Türkiye

'Şinasi amca, sen çok yaşa'

Paris'te 35 sene terzilik yapan Şinasi Durusoy ve eşi Zehra Elif Durusoy memleketleri Buldan'a döndü ve kendilerini hayır işlerine adadı. Durusoy çifti, 150 bin lira harcadı ve içme suyu olmayan Sarımahmutlu köyü için 6 kilometre uzakta su buldu. Güneş enerjisinden elektrik üretti ve yeraltı suyunu çıkarıp köylüleri suya kavuşturdu.

Konular: Enerji, Yaşam, İnsan

“Su olmayan yerde hayat olmaz… Su, en güzel nimet. Ekmeksiz yaşarsın ama susuz yaşayamazsın… Su demek, o. Biz buna hanımla beraber karar verdik. Dedik ki, en güzel hayır bu.”

Elif Zehra ve Şinasi Durusoy çifti, köylülerin içme suyuna kavuşmalarının kendilerini de çok mutlu ettiğini söyledi.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

Bu sözlerin sahibi Şinasi Durusoy, kendi ifadesiyle üç-beş yıl kalıp dönmek niyetiyle gittiği Paris’te, eşi Zehra Durusoy ile 35 sene terzilik yaptı. İki yıl önce de Paris dönüşü yerleştiği İzmir’den, memleketi Denizli, Buldan’a döndü. Durusoy çifti kendilerini hayır işlerine adadı. Şinasi Durusoy, eşi Elif Zehra Durusoy'un da doğup, büyüdüğü Sarımahmutlu köyünde yıllardır süren içme suyu sorununu çözmek istedi. Köyün sakinleri, içme sularını çevre köylerden veya kuyulardan karşılıyordu. Köyün altı kilometre uzağında Kocagöl Yaylası’nda su bulundu. Analize gönderilen suya, ‘içmeye uygundur’ raporu verildi. Rapor alındıktan sonra yaşananları Durusoy şöyle anlatıyor:

“Doksan metrede suyu bulduk. Yüz altmış metrede daha kuvvetlendi. Şimdi doksan metreden çekiyoruz. Suyun çıktığı yaylada elektrik olmaması, köye ulaştırılmasındaki en büyük engeldi. Güneş enerjisinden faydalanmaya karar verdik. Yaylaya 24 panelden oluşan bir sistem kurduk. Bu sayede motoru çalıştırıp suyu çekebiliyoruz. Yaylada yaşayanlar da telefonlarını ve ışıklarını burada şarj edebiliyorlar.”

Kocagöl Yaylası'na kurulan sistem sayesinde telefon ve fenerler de şarj edilebiliyor.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

Güneş enerjisinden elektrik üreten sistem 22 panelle çalışıyor ve 5,5 kw enerji üretiyor.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

Çıkarılan suyun köye ulaştırılması da kolay olmadı. Yayla ile köy arasında altı kilometre mesafe vardı. Su, tarlaların altından borularla köy meydanına ulaştırılacaktı. Bazı köylüler, su borularının arazilerinden geçmesini istemedi.

“Suyu geçireceğimiz boruların da Avrupa standartlarında olmasını istedik. Köyün gençlerinin de yardımıyla çalışmaya başladık. Arazi engebeli olduğu için iş makinalarının çalışmasına engeldi. Mesafenin çoğunu insan gücüyle kazdık. Epey de zahmet çektik. Üç yere çeşme yaptırdım. Biri suyun çıktığı kaynağın başına, ikincisini köy meydanına, sonuncu da köyün çıkışında.”

Zehra ve Şinasi Durusoy, 'Bir kaç yıl kalır döneriz' diyerek gittikleri Paris'te 35 yıl kaldıklarını söyledi.
[[Fotoğraf: Al Jazeera Türk]]

Belinden ve ayak damarlarından üç ameliyat geçiren Şinasi Durusoy, on iki yıldır koltuk değneği kullanıyor. Bundan sonra paraya ihtiyacı olmadığını, eşiyle beraber aldıkları maaşın kendilerine yettiğini söyleyen Durusoy, gayesinin insanları birbirine bağlamak olduğunu belirtiyor.

“Ben köye gittiğim vakit, kendi evime gitmiş gibi oluyorum. Çünkü hepsi tanıyor beni. Her ev benim gibi. Hiç gönül kibir yok onlarda. Bende de yok. Karnım aç desem hemen sofra açarlar. Bu yeter işte insana. Ben insanlara karşı bir iyilik yaptığımı hissediyorum. Kalbim rahatlıyor. Yani hiç geriyi düşünmüyorum, ileriyi de düşünmüyorum. O günü yaşıyorum.”

