Suriye'de iç savaş

Farklı düşünseler de rejime karşı birlikteler

Rusya ve rejim, Cenevre'deki Suriye muhalefetinin temsil yetkisinin yetersiz olduğunu iddia ediyor ama Yüksek Müzakere Konseyi’nde farklı gruplar da var. Onlardan biri de Ulusal Koordinasyon Heyeti. Şam merkezli grubun temsilcisi Ahmet Asravi’ye göre Suriye’de çözüm artık daha yakın çünkü artık farklı muhalif gruplar işbirliği yapıyor. Asravi, PYD konusunda ise “PYD ile hemfikir değilim ama varlıklarını da inkâr edemem” diyor.

Suriye'deki iç savaşa siyasal çözüm bulma iddiasındaki Cenevre görüşmelerinde muhalefeti temsil eden heyet çok farkı gruplardan oluşuyor. Geçmişte birbirlerini suçlayan bu grupların ortak noktası ise rejim değişikliği istemeleri. 

Rejim ve Rusya, muhaliflerin temsil yetkisinin güçlü olmadığını iddia ediyor. Ancak muhalefet hiç olmadığı kadar farklı seslere yer veriyor. Muhalefetin içinde silahlı gruplar temsil ediliyor. Ayrıca İstanbul merkezli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) da var, Şam merkezli Ulusal Koordinasyon Heyeti (UKH) de. Her ikisi de içlerinde başka başka partileri barındıran çatı örgütleri.

UKH'nin SMDK ile ilişkisi geçmişte inişli çıkışlıydı. Bu iki muhalif grup birbirlerine karşılıklı suçlamalarda bulunmuştu. SMDK, UKH'yı rejimden yana olmakla, UKH ise SMDK'yı dış güçlerin güdümünde olmakla itham etmişti.

Ancak Cenevre görüşmeleri öncesi, Aralık ayında bu gruplar Riyad'da bir araya geldi. Cenevre'de kendilerini temsil edecek Yüksek Müzakere Konseyi'ni belirledi. Bu Konsey içinde SMDK'nın 9, UKH'nın 5 silahlı grupların 10 ve bağımsızların da 8 temsilcisi var. 

UKH Sol ve Arap milliyetçisi ağırlıklı 

"Şiddete hayır, mezhepçiliğe hayır, dış müdahaleye hayır" diyen UKH içinde aralarında Komünist İşçi Partisi, Demokrat Arap Sosyalist Partisi gibi sol ve Arap milliyetçisi partilerin olduğu 10 parti var. Bunlardan biri de PKK’nın Suriye kolu PYD. Ancak PYD’nin UKH'ya üyeliği artık yalnız kağıt üzerinde. PYD bu gruptan ayrılma talebini UHK’ya iletti.

Cenevre’de, Suriye Yüksek Müzakere Konseyi’nde UKH’yı temsil eden Ahmet Asravi ile konuştuk. Asravi aynı zamanda Arap Birliği Partisi Genel Sekreteri.

“PYD ile hemfikir değilim ama varlıklarını inkâr edemem, onları dışlarsak, çözüm zayıf olur” diyen Asravi’ye SMDK ile görüş ayrılıklarını, Türkiye ile olan ilişkilerini, nasıl bir Suriye istediklerini sorduk.

Ulusal Koordinasyon Heyeti’nin Suriye ayaklanmasına temel yaklaşımı nedir?

Devrimi aslında biz başlattık. İlk başta sokakta düzenlenen protestolar bizim inisiyatifimizle oluyordu. Mensuplarımız tutuklanmaya başladığında, sahada şu anda olan muhaliflerin hiçbiri ortalıkta yoktu. Büyük bir bölümü rejimin safındaydı. Biz, bu rejimin iktidara geldiği 1963’ten beri ona muhalefet eden bir yapıyız. Zaman içinde farklı çatılar altında birleştik. Devrim başladığında benim liderliğimdeki Sosyalist Arap Birlik Partisi protestolara desteğini açıklayan ilk partiydi. Aralarında benim kardeşimin de olduğu bir çok üyemiz suikasta uğradı. İlk günden beri hedefimiz bu despot rejimi tüm simge isimleriyle birlikte düşürmek ve Suriye’yi çoğulcu, demokratik bir sisteme kavuşturmak. Biz, sivil, çoğulcu, demokratik tüm vatandaşların eşit haklara ve sorumluluklara sahip olduğu bir Suriye istiyoruz.

Suriye ayaklanması beşinci yılına girdi. Bu süre içinde tutumunuzda bir değişiklik oldu mu?

Hiçbir zaman askeri çözümden yana değildik. Nefsi müdafaa dışında silahlı mücadeleye karşıydık. Bizim yola çıktığımız üç ana ilkemiz şunlar oldu: Şiddete hayır, mezhepçiliğe hayır, dış müdahaleye hayır.

SMDK kurulduğunda onun hakkında ne düşünüyordunuz?

