'Dink cinayetinde mahkemeye yanlış bilgi verildi'

Hrant Dink soruşturması kapsamında sorgulanan Ali Fuat Yılmazer’in ifadesinde, Dink cinayeti davasının görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yanlış bilgi verildiği ortaya çıktı.

Konular: Hrant Dink cinayeti, Türkiye
İstanbul İstihbarat Şubesi'nin eski müdürü Ali Fuat Yılmazer. [Fotoğraf: AA]

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada İstanbul İstihbarat Şubesi'nin eski müdürü Ali Fuat Yılmazer şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Yılmazer’in 16 sayfalık verdiği ifadenin detayları ortaya çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan, perşembe günü ifadesini aldığı Ali Fuat Yılmazer’e, Dink cinayetinin görüldüğü mahkemeye İstihbarat tarafından gönderilen yazılara ilişkin sorular sordu.

Savcı Doğan, Yılmazer’e, "Sizin, Hrant Dink cinayeti davasına bakan mahkemeye 2008 tarihinde 'Konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda Hrant Dink'in öldürülmesinden önceki günlerde tehdit aldığını teyit eden herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır’ şeklinde yazı gönderdiğiniz ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü arşivinde Dink'in tehdit edildiğine ilişkin kayıtların var olmasına rağmen bu bilgileri mahkemeye neden bildirmediniz?" sorusunu yöneltti.

Yılmazer ise, "Evet bizim daha önce Hrant Dink'in öldürülmesi olayı ile ilgili olarak verdiğimiz bilgilerin dışında ilave bir duyum var mı, yok mu şeklinde algıladım, Hrant Dink’in doğrudan tehdit alıp almadığına yönelik bilgi olup olmadığı sorulduğunu düşündük ve arkadaşlar bu yazıyı hazırladı, ben de imzaladım. Öyle hatırlıyorum. Ben daha önce arşivdeki bilgileri zaten soruşturma makamlarına iletmiştim" cevabını verdi.

Savcılık sorgusunda Yılmazer’e İstanbul ve Trabzon istihbarat şubelerinin arasındaki koordinasyonla ilgili kimin görevli olduğu da soruldu. Yılmazer, İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü'nün koordinasyon görevi olduğunu ancak bu görevin her evrak için geçerli olmadığını vurguladı.

‘Rapor bana sunulmadı’

Yılmazer, dönemin Trabzon İl Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek tarafından 17 Şubat 2006 tarihinde Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na gönderilen Dink ile ilgili ihbar raporunun kendisine sunulmadığını, bu rapordan haberi olmadığını söyledi.

Bu raporun kendisine sunulmasının zorunlu olmadığını belirten Yılmazer, “Bu rapor o dönem itibari ile istihbarat daire başkanvekili olarak görev yapan Necmettin Emre’nin takdirine bağlıdır. Ben olsam sunardım” dedi.

‘Yurtdışındaydım’

Savcılık, Ali Fuat Yılmazer’e ihbarın geldiği tarihlerde nerede olduğunu da sordu. Yılmazer, fiilen Trabzon’dan gönderilen ihbarın tarihi olan 17 Şubat akşamı İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan ayrıldığını, Sabri Uzun’la birlikte Tahran’a gittiğini ve 23 Şubat’ta göreve başladığını açıkladı.

‘Sabri Uzun bir tane bile yazı yazmadı’

Savcılık, Sabri Uzun’un ‘Hrant Dink'in vurulacağına ilişkin istihbarat raporu benden saklandı’ yönündeki açıklamalarının doğru olup olmadığını da sordu.

Yılmazer istihbarat raporunun içeriği ile ilgili Sabri Uzun ile görüşmediğini söyledi:

“Sabri uzun diyor ki, ‘Bu rapor bana verilseydi ben merkez koruma kuruluna yazı yazar ve koruma tedbiri aldırırdım’ diyor. Fakat bu gerçeği yansıtan bir ifade değil. Bugüne kadar Sabri Uzun tarafından bir tane bile merkez koruma komisyonuna yazılmış yazı yoktur. Sen bir tek Hrant Dink ile ilgili mi yazı yazacaksın? Bir sürü benzer olay var.”

Gelen ihbar notunu görmediğini belirten Yılmazer, “Bu evrak üzerinde benim herhangi bir parafım ve notum yoktur” dedi.

İstihbarat Daire Başkanlığı görevlisi Bülent Demirel’in müfettişlere verdiği ifadede, “Trabzon’dan gelen bilginin hassasiyetine binaen o tarihte il dışında bulunan şube müdürünün (Ali Fuat Yılmazer)  konudan haberdar edilmesi için ‘Arz edildi’ notunun düşüldüğünü beyan etti” ifadesi sorguda okundu. Ardından Yılmazer’e ‘Bu nota binaen istihbarat raporu size sunulmadı mı?” diye soruldu.

Ali Fuat Yılmazer, “Ben Bülent Demirel’in bu konuyu bana arz ettiğini hatırlamıyorum. Arz edilmiş olsaydı mutlaka parafım olması gerekiyordu” dedi.

Cinayetten sonra Zenit ile görüştüm’

Yılmazer cinayetten sonra Dink ile bilgilerin kendisine geldiğini, hatta ihbar evrakını hazırlayan Trabzon İstihbaratı görevlisi Muhittin Zenit ile de bizzat görüştüğünü söyledi.

Takdir edecek kişi Engin Dinç’tir’

Savcılık tarafından, Dink ile ilgili yazılan iki istihbarat raporunda farklılık olduğunu, birinde ‘ses getirecek eylem’ diğerindeyse ‘öldürecek’ diye bilgi yazıldığı hatırlatıldı ve Yılmazer’e bu farklılığın sebebi soruldu.

Yılmazer bu soruya, ”Her iki yazı arasında fark vardır. İstanbul’a gönderilen yazıda ‘öldürüleceği’ yönünde bilgi yoktur. Bunu takdir edecek kişi de Engin Dinç’tir (Dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü). Yazının her hali ile tedbir alınması gerekirdi. İstanbul’un koruma altına alması gerekiyordu. Hatta istihbari operasyonel bir çalışma yapılmalıydı. Bunu da Trabzon’un yapması gerekiyordu” diye yanıt verdi.

‘İstanbul Emniyeti hiçbir tedbir almadı’

Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’in ‘Trabzon’dan ve İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan kendilerine bilgi paylaşımı yapılmadığı’ yönündeki beyanları da hatırlatıldı.

Yılmazer, “Tehdit ciddiyse gerekli koruma tedbirleri alınması sağlanmalıydı. Trabzon İstihbarat ile koordineli olmalıydı. Bunların hiçbirini İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapmamıştır. Osman Hayal hakkında sahte bir evrak, tahkikat evrakı tanzim etmiş, kusurunu örtmeye çalışmıştır” ifadelerini kullandı.

Cinayetin azmettiricisi olarak ceza alan Yasin Hayal ile ilgili teknik takip yapıldığını ifade eden Yılmazer, fiziki takip yapılıp yapılmadığını bilmediğini söyledi. Yılmazer yapılan dinlemelerin cinayetten önce çözümünün yapılıp, yapılmadığına ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti.

Dink ile ilgili istihbarat dosyası vardı’

Yılmazer, ‘Dink ile ilgili istihbaratta dosya var mıdır?’ sorusuna, “İstihbarat Daire Başkanlığı arşivinde Hrant Dink ile ilgili açılmış dosya vardır. Benim hatırladığım kadarı ile başlangıçta Hrant Dink hakkında sol faaliyetlerinden dolayı bir fiş vardı” diye yanıt verdi.

Yılmazer’in Hrant Dink’in o dönemde baskı altında olduğunu söylemesi üzerine savcılık, “Nereden biliyorsunuz” diye sordu. Basın yayın kuruluşlarının o dönemki yayınlarını hatırlatan Yılmazer, “Konu ile ilgili herkes bilgi sahibiydi. Yani Emniyet, Jandarma ve MİT. Ben de Dink’e karşı yapılan eylemlerden haberdardım ve buna karşı bir tehdit atmosferi olduğunu biliyordum” dedi.

Davanın sanığı Erhan Tuncel’in neden yardımcı istihbarat elemanlığından çıkarıldığı sorusuna Yılmazer, bu konudaki takdirin Trabzon Emniyeti'ne ait olduğunu vurguladı. Yılmazer, “Teklif oradan geldi. Onayı da İstihbarat Daire Başkanımız Ramazan Akyürek yaptı. Akyürek’in onayı usuli bir işlemdir. Çünkü eleman ile ilişkiyi merkezden değerlendiremezsin. İlin takdirine uymak zorundasınız” diye konuştu.

"Muhittin Zenit’in konuşması istihbarat taktiği"

Cinayetin ardından Erhan Tuncel ile Muhittin Zenit arasındaki görüşmede yapılan konuşmanın istihbarat taktiği olduğunu belirten Yılmazer, “Zenit çapraz taktikle ağzından bir şeyler almaya çalışıyor diye düşünüyorum” dedi.

Erhan Tuncel ile Muhuttin Zenit arasında daha önce cinayetin planlanıp planlanmadığını, ne konuştuklarını bilmediğini ifade eden Yılmazer, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç’in bilebileceğini söyledi.

Yılmazer, Hrant Dink cinayeti ile ilgili bilgisayar kayıtlarının silindiği yönündeki iddialara ilişkin ise bilgisinin olmadığını vurguladı.

Savcılık, Ergenekon soruşturması ile Dink cinayeti soruşturmasının neden bağlanmadığını sordu. Yılmazer, “Ben bilgileri istihbaratçı olarak Terör ve Organize'ye bildirdim. Bağlantı kurma, delillendirme yapma onların görevidir. Bu olayın Veli Küçük kaynaklı olduğunu herkes biliyor. Kamuoyunda yaygın bir kanı var” dedi.

Erhan Tuncel’in İstihbarat Müdürü Engin Dinç’e mektup yazdığını ve bu mektubun basına yansıdığını belirten Yılmazer, “Bu normal bir istihbaratçı ile yardımcı istihbarat elemanı ilişkisi olamaz” diye konuştu.

Hrant Dink cinayetini Ergenekon soruşturmasıyla ilişkilendirmeye yönelik veya belirli bir oluşuma ilişkin olduğu intibaı yaratan şemalar da sorgu sırasında Yılmazer’e gösterildi. Yılmazer “Bu şemalardan bilgim var. Bu şemalar Ergenekon soruşturmasından önce gündeme gelmiş şemalardır. Ben böyle bir şema hazırlamadım, hazırlatmadım” dedi.

‘Toplantıya katılmadım’

Savcılık, Ali Fuat Yılmazer’e “Hrant Dink cinayetinden sonra İstanbul’da İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve diğer yetkililerin katıldığı toplantıya katıldınız mı? Erhan Tuncel’e ilişkin bilgileri burada ilgililere aktardınız mı?” diye sordu.

Yılmazer “Ben bu toplantıya katılmadım. Ben Ankara’dan gelmedim ama Ramazan Akyürek bey daire başkanı olarak katıldı. Ama ben daha sonra Hrant Dink cinayetiyle ilgili evrakları savcılığa teslim ettim. Bu evrakların içinde, bizim arşivdeki istihbari evraklarımızdı. F4 raporunu da getirdim diye hatırlıyorum” yanıtını verdi.

‘C5 bürosu resmi mi bilmiyorum’

İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü nezdinde C5 bürosunun kuruluşu hakkında bilgisi sorulan Yılmazer, “Ne zaman kurduğumu tam olarak hatırlamıyorum. C5 bürosu resmen kurulmuş bir büro mudur, onu da hatırlamıyorum. Ancak C5 bürosunun ne zaman tescillendiğini bilemiyorum. Yani bir büronun içerisinde böyle bir çalışma grubu yapıldı resmi olarak kurulduğunu bilmiyorum. Ben C bürosunun içerisinde bulunan bazı arkadaşları ulusalcılık faaliyetlerini takip babından görevlendirdim. Yani bir ekip kurdum. Ve bu aşırı sağ faaliyetler bağlamında değerlendirilmek üzere bu yola gidildi. C5 bürosu muhtemelen Danıştay cinayetinden sonra, muhtemelen 2006 yılının ikinci yarısında oluşturulmuştur” dedi.

Emniyet yapılanması için cinayete yol mu verdiniz?’

Yılmazer’e cinayet döneminde İstanbul İstihbarat Şubesi Müdürü olan Ahmet İlhan Güler’e görevi bırakması için baskı yapılıp yapılmadığı soruldu. Savcılık, “Hrant Dink cinayetine polis tabiri ile yol mu verildi? Yani Emniyet içerisindeki yapılanmanın gerçekleştirilmesi aracı olarak mı kullanıldı?” sorularını da Yılmazer’e yöneltti.

İstanbul İstihbarat çalışmıyordu

Yılmazer şu yanıtı verdi:

“İstanbul İzmir’e, İzmir Ankara’ya gelecekti. Ankara İstihbarat Müdürü de İstanbul’a gelecekti. Başlangıçta benim İstanbul’a geleceğim yönünde bir planlama yoktu. Ancak biz Danıştay saldırısında Muzaffer Tekin ve adamlarını tespit ettik. Daha doğrusu Ankara İstihbaratı tespit etti. Biz de o dönemde çalışıyorduk. Fakat İstanbul çalışmıyordu. Bu da dairenin problemiydi. Sonuçta emekli bir askerle ilgili çalışma yapmaları isteniyordu. Esas itibari ile Danıştay cinayetinin perde arkasını çözmek için Ankara Emniyeti ve İstihbarat Daire Başkanı bu konuda çalışıyordu. Bu konuda da siyasi irade vardı. Dolayısıyla Ahmet İlhan Güler bu çalışmalara yanaşmıyordu. Yani çalışmadığı için o İzmir’e atanacaktı. Hrant Dink cinayetine yol verildiği, 'Amaç İstanbul’daki Emniyet yapılanmasının tamamlanmasına zemin hazırlamaktı' iddiası kesinlikle yalandır. Benim buraya atanmama gelince; ben Hrant Dink cinayetinden hemen sonra benim bildiğime göre bakan beyin doğrudan talimatı ile görevlendirildim.”

Yılmazer, Danıştay cinayetinden sonra problem çıktığını da belirterek İstanbul’un gerekli çalışmayı yapmamasından dolayı Ahmet İlhan Güler’in başkanlığa çağırıldığını da söyledi.

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;