“Köylüler toplandık, kurban kestik”

Fadime Akın, ailesiyle birlikte Kocagöl Yaylası’nda hayvancılık yapıyor. Yılın altı ayı, yaylaya kurdukları çadırlarda yaşıyorlar. Akın, birkaç ay öncesine kadar içme suyunu kuyudan çekip, bidonlarla taşıdığını anlatıyor.

“Ben 10 yaşımdan beri burada malları güdüyorum. Yağmur yağarsa göllerimiz dolar, taşardı. Ama sonraları kurak oldu. Tenekeyle eşeklere bir heybe atıp, ineklerimizi suluyorduk. Köye dönüşümüzde de bir kuyu vardı. Oradan tatlı su getiriyorduk. Şinasi ağabey çok sağolsun, buradan su çıkarttı. Yıllar sonra köye getirtti. Sevincimizden başında mevlüt ettik başında. Köylüler toplandık, kurban kestik. Evde yemek, çamaşır, içme suyu olarak kullanıyoruz. Soğukluğu da var. Zehra ablamız da, Şinasi ağabeyimiz de sağolsunlar, cennette yaşasınlar.”

Fadime Akın, çocukluğundan bu yana yaylada hayvan baktığını baktığını anlattı.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

Kocagöl Yaylası'nda hayvancılık yapan Fadime Akın (solda), Şinasi Durusoy'a, yaptıklarından dolayı teşekkür etti.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

“Merkeplerle taşıdığımız su, şimdi evimizin önünde”

Yetmiş dört yaşındaki Havva Babacan, çocukluğundan bu yana Sarımahmutlar köyünde yaşıyor. İçme suyunun sıkıntısını yıllardır yaşayanlardan biri. Babacan, şimdi işlerinin kolaylaştığını anlatıyor.

“Evvela kuyudan çekiyorduk. Sonradan tulumba yaptılar kuyuların başına. Suyu merkeple taşıyorduk. Ben yaşlandım. Gençler gidiyorlar bana da getiriyorlar. Allah razı olsun. Bu çeşmenin başına geliyoruz beş kiloluk bidonlarla. Alıp alıp içiyoruz. Şinasi amca suyu getirince rahatladık. Şimdi çayı da bu suyla yapıyoruz. Allah razı olsun. Daha nası diyeyim, ona yardımcı olanlardan da Allah razı olsun.”

Havva Babacan ve Songül Güner (sağdaki) suyun kıymetini bildiklerini, suyu damla damla kullandıklarını söylediler.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

“Suyu damla damla kullanıyoruz”

Çamali köyünden gelin olarak gelen Songül Güner, ilk zamanlar içme suyunu uzaklardan taşımak zorunda kaldığı için çok zorlandığını anlattı.

“Bizim köyde çeşmeleri açtın mı, buz gibi su akar. Burada içme suyu çok uzaktan geliyordu. Motoru, eşeği olan alabiliyor, getirebiliyordu. Olmayanlar imece usulü, birbirine bidon veriyor, alıp geliyorlardı. Çok zorlandım sudan ötürü. Şimdi evlerimize kadar geldi, iyi oldu. Yapanın elleri, kolları dert görmesin.  Şehir insanı suyun kıymetini bilsin. Köy yerlerinde, sulak olmayan yerlerde suyu kadınlar elleriyle getiriyorlar. Suyun kıymeti bizim için çok değerli.”

Sarımahmutlar köyüne gelin geldiğini söyleyen Songül Güler, içme suyu eksikliğinden dolayı çok zorlandığını anlattı.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

150 bin lira harcandı

Muzaffer Can, Sarımahmutlu köyü muhtarı. "Eskiden çevre köylere gidip, su taşımak zorunda kalan insanlarımız, şimdi çok rahatladı." dedi.

“Köyümüze yirmi sene önce Köy Hizmetleri tarafından, Burçak ovasından çıkarılan su getirildi. Ancak bu su çok sert ve kireçli olduğu için içmeye uygun değildi. Çay bile yapamiyorduk. Şinasi amca geldi ‘İlla ben köye bir su getireceğim’ dedi. İçme suyu olarak otuz-kırk  senedir merkeplerle dışarıdan getirdiğimiz suyu mahallemize, meydanımıza getirdi. En az 150 bin lira masraf yaptı. Köyüm adına ben çok teşekkür ederim. Köylümüz zaten memnun. Şinasi amcaya diyecek bir halimiz yok. Dış köyler dahi gelip su alabiliyorlar.”

Muhtar Muzaffer Can (sol başta), bütün köy halkının Şinasi Durusoy'a teşekkür ettiğini söyledi.
[[Fotoğraf: Güray Ervin / Al Jazeera Türk]]

Muhabirimize ulaşmak için: guray.ervin@aljazeera.net

Twitter'dan takip edin: @gurayervin

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;