Türkiye

'Köylüsün sen köylü kal'

Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden Çukurova'da kuraklık fazla etkili olmadı. Ama çiftçinin içi rahat değil. Büyük şirketlerle rekabet edemiyorlar. Adana'nın sanayi sektöründeki gerileme de bir başka sorun. Seyhan Ziraat Odası Başkanı, Adana'ya "Köylüsün sen köylü kal" muamelesi yapıldığını düşünüyor.

Haberin Öne Çıkanları

Kuraklık Adana'yı fazla etkilemedi.

Çiftçiler şirketlerle rekabet edemiyor.

Mevsimlik işçiler zor durumda.

Tarım Çukurova'nın kaderi olmaya başladı. Adana'da çiftçilerin yüzü nispeten gülüyor ama mevsimlik işçiler mutsuz.
Tarım Çukurova'nın kaderi olmaya başladı. Adana'da çiftçilerin yüzü nispeten gülüyor ama işçiler mutsuz. [Fotoğraf: Okan Yüksel - Al Jazeera]

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova üzerine kurulu olan Adana uzun yıllar Türkiye'nin pamuk üretim merkezi oldu. Pamuğun yanı sıra akla gelen hemen her türlü tarımsal üretimin de yapılabildiği kentte çiftçilik hâlâ en önemli meslek. Ancak sanayi sektörü son 10 yılda ağır darbe alan kentte çiftçilerin de sorunları ve talepleri var.

"Tarımın başkenti hâlâ Adana"

Adana'da sanayi alanında yaşanan kriz tarıma pek yansımamış gibi. Seyhan Ziraat Odası Başkanı Süleyman Girmen "Mevcut şartlarda Adana hâlâ tarımın başkenti olma hüviyetini devam ettiriyor. Ağırlaşan şartlara, değişen iklim koşulları ve kuraklığa rağmen hâlâ Adana tarımdaki gücünü ve üretim alanındaki kapasitesini arttırarak devam ettiriyor" diyor.

"Kuraklıktan kışlık bitkiler bir miktar etkilendi" diyen Girmen, buna rağmen çoğu bölgede sulama problemi oluşmadığı için yazlık ürünlerde kuraklık nedeniyle bir sorun yaşamadıklarını belirtiyor. Girmen, Adana'da tarımın hâlâ iyi bir seviyede olduğunu ancak sanayi alanındaki olumsuz gidişin bir risk olduğunu söylüyor. Sanayi olmayınca tarımın bundan daha fazla ilerlemesinin mümkün olmadığını düşünüyor. Cem Karaca'nın "İşçisin sen işçi kal" sözlerine gönderme yapan Girmen, yetkililerin Adana'ya "Köylüsün sen köylü kal" muamelesi yaptığını söylüyor.

Halil Soyubelli bir çiftçi. Kuraklıktan etkilenmese de büyük şirketlerle rekabet edememekten yakınıyor.
Halil Soyubelli bir çiftçi. Kuraklıktan etkilenmese de büyük şirketlerle rekabet edememekten yakınıyor. [Fotoğraf: Okan Yüksel / Al Jazeera]
"Çiftçiler şirketlerle rekabet edemiyor"

Kentteki kuraklık sulama kanallarıyla ciddi oranda aşılmaya çalışılsa da çiftçilerin farklı sorunları var. Bir bölümü uluslararası çalışan dev şirketlerin piyasaya girmesi ve kendi ürünlerini aracısız kendi alışveriş merkezlerinde direkt halka pazarlamaya başlaması Adanalı çiftçileri rekabet edemez konuma getirmiş. Yüreğir'deki Danişment köyünde çiftçilik yapan Halil Soyubelli "Şirketlerin devreye girmesiyle rekabet sorunu yaşamaya başladık. Karpuz, kavun ve diğer pek çok yazlık ürünü ekemiyoruz çünkü kâr edilemiyor" diyor. Soyubelli rekabet sorununa süpermarket zincirlerinin tarla kiralayarak, kendi ürünlerini yetiştirmeye başlamasının neden olduğunu belirtip ekliyor: "Onlar aracıya para vermedikleri için fiyatları aşağı çekebiliyor ama biz bunu yapamıyoruz."

Çiftçi Soyubelli, kuraklığın sulama kanalları sayesinde büyük oranda aşıldığını ancak bunun da çiftçiye maddi yük getirdiğini söylüyor. Çünkü çiftçi kanallardan kullandığı su için devlete ayrıca para ödüyor. Kanallar tepe ve dağ yamaçlarına kadar ulaşmadığı için orada bu imkânın da olmadığını, bu nedenle ürünlerini sulayamayan bazı çiftçilerin kuraklığa yenik düştüğünü ve büyük zarar ettiğini belirtiyor.

Yumurtalık'ta çiftçilik yapan Musa Vay, buğday ve ayçiçeğinde verimin düşüğünü söylüyor. [Fotoğraf: Okan Yüksel / Al Jazeera]
Yumurtalık bölgesinde verim düştü

Adana'nın Akdeniz kıyısındaki Yumurtalık bölgesindeyse kuraklık nispeten hissediliyor. Bölgede balıkçılık ve çiftçilik yapan Musa Vay, bu yıl kuraklık nedeniyle buğdaydan fazla verim alamadıklarını söylüyor. Musa Vay, "450 dönüm buğday ektim ancak ne yazık ki sadece masraflarımı karşıladım. Bu yıl kuraklık nedeniyle biraz sıkıntı yaşadık" diyor.

Yumurtalık'ta ayçiçeklerinin bir bölümünün yeterince gelişmediği ve kuruduğu da göze çarpıyor. Musa Vay ayçiçeğinde de verimin düşük olacağını, sorunu sulama kanallarıyla çözmeye çalıştıklarını söylüyor.