Bizim Koordinasyon Heyeti, Haziran 2011’de kuruldu. O zaman ne Suriye Ulusal Konseyi ne de SMDK vardı. Bu tarihten yaklaşık bir ay sonra SUK kuruldu.

SMDK kurulduğunda onun çatısının altına girmeyi ya da işbirliğini düşündünüz mü?

Kuruluşumuzdan beri, diğer muhaliflere işbirliği çağrısı yaptık. Burada başkalarını suçlamak istemiyorum. Bizim bu konuda bir kusurumuz yok. Herkes de bunu biliyor.

Başlangıçta PYD sizin bileşenlerinizden biriydi. Neden ayrıldı?

Aslında PYD hâlâ bizim bir bileşenimiz. PYD henüz bizden ayrılmış değil. Sadece ayrılma başvurusunda bulundu. Ancak zaten bizden uzak bir çizgideler artık.

Nasıl yani? Ya sizinledirler ya da değil.

Bu bir kaç günlük bir mesele, henüz karara bağlanmış değil. Biz, yapımız gereği, müttefiklerimizin tavırları ne olursa olsun ona tahammül etmeye çalışan bir yapıya sahibiz. Ayrılma kararını onlar verdi, biz değil.

Beşşar Esed’in geleceği hakkında ne düşüyorsunuz?

Esed’in Suriye’nin geleceğinde bir yeri yoktur. Bizim SMDK ile aramızdaki fark bu. SMDK, geçiş döneminde Esed’in yerinin olmadığını söylüyor. Biz ise gelecekte yerinin olmadığını söylüyoruz. Bu noktada 2012’den itibaren bu konuda SMDK ile farklı tutum içindeyiz. Biz Cenevre Bildirgesi açıklandığı andan itibaren kabul ettik. [Cenevre bildirgesi, Suriye’de tüm icra yetkisini sahip bir geçiş hükümeti kurulması çağrısı yapıyor. Bu hükümetin ortak rıza ile kurulmasını istiyor ancak Esed’in geleceği hakkında net bir ifade taşımıyor.] O zamanki SUK, önce o bildirgeyi reddetti. Çünkü o zaman SUK askeri çözümden yanaydı, sonradan kabul etti. Biz ise hiç bir zaman askeri çözümden yana değildik. O yüzden de o bildirge çıkar çıkmaz kabul etmiştik. Ama sonunda onlar bu karardan geri adım attılar ve bizim olduğumuz noktaya geldiler.

Başlangıçta devrimin silahlanmasına karşıydınız. Şimdi ne düşünüyorsunuz?

Biz hiçbir zaman silahlı çözümden yana değiliz, ne şimdi ne de önce. Çünkü askeri çözümün mümkün olmadığını düşünüyoruz. Uluslararası arena, ister rejim ister muhalifler, askeri yolla sağlanan üstünlüğü kabul etmez. Silahlı mücadele ancak ülkenin yıkılmasına neden olur. Ancak nefsi müdafaa ayrı bir mesele. Bizim resmi bir açıklamayla Suriye Özgür Ordusunu mevcut durumunun doğal bir sonucu olduğunu söyledik. Suriye toplumunu koruması için Özgür Suriye Ordusu'nu desteklememiz gerektiğini söylemiştik o açıklamamızda. Medya, Suriye’nin içinde bir muhalefet olduğunu kabul etmek istiyordu. Tek muhalefetin ülkenin dışındaki muhalifler olduğu imajını yaratmaya çalışıyordu. Hâlbuki bizim çatımızın altında çok sayıda etkin grup var. Bunların çoğu en baştan itibaren rejime karşıydı. Bu arada bizim bir çok yöneticimiz defalarca hapse girip çıktı. Bazıları hâlâ hapiste.

Özgür Suriye Ordusu'na karşı olmadığınızı söylüyorsunuz. Peki İslami referanslara dayanan silahlı gruplar?

Açık ve net olayım, Suriye toplumunun yüzde yetmişi Sünni Arap, yüzde onu Müslüman Kürt. Yüzde onu ise Hristiyan Arap. Dolayısıyla bu toplumun yapısının İslami olması çok doğal. Toplumun doğal yapısı bu. Toplum böyleyse bu grupların İslami referanslı olması da çok doğal. Ben her yerde şunu söylüyorum, Riyad’da çok büyük bir başarı elde ettik, çünkü orada silahlı gruplar da siyasi çözümü kabul etti. Önemli olan bu.

Suriye’nin gelecekte nasıl bir sistemle yönetilmesini istiyorsunuz? Merkezi yapı mı federal yapı mı?

Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan bir grubuz. Demokratik bir sistemle yönetilmesini istiyoruz. Herhangi bir zaman ademi merkeziyet olacaksa bu idari bir ademi merkeziyet olmak zorunda.

Sizin merkezin Şam’da. Suriye içinde muhalefet yapmak nasıl bir şey?

Zorluklar sizin düşünebileceğinizden çok daha fazla. Çok sayıda tutuklu üyemiz var. Şahsen ben, Riyad toplantısına katılmak için Suriye’den çıkış yapmak üzereyken tutuklandım. Biz artık bu işlere alıştık.

