Çözüm süreci

Samsunlular Nevruz’dan ne bekliyor?

Süreçte gözler Diyarbakır’da düzenlenecek Nevruz kutlamalarında. Samsunluların bu kutlamadan ne beklediğini sorduk.

Konular: Çözüm süreci, Kürt sorunu, Türkiye
Samsunlu kadınlar kermes hazırlıkları yaparken sorularımızı yanıtladı. [Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]

Nevruz her ne kadar bahar bayramı olsa da Samsun’da hava yakın zamanda ısınacak gibi görünmüyor. Dondurucu havada Samsunlulara çözüm sürecinde bir dönüm noktası olması beklenen Nevruz kutlamalarını ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın burada okunacak mektubundan beklentilerini sorduk.

Beklentilerin kesişmediği noktalar ya da çözüm sürecinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağına dair inanç farklılıkları gözlense de konuştuğumuz tüm Samsunlular üç hususta hemfikir:

1) İstisnasız herkes barış sürecinin başarıya ulaşmasını ve kimsenin artık ölmemesini istiyor.

2) Süreci desteklesin ya da desteklemesin, konuştuğumuz tüm Samsunlular barış sürecinin içeriği konusunda bilgilendirmemekten şikâyetçi.

3) Konuştuğumuz herkes, Öcalan’ın serbest bırakılmasını kabul edilemez buluyor ve bunun bu Nevruz’da ya da ilerki aşamada bir ön şart olarak sunulmaması gerektiğini düşünüyor.

“Çocuklarımız bari yaşamasın yaşadıklarımızı.”

Samsun Engelli Kadınlar Derneği üyeleri, Saitbey mahallesinde,  engelli kadınlar için düzenleyecekleri kermes için harıl harıl çalışıyorlar. Bir yandan ellerinde şişlerle o gün bitirmeleri gerektiğini söyledikleri örgüleri ve nakışları işliyorlar bir yandan da kendilerine çok uzak görünen ama bir o kadar da yakın olan bu mesele ve çözümü ile ilgili fikirlerini söylüyorlar.  Cumartesi günü kutlanacak Nevruz’dan ve Öcalan’ın mesajından beklentileri nedir ? Anlatıyorlar. Söze ilk olarak ev hanımı Emine Gündoğdu başlıyor:


Emine Gündoğdu
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Güzel bir gelişme olur Nevruzda inşallah. Kardeşçe yaşayalım. Silahlar bırakılsın ama bu sözde kalmasın.  Tamamen bırakılsın. Ben o kadar olumsuz bakmıyorum olaya. Umarım güzel mesajlar verilir. Kardeşçe silah olmadan yaşamamızın yolu açılır. Bazen söylenenler havada kalıyor. Önceki verilen mesajlardan daha ileri bir şey yapılmalı. Kim istemez yoksa barış olmasa. Tekrar şehit vermek de istemiyoruz.  Olsa bir türlü olmasa bir türlü.”

Bir diğer ev hanımı, Tülin Kırbaş ise Emine Gündoğdu’dan daha olumsuz bakıyor sürece. Ama Nevruz’dan beklentisi benzer;


Tülin Kırbaş
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“İnşallah hayırlı olur. Biz başarıya ulaşmasını istiyoruz. Ama bu kadar çocuklarımız öldü. O anneler hala ağlıyorlar mezar başlarında. Yazık değil mi ? Biz bir evladı ne zor şartlarda büyütüyoruz.  Bu işin iyi bir noktaya ulaşacağına inanmıyorum. Silah bırakmak için istenen şeyler var duyduğumuz.  Apo’nun bırakılması mesela… O bir bölücü terörist lideriydi.  Şartların ne olduğunu da bilmiyoruz ki.   Halkın kafasındaki soru işareti Öcalan’ın serbest bırakılacağı endişesi üzerine. Ben istemem kesinlikle. Kaç kişinin vebali var üstünde?"

