Hrant Dink cinayeti

Hrant Dink iddianamesi: 'Yol verilen' bir cinayet

Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede Gülen Cemaati yapılanmasının, emniyet içindeki oluşumunu tamamlamak için cinayeti önlemediği belirtildi. Savcının "yol verilen cinayet" diye tanımladığı suikast ile Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarının önünün açıldığı ifade edildi.

Hrant Dink 19 Ocak 2007'de Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos Gazetesi önünde öldürüldü.

19 Ocak 2007'de Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos Gazetesi'nin önünde öldürülen Gazeteci Hrant Dink cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 160 sayfalık iddianameye Al Jazeera ulaştı. İddianamede, cinayete ilişkin yer alan en çarpıcı tespit şu: 

"Şüpheli Ali Fuat Yılmazer, Ramazan Akyürek ve Coşkun Çakar'ın yöneticiliğini yaptığı suç örgütü tarafından önceden detayları ile bilinen emniyet içinde bir yapılanmanın aracı olarak yol verilen cinayet tasarısı gerçekleşmiştir."

"Emniyet içinde yapının oluşmasına engeldi"

Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Çoşkun Çakar’ın liderliğinde suç örgütü oluşturulduğu belirtilen iddianamede, "Oluşturulan suç örgütünce Emniyet teşkilatı içinde bir yapının oluşturulması amacıyla planlanan Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları önünde engel olarak görülen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'den F/4 raporlarına yansıyan Yasin Hayal tarafından Hrant Dink'in ne pahasına olursa olsun öldürüleceği, bu amaçla hazırlıklara başladığı, takipten kurtulmak için telefonunu bir köyde bırakacağı gibi hayati öneme haiz bilgiler gizlenmiştir" denildi.

"Güler’den bilgi saklandı ve tasfiye edildi"

İddianamede, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer tarafından İstihbarat Daire Başkanlığı C-2 Büro Amirliği içinde 2006 yılı Haziran ayında C-5 adlı büronun kurulduğu belirtildi. Onay alınmadan kurulan bu büronun, mevzuat dışı çalıştığını belirten savcılık, "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nce başlatılması planlanan Ergenekon soruşturmalarının hazırlıklarının yapıldığı, gizli bir yapılanma olan C-5 Bürosu'nun varlığı açığa çıkarılmıştır" tespitinde bulundu.

İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde Fethullah Gülen cemaati olarak adlandırılan grubun yapılanması amacıyla, Hrant Dink cinayeti işleninceye kadar bu konuda hareketsiz kalındığını belirten savcılık, şu ifadeleri kullandı:

"Yapılması planlanan Ergenekon Operasyonlarının hazırlıklarını, oluşturduğu gizli, mevzuat dışı kurduğu C-5 Bürosu'nda özel ekibi ile sürdürmüştür. C-5 Bürosu olarak adlandırılan, gizli birimde hazırlığı yapılan ve başlatılması planlanan Ergenekon operasyonlarına İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in Ergenekon şüphelilerine isnad edilen suçlamalarla delillerin uyuşmamasından ve delillerin yetersizliğinden dolayı karşı çıkması nedeniyle; yapılması planlanan Ergenekon operasyonlarının önünde bir engel olarak görülmüş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın o dönemdeki gücü ve etkisinden dolayı, Celalettin Cerrah'a rağmen Ahmet İlhan Güler'in İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden uzaklaştırılmaması nedeni ile, Hrant Dink cinayetinden 6 gün önce İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, İstihbarat Daire Başkanlığı Personel Şube Müdürü Coşkun Çakar tarafından Ankara'ya İstihbarat Daire Başkanlığı'na çağırılmıştır."

Dink, Yazıcıoğlu, Ergenekon ve Malatya’ya ilişkin çalışmalar

C5- adlı büronun 1 Haziran 2006 - 23 Mayıs 2012 tarihleri arasında mevzuat dışı çalıştığı belirtilen iddianamede, "C-5 Bürosu'na Hrant Dink cinayeti ile ilgili 62 adet, Ergenekon örgütü soruşturma ve davasıyla ilgili 131 adet, Malatya Zirve Yayıncılık cinayeti ile ilgili 79 adet, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü ile ilgili 69 adet, Aşırı Sağ Faaliyetler, Etnik Gerginlikler, Milli hassasiyetleri istismar faaliyetleri ve benzerleri ile ilgili 21.886 adet, toplamda 22.219adet evrağın düşümü yapılarak üzerinde çalışıldığı tespit edildi" denildi.