Rejim size tahammül ediyor yani?

Hayır. Rejim bize kesinlikle tahammül etmiyor. Rejim elinden gelse hepimizi toplayıp bir günde asmak isterdi. Ancak uluslararası arena buna uygun değil. Sınırda beni tutukladıktan sonra serbest bırakmaya zorlayan şey de bu. İstihbarat Şubesi'ne henüz varmadan tutuklanma haberimiz yayınlandı.

Suriye’de savaşın bitmesi için tünelin ucunda ışık görüyor musunuz?

Suriye krizinin sonu olmayan karanlık bir tünelde olduğu görüşündeyim. Bu karanlığı delmek için ilk adımın Riyad toplantısında atıldığını düşünüyoruz. Rejim hep ‘Karşımda muhatap olabileceğim bir muhalefet yok’ bahanesini öne sürüyordu. Şimdi muhalifler bir araya geldi. Açıkçası biz hiç bir muhalif grubun dışlanmamasını istemiştik.

Biz, bizimle hemfikir olmasa bile, muhaliflerin bütün olmasını istiyoruz. Bir tarafın katılmasını isterken, aynı fikirde olduğumuz anlamı çıkarılmamalı bundan. Eğer bir grup Suriye toplumunun bir bileşeni ise, bir arada olmalarını isteriz.

PYD mi demek istiyorsunuz?

Burada hem PYD’yi hem de Kadri Cemil yönetimindeki Kurtuluş ve Değişim Cephesi'nden söz etmiştim. PYD mesela... Onlarla aynı çizgide değiliz. Ancak sahada karşılığının olduğunu inkâr edemem. Ben Arap milliyetçiliğini savunan bir partinin başındayım. Dolayısıyla Kürtlerin projesine karşıyım. Ancak varlıklarını da inkâr edemem. Onları yok sayamam. Eğer varsalar onlarla çalışmak zorundayım. Aynı zamanda rejimin vizyonuna yakın bir proje benimseyen gruplar da var. Onları da yok sayamam. Çözümde, onları dışlayamam. Çünkü onları dışlarsak çözümü zayıflatmış oluruz.

Tünelin sonunda ışığın olması için ilk adımın Riyad olduğunu söylediniz. Riyad toplantısı bu kadar önemliyse neden bu toplantı devrimden beş yıl sonra geldi?

Ben kimseyi suçlamak istemem. Biz hem SUK ile hem SMDK ile birçok protokol imzaladık. Ancak maalesef onlar bu anlaşmalara bağlı kalmadılar. Ancak Kahire’de 2014’te, Paris’te de 2015’te bir toplantı yaptık ve aramızdaki farkların çok fazla olmadığına kanaat getirdik.

Türkiye’nin Suriye ayaklanmasına yönelik tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Beşşar Esed ile yaptığı altı saatlik toplantıdan sonra devrimi destekleme kararı aldı. Ancak Türkiye sadece kendisine yakın bulduğu silahlı grupları destekledi. Ulusal Koordinasyon Kurulu’na karşıydı. Bizden bir heyet Türkiye’ye gitmişti devrimin başında. Sayın Davutoğlu ile bir toplantı yaptılar. Ama bizi ciddiye almadı. İkincisi gerçekleşmedi. Türkiye’de bizi dinleyecek bir kulak bulamadık. Türkiye’nin bu tutumu muhalifleri böldü. Ancak insani meseleler konusundaki tutumu nedeniyle Türkiye’ye teşekkür borçluyuz. İki buçuk milyon Suriyeliyi ağırlayarak elinden geleni yaptı. Biz Türkiye ile birçok kez iletişim kanalı açmaya çalıştık. O kapıyı kapatan hep Türkiye oldu. Biz Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaktan yanayız.

Sizin içinizde Rusya yanlısı partiler var. Rusya’nın askeri müdahalesi için ne düşünüyorsunuz?

Bizim Marksist bileşenlerimiz, Marksist olmayan bileşenlerimize oranla, Rusya’ya karşı daha katı bir tutum sergiliyor. Rusya’nın müdahalesini kınıyoruz. Bunu yüz yüze görüşmelerimizde de Ruslara da söyledik. Rusya, rejime göre bir siyasi çözüm arıyor. Ama bence Rusya, ikinci bir Afganistan savaşını kaldıramaz. Doğruya doğru, eğriye eğri diyeceksek, Rusya ile birçok konuda anlaşamıyoruz. Ters düşüyoruz. Ancak onların tutumu bizim onlarla iletişim kurmamıza engel değil. Her zaman konuşuyoruz.

Kaynak: Al Jazeera

 

Ola Karakurt

1987 yılında Suriye'de doğdu. üniversiteden 2009'da mezun oldu. Türkiye'deki Suriyeli sığınmacı okullarında görev yaptı. Gazeteciliğe 2014'te Al Jazeera Türk'te başladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;