Türkiye

"Kırmızı Kitap"a iki farklı bakış

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki ilk MGK toplantısından "paralel yapı" ile mücadele kararı çıktı. Al Jazeera, gazeteciler Ali Bayramoğlu ve Avni Özgürel'e MGK kararlarına giren "paralel yapı" ve Kırmızı Kitap'ı sordu, iki farklı yanıt aldı.

Konular: Türkiye
Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez bir MGK toplantısına başkanlık etti. [AA]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve seçilmesinin ardından ilk kez başkanlık ettiği Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısından sonra yapılan yazılı açıklamada 'paralel yapı” vurgusu ön plana çıktı. Bir MGK bildirisinde ilk kez 'paralel yapı' ifadesi yer aldı. Açıklamada, "Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır" denildi.

MGK’ya göre, “paralel yapı” olarak adlandırılan Cemaat yapılanmasının Türkiye içinde ve Türkiye dışında yasal ve yasal olmayan örgütlenmeleri var ve bu yapılar ulusal güvenliği tehdit ediyor. Bundan sonraki adım, artık tehdit olarak MGK tarafından da kabul edilen Cemaat yapılanmasının "Kırmızı Kitap"a girmesi. "Kırmızı Kitap", devlete yönelik tehditlerin belirlendiği bir belge. MGK’da tavsiye niteliğinde alınan kararlara uygun olarak hükümet tarafından devletin çeşitli kurumlarından görüş alınarak hazırlanacak “Kırmızı Kitap” son olarak Başbakan tarafından imzalanacak. Peki MGK kararlarını siyasi gözlemciler nasıl karşıladı? Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla yönettiği ilk MGK’nın etkileri neler olabilir? İşte bu soruları siyaseti yakından takip eden isimler ile konuştuk.

Ali Bayramoğlu, ilk izleniminin devletin eski geleneklerinin devam ettiği yönünde olduğunu söyleyerek MGK kararlarına eleştirel yaklaşıyor.
[[Arşiv-AA]]

MGK askeri vesayeti sürdürüyor mu?

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu, ilk izleniminin devletin eski geleneklerinin devam ettiği yönünde olduğunu söyleyerek, MGK kararlarına eleştirel yaklaşıyor. Bayramoğlu, “Demokratlar tarafından daha önce çok sert bir şekilde eleştirilen askeri vesayet döneminin simgesi sayılan bir unsura dayanan, yani hükümet ve siyaset üstü bir yapının siyaseti belirleyecek bir şekilde politika tanzimi ve bu politikaların hükümeti yönlendirmesi anlamına gelen bir mantık var bunun arkasında” diyerek tavrını ortaya koyuyor. Bayramoğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kaldı ki askeri vesayetten en çok mağdur ve rahatsız olan, 28 Şubat dönemindeki aktörler bugün iktidarda. Dolayısıyla Türkiye’deki değişim süreci açısından adeta silahın kendisi değil de, o silahı kimin tuttuğu gibi bir endişe yaratıyor. Dolayısıyla rahatsız edici bir durum. Kırmızı Kitap’ta ister 'paralel yapı,' isterse başka bir yapı yer alsın ya da yer almasın, bunun böyle hükümet üstü bir devlet politikasına dönüştürülmesini ben demokratik açıdan son derece rahatsız edici ve sakıncalı görüyorum. Yani Milli Güvenlik ideolojisinden kalma tanımlar ve kurumlar maalesef bugünkü iktidar tarafından da kullanılıyor. Bence bu da sistemin doğası ve demokratik niteliği açısından da ciddi sorunlar içeriyor.” 

"Kırmızı Kitap geleneği sıkıntılı"

Bayramoğlu, yeni Cumhurbaşkanının tâbi olduğu modelin, 1982 Anayasası’ndaki parlamenter sistem modeli olduğunu, elinde yetkileri olmadığını, başbakan gibi davranma şansı olmadığını ama kendisini Türkiye’nin lideri, Ak Parti’nin de dolaylı olarak lideri olarak tanımlayan bir siyasi aktör olduğunu söylüyor. Erdoğan’ın bu çerçevede kendisinin nüfuzu ve temasının bulunduğu unsurları aktive edeceğini ve kullanacağını belirtiyor. Bayramoğlu şöyle devam ediyor:

