Suriye'de iç savaş

‘Esed’in gitmesi yetmez’

Suriye'nin en güçlü gruplarından Ahrar-u Şam'ın yeni komutanı Ebu Cabir, Al Jazeera Türk'e verdiği mülakatta “Esed zulmüne destek veren ve onun temsil ettiği rejimin bütün unsurlarından hesap sorulmalı, tüm katiller hesap vermeli” dedi.

Konular: Suriye, Ortadoğu

Suriye’nin en büyük muhalif gruplarından Ahrar-u Şam’ın yeni lideri Ebu Cabir Aljazeera Türk’e konuştu.  

Ebu Cabir, Ahrar-u Şam’ın İdlip’te bulunan karargâhına 9 Eylül 2014 tarihinde düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybeden Hasan Abbud’un yerine lider olarak seçildi. Aynı saldırıda Ahrar-u Şam grubunun lideri Hasab Abbud’un yan ısıra 46 üst düzey yönetici de hayatını kaybetti. Liderlerinin öldürülmesi sonrasında uzun bir süre sessizliğini koruyan Ahrar-u Şam, yeni lider seçildikten sonra ilk röportajını Al Jazeera Türk’e verdi.  

Al Jazeera Türk, Suriye’nin İdlib şehrinde Ahrar-u Şam’ın karargâhında yeni lider Ebu Cabir ile görüştü. Ebu Cabir, son dönemlerde Suriye krizi ile ilgili hızlanan uluslararası görüşmeleri, IŞİD ile mücadele stratejisini, Suriye sahasındaki dengeleri ve grubun stratejisini anlattı.

Lideriniz ve bir çok komutanınızın öldürülmesi sizi ne kadar etkiledi ve neden halen bu bombalı eylemi yapanların kim yada kimler olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmadı?

Hareketimize vurulan bu darbe dünyadaki herhangi bir hareketin başına gelen bir darbeden daha şiddetliydi. Hareketimiz yeni kurulmuştu, birkaç sene geçmemişti, Hamas'ın başına gelen olaydan (Ahmet Yasin ve Dr Rantisi'nin öldürülmeleri) daha ağır bir darbeydi. Elhamdülillah bu darbe hareketin davasına bağlılığını artırdı, yeni ekipler kurma yoluna gidildi. Hareketimiz, uğradığı saldırıdan sonra mücahidlerin birbirine yakınlaşmasıyla bağlılık anlamında daha fazla güçlendi. Allah'ın izniyle hareketimiz yaralarını sardı, bunu da ilmi ve askeri birikime sahip kardeşlerimizin Hareketimizin yeni oluşan komutasına gösterdikleri bağlılıkla başardık. İlmi ve askeri birikime sahip bu ekipler hareketimizin yeni yapısını tekrar oluşturmak için görevlendirildiler. Harekete vurulan bu darbe, hareket için yeni şekliyle düzenli kurumsal çalışma yürüten bir yapı olarak yeniden doğma vesilesi olmuştur. Şu an  eskisinden daha güçlü olduğumuzu söyleyebilirim.

Şehitlerimize yönelik bombalı eyleme dair şu an için net bir bilgi yok çünkü bu saldırı çok iyi planlanmış uluslararası istihbarat örgütlerinin işi. Saldırıda mekanda bulunan bütün kardeşlerimiz şehit edildi, aralarından sadece bir kişi kurtuldu. Olay yeri incelemesi ve kurtulan kişiden aldığımız bilgiler dışarıdan bir gücün bu saldırıyı yaptığını göstermektedir. Soruşturma gereği bunu yapanları tespit etmek ve yakalamak, bu hadiseye sebep olan kişilere ulaşmak için elde ettiğimiz bilgileri şu an açıklamak doğru olmaz.

Son dönemde Suriye’ye yönelik ABD ve koalisyon güçlerinin IŞİD’le birlikte Ahrar-u Şam ve Nusra Cephesi karargahlarına saldırıları söz konusu. Siz bu saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu konuda ne gibi önlemler alıyorsunuz ?

Koalisyon güçlerinin sürpriz saldırısından sonra hareketin yeni stratejisi önlem almak, tedbirli olmaktır. İkinci saldırının ne zaman yapılacağını bilemeyiz. Koalisyonun asıl amacı şayet bu halka yardım etmek ise hedefinde ayrım gözetmeksizin halka saldıran, altyapıları imha eden, hatta kimyasal silah kullanan Esed rejimi olmalıydı. Rejimin kimyasal silah kullanması uluslararası toplum için bu rejimden vazgeçerek, rejime karşı savaşan direniş guruplarının rejimi yıkıp oluşturacakları adil düzeni tercih etmesi için yeterli sebep teşkil etmeliydi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan De Mistura'nın planı ile ilgili görüşünüz nedir?

