2015 Genel Seçimi

Kürt sorununda 12 yılın karnesi

AK Parti hükümetleri döneminde Kürt sorununun çözümü için üç hamle yapıldı. Hükümetin temel olarak 2009 yılından bu yana yaptıklarını, üretilen çözümleri, izlenen yolları, kriz anlarını, atılan ve atılmayan adımları derledik.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Kürt sorunuyla bağlantılı ilgili ilk icraatı, iktidara geldiği 18 Kasım 2002 tarihinden 12 gün sonra, 30 Kasım'da oldu. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu'da yıllardır uygulanan Olağanüstü Hal'i (OHAL) kaldırdı. Aslında OHAL'in 30 Kasım'da kaldırılması kararını bir önceki koalisyon hükümeti almıştı. AKP hükümeti bu kararı uygulamaya soktu.

Erdoğan'ın Diyarbakır konuşması

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının üçüncü yılıydı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın daha önceki iktidarlara göre Kürt sorununa farklı bir bakışı olduğu biliniyordu. Bunu da tarihe geçen bir konuşmayla 2005 yılında Diyarbakır'da gösterdi.

Diyarbakır’da konuşan Erdoğan, “Kürt sorunu benim de sorunumdur” dedi. Bu sözlerin ardından sorunun çözümüne yönelik hükümetin hangi adımları atacağı merakla beklendi. Ancak araya Türkiye’nin başka gerçekleri girdi, bunların en başında 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin verdiği “e-muhtıra” ve sonrasında, 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi yer alıyordu.
AK Parti iktidarının Kürt sorununun çözümüne yönelik ilk somut adımlarının geldiği tarih 2009 yılının başı oldu. Yılın ilk günlerinde devlet televizyonu TRT'nin Kürtçe kanalı TRT ŞEŞ açıldı. “Demokratik açılım” diye başlayan daha sonra “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak adı değiştirilen Kürt sorununa çözüm arayışı konusunda somut adımlar da 2009 yılında atıldı.

Habur travması

PKK'lıların Habur'dan girişi ilk sürecin sonunu getirdi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın koordinatörlüğünde yürüyen projenin önemli adımlarından biri cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağının kaldırılması oldu. İlk büyük adım ise PKK’nın Kandil ve Mahmur kamplarından 34 kişinin Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye’ye girişi oldu. Bu ilk büyük adım aynı zamanda “açılım”ın sonunu da getirdi. Sınır kapısından Diyarbakır’a kadar uzanan yoldaki coşkulu kutlamalar hem siyasette hem de Türkiye’nin batı illerinde tepkiyle karşılandı. 2009 yılının sonuna gelindiğinde Kürt siyasi hareketinin Meclis’teki temsilcisi Demokratik Toplum Partisi kapatıldı, rüzgâr tersine döndü

Oslo krizi

Hükümetin soruna çözüm arayışları son bulmadı. Hükümet ikinci adımı kapalı kapılar ardında yürüttü. PKK yöneticileri ile Türk istihbaratı arasında görüşmeler yapıldı. “Üçüncü göz” gözlemciliğinde yapılan bu görüşmeler kamuoyuna hiç yansımadı. Ancak bu sürecin sekteye uğraması da uzun sürmedi. 14 Temmuz 2011 günü kaçırılan kamu görevlilerini aramak için operasyona çıkan askerler Diyarbakır Silvan’da saldırıya uğradı. 13 asker şehit oldu. Bu, ikinci çözüm arayışının da sonunu getirdi. O saldırıyla nasıl bir sürecin sona erdiğinin anlaşılması ise birkaç ay sonra oldu. Aynı yılın Eylül ayında istihbarat yetkilileri ile PKK’lıların üçüncü bir ülkenin gözlemciliğinde yaptığı görüşmelerin ses kaydı internete düştü. Taraflar arasında “Kim sızdırdı? Kim provoke etti?” tartışmaları sürerken ikinci süreç de rafa kaldırılmış oldu.

Üçüncü adım çözüm süreci

Hükümet üçüncü girişimini bu defa çok farklı bir yöntemle 2012 yılının sonu, 2013 yılının başında başlattı. Bu yeni süreç başlamadan önce atılan bir adım da Kürt cephesi açısından anlamlıydı. Uzun süre boyunca anadilde eğitim talebiyle eylemler yapan Kürt cephesine hükümet, Kürtçe'yi ortaokullarda seçmeli ders yaparak yanıt verdi. Ancak bu dönemde siyaset cephesi gergindi. 2012 yılının son günlerinde meydanlarda dokunulmazlıkların kaldırılmasından idam cezasının geri getirilmesine kadar çok sert tonlu bir tartışma ortamı vardı. Abdullah Öcalan’ın cezaevinde avukatları ile görüştürülmemesini protesto eden tutuklu ve hükümlülerin açlık grevleri sürüyordu. Açlık grevleri ölüm orucuna dönüşürken devlet yetkilileri İmralı Cezaevinde Abdullah Öcalan ile görüştü. Öcalan’ın “bitirin” mesajı cezaevlerine ulaştığında açlık grevleri sona erdi, Kürt sorununun çözümü konusunda ise yeni bir süreç başladı.

Bu üçüncü adım diğerlerine göre birçok açıdan farklıydı. 1999 yılında yakalanıp Türkiye’ye getirilen ve -zaman zaman kesintiye uğrasa da- sadece avukatları ve ailesiyle görüşmesine izin verilen Abdullah Öcalan, BDP-HDP heyetleri ile düzenli olarak görüşmeye başladı. Çeşitli devlet kurumları ve istihbarat yetkilileri de Öcalan ile düzenli görüşüyordu. Ve bu süreç ilk somut meyvesini Nevruz’da, 21 Mart 2013’te verdi.
Öcalan PKK’ya “Tüm silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkarma çağrısı”nda bulundu. Bu çağrının ardından PKK da ateşkes kararı aldı. “Çözüm süreci” olarak anılan bu üçüncü süreç kendi içinde bir dizi kriz atlattı. Tüm bunlara rağmen 2015 yılında Öcalan’ın yine Nevruz’da okunan mektubuyla PKK’ya silah bırakma kararı almak üzere kongre çağrısı yapması noktasına gelindi.
Sürecin ilk günlerinde Paris’te üç PKK’lı kadının öldürülmesi, Gezi olaylarının sürece ilişkin yarattığı soru işaretleri ve ardından somut adım atılmadığı gerekçesiyle PKK’nın geri çekilmeyi durdurduğunu açıklaması, hükümet ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki gerilimin yansımaları, bölgede yapılan karakollara yönelik yol kapatma eylemleri karşılaşılan krizler arasındaydı.

Kobani krizi

Süreci olumsuz etkileyen en büyük kriz ise IŞİD’in Kobani’ye girişi ile birlikte Türkiye’de yaşananlar oldu. Kobani’den kaçan kadınlar ve çocuklar sınırın hemen öbür tarafındaki Şanlıurfa 

Hükümet, PYD'ye yardım için Peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçişine izin verdi.
[[AA-Arsiv]]

Suruç’a sığındı. HDP cephesi hükümetin Kobani’ye yardım için daha aktif bir politika izlemesi gerektiğini belirtti, IŞİD’e el altından destek verildiğini öne sürdü. Kobani’nin düşme ihtimalinin kuvvetli olduğu yönünde gelen haberler üzerine HDP MYK “sokaklarda eylem yapma ve alan tutma” çağrısında bulundu.

Bu çağrı üzerine 6-8 Ekim tarihlerinde düzenlenen gösterilerde ve ortaya çıkan şiddet olaylarında  41 kişi hayatını kaybetti. Yüksekova’da çarşı iznine çıkan iki asker arkadan vuruldu, Bingöl’de Emniyet Müdürü’ne saldırı düzenlendi. Olaylar Abdullah Öcalan’ın bir geceyarısı HDP’ye gönderdiği mektupla son buldu. Kobani eylemleri sürecin bu tarihe kadar yaşadığı en büyük kırılma noktası oldu. Hükümet “kamu güvenliği” sağlanmadıkça görüşmelerin yapılmayacağını duyurdu. Heyetlerin yeniden masaya oturması haftalar aldı.
Son ve en önemli kriz ise izleme heyeti tartışmasıyla yaşandı. Hükümet ile HDP heyeti, izleme heyeti oluşturulması konusunda hemfikirdi. Ancak heyette hangi isimlerin olacağı ve kaç kişiden oluşacağı konularında uzlaşma aranırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, heyeti doğru bulmadığını söyledi. Heyet oluşturulmayınca PKK da Öcalan’ın silah bırakma kararı alınması için çağrıda bulunduğu kongreyi toplamayacağını duyurdu. Çözüm süreci dondu.
Çözüm sürecinin daha önceki süreçlerden farklı olarak her şeye rağmen iki yıldan uzun bir süredir devam ediyor olmasının altında ise karşılıklı açıklamalarla altı çizilen kararlılık ve atılan bazı somut adımlar yer alıyor.
Bu açıklamalar arasında, Öcalan’ın 2013 Nevruzu’nda okunan ve “geri çekilme” çağrısı içeren mektubu, ilk olması açısından da en önemlisi. Aynı şekilde 2015 Nevruzu’nda okunan mektup da önemliydi. Öcalan’ın mektupları dışında özellikle hükümetin kararlılığını ortaya koyması açısından en önemli dönemeç ise Dolmabahçe’de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın HDP heyetiyle birlikte kameraların karşısına geçtiği ortak açıklama oldu. Ancak bu açıklamanın verdiği mesaj, daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bu görüntüyü onaylamadığını” söylemesinin ardından kısmen de olsa anlamını yitirdi.

Hükümetin attığı ve atmadığı adımlar

  • Demokratik açılım sürecinde atılan ilk adım TRT’nin Kürtçe yayın yapan kanalı TRT ŞEŞ’in açılışı oldu. Kanal 2 Ocak 2009’da düzenlenen bir törenle yayın hayatına başladı.
  • Cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağı kaldırıldı.
  • Akil İnsanlar Heyeti kuruldu, yedi bölgede yapılan çalışmalar rapor halinde hükümete sunuldu.
  • Yargı paketi çıktı, örgüt propagandası yapma suçuna verilen cezalar hafifletildi. Bir diğer demokratikleşme paketi ile ise tutukluluk süresi 5 yıla indirildi. KCK tutuklularının büyük bölümü bu düzenlemenin ardından serbest kaldı. O güne kadar sadece HDP’deuygulanan eşbaşkanlık sistemi de yasal statüye kavuşturuldu.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Çözüm Süreci Komisyonu kuruldu. MHP ve CHP komisyona üye vermedi.
  • Çözüm sürecinde gidişatın çerçevesini çizen, yasal zeminini oluşturan tasarı yasalaştı. Tasarı ile hükümetin görüşmeler yapmak üzere heyetler görevlendirmesi karara bağlanmış oldu. Görüşmeleri yapan devlet heyetinde yer alan isimlere yasal güvenceler verildi.
  • Devlet ve hükümet yetkililerini bir araya getiren Çözüm Süreci Kurulu kuruldu. Kurul, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında seçim dönemine kadar düzenli toplantılar yaptı.
  • Hükümet, Öcalan’ın da talepleri arasında yer alan izleme heyetinin oluşturulması konusunda HDP ile görüş birliğine vardı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın heyeti doğru bulmadığını açıklamasından sonra bu adım atılmadı. Öcalan’ın bir diğer talebi olan sekretarya ise başka cezaevlerinden mahkûmların İmralı’ya transferi ile oluşturuldu.
  • Hasta tutukluların tahliyesi için defalarca görüşmeler yapıldı. Hükümet cephesinden bu konuda adım atılacağı mesajları verildi ancak yapılmadı.

PKK’nın attığı ve atmadığı adımlar

  • PKK sürecin başından bu yana attığı adımları hükümetin tutumuna göre belirledi.
  • PKK eylemsizlik kararı aldı, bu kararına kısmen de uydu. Ancak askere saldırı düzenlenmese de Kobani olayları, Lice ve Cizre’de hendek kazılmasıyla başlayan gerilimler oldu.
  • Geri çekilme başladı ancak Mayıs ayı sonunda başlayan Gezi olaylarından sonra Abdullah Öcalan’ın isteğiyle 2013 yılının Eylül ayında durduruldu.
  • Geri çekilme dursa da silah bırakma kararı alınması son dönemde çok tartışıldı. Ancak izleme heyeti oluşturulmayınca PKK da kongreyi toplamayacağını duyurdu.

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;