"Gülen örgütü cinayeti biliyordu"

Şüphelilerden Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Coşkun Çakar'ın, emniyet teşkilatı içinde Fethullah Gülen Cemaati olarak adlandırılan bir grubun yapılanmasını amaç edinen "Silahlı Terör Örgütü'nün" yöneticilerinden olduğu belirtilen iddianamede, "Bu anlamda amaç suçun gerçekleştirilmesi için Hrant Dink cinayetinin araç suç niteliğinde olduğu, bu örgüt tarafından Hrant Dink'in mutlak suretle öldürüleceği, bunun için hazırlıklar yapan suç örgütü yönetici ve üyeleri ile cinayeti işleyecek tetikçi "Ogün" ismine kadar her şey önceden bilinmesine rağmen, amaç suçun gerçekleşmesi için araç suç niteliğinde olan Hrant Dink cinayetinin gerçekleşmesinin beklendiği tespit edilmiştir" tespitine yer verildi.

"İstihbarat Daire Başkanlığı’na eleştiri"

İddianamede cinayetin faili Ogün Samast’ı takip eden istihbaratçılarla ilgili soruşturmanın ayrıldığı ve devam ettiği belirtildi. Savcılık ayırma kararında İstihbarat Daire Başkanlığı’nı da eleştirdi.

Cinayet anında Samast’ın çevresinde bulunun şüpheli şahıslarla ilgili yapılan çalışmalar çerçevesinde, bölgenin HTS (telefon kayıtları) kayıtlarının temin edildiğini belirten savcılık, "HTS kayıtları ilgili mahkemelerinden alınan kararlarla TİB'den temin edilmesine rağmen İstihbarat Daire Başkanlığı'nın tüm olanaklarına karşın şüpheli şahısların belirlenememesinden dolayı soruşturma ayrılarak devam etmektedir" denildi.

"HTS kayıtları Engin Dinç’i yalanladı"

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in ifadesi de iddianamede yer aldı. Engin Dinç ifadesinde, 15 Şubat-17 Şubat tarihlerinde dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’i arayarak, "Hrant Dink’i öldürecekler, bu adamı korumak lâzım" dediğini öne sürdü. Savcılık önce bu iddiayı şüpheli Ahmet İlhan Güler’e sordu. Güler, Engin Dinç’in kendisini zaman zaman aradığını ancak belirttiği gibi, "Hrant Dink’i öldürecekler, bu adamı koruyun" şeklinde bir şey söylemediğini, 15- 17 Şubat 2006 tarihleri içerisinde kendisini aramadığını ifade etti.

Savcılık bunun üzerine Engin Dinç’in HTS kayıtlarını incelemeye aldı. İddianamede, HTS kayıtlarının önce İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerince elden takip yetkisi verilerek TİB'den istendiği belirtilerek, "HTS kayıtlarında şüpheli Engin Dinç'in şüpheli Ahmet İlhan Güleri'i belirtilen tarihlerde aradığına dair bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir" denildi.

"Engin Dinç bugüne kadar gizlenen iki rapor sundu"

Cinayetten bugüne kadar hiç ortaya çıkmayan iki raporun, Engin Dinç’in ifadeye gelmesiyle birlikte savcılığa kendisi tarafından sunulduğu belirtildi. Söz konusu iki istihbarat raporunun kayıtlarda olduğunu ancak savcılığa yıllardır sunulmadığını anlatan savcılık, şu vurguyu yaptı:

"Şüpheli Engin Dinç savunması sırasında; İstihbarat Daire Başkanlığı'nda yaptıkları araştırma sonucunda C.Başsavcılığımıza ifade vermeye gelmeden önce Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü'nce İstihbarat Daire Başkanlığı'na hitaben yazılmış 14/09/2006 tarihli yazı ve eki 12/09/2006 tarihli ve 11 nolu F/3 gizli buluşma raporunu bulduklarını söylediği, 14/09/2006 tarihli ve 175177 sayılı yazı ve eki F/3 buluşma raporunu savunmasına ek olarak soruşturma dosyasına sunmuş olup, 12/09/2006 tarihli F/3 buluşma raporu ve bu raporda düzenlendiği belirtilen F/4 haber raporunu Hrant Dink cinayetinin işlendiği tarihten itibaren bütünsoruşturma makamlarından gizlendiği tespit edilmiştir."

"Bilgiler Trabzon ve İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan silinmiş"

Söz konusu raporlardan birinin dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay tarafından düzenlenerek İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderildiği, diğer raporun ise Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli iki polis memurunun Erhan Tuncel ile yapılan gizli buluşma üzerine düzenlendiği belirtildi. Söz konusu görüşmelere ilişkin hazırlanan raporun bulunduğu Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü’ndeki bilgisayarlardaki bilgilerin de yok edildiği vurgulandı. İddianamede, "İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü'nde bulunan 11 nolu F/4 raporuna ilişkin kayıtların da bilgisayar ortamında yok edildiği anlaşılmıştır" denildi.

"Trabzon Emniyeti'nde 9 klasör evrak bulundu"

Savcılık, soruşturma kapsamında İstihbarat Daire Başkanlığı görevlilerine Trabzon İstihbarat Şube’de inceleme yapılması talimatını verdi. Bu talimat gereği Eylül 2015’te inceleme yapıldı. Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün arşivinde yapılan incelemelerde 9 klasör evrağın bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, "Hrant Dink cinayetine ilişkin 9 klasör evrak arasında yine bu güne kadar resmi kayıtlarda gösterilmeyen, soruşturma makamlarından gizlenen 19/10/2006 tarihli 2006 61199250 sayılı dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay imzalı ve Trabzon İstihbarat'ta görevli polis memurları Mehmet Ayhan, Ercan Demir, Faruk Sarı paraflı (12) numaralı (F-3) buluşma raporunun resmi yazı ile İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderildiği, Erhan Tuncel ile yapılan bu buluşmada üniversite harç masrafı olarak 220,00-TL ödemenin yapıldığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı.

"Ogün Samast son ana kadar kontrol altındaydı"

Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün cinayetten iki gün öncesine kadar bile Yasin Hayal ve Ogün Samast’ı takip ettiğini, kontrol altında tuttuğunu belirten savcılık, şunları söyledi:

"Hrant Dink cinayetinden sonra 20/01/2007 tarihinde, Trabzon İlinde cinayet zanlıları Yasin Hayal ve grubunun bir arada bulundukları sırada yakalanmaları da, 17/01/2007 tarihinde takip edilen grubun takibine devam edildiğinin, Hrant Dink cinayeti tasarısını geliştiren ve gerçekleştiren şahısların Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerince bilindiğini göstermektedir. 17/01/2007 tarihli raporda; bir konu gereği Pelitli Beldesinde bulunan Polis Okulu civarına gidildiğinde, Yasin Hayal isimli şahsın da Vizyon isimli kafeden çıkarken, tesadüfen görülerek olay raporlaştırılmış izlenimi verilmiş ise de, 17/01/2007 tarihli raporun düzenlemesi tesadüf olmayıp, 17/01/2007 tarihinde de Hrant Dink cinayetini işlemeyi tasarlayan grubun takip edildiğini göstermektedir."

Ergenekon sanıklarına takipsizlik

Hrant Dink’in öldürülmesinde kamu görevlilerinin ihmali olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Ergenekon sanıkları ve emniyetçilerin de aralarında olduğu 50 kişinin şüpheli olarak incelendiği ortaya çıktı. İnceleme sonucunda 50 kişiye yönelik Dink’in öldürülmesinde kamu görevlilerinin ihmali olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmada takipsizlik verildi. Dava açılmasına gerek görülmeyen isimler arasında Ergenekon davasında yargılanan Mehmet Fikri Karadağ, İlhan Selçuk, Avukat Kemal Kerinçsiz, emekli General Veli Küçük, Oktay Yıldırım, Hikmet Çiçek, Vedat Yerener isimleri yer aldı. Takipsizlik verilen isimler arasında ayrıca eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü olan ve "paralel yapı" soruşturması kapsamında müfettiş olarak rapor hazırlayan Selim Kutkan, Dink cinayetinin işlendiği dönemde Malatya İstihbarat Şube amiri olan, şu anki Konya Kom Şube Müdürü Ali Loğoğlu gibi isimler bulunuyor.

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;