De Mistura projesi ya da diğerleri, bu tür projeler rejimin kalması ve devam etmesini amaçlayan projelerdir. Biz sadece Beşşar’ın gitmesini istemiyoruz. Biz Beşşar ve temsil ettiği rejimi kanun ve kurallarıyla zalim ve cani olarak kabul ediyor ve  tamamen ortadan kaldırmak istiyoruz. Sadece Beşşar’ın gitmesi yeterli değildir. Halkımıza zulmeden Katil Esed’den, zulmünde kendisine destek verenlerden ve temsil ettiği rejimin bütün unsurlarından hesap sorulması gerektiğini söylüyoruz. De Mistura’nın getirdiği çözüm önerileri bu zalim rejimin devamını sağlayan ve gerçek katillerden hesap sormayacak çözümlerdir. Bu direniş süresince halkımızın gösterdiği fedakârlıklar, sadece Esed’in gitmesiyle karşılanabilecek düzeyde değildir. Tüm katillerin halkımızın önünde hesap vermesi gerekmektedir. Biz böyle düşünüyoruz. Dolayısı ile bu tür projeler bizim tarafımızdan reddedilmiştir.

Bu zalim rejimi bütün yapı, yapılanma, kurum ve unsurlarıyla devirecek ve katillerin halkımızın önünde hesap vereceği siyasi çözümlere ise kapımız açıktır. Bunun dışındaki bütün projeler, halkımızın ortaya koyduğu fedakârlıklara ihanet olarak gördüğümüz ve kabul etmeyip reddettiğimiz projelerdir.

Halep kuşatılmak üzere ve bu noktada De Mistura,  ‘’Halep’i dondurulmuş bölge ilan edelim, direnişçilerde, rejimde bir şey yapmasın altı ay böyle deneyelim Halep ile başlar sonra Humus ve Hama’ya da aynı planı uygularız’’ diyor.  Sizin için bu teklif ne gibi mahsurlar içermekte?

De Mistura ve başkalarının getirdiği dondurulmuş bölge fikri bizim bölgedeki askeri stratejimize uymaz.  Askeri stratejimiz, halk direnişi ve zalim rejime karşı verilen bu savaş sonucunda rejimin yıkılmasıdır. Zulüm, yıkım ve kahırdan uzak halkın hak ettiği güven ve rahatlık içinde yaşamalarını sağlamak yegane önceliğimizdir. Bize göre dondurma fikri rejimin menfaatine olup nefes almasını ve plan ile stratejilerini yeniden yapmasını sağlayacaktır. Bize göre bu fikir direnişin zararına olup hiçbir fayda sağlamayacaktır. Sürenin uzatılması rejimin yararınadır. Şu anki durum çok şükür bizlerin Halep’te ve diğer yerlerde çok güçlü olduğumuzu göstermektedir. Direnişin bir ara duraklaması yavaş ilerliyor görüntüsü sadece bir hazırlık aşaması olup direnişin göz bebeği olan hedeflerine ulaşması içindir. Savaşın dondurulma fikri direnişe hizmet değil zarar vermektir. Bizler silaha sahip olduğumuz sürece Allah’ın inayetiyle güçlü olduğumuz sürece bu tür fikirleri kabul etmeyeceğiz. Şu an bizim için birbirimize kenetlenme, birlik olma vaktidir ve bizler bunun için diğer direniş hareketleri ile birleşme projeleri yürütmekteyiz.  Direniş Hareketleri ile oluşturulan ortak operasyon odalarında Halep’ten rejimi defedip kuşatmasını engellemek için çok büyük çabalar sarf edilmektedir. İnşallah önümüzdeki günlerde bunu teyit eden haberleri duyacaksınız.

Muhalifler uzun bir sessizlik döneminden sonra İdlib bölgesinde Vadi Dayf ve Hamidiye gibi oldukça önemli bölgeleri ele geçirdi. Önümüzdeki süreçte bu ve benzeri operasyonlar hız kazanır mı? 