Emekli Güzin Sanrı süreç hakkında bilgilendirilmemekten şikayetçi;


Güzin Sanrı (Solda)
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“O bitecek şimdi IŞİD çıkacak. Bir şehit annesi olsa burada ne derdi tüm bu konuşulanlara. Bir düşünün. Biz konuşuyoruz da boş. Evladını 20 yaşında toprağa veren anne ve onun çevresindekiler ne derdi? Ne düşünürdü ? Halka bir kere sordular mı? Akil adamlar gezdi tüm ülkeyi. Halktan bir kişiye sordular mı? Yok. Gelip bize neden çekincelerimizi sormadılar. Geçtim bizi kimseye sormadılar Samsun’da. Ne olduğunu bilmiyoruz ki bir şey söyleyelim. Hapisteki diğer hükümlüler de ‘Bizi çıkarın’ deseler ne diyeceksiniz. Bizim çocuklarımız bari yaşamasın bizim yaşadıklarımızı. Tek isteğimiz bu zaten.”

“Silahla hiçbir şey başarılamamıştır şimdiye kadar.”

Yenidoğan mahallesindeki taksi durağında taksiciler çayla ısınmaya çalışıyor. Hararetle konuşan 47 yaşındaki Musa Aydın ilk olarak söze başlıyor. Aydın, çözüm sürecinin başarıya ulaşacağından emin. Silahın miadını doldurduğuna inanıyor ve şunları söylüyor;


Musa Aydın (sağda)
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Silah bırakma çağrısı çok güzel bir girişim. Silahı bırakmaları kendileri için de iyi olur. Silah bırakılırsa orası da kalkınır. İş sahaları açılır. İnsanlar okur. Nevruz’da provokatörlere uyarlarsa bir karışıklık olur. Benim temennim iyi geçmesi.  Gerçekten barış taraftarıysalar, çözüm süreci taraftarlarıysalar, silahı gerçekten bırakmak istiyorlarsa bu iş olur. ”

Sözü daha genç bir taksici olan Samet Aras alıyor ve o da kimi zaman söylemlerde ortaya çıkan çelişkilerden yakınıyor:

“Tabi onların da istekleri olacak. Ev hapsi isteyecek, dışarı çıkmak isteyecek. Abi kaç kişi öldü? Olur mu öyle şey. Bir de şehit analarına sor bakalım onlar ne diyor."

“Bütün beklentimiz Nevruz’un dönüm noktası olması”


[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

Çiftlik mahallesindeki kahvehanede henüz pek kimse yok. 62 yaşındaki emekli Şaban Arslan, günün ilk çayının demlenmesini beklerken sorumuzu yanıtlıyor. Nevruz’dan ve Öcalan’dan beklentisini şöyle özetliyor;


Şaban Arslan
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Bu Cumartesi günü gayet düzgün ve sağlıklı bir şekilde o kutlamanın olmasını isterim ve tabi ki silah bırakılmasını çok çok isterim. O herkesin bakış açısını olumlu etkiler. Zaten bütün beklentimiz dönüm noktası olması. Hükümet PKK’ya, PKK Hükümet’e nasıl bir garanti verecek tabi onu bilmiyoruz. Çözüm sürecini gerçekten destekliyorum. Tek dileğimiz başarılı olması."

Az sonra Şaban Arslan’ın arkadaşı 60 yaşındaki Recai Sarıoğlu masaya geliyor. Arslan gibi emekli olan Sarıoğlu çözüm sürecinden umutlu. Tek bir olmazı var;


Recai Sarıoğlu
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Silahı bırakacaklar. Başka çaresi yok. Nevruz’da Türkiye için iyi olur. Açıklanmazsa Türkiye devletle beraber batağa girer. Abdullah Öcalan çıkacak diyorlar. Ama böyle bir şans yok. Unutun onu. AKP’li olarak söylüyorum bunu. Barışı istiyoruz ama temenni olarak söyleyeceklerimizden başka bir şeyimiz yok. Hiçbir şey anlatmıyorlar ki vatandaşa.”

“Her şeye rağmen çözüm sürecini destekliyorum.”

