Türkiye

Lice davasına müdahil akını

Lice'de 1993'te ikisi asker 16 kişinin ölümüyle ilgili davada, 1500 kişi müdahil olmak için mahkemeye başvurdu. 1000 kişi de başvuru için hazırlık yapıyor. Müdahillerin ortak talebi; 'sorumluların yargılanması’. Yargılanmasını istedikleri isimler arasında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakanı Tansu Çiller de var.

Konular: Kürt sorunu, PKK, KCK
Lice_davasi_müdahilleri
Olayların ardından Lice’den yoğun göç yaşanmıştı.

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ile biri uzman çavuş, 14'ü sivil 16 kişinin öldürüldüğü Lice olayları ile ilgili dava İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülüyor. İki yıl önce 20 yıllık zaman aşımının dolmasına bir gün kala Diyarbakır 8’nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava güvenlik gerekçesiyle İzmir’e taşınmıştı.  İlk duruşma geçen yılın Haziran ayında yapıldı. Ancak duruşmada davaya başlanamadan yargılama durdurulmuş, soruşturma izni alınması için dosya Adalet Bakanlığı'na gönderilmişti. HSYK'nın soruşturma izni vermesinin ardından davaya yeniden başlandı.

Davanın duruşmasında 12 kişinin müdahillik başvurusu kabul edildi. Ancak başvurular bunlarla da sınırlı kalmadı.

Olaylardan zarar gördükleri gerekçesiyle 1500’e yakın kişi müdahil olmak için mahkemeye yakın zamanda dilekçe verdi. Üç klasör halindeki dilekçeler avukatlar tarafından mahkemeye heyetine sunuldu. 1000 kişinin daha müdahil olmak için sırada beklediği belirtiliyor.

Önce hakikat, sonra ceza

Müdahil olmak için başvuranlardan biri, olayların olduğu yıl lise öğrencisi olan Şiyar Kaymaz. Kamuoyunun davaya ilgisini çekmek ve müdahilleri bir araya getirmek için kurulan Lice Adalet Arıyor Platformu Sözcüsü olan Kaymaz, aynı zamanda olayların canlı tanığı. İki gün mahsur kaldığı okul binasından evine giderken mermilerin hedefi olmuş. Olayı küçük bir sıyrıkla atlatmış. Kaymaz’a göre fatura sadece iki sanığa kesilmemeli. Dönemin tüm yetkilileri yargı önüne çıkmalı:

“Mahkemede tanıklık yaptım. Mahkemeden öncelikle olayın adli yargılanmadan çıkarılmasını ve heyetin hakikatleri bulma heyetine dönüştürülmesini istedik. Bu olaylar bir konsept dahilinde yapıldı. Biz o dönemde bu konsepti çalıştıran, başta siyasi iktidar olmak üzere, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller, MGK‘da bulunan kişilerin yargılanmasını istiyoruz. Şahap Yaralı, Yavuz Ertürk’ün bu davada yargılanmasını istedik. Hem suçluların bulunması, hem de mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz. Bizim şu anda mahkemeden isteğimiz gerçeklerin açığa çıkmasında mahkemenin öncü rolünü görmesi. O süreçte işbaşında olan herkesin yargılanmasını istiyorum. Bu konsepti kim çalıştırdı, kimler vardı; bunların ortaya çıkıp ne istedikleri, amaçlarının ne olduğu, yaşanan savaşların açığa çıkması gerekir. Hakikatler ortaya çıktıktan sonra ceza tartışılır.“

Lice_davasi_müdahilleri
Olaylar sırasında öğrenci olan Şiyar Kaymaz, şimdi öğretmen.
[[Fotoğraf:Faruk Yüce/Al Jazeera Türk]]

Dönemin tanıklarından biri Yahya Yiğiter. Müdahillik talebi kabul edilen Yiğiter sanıklarla mahkeme önünde yüzleşmek istiyor. “Benim evim, işyerim tarlalarım yandı. 4 ton tütünüm yandı. Sürgün oldum. 1995’te sürüldüm. Yüzbaşı Şahap Yaralı benim ilçeye girmeme izin vermedi. Dört yıl gidemedim. O yılların hesabını soruyorum" diyor.

"Çocuğumun psikolojisi bozuldu. Perişan oldum, çocuklarım perişan oldu. Bireysel hak ihlaline uğradım. Ben aynı zamanda görgü tanığı olarak olayları anlatmak istiyorum. Ben bu katliamı yapanların dünya önünde mahkûm olmasını istiyorum. Mahkemede yüzleşmek istiyorum ama maalesef yüzleşemiyorum. Sadece Eşref Hatipoğlu’nun adı geçiyor. Ünal Erkan geçmiyor, Yüzbaşı Şahap Yaralı, Tuğgeneral Ertuğrul Öztürk geçmiyor. Bunları da istedik ve tutuklanmalarını istedik. Lice olarak adalet arıyoruz 23 yıldır. Biz yerini bulsun istiyoruz, bunları yapanların tutuklanmasını istiyoruz.”

