Ekonomi

'Siyasi belirsizlik bitmeli'

Ekonomist Murat Sağman'a göre son dönemdeki siyasi belirsizlik ekonomiye yansıyor. Sağman, "Önümüzü görmediğimiz her noktada, güvenin azaldığı her noktada, ekonomi ve piyasalar negatif etkilenir" diyor. Fitch'in Türkiye notunu açıklaması öncesi, Sağman'la ekonomideki gelişmeleri konuştuk.

Konular: Ekonomi, Türkiye

Uluslararası Kredi derecelendirme Kuruluşu Fitch, Türkiye'nin not ve görünümünü Cuma günü açıklayacak. En son 20 Ağustos 2016’da yaptığı değerlendirmede Fitch, Türkiye’nin notunu değiştirmemiş, BBB-, yani yatırım yapılabilir ülkelerin alabileceği en düşük not olarak açıklamıştı. Ancak görünümünü düşürüp durağandan negatife çevirmişti.

Ekonomide yaşanan son gelişmeleri ve bunların Fitch notuna olası etkilerini ekonomist Murat Sağman'a sorduk. Onun tahmini notun düşebileceği yönünde. Yani, "Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke statüsünden çıkarılması" ihtimal dâhilinde.

Fakat Sağman'a göre Fitch Türkiye’nin notunu düşürse de, piyasalar kaosa girmeyecek ya da bizim için çok kötü olmayacak ama maliyetlerimiz yükselecek.

“Makro verilerin bazıları Avrupa’nın üstünde ama siyasi belirsizlik var”

Döviz yükselince ne oluyor?

Döviz yükselince bir kere insanların yaptığı bütçeler şaşmaya başlıyor. Çünkü, biz dövize çok bağlı bir ülkeyiz. Ayrıca, bizim ihraç ettiğimiz ürünlerin üçte ikisinin girdileri ithal, kendi kaynaklarımız kıt, bunları dışarıdan dövizle alıyoruz.

Döviz yükselince, ithal eden bir ülke olduğumuz için doğalgaz ve petrol gibi, emtia gibi maliyetlerimiz yükseliyor. Maliyetlerimiz yükseldiği zaman da enflasyon yükseliyor. Enflasyon yükseldiği zaman da faiz yükselmek zorunda kalıyor. Faizin yükselmesi de ülkenin büyümesi, tüketimi ve yatırımını olumsuz etkiliyor.

[[Fotoğraf: Al Jazeera]]

Açıklanan makro verilere bakınca bütçe açığı, kamu borcu gibi rakamlar iyi ve istikrarlı. O zaman niye ekonomik sorunlarımız oluyor?

Makro ekonomik rakamların bazıları iyi, meselâ bütçe açığı yüzde eksi 1,5 ile eksi 2 arası. Maastricht Kriterleri'ne göre eksi 3’ün altında olması lâzım ki, Avrupa ülkelerinin ortalaması yüzde eksi 5. Onun için o konuda biz iyi durumdayız. Kamu borcumuz yüzde 35’lerde. Maastricht kriterlerine göre yüzde 60’ın altında olmamız lâzım, Avrupa ülkelerinin ortalaması yüzde 100 civarında, hatta yüzde 110. Burada da iyi durumdayız. Fakat, yükselen bir enflasyonumuz var. Üçüncü çeyrekte küçüldük, küçülen bir ekonomimiz var. Dışa bağımlılık var, dış ticaret açığı veriyoruz. Bunlar tabii ki ülke için negatif. Ekonomi ile güven çok kardeştir. Yani, ne kadar çok güven duyarsanız, o zaman yatırımlarınızı, tüketiminizi yaparsınız. Şu anda daha çok siyasetten gelen bir belirsizlik olduğu için ekonomiye de bunun yansıdığını görüyoruz son dönemde.

“Not indi diye kaos olmaz”

Herkesin merakla beklediği kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye notu. Bu notun anlamı ne?