Aynı mahallede esnaflık yapan Halit Petek kendini “emektar berber” olarak tanıtıyor. 65 yaşında ve mesleğini daha uzun süre yapacağını söylüyor. Petek’in de barışa dair umudu silah bırakmadan, olmazsa olmazı ise Öcalan’ın bırakılmasından yana. Ama bunun istemese de gerçekleşeceğini düşünüyor;


Halit Petek
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“ Ben barıştan yanayım. Çok kan aktı. Ocaklarımız söndü. Yazıktır. Ateşi didiklemeyelim. Karakollar basılmasın. Silahın bırakılmasından yanayım fakat dışarıdan provokasyon yapanlar, kurcalayanlar olacak. İnşallah bu Cumartesi silahın bırakılmasından yana tavır alınır. Öyle bir beklentiye girdik. Öcalan’ın bırakılmasını şart koşarlarsa aynen eskiye dönüş olur ama. Öcalan’ın serbest bırakılmasını istemiyorum. Aynen yatsın. Ancak onu bırakabileceklerini de düşünüyorum. Bu kaosa yol açsa da... Biz istemesek de bunu yapacaklar. Gelecek seçimlerde de Öcalan adaylığını koyacak. Allah sonumuzu hayretsin.  Her şeye rağmen çözüm sürecini destekliyorum.”

“Ben de yakında asker göndereceğim.”

Hastanebaşı mahallesinde döner ustası olarak çalışan 48 yaşındaki Fahrettin Kavaklı Cumartesi günü kutlanacak Nevruz’dan ve çözüm sürecinden umutlu;


Fahrettin Kavaklı
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Ümidimiz var gerçekten bu olanlardan. Güzel bir ortamda yaşamak isteriz. PKK ile silahla uğraşmak istemiyorum. Ben de yakında asker göndereceğim. Ben ister miyim vurulmasını."

52 yaşındaki fırıncı İsa Usta Kavaklı’nın bıraktığı yerden sözü alıyor. Yaşanan gerginliklere ve bunun çözüm süreciyle ilgisine çekiyor;

“Silahı bırakmaları lazım bu işin çözümlenmesi için. Bu ülkeyi beraber kurduk, savunduk. Çanakkale’de beraber öldük. Bu bir avuç insanın bize yaptığı kötülük. İnşallah başarıya ulaşır. Eğer bu Suriye ve Irak’ta yaşananları iyi tahlil ediyorlarsa silahı bırakmaları lazım. PKK dediğin senin benim gibi insan. Apo hapisten çıkmazsa olmazmış. Niye olmuyormuş. Apo orada krallar gibi yaşıyor. 30-40 bin insanın kanı var elinde. Ona evet diyemem. Türkiye Cumhuriyeti bu işi halledecek. Bu noktaya geldiysek hallederiz evelallah. Bunlar çok ince işler.

"Herkes birbirini oyalıyor"

Yine Hastanebaşı mahallesinde kasaplık yapan 40 yaşındaki İmdat Yıldırım sürecin karşılıklı oyalama içinde ilerlemesinden şikayetçi:


İmdat Yıldırım
[Herkes birbirini oyalıyor.]

“Çözüm süreci bence oyalama taktiği. Herkes birbirini oyalıyor. Bu oyalamanın sonucunda doğuyu verecekler. Ama niye verelim ya. Ben orda 18 ay askerlik yaptım. Niye yaptım? Boşuna mı verilmiş demek ki o kadar şehit. PKK silah falan bırakmaz. Öyle bir şans yok. Bunların hepsi göz boyama. Tutar bin silahı toprağa gömer. Gerisi durur. İnşallah iyiye gider. Destekliyoruz bunu ama çok zor.”

“PKK bir karar vermeli”

O sırada Yıldırım’ın dükkanına giren 48 yaşındaki inşaat işçisi Seyfullah Köse, Nevruz kutlamalarında verilecek mesajın HDP’nin samimiyetini göstereceğini savunuyor:


Seyfullah Köse
[[Fotoğraf: Mustafa Değirmenci / Al Jazeera Türk]]

“Devlet HDP’yi bir siyasi parti olarak görmek istiyor. HDP de açıkça belirtmeli artık; ben bir siyasi parti miyim yoksa silahlı terörist miyim? Bence Kürtlerin vereceği en güzel yanıt biz PKK mıyız yoksa burada yaşayan Kürt vatandaş mıyız ?”

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;