Lice_davasi_müdahilleri
Olaylardan sonra bir süre Diyarbakır’da yaşayan Yahya Yiğiter, Lice’ye geri döndü.
[[Fotoğraf:Faruk Yüce/Al Jazeera Türk]]

Mizgin Cantürk, Lice olaylarının en büyük mağdurlarından biri. Üç kardeşini kaybetti. Annesi hâlâ vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşıyor. Müdahillik talebi kabul edilen 12 kişiden biri olan Cantürk de ‘adalet’ aradığını söylüyor:

“Biz 1500 km yol gittik, onların (sanıklar) evleri orada, gelmiyorlar. Onları getirmiyorlar, bu nedenle bizim ümidimiz kırılıyor. 16 insan ölmüş, şikâyetçi olduğumuz kişi mahkemeye gelmiyor. Bize bunu yapanların cezalandırılmasını istiyoruz. Belki acımız hafiflemez ama azalır. Ceza aldıklarını görelim; devlet içindeki derin devletin, bu olayları yapanların cezalandırılmasını istiyoruz. Ne ceza alırlarsa alsınlar, yeter ki ceza alsınlar. Yanlarına kâr kalmasın diyoruz. Benim kardeşlerim öldürüldü, yapanlar cezalandırılsın. Tazminat değil yargılama istiyoruz. Kimse tazminat istemiyor. Umudumuz yüzde bir, belki insafa gelip yargılarlar. Bize umut bırakmadılar. Zorla getirilsin, dedik; kabul etmediler. Yine davetiye gönderirler. 16 kişi öldürmüşler, ‘Beyefendi gelir misiniz? ’diyorlar. Amacımız adalet yerini bulsun. Biz o dönemde bu olayları yapanlardan şikâyetçiyiz.”

Lice_davasi_müdahilleri
Davanın müdahillerinden Mizgin Cantürk, 3 kardeşini kaybetti.
[[Fotoğraf:Faruk Yüce/Al Jazeera Türk]]

"Asıl sorumluları istiyoruz"

Davanın müdahil avukatlarından Yunus Muratakan, mahkeme heyeti önünde bekleyen müdahillik taleplerinin kabul edilmesinin, gerçeklerin ortaya çıkması için önemli olduğu görüşünde. Muratakan müdahillerin tamamının olaydan zarar gördüğünü söyledi

“Biz ilk günden itibaren davanın müdahil avukatları olarak şunu söylüyoruz, Lice’de yaşanan katliam salt bireylerin işlediği bir katliam değildir. Devletin topyekûn kolluk kuvvetleri, dışardan gelen kolluk kuvvetleri, olayın fiili oluşumuna katkıda bulunanlar, evleri yakanlar, göçe sebep olanlardır. Bu kadar kimse mağdur ise bu durumda bu mağdurluğun niceliği ve niteliğine bağlı olarak, buna sebep olanlar birden çok kişidir. Bu kadar çok müdahilin teknik anlamda mahkemeyi kilitleyeceğini düşünmüyoruz, Bizim için olayda fiili olarak görev yapan askerlerden ziyade, o olayda planlama yapan, bunun politikasını ve kararını veren merciler esastır. Olaylara fiili olarak katılan, yaşam hakkı ve beden bütünlüğünü bozanlara ve mala karşı suç işleyenlerin cezalandırılmasını istiyoruz.”

22 yıl sonra "fail" aranıyor

22 yıl sonra görülen davanın tutuksuz sanıkları Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında, 'taammüden adam öldürme', 'halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik', 'cürüm işlemek için teşebbüs oluşturma' suçlamalarından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Lice_davasi_müdahilleri
Cantürk Camii’ndeki tank mermisinin izi hala duruyor.[Fotoğraf:Faruk Yüce/Al Jazeera Türk]

Olayın meydana geldiği 1993'te devlet yetkilileri "saldırıyı PKK yaptı" demişti. Ama 20 yıl sonra hazırlanabilen iddanamede şu ifadeler yer aldı:

“Olay günü PKK terör örgütünün Lice ilçesine saldırdığına ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ı öldürdüğüne dair herhangi bir delil elde edilememiştir. Nitekim gündüz saatlerinde bir ilçenin basılıp, yaklaşık 11 saat boyunca çatışmanın devam etmesine rağmen hiçbir teröristin ölü ya da sağ olarak ele geçirilemediği gibi teröristleri gören kişilerin dahi bulunmaması, aradan geçen 20 seneye rağmen bu eyleme katılanların tespit edilememiş olması PKK terör örgütünün bu saldırıyı gerçekleştirmediğini göstermiştir." 

Kaynak: Al Jazeera Türk

Mahmut Bozarslan

Diyarbakır muhabiri Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;