Vadi Dayf, hareketimiz kurulduğundan beri hedefimizde olan bir bölgeydi. Ahrar-u  Şam İslam Hareketi, hedeflerini gerçekleştirmek için askeri operasyonlara devam etmektedir. Vadi Dayf, hareketimizin davasına bağlı kalmasının, operasyona katılan grupların omuza omuza vermesinin bir ürünüdür. Aynı zamanda  sadık halkımızın hedefine ulaşmak için gösterdiği sadakatin bir ürünüdür. Dolayısıyla bu son değildir sadece bu mübarek mücadelemizde bir basamaktır. Rejimi bütün yapı ve yapılanmalarıyla yıkına kadar mücadelemiz devam edecektir.

Son zamanlarda ABD’nin ve diğer batılı güçlerin Suriye sahasına yönelik ilgisinin arttığı görülmekte. Bu kapsamda oluşturulan ve Suriye’de savaşan muhalif gruplara yardımları organize eden yeni bir yapılanmaya gidildi.  Ahrar-u Şam bu yapılanmanın neresinde yer alacak?

Bir Amerikan projesi olan ‘’MOK’’ operasyon odası veya diğerleri, Ahrar-u Şam İslam Hareketi bu proje sahiplerini farklı tartılarla tarttığı ve şeffaf olmayan siyasetinden dolayı bu projelere karşı dikkatli durmaktadır. Amerika, siyaseti gereği iktisadi çıkarlarını korur.  Dolayısıyla bu tür projelere fazla güvenmiyoruz. Çünkü hedefleri başka insanların çıkarları değil kendilerinin iktisadi ve siyasi çıkarlarıdır. Bu tür projelere  karşı dikkatli olmaya çalışıyoruz. Biz biliyoruz ki bu tarz projeler üzerinden uluslararası güçler istihbarat bilgileri toplama yoluna gidecek ve bölgede emperyalist ve siyonist projeler için gerekli  bilgilerin toplanması hedeflenecektir.

En son ilan ettiğiniz Ahrar-u  Şam İslam Hareketi -Kürt İslam Cephesi ve Hums Liva Hak ( Hak Tugayları ) birleşiminden sonra İslami Cephe’nin  biteceği yönünde görüşler var. Gerçekten de böyle bir ihtimal varmı ?

İslam Cephesi  derin bir görüş ve gelişmiş bir projedir. Kardeşlerimiz ümmet projesi olmasını hedeflemişti. İslam Cephesi’nin ilanından sonra tabii ki bazı hatalar oldu. Bunlardan bazısı merkezi güç ve kararların birden fazla olmasıydı. Birleşme ve karar konusunda acele edildiğini düşünüyorum. Fikri ihtilaflar oldu ve bazen de bölgesel ve coğrafi farklılıklar gözetilmedi. Bu da Cephe’nin içindeki oluşumlar da bazı sorunları ortaya çıkardığı için ‘’cephenin’’ dondurulmasına sebep oldu. İnşallah Cephe içerisindeki kardeşlerimiz çaba sarfediyorlar. Kürt İslam  Cephesi, Liva Hak ve Ahrar-u Şam İslam Hareketi birleşti ki bunlar Cephe İslamiyeyi oluşturan parçalardan bir parçadır buda  Allahın inayetiyle cephenin çalıştığının bir delilidir. Allah’ın izniyle Cephe İslamiye’nin içinde ve başka yerde birleşmenin ve birlik olmanın devam edeceğinin umudunu taşıyoruz. Allah’tan Cephe İslamiye’nin başlattığı bu süreci hayırla sonuçlandırmasını diliyoruz. Cephe’nin hedeflerine ulaşmasında kardeşlerimize sebat vermesini niyaz ediyoruz. İslam Cephesinin birincil hedefi rejimin yıkılması ve Sünni safların Suriye direnişinde tek saf olmasıdır.

IŞİD’e karşı tavrınız nedir? ABD saldırıları sonrası herhangi bir tutum değişikliği oldu mu?

Bağdadi’nin cemaati zulüm ve sapkınlık müfrezelerinden kurulmuş bir müfrezedir. Uluslararası isthbaratın işlerinden biridir. Bu oluşum çok geniş ve farklı topluluklardan oluşup farklı görüş sahipleri ve  kişileri içermektedir ama çoğunluğu aşırı gitmiştir. Birçok cahil genci hamasi duygularını kullanıp kendi akidelerine çekmişlerdir. IŞİD, İslami Hilafet, İslami Devlet çağrıları yapıp bu gençleri kullanarak bu oluşuma sokmuştur. Bu gençleri mürted ilan ettikleri Suriye halkının üzerine salmışlardır. Savaşan grupları da mürted ilan etiler ve ‘’Şam Cihadını’’ ifsad ettiler. Bu oluşumla çatışma halindeyiz.

Esasen şu an 3 farklı cephede savaş vermekteyiz. Hem rejimle hem de ifsatçılarla çatışma halindeyiz. Rejimle çatıştığımız cepheler bellidir. Müfsitler ise ikiye ayrılmaktadır. Bir tanesi fitneci olup din adına müfsitlik yapan ve Bağdadi ile sembolleşen hariciler, diğeri ise bu zavallı halka baskı uygulayıp, mallarını evlerini ellerinden alıp onların hesabına yaşayanlar. Bizler bu her iki müfsit grupla imkanlar dahilinde çatışıyoruz. Aslında bizi rejimle savaşmaktan alıkoyacak çatışmalara girmek istemiyoruz. Rejimle savaş önceliğimizdir. Bu her iki müfsit grupla yaptıkları zulüm ve fesat kadar çatışıyoruz. Elimizden geldiği kadar rejimle savaşı engelleyecek çatışmalara girmek istemiyoruz ama bu her iki gruptan harici ya da bozguncu olsun ufak bir şey sezdiğimiz zaman yüzüne karşı durup bu direnişi bozmasına engel olacağız. Kimsenin bu topraklarda fesat çıkarmasına izin vermeyeceğiz. Bizler genel olarak rejimden ya da başkasından gelen fesatçılığa karşı çıktık, diğerlerine de karşı çıkacağız. Bu bizim dini görevimiz olup uğruna harbe çıktığımız ilkelerimize ve mazlum Suriye Halkı’na karşı sorumluluğumuzdur.

Suriye genelinde Ahrar-u Şam olarak hangi cephelerde etkinsiniz?

Genel olarak ribat bakımından sıcak ve soğuk bütün cephelerde bulunmaktayız. Harekete bağlı mücahidler Suriye’nin güneyinden kuzeyine kadar yayılmışlardır. Kardeşlerimiz Suriye’nin güneyinde Dera ve Kuneytire’de, Şam’ın güneyinde, Guta’da, Kalamun’da operasyonlar yürütmektedir. Aynı zamanda Humus, Humus’un kuzey kırsalında bulunmaktayız. İdlib ve Hama kırsalında çok sayıda hareketimize bağlı mücahidler  bulunmaktadır. Vadi Dayf operasyonlarından sonra harekete bağlı bir çok mücahid, kardeşlerine destek olmak için Halep’e yöneldiler.

Hareketimiz kurumsal fikri yapısı ile askeri ve sivil olarak varlığını sürdürmektedir. Sivilden kastım Suriye’nin her bölgesine bütün hizmetleri sunacak bir yapı oluşturulmasıdır. Hareket, diğer gruplarla beraber insanları zilletten koruyacak şer-i mahkemeler kurulmasında ortak hareket etmektedir.

Son dönemde Suriye için  Bosna’da uygulanan ‘’Dayton Barış Antlaşması ’’ benzeri bir çözüm planından bahsedilmekte. Bu plan kapsamında ise Sünni-Alevi ve Kürtlere tahsis edilmiş 3 parçalı federatif bir harita öngörülüyor. Sizin  böyle bir proje karşısında tavrınız ne olur?

Bizim başlıca hedeflerimizden bir tanesi Suriye’nin sınırlarını ve toplumu oluşturan yapılarını korumak olup vatanımızın ve halkımızın hiçbir parçasından vazgeçmemektir. Bu ülkenin hiçbir şekilde bölünmesini kabul etmiyoruz. Suriye bütün topraklarıyla,  topluluklarıyla bu halkın mülküdür. Herhangi bir bölünmenin halkımızın gücünü zayıflatmak için olduğunu biliyoruz. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Kanımızın son damlasına kadar vatanımızı ve halkımızı korumak, çıkarlarını savunmak için mücadele edeceğiz. Vatanımızı ve Halkımızı bölecek her türlü projeyi reddediyoruz.

Kaynak: Al Jazeera
 

Yılmaz Bilgen

1973 yılı Aksaray doğumlu. Haberciliğe 1991 yılında Gaziantep Olay TV de başladı. Sırasıyla Kanal 6, Ankara Kanal A  ve Euro Star TV'de programlar hazırladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;