Mevsimlik işçiler 12 saat çalışıyor. Sadece yemek arasında soluk alabiliyorlar. Yemekleri ise genellikle pilav. [Fotoğraf: Okan Yüksel / Al Jazeera]
Madalyonun öteki yüzü: Mevsimlik işçiler

Çukurova'da çiftçinin yüzü nispeten gülse de emeğiyle ekmeğini çıkartmaya çalışan mevsimlik işçiler zor şartlarda hayat mücadelesi veriyor. Ziraat Odası'nın belirlediği 37,5 liralık yevmiyeyi alabilmek için Adana sıcağında en az 12 saat çalışan işçilerin birçok sorunu var.

Derme çatma çadırlarda kalan işçiler, dışarıdan gelebilecek her türlü tehdide açık yaşıyorlar. Kaldıkları yerde temiz su yok. Suyu yakınlardaki bir kaynaktan çadırlarını kurdukları yere kovalarla taşıyorlar. Elektrikleri ise, TEDAŞ kendilerine abonelik vermediği için bir yıl öncesine kadar olmamış. Ancak bu yıl yakınlarındaki köyden bir abonenin evinden kablo uzatarak elektriğe kavuşmuşlar.

Muhammed Cihan henüz 7 yaşında. Ailesi Çukurova'da mevsimlik işçi olduğu için Şanlıurfa'daki okulunu yarım bırakmış.
Muhammed Cihan henüz 7 yaşında. Ailesi Çukurova'da mevsimlik işçi olduğu için Urfa'daki okulunu yarım bırakmış. [Fotoğraf: Okan Yüksel / Al Jazeera]
Çocukların eğitimi yarıda kalıyor

Mevsimlik işçilerin kurdukları çadırlarda çok sayıda çocuk da yaşıyor. Ancak aileleri çocukların yeteri kadar iyi eğitim alamadığından yakınıyor. Necmi Kızılkaya, "Çocuğum Siverek'teki okulunu yarım bırakıp buraya geldi. Burada bir okula başladı ama uyum sorunları yaşıyor" diyor. Necmi Kızılkaya'nın yedi yaşındaki çocuğu Muhammed Cihan, "Yeni okulunu sevdin mi?" sorusunu derslerin zor olduğunu söyleyerek yanıtlıyor. Siverek'teki okulunu özleyip özlemediği sorusunuya "Evet özledim" diyerek yanıtlıyor.

"Suriye'den göç işleri kötü etkiledi"

Mehmet Şah Özkaya, mevsimlik işçilerle toprak sahibi arasındaki ilişkiyi kuruyor. İşçiler ona "elçi" diyor. Özkaya'ya göre işler kötü.
Çukurova'nın Suriye'den yoğun göç alması, mevsimlik işçileri olumsuz etkilemiş. Mevsimlik işçilerin 'elçilik' görevini yapan Mehmet Şah Özkaya, "Suriyeliler 20-30 TL'ye çalışıyorlar. Böyle olunca da yasak olmasına rağmen birçok kişi Suriyeli işçi kullanıyor. Onlara da üzülüyoruz. Elçiler normalde işçinin parasının yüzde 10'unu alır ancak işçi Suriyeli olunca bu yüzde 50'ye çıkıyor" diyor. Bu tabloda elçinin ve toprak sahibinin kazançlı çıktığını belirten Özkaya, kaybedenin ise mevsimlik işçiler ve Suriyelilerin olduğunu söylüyor.

Suriyeliler nedeniyle son iki, üç yıldır mevsimlik işçilerin iş bulmakta zorlandığını belirten Özkaya daha önemli sorunun tarımda makina ve teknoloji kullanımı olduğunu söylüyor. 10 yıl önce kamplarında 300 kişinin olduğunu belirterek, "Şu anda 20'si çocuk sadece 60 kişiyiz" diyor.

İşçiler, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın günübirlik çalışanlara da sigorta yapılacağını açıklamasının ardından heyecanla bekliyor. Ancak yoğun gündemde bunun unutulup gitmesinden endişe ediyorlar.

Necmi Kızılkaya 23 yıldır mevsimlik işçi olarak Çukurova'ya geliyor. Seçimlerde oy kullanabilmek istiyor. [Fotoğraf: Okan Yüksel / Al Jazeera]
"Almanya'dakiler kullanıyor, biz neden oy kullanamıyoruz?"

27 yıldır mevsimlik işçi olarak Siverek'ten çıkıp Çukurova'ya gelip gittiğini söyleyen Necmi Kızılkaya ise oy kullanamamaktan şikayetçi. Kızılkaya "Almanya'daki, Avustralya'daki Türker binlerce kilometre öteden oy verirken ben neden Adana'da kimliğimi gösterip oy kullanamıyorum, bu benim demokratik hakkım değil mi?" diye soruyor.

Adana daha fazla üretim yapabilir

Yüzölçümünün neredeyse yarısı tarım arazisi olan Adana Türkiye'nin toplam soya üretiminin yüzde 69'unu, yerfıstığının yüzde 41'ini, narenciye ve mısırın yaklaşık yüzde 30'unu tek başına karşılıyor. Adana İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün verilerine göre pamuk, karpuz, ayçekirdeği, kuru soğan, bal ve buğday gibi ürünlerinse yaklaşık yüzde 10'u Adana'da üretiliyor. Ancak çiftçiler teşvik sistemleriyle bunun daha da arttırılabileceği kanısında.

Okan Yüksel

Sosyal Medya Prodüktörü Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;