Ağustos’ta Fitch’in toplantısı vardı. Görünüm durağanken negatife çekecek diyen herhalde nadir kişilerden biriydim. Beklentim şuydu: Fitch not indirimi yapsa bile önce görünümü negatife çeker. Bir kuruluşun hem notu vardır, hem de görünümü vardır. Görünüm pozitif demek, "Ben seni pozitif aldım, bir dahakine notunu artıracağım" demek. Durağan demek, "Şu anda nötrüm" demek. Negatif demek de, "Bir dahakinde notunu indireceğim" demek. Şimdi Ağustos’ta Fitch bizim görünümü durağandan negatife çekti. Bu şu demek: Ben bir dahaki sefer eğer düzelme görmezsem senin notunu indireceğim. Ağustos’tan beri 6 ay geçti, bayağı bir şeyler yaşadık, iyiye mi gitti, hayır iyiye gitmedi. Ekonomik olarak iyiye gitmedi, hatta daha kötüye gitti. Çünkü o zaman üçüncü çeyrekte küçülmemiştik, enflasyon yükselmiyordu. Onun için ben çok uzun zamandır notun ineceğini bekliyordum.

İki not indirmez, tek bir not indireceğini bekliyorum. Yani görünüm negatif, yatırım yapılabilirden yatırım yapılabilirin bir altı. Görünümü belki de durağan olabilir. Ama bu şu demek oluyor: Artık Türkiye yatırım yapılabilir ülke statüsünden çıkıyor.

O neye tekâbül ediyor?

Moody’s bizi Eylül’de yatırım yapılabilir ülke statüsünden çıkardı. Şimdi Fitch de çıkaracak. Bu da şu demek: Türkiye’ye yatırım azalabilir, Türkiye’de yatırımı olanlar çıkabilir. Genellikle şöyle bir kural var: İki derecelendirme kuruluşu tarafından yatırım yapılabilir olma şartı aranır. Ama bir tanesi gittiği için, bu tür fonlar zaten yavaş yavaş çıktı Türkiye’den. Fitch’in inmesi, tabii ki negatif bizim açımızdan. Bankalar için negatif, çünkü bankalar Fitch’e çok bağlı. Bankaların borçlanma faizleri ve reytingi Fitch’in notuna çok bağlı. Bankalardaki maliyet biraz artacak, yani bankaların borçlanma maliyeti artacak, bize ek bir maliyet getirecek bu not. Ama dünyanın sonu olmayacak. Yani, hani not indi diye böyle piyasalar kaosa girmeyecek ya da bizim için çok kötü olmayacak, ama maliyetlerimiz yükselecek, bizim için negatif, tabii ki.

Böyle şeylerin düzelmesi ne kadar zaman alıyor?

Birkaç yıl sürüyor, yani tekrar notları almamız en az 2-3 yıl daha sürer diye düşünüyorum. Notu kaybetmek de çok kolay değil, almak da çok kolay değil.

"Yatırım yapılabilir olmaktan çıkınca daha çok kısa vadeli fonlar geliyor”

Şöyle mi oluyor? Benim bildiğim, Avrupa’da büyük emeklilik fonları var, not düşünce gelmiyorlar. Ya da büyük bir şirket, “Türkiye’ye yatırım yapacaktım ama bekleyeyim"mi diyor?

Şöyle oluyor: Meselâ, emeklilik fonlarının tüzüklerinde yazıyor. Diyor ki, büyük fonlarda ve emeklilik fonlarında özellikle; sadece yatırım yapılabilir ülkeye para koyabilirsin. Burada genellikle iki not şartı aranıyor. Zaten bir tanesini kaybettiğimiz için o şartı kaybediyoruz. Bazılarında da tabii ki yatırım yapılabilir ülke olması fonlar için cazibe merkezi oluyor, yatırım yapılabilirin altında olduğu zaman, daha çok riskli fonlar geliyor Türkiye’ye. Bunlar daha çok sıcak para. Uzun vadeli fonlar daha uzak duruyor. Ama tabii ki, para yine gelebilir. Fakat, bu paranın daha çok kısa vadeli bir para olması olasılık.

Merkez Bankası’nın son faiz kararları ne anlama geliyor?

Merkez Bankası yapabileceğinin minimumunu yaptı, risk aldı. Yani, sonuçta özellikle politika faizine dokunmayarak. Çünkü, şöyle: Üst bandı 8.50’den 9.25’e çıkardı, fakat politika faizini 8’de bıraktı.

