Bilim-Teknoloji

'İnternet için yatırımcı sayısı az'

Türkiye'nin ilk internet girişimcilerinden olan Ersan Özer, yatırımcı sayısının azlığından şikayetçi. Al Jazeera'ye konuşan Özer'e göre yurtdışındaki girişimler Türkiye'ye uyarlanmalı.

Konular: Bilim-Teknoloji
 

İnternet girişimcisi Ersan Özer, Türk internet tarihinde adı duyulan birçok sitenin kurucularından. Yaşı otuzun üzerinde olanlar onu itiraf.com'daki 'sitesahibi' rumuzu ile tanıdılar. Sitede yaptığı yorumlarla üyelerle arasında bir bağ oluşturan Özer, daha sonra uzmantv'nin de kurulmasında rol oynadı. 

Halen çalışmalarını, ortağı olduğu YouTube partner şirketi ile devam ettiren Ersan Özer ile Türkiye'deki internet ekosistemi, girişimcilik ve sosyal ağlar üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye'deki internet ekosistemini nasıl görüyorsunuz?

Maalesef çok yol alamadığımızı düşünüyorum ben bu konuda. Çünkü ekosistem denince aslında 2 temel öğe var: Biri yatırımcı, biri girişimci. Biz hala yatırımcı tarafında çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Sadece Türkiye'de konuşlanmış bir elin parmakları kadar yatırımcı var. Sağ olsunlar Rusya'dan, Avrupa'dan ve ABD'den gelenler de var ama Türkiye'de girişimciler için toplamda 10-15 tane yatırımcı seçeneği bulunuyor. Bu da hiç yeterli değil. Çünkü ne kadar çok yatırımcı olursa o kadar çok ilgileri farklılaşıyor, kimisi içerik işine, kimisi e-ticaret kimisi de sosyal topluluk işlerine ilgi duyuyor. Dolayısıyla Türkiye'de girişimci az olduğu için örneğin Foursquare gibi bir şey yapmaya kalkışırsanız muhtemelen para bulamazsınız.  Ona ve içerik işine ilgi duyan yatırımcılar yok. Bu yüzden Türkiye'de yatırımcı eksikliği çok fazla. Türkiye'de ekosistem yok demek anlamına geliyor. Çünkü pazarlamacılar ekosistemin parçası oluyor, başka ülkelerde bunu yurtdışına açanlar sistemin bir parçası oluyor, bilişim üzerine uzmanlaşmış hukukçular var, onlar hep ekosistemin parçası.  Ama bunların hepsi destek elemanları.

Bir ekosistemin varlığından bahsedilmesi için bizim en çok ihtiyacımız olan para ve işi yapan insan olması gerekiyor. Evet işi yapmak isteyen insanlar var. Ama maalesef para az olduğu için kimisi başlayamıyor, kimisinin nefesi kısa kalıyor, kısa zamanda vazgeçiyorlar. Çünkü büyük örneklerden gidecek olursak sadece yatırımları ile geçiniyorlar. Biz uzmantv'ye 4.5 sene para kazanmadan baktık ve yatırım almadık. Ama biz bu işi başka bir işimizle sübvanse ettik. Ondan dolayı yaşayabildik.

Yani bu şu demek: Biz şu an bir yatırımcının ağzına bakıyor olsaydık uzmantv diye bir değer olmayacaktı. O yüzden de yatırım çok çok önemli.  Özetle şu an Türkiye’de bir ekosistemden bahsetmek çok mümkün değil.   

Türkiye'de girişimcilik var mı?

Çok güzel bir kelime aslında girişimcilik. Girişmekten geliyor. Gerçekten de girişimcilik şu: Gerçek hayatta bir işi önce kafanızda şekillendiriyorsunuz. Ondan sonra 'ben o işi yapacağım' diye girişiyorsunuz. İnternette de aslında çok farklı değil. Kafanızda kurguluyorsunuz. Arkasından da ‘nasıl yaparım’ı çözmeye çalışıyorsunuz. Yeteneklerinize bakıyorsunuz. ‘Nereden para bulurum’a bakıyorsunuz. Eşinizden, dostunuzdan, babanızdan, annenizden para istiyorsunuz. Arkasından da o hayalinizi hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. İnternette girişimcilik bu.
Eskiye göre çok fark var. 2000 yılından beri bu işin içerisindeyim. 15 sene oldu. Bizim zamanımızda bir şeyleri yapmaya başlamak çok daha kolaydı. Çünkü şimdiki kadar çok sermaye gerektirmiyordu. Çünkü şimdiki kadar rekabet yoktu. Bizim zamanımızda gittigidiyor, yemek sepeti, sahibindencom ve kariyernet çıkabildi. Ama siz şu anda ikinci bir kariyernet'i, ikinci bir sahibindencom'u çıkarabilmek için çok ciddi bir sermaye gücü ile girmeniz gerekiyor.

E-ticaret yapacaksınız ve çorap satacaksınız. Artık internette çorap satan 20-30 tane firma var. Yol alabilmek eskisi kadar kolay değil. Sermaye gerektiriyor. Birileri köşeleri kapmış. İnsanların kafasında bazı şeyler konumlanmış. 'Yemek söyleyeceğim zaman gideceğim yer belli, açık artırma için gideceğim yer belli, araba ilanı için gideceğim yer belli. Hal böyle olunca artık sizin bunu kırmanız ve işin içine girmeniz son derece zorlaşıyor. Artık sadece para değil, zaman, sabır ve ciddi emek gerektiriyor. Özetle artık eskiye göre hem girişimci olmak hem de internet girişimcisi olmak çok daha zor.

Türkiye'deki internet ekosistemini dünyaya göre nerede?

Aslında dünyada da bu işin merkezi ABD. Bizden çok farklı değil. Avrupa'da da durum aynı. Ama biz yapabileceğimiz halde bir tık daha geride kaldık. Örneğin şu an Avrupa'da milyar dolarlık şirketler var. ABD'de zaten çok fazla var. Avrupa'da İsveç çıkardı, Estonya bile milyar dolarlık şirket çıkardı. Artık bizim de yol alabilmemiz gerekiyordu. Fakat bizdeki en büyük sıkıntı çıkışlarımız yok. Brezilya ve Rusya'da ikinci ve üçüncü nesil çıkış yapmaya başladı. Bizde ise hala birinci nesil olup çıkış yapamayanlar var. Örneğin birinci nesile örnek gittigidiyor çıktı. Markafoni çıktı ki o ikinci nesile örnek. Bunlar bir elin parmakları kadar.

Bu işin dünyadaki işleyişine baktığınız zaman birinci neslin şu anda temizlenmiş olması gerekiyor. Artık ikinci nesillerin bile çıkışlarının sonlanmaya yakın olması gerekiyor. 15 senede beşer senelik periyodlarla üçüncü nesil girişimcilerin artık çıkış yapması lazım. Örneğin bitaksi'nin ne zaman çıkış yapacağını konuşmamız lazım. Çok tekil örneklerimiz var aslında. 5 tane örneğimiz yok aslında. Türk internetinin en az Avrupa'nın seviyesinde olması gerekiyor en azından. Fakat o seviyede bile değil. Bunun birçok sebebi var aslında. İnovasyon yapmak çok zor. Çünkü yatırım bulamıyorsunuz. Var olan modelleri kopyalamak durumundasınız. Benim de önerdiğim o aslında.
Türkiye'de yeni bir şey yapmak sıkıntılı. O yüzden kopyalamak çok daha hayırlı. Hatta bunu söylediğim zaman suçlanıyorum. 'Sen insanları kopyalamaya sevk ediyorsun Öte yandan da Türkiye'nin gerçeği bu. Ben bunu söylemediğimde her ay bir Twitter , Facebook çıkarsak susacağım. Oturmuş iş modellerin bile örnekleri Türkiye'de yoksa yurtdışında tutmuş modelleri uyarlamamız gerekiyor. Oradan belki bir yol alabiliriz. Böyle yaptığınız zaman yatırım alma konusunda da daha şanslı oluyorsunuz. Çünkü yeni bir şey yaptığınızda yatırımcının bundan nasıl para kazanacaksınız şüphesi oluyor. Ama siz Markafoni örneğinde olduğu gibi yurtdışında var olan bir modeli Türkiye'ye alıp uyguladığınızda yatırımcı buna çok daha güvenle bakıyor.

Twitter ve YouTube kapatıldı. Bu tarz müdahaleleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birincisi çocuğum için endişeleniyorum. Ben şu anda YouTube işi yapıyorum. Almanlarla ortak bir iş yapıyoruz. Şubat ayında Türkiye'de bir şirket kurduk. İyi bir başlangıç yaptık. Mart ayında YouTube kapandı. Burada ülkemizin ne kadar itibar kaybına uğradığını çok net bir şekilde gördüm. Alman ortaklarımıza ve İsveçli CEO'muza ‘YouTube kapandı’ dedik. Bu imajımız açısından çok hayırlı bir şey değil. Kendi adıma ve ülkem adına utandım.
İnovasyon ve yeni bir şeyler bulabilmek için özgürlük olması gerekiyor. Bizim çok daha rahat düşünmemiz gerekiyor.

"Twitter'ı kuran Türk olsaydı şimdi cezaevindeydi"

Düşünün şu an Twitter'ı bir Türk kursaydı şu an Silivri'deydi. Sitesi kapatılmıştı ve müebbet hapis alıp Silivri’de gün sayıyordu. Eğer biz çok temel demokratik koşulları sağlayamazsak, ülkemizde hiçbir konuda yol alamayız. Hem ülkem, hem kendim, hem de 11 yaşındaki oğlum adına üzülüyorum. Daha doğrusu YouTube'u yasaklayanların olduğu ülkede yaşadığı için üzülüyorum.

Artık görülmesi gerekiyor ki YouTube'u ya da Twitter'ı yasaklamayla bu işi durduramazsınız. Şu an Facebook Türkiye'nin en büyük trafiğine sahip sosyal medya ağı. Hatta Facebook'tan sonra Twitter değil WhatsApp geliyor. Bu uygulama da aynı şekilde sosyal ağ. Benim eşimin sınıftaki annelerle yaptığı 20-30 kişilik bir grubu var. Bu aslında sosyal ağ. Mesajlaşma olarak algılıyoruz ama bu bir sosyal ağ.

İnternetin kablosunu çekseler insanlar cep telefonlarıyla SMS ile sosyalleşecek. Bunun sonu yok. Bunu öğrendik biz. Artık devir iletişim devri. Facebook gider WhatsApp'ı kullanırız. WhatsApp gider Twitter'ı kullanırız. Dolayısıyla bunun artık önünü alamazlar.

Türkiye'den global internet projesi çıkar mı?

Çıkar tabi. Bir tane çıkar, iki tane çıkar.  ABD ya da İsrail'deki gibi çok büyük girişimlerimiz olmayabilir. Bir tane ya da iki tane çıkabilir. İtalya'da moda ekosistemi var. Orada bir sürü enteresan işler çıkıyor. ABD'de bir Silikon Vadisi kurulmuş. Orada da ilginç işler çıkıyor. Bu işler bir ekosistem, bir rol model gerektiriyor. Örneğin YouLike diye bir proje denedik. Maalesef başarılı olamadık. Başarsaydık 'Ersan yaptı, ben de yaparım' diyen başka arkadaşlar çıkacaktı. Şu anda biz de beceremediğimiz için 'bak Ersan deneyimli adam beceremedi, ben hiç beceremem' diyen insanlar çıkacak. Bir parça bir yol alsak, bir tanesi yırtsa (ki ufak tefek yapanlar var bunu aslında ama çok büyük örneği yok) biz de arkasından devam edeceğiz.

Belki de global büyük başarı çıkaracağız diye uğraşmamak lazım. Global iş yapmak lazım ki böyle yapan arkadaşlarımız var.  Mailing işi yapan arkadaşlarımız var. Bakırköy'de iki kardeş oturuyorlar ve dünyaya iş yapıyorlar. Senelerdir yurtdışından para kazanıyorlar. Bu yapılamaz bir şey değil.

Biz de mesela Alman ortaklarımız olduğu için bir içerik ürettiğimizde bunun İngilizce, Rusça ya da Portekizce versiyonunu yapalım diye düşünüyoruz. Oradan belki başarı yakalayacağız. Bunu birilerinin denemesi gerekiyor. Belki bizim video alanında böyle başarılarımız olacak.

YouTube kapandığı için AfacanTV isimli bir kanalımıza ek olarak SuperKids TV isimli İngilizce sürümünü yaptık. Oradan yol alabilirsek biz de göreceğiz ki bu iş yapılabiliyormuş.

Çıkmaz diye bir şey söz konusu değil. Denemek gerekiyor. Facebook ya da AngryBirds çıkarmamız gerekmiyor. Küçük, globale iş yapan, bölgemize iş yapan örnekler dahi yapsak bizim için antrenmandır. Sonra Facebook'u da yaparız.

İnternet üzerinden iş yapmak isteyenlere ne önerirsiniz?

Birincisi internete hakim olmaları gerekiyor. İnternet kolaymış gibi görünüyor. Doktor olmak ya da mühendis olmak için belli bir eğitim almak gerekiyor. Ama girişimci olmak için bir eğitim almak gerekmiyor. Benim onlara tavsiyem ilgi duydukları ya da zaman içerisinde bilgi biriktirdikleri alanlarda bir girişime kalkışmaları gerekiyor. Çünkü internet işi yapmak çok ciddi deneyim gerekiyor.

Diyelim ki çorap satacaksınız. Çorabı buldu, hazır bir yazılım satın aldı. Siteyi açtı. Şu anda sitesini Konya ovasının ortasında açmış oluyor. Yani siteyi açmak için 1 TL harcıyorsa 10 lira insanları Konya Ovası'na getirmeye harcaması gerekiyor. Yani pazarlamadan bahsediyorum. Yani para gerekiyor. Sizin Konya Ovası'ndaki dükkanınızı İstinye Parka taşımak için ciddi bir para harcamanız gerekiyor. Bu da biriminizin olması anlamına geliyor.

Bir arkadaşımın evini video işi yapan birileri kiralıyor. İkinci ay kira verememişler. Siz ikinci ay kiranızı veremeyecek durumdaysanız cengaverlikle yola çıkmışsınız demektir. Bu böyle olmaz. En azından 1 senenizi planlamanız gerekiyor. En azından 2-3 sene para kazanmayacağınızı varsaymanız gerekiyor. Sitenizi nasıl ayakta tutacağınızı ve nasıl pazarlama yapacağınızı planlamanız gerekiyor.

Türkiye'de yatırımcı yok maalesef. Yurtdışında Friends-Family-Fools (Arkadaşlar, Aile, İkna ettiğiniz kişiler) formülü var. Bunlardan para bulmanız gerekiyor. Yani paranız olacak, bildiğiniz işi yapacaksınız, sabrınız ve zamanınız olacak. Ondan sonra da bu işe kalkışabilirsiniz. Ama ben 3 ayda şu kadar para kazanırım, dördüncü ay iş kendini çevirmeye başlar gibi hayallerle yola çıkmamak gerekiyor. Bir başlayalım da 3 ay sonra yatırım buluruz, ondan sonra dördüncü ay devam ederiz gibi hayallerle yola çıkmamak gerekiyor.

Çünkü şu gerçeği unutmamak lazım: girişimlerin çok büyük kısmı başarısız oluyor. ABD'de yüzde 90 oranında rakamlar veriyorlar. Bizde öyle bir rakam var mı ben bilmiyorum. O yüzden 'ben başarısız olmamak için ne yaparım' diyerek yola çıkmak gerekiyor. Diğer türlü 'ben başarılı olurum' diye yola çıkarsanız orada sıkıntı var. Bu bakımdan başarılı olmak için değil, başarısız olmamak için yola çıkmak lazım.  

Kaynak: Al Jazeera

Özgür Çetin

Bilim-Teknoloji yazarı Devamını oku

Müfit Yılmaz Gökmen

Bilim-Teknoloji yazarı Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;