“Bugün Kırmızı Kitap gibi bir geleneğin sürmesi ve bu şekilde aktive edilmesi mevcut iktidar açısından utanç verici, son derece sıkıntılı bir durumdur. Bu eski geleneğin sürmesi anlamına da gelir. Şunu unutmamak lazım, son dönemde Kürt meselesinde yaşanan tıkanıklıklarla askerlerin konuşmaları, açıklamaları da artmaya başladı. Bunlar hayırhah gelişmeler değildir. Asayiş ortamları yükseldiği zaman asayiş birimleri de değer kazanırlar ve bu ülkenin gelenekleri de bellidir. Sivilleşmeden bizim beklediğimiz çerçeveler devletçiliği, devlet vesayeti ya da tahakkümü gibi unsurları içeren kalıntıların  da ortadan kaldırılmasını gerektirir. Fakat bugün bunun tam tersini görüyoruz.”

Bayramoğlu'na göre, "paralel yapı" ya da 'Cemaat' denilen organizasyon bir suç işliyorsa, bu suçu takip edecek çeşitli yasalar, çerçeveler ve hukuk birimleri harekete geçebilir. "Ama" diyor Bayramoğlu; “Adı paralel yapı veya değil, böyle bir konunun Kırmızı Kitap’a girmesinin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Suç varsa takip edersin. Bunun için özel kitaplara filan gerek yok. Hukuk devletinin kuralları yeterlidir herhalde”.

Gazeteci Avni Özgürel
[[Arşiv-AA]]

"Asker de Cemaat'ten rahatsız"

Gazeteci Avni Özgürel ise MGK’nın ardından ortaya çıkan tabloyu daha farklı okuyor. Özgürel askerin, Cemaat ve hükümet arasındaki gerilime önceleri siyasetin kendi içindeki kamplaşması olarak baktığını, ancak sonra Cemaat oluşumunun askeri de rahatsız ettiğini söylüyor. Özgürel’e göre bunu tetikleyen de asker kişilerin de aralarında bulunduğu, Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde bakanlık makamında yapılan bir üst düzey görüşmenin basına sızması. Yazar bu konuda MGK’da askerin Cemaat'e karşı tavır alınması ile ilgili talepleri olduğunu söylüyor:

“Dışişleri makamında yapılan görüşmenin dinlenmesi ile ilk defa bir devlet görüşmesi, kozmik bir görüşme basına sızdı. Daha önce de MİT’in Oslo’da yürüttüğü görüşmeler sızdırılmıştı. Bütün bunlar yan yana konduğunda bu büyük oranda bir espiyonaj yani casusluk faaliyeti. Basına yansıyan kısımlar var, yansımayanları da mevcut. Bunların nerelere kadar nüfuz ettiğini bilmiyoruz. Bütün bunların askeri haddinden fazla tavır almaya sevk ettiği, Tayyip Erdoğan’dan ziyade askerlerin MGK’da bir tavır belirlenmesini arzu ettikleri anlaşılıyor”.

"Vesayet söz konusu değil"

Özgürel, MGK açıklamasında sadece bir cemaat yapılanmasından söz edilmediğini, birden fazla paralel ve illegal yapılanmadan söz edildiğini, farklı şekilde organize olmuş bu grupların devlet katına etki edebilme kabiliyetine yönelik girişimlerinden söz edildiğini belirtiyor: 

“MGK bildirisindeki cümleyi böyle okumak lazım. Tek bir yapıdan değil, bütün benzer yapılanmalarla, devlet içerisinde kendisine müstakil bir hiyerarşi oluşturmaya çalışan bütün yapılanmalarla mücadele kararıdır”. 

Özgürel, Ali Bayramoğlu’ndan farklı olarak bu durumun askeri vesayet anlamına gelmediğini düşünüyor. MGK’nın artık askerin de içinde bulunduğu gerçek anlamda istişari bir kurum konumuna geldiğini savunan Özgürel bu fikrini, “Burada siyasetin ortaya koyduğu tavır önemli. ‘Ne emredersiniz paşam’ diyerek gösterilen tavır ayrı, ‘Biz şöyle öngördük’ dediğiniz vakit gösterdiğiniz tavır ayrıdır. Siyaset sağlam durduğu zaman vesayet söz konusu olmaz” diyerek savunuyor.
 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;