Politika faizi nedir?

Aslında referans faiz. Fakat, bunu çok daha az kullanacağı gözüküyor, daha çok üst bant faizini kullanacak. Bir de; geç likidite penceresini 10’dan 11’e çekti. Bu da şu demek: Yani bu bankalar çok açıkta kaldığı zaman, saat 4’te bu pencereyi kullanıyorlar, ama bunu da kullanacağını gösteriyor. Burada tabii ki bir baskı var Merkez Bankası üstünde, bir siyasi baskı var, onu biliyoruz. Tabii ki, faiz artırmak kolay değil ekonomi küçülürken, o da bir baskı. Yani bir ekonomik baskı var, bir de siyasi baskı var... Ama bir taraftan da kur var. Kur gittiği zaman da, ileride daha fazla faiz artırmak zorunda da kalabilir. Ben bir risk aldığını düşünüyorum, özellikle enflasyon gidişatına bakarak. Eğer enflasyon yükselmeye devam edecekse ki, böyle bir beklenti var, bu faizi daha da yükseltmek zorunda kalacak, eğer fiyat istikrarına hâlâ devam edecekse.

“Merkez Bankası’nın net döviz rezervi hep azdı”

Merkez Bankası’nın net döviz rezervi ne demek, brüt rezervi ne demek? Türkiye için durum ne?

Merkez Bankası’nın altın dahil brüt rezervi, altın hariç brüt rezervi, bir de net rezervi vardır. Şimdi altınla beraber olan rezerv yaklaşık 120 milyar dolar. Altını çıkardığımız zaman yaklaşık 95 milyar dolar brüt rezerv. Bu brüt rezerv, tüm Türkiye’deki bankaların koyduğu rezerv karşılıkları. Yani, bankalar mevduat topluyor, mevduatın bir kısmını Merkez Bankası'nda tutuyorlar. Net rezerv de, bunları çıkardığımız zaman Merkez Bankası'nın tamamen kendi parası, kendi rezervi.

Kendi rezervi yaklaşık 24-25 milyar dolar, 25 milyar doların altında. Bu da düşük bir rezerv. Genellikle bu rezervin 6 aylık ithalatı karşılaması istenir iktisatta. Şu anda bizimki ancak iki aylık ithalatımızı karşılıyor. Onun için bizim brüt rezervimiz nispeten iyi olsa da, yine standartlara göre düşük, net rezervimiz diğer ülkelere göre ve diğer standartlara göre çok daha düşük.

Net rezervin düşük olmasının anlamı nedir?

Merkez Bankası çok rahat kura müdahale edemez. Yani, bu kadar düşük rezervle, dövizle çok rahat müdahale edemez. Onun için dövizle ilgili müdahalesini sınırlandırıyor. Onun için daha çok faizle müdahale etmesi gerekiyor. Onun için zaten faiz polemiği var. Merkez Bankası'nın çok büyük rezervleri olsaydı, o zaman çok daha fazla faize gerek kalmaz, daha çok rezervle müdahale ederdi, aynı Rusya’nın yaptığı gibi. Çok ciddi rezervleri olduğu için, meselâ Ruble iki katına arttı, 40’tan 80’e arttı, ondan sonra hemen 60’lara rezerv müdahalesiyle geldiğini gördük. Türkiye, maalesef Rusya’daki gibi büyük rezervi taşımıyor.

Bu hep böyle miydi?

Düşük rezervdi, ama son dönemlerde de çok daha fazla rezerv kaybettiğimizi söyleyebilirim.

Neden?

Merkez Bankası müdahale etti, ihaleler düzenledi, dolar ihaleleri düzenledi ve orada birtakım rezerv kaybetti. Zaten düşüktü, şimdi biraz daha düştü. Ama zaten hiçbir zaman çok rezervimiz olmadı.

"Referandum sonrası belirsizliklerin azalıp azalmaması önemli"

"Siyasi belirsizlikten kaynaklanan sorunlarımız var" dediniz. Öyle gözüküyor ki, bu referandum sonucuna kadar, yani Nisan’a kadar bu belirsizlik bir şekilde devam edecek. Nisan’da referandumdan evet çıkarsa ne olