Bilim-Teknoloji

'Fikirler desteklenmediği için yok oluyor'

Genç firmaların uluslararası pazarlara açılmasına destek vermek amacıyla İTÜ Arı Teknokent tarafından girişimci programında danışmanlık yapan Serhat Çiçekoğlu, Türk girişimcilerin çok zor bir ekosistemde var olmaya çalıştıklarını ve yeterince destek bulamadığını belirtti.

Konular: Bilim-Teknoloji

İTÜ Arı Teknokent tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’deki genç firmaların yurt dışına açılması için gerekli süreci hızlandırmayı amaçlayan İTÜ GATE programı, Ocak ayı içinde sekiz genç firmayı ABD’ye gönderecek. Chicago Loyola Üniversitesi Risk Yönetimi Merkezi Direktörü olan Serhat Çiçekoğlu, aynı zamanda danışmanlık yaptığı programla girişimcilerin ihtiyacı olan desteği vermeye başladıklarını belirtti.

Al Jazeera’ya konuşan Çiçekoğlu, Türkiye’deki altyapının henüz girişimcilere küresel alanda rekabet etmelerini sağlayacak fırsatları tanımadığını ancak son dönemde artan çabalarla Türkiye’nin dünyaya ihracat yapan ve teknoloji üreten bir seviyeye geleceğini ümit ettiklerini söyledi.

Programın ana hedefi nedir?

İTÜ Arı Teknokent çekirdeği içi ve dışındaki genç firmaların dünya pazarlarına açılabilmesi ve rekabet güçlerini artırabilmek için hazırlık süreçlerini tamamlamalarına yönelik bir program olarak hazırlandı. Bu programın hazırlık kısmını tamamladıktan sonra da almış olduklarını uygulamak adına ABD'de bir süre geçirmeleri öngörüldü. Bu sürede bulundukları alanda işbirlikleri kurabilmek için firmalarla bir araya gelip uzun vadeli işler kurmaları amaçlandı. Programın çıkış noktası, 2010 yılında üzerinde çalıştığım proje sırasında Türk ekosisteminde yaptığım gözlemlerden yola çıktık. Aslında Türkiye'deki girişimcilerin fikir veya yetenek eksikliği değil, dünya çapında kendileri gibi olan firmalarla rekabet etmelerini engelleyen altyapı eksikliğiydi. Bunlardan bir tanesi rekabeti ne anlama geldiğini çok iyi bilmemeleri, bir diğeri de bu rekabet için gerekli olan finansman kaynaklarına erişmedeki sıkıntıydı. Biz bunun birinci kısmını İTÜ'nün düzenlemekte olduğu programla sağlıklı ve zengin bir şekilde tamamlandığını düşünüyoruz. Özellikle mezun olan sekiz firma, küresel rekabete hazır hale gelmiş durumda. Programın ikinci kısmında, Türkiye'de en büyük sorun olarak karşımıza çıkan hızlı büyüme için finansman sıkıntısını çözmek var. Bu başka bir proje olarak değerlendirilmesi gereken bir konu.

Girişimcilerin yaşadığı en büyük sıkıntı nedir?

Girişimcilerimiz çok cesur ve oldukça zor bir ekosistemde çalışıyorlar. Bugün baktığınızda kayıt altında en az üç bin girişimci ve bir o kadar fikre sahip insan olduğunu görebilirsiniz. Türkiye’de yatırım havuzunun hızla büyümesi gerekiyor. Türk hükümeti bu alanda doğru adımlar atarak havuzun gelişmesi için destek veriyor. Yatırım gücü yüksek kişi veya firmaların da bu alana girmesi büyük önem taşıyor. Bu Türkiye'ye özel bir durum değil. Türkiye bu adımı hızlandırmazsa, şu anda tüm hızını kaybetme riski yaşayabilir ve önceden bu süreci tamamlamış ülkelerin gerisinde kalır.

Batı ülkelerinde çok fazla girişimin desteklenmesi ekosistemi boğmuyor mu?

Yatırımcı olmak demek gereken filtrelemeleri yapabilmek demek. Ancak istatistiksel olarak baktığınız zaman bir yatırımcının havuzundaki girişimlerin en fazla yüzde 15'i başarılı oluyor. Bu yüzden çevrenizde finansman kaynağına ulaşmayı başarmış girişimcilerin yüzde 80-85'i zaten iflas edecek. Bunu biliyoruz ve bekliyoruz. Bu yüzden verdiğimiz desteğe girişim sermayesi diyoruz. Yatırımcıların birden çok girişime ufak ufak katkıda bulunması ve bu havuzun hızlı büyümesine yardım etmelerinin önemi burada yatıyor. Bu açıdan bakıldığında bence yatırımların beklenen sonucu vermemesi bazı durumlarda son derece doğal. Eksik olan yeterince yatırımcının yeterince girişimciye yardım yapmamasından dolayı başarılı olabilecek bir fikrin ortaya çıkamadan yok olması. Bence Türkiye için acı olan gerçek bu. Burada melek yatırımcıları eleştirmek adına söylemiyorum ancak birkaç isim dışında dünyanın çok gerisindeyiz. Bir elin beş parmağını geçmeyen bir havuz söz konusu ve faaliyetleri yetersiz. Bu durumun nedenlerinden biri yatırımcının yatırım yapma aşamasında kullanacağı karar verme mekanizmasının gelişmemiş olması.

Şirketler girişimcilere nasıl destek olmalı?

Gelişmiş olan ekosistemlerin hepsinde, büyük sanayi şirketleri büyük oyuncular olarak yer alırlar. Türkiye'deki ekosistemin finansman sıkıntısının ardından en büyük sorunu da bu. Genç firmalar belli bir boyuta geldikten sonra likidasyon aşamasına adım atmak için borsaya girecekler, bir stratejik tarafından satın alınacaklar veya bir başka firmayla birleşecekler. Bir diğer ve en çok görülen opsiyon da iflas bayrağının çekilmesi. Türkiye'deki büyük şirketlerin neredeyse hiçbiri Batı'daki firmalar kadar kendi girişimci ekosistemlerinde aktif değiller. Burada aktif olmayı Teknokent'te bir firma açmak olarak görmemek lazım. Şirket satın alan, ana şirket olarak aktif olmaktan bahsediyorum. Bunun güzel örneklerini görmeye başadık. Büyük firmaların kendi kuluçka merkezlerini kurarak teknokentlerle rekabet etmeleri yerine, henüz emekleme safhasında olan teknokentlerde yatırımcı olarak aktif hale gelmeleri için bence zaman geldi hatta geçiyor. Türkiye'de finansman gücünü GSYİH ile bağlantılı bir şekilde büyütecek bir sistem kurabilirsek, Türk ekosistemini hızla büyümesini sağlayacak girişimci potansiyeline zaten sahibiz.

Kaynak: Al Jazeera

Müfit Yılmaz Gökmen

Bilim-Teknoloji yazarı Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;