Türkiye

Mimar Sinan'ın minarelerinden İstanbul

Yönetmen Cüneyt Karaahmetoğlu, Mimar Sinan'ın inşa ettiği camilerin minarelerine çıktı; beş asır sonra İstanbul'un dört mevsimini görüntüledi.

Cüneyt Karaahmetoğlu bir süre sinema ve reklam çekimlerinde kameraman olarak çalıştı. İstanbul Salacak’ta çekim yaptığı bir gün İstanbul’un minarelerden nasıl gözüktüğünü merak etti. Karaahmetoğlu bunu bir projeye dönüştürmek istedi ve ‘Sinan’ın minareleri’nden 5 asır sonra 4 mevsim İstanbul’u çekmek üzere araştırmalara başladı.

İlk olarak bir harita üzerinde çekim için uygun olan 25 cami tespit etti. Bu camileri tek tek gezip konumuna, orijinalliğine ve manzarasına göre tekrar değerlendirdi. 19 cami ile Ayasofya'nın toplam 28 minaresinden çekim yapmaya karar verdi. Camilerden üçü Üsküdar’da, biri Kanlıca’da, 15'i de Tarihi Yarımada'da yer alıyordu.

Yaptığı çekimleri timelapse (birçok karenin belirli zaman aralığıyla kaydedilip daha sonra birleştirilmesi) tekniğiyle hazırladığı bir filme dönüştürdü. 

‘Sadece bulutlara göre yaşadım’

İstanbul'a minarelerden bakmanın ayrı bir güzelliği olduğunu söyleyen Cüneyt Karaahmetoğlu, bu şansa sahip olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
[[Fotoğraf: Cüneyt Karaahmetoğlu arşivi]]

Karaahmetoğlu sert hava koşullarına rağmen çekimlere ara vermediğini,  bir minarede yedi saat kaldığı günler olduğunu söyledi:

"Bir yıl boyunca her sabah ezandan bir saat önce kalkıp hava durumuna, bulutlara bakıp, gündoğumunda renklerin nasıl olabileceğini tahmin etmeye çalıştım. O mevsimde hangi görüntülerim eksikse onları tamamladım. Tüm hayatımı sadece bulutlara göre yaşadım. Bazen bir yağmur sonrası güzel bir ışık oluşabileceğini gördüğümde, elimdeki işi bıraktım ve çantamı alıp doğruca seçtiğim camiye çekime gittim. Toplam 4 makina ve lensleri ile ağırlığı 38 kilograma varan malzeme çantamla dar merdivenleri çıkmakta zorlandığım oldu. Kışın minareler 2-3 derece daha soğuk oluyordu. Üşümemek için minarelerin içindeki merdivenleri inip çıkıyordum. Bazı günler yedi saat minarede kaldım. İnsanlar kameralarımı minarede bırakıp gittiğimi düşünüyorlardı ama ben malzemelerimi hiçbir zaman yanımdan ayırmadım. Evde sıcak içecek ve tok tutacak yiyecekler hazırlayıp, yanımda götürüyordum."

Müzikleri ‘Bratislava Senfoni Orkestrası’ seslendirdi

Yaklaşık 38 kilogram olan malzeme çantasını yanından ayırmayan Karaahmetoğlu, minarelerin dar merdivenlerini çıkarken zorlandığını söyledi.
[[Fotoğraf: Cüneyt Karaahmetoğlu arşivi]]

Filmin müziklerini ise Can Erdoğan Sus besteledi, Bratislava Senfoni Orkestrası seslendirdi. Karaahmetoğlu proje kapsamında her mevsim için ayrı beste yapıldığını söyledi.  

"Müzikleri Almanya’da yaşayan ve film müzikleri yapan Can Erdoğan Sus besteledi. Çekimler öncesinde her mevsim için kullanacağımız vurgu ve ritmleri belirlemiştik. Ben de çekimleri buna göre yaptım. Her mevsimi çektikten sonra kullanacağım görüntüleri Can’la paylaşıyordum ve birlikte müziğe karar veriyorduk. Sonrasında da Bratislava Senfoni Orkestrası seslendirdi. İstanbul’u beslemiş ve bugüne gelmesini sağlamış tüm kültürlerden enstrümanlar olmasına gayret ettik. Erkan Oğur, Derya Türkan, Ertan Tekin’de bize destek verdiler. Böylece ortaya senfonik bir eser çıkmış oldu."

Büyük usta Mimar Sinan'dan beş asır sonra, onun inşa ettiği minarelerden bugünün İstanbul'unu gösteren filmin süresi ise 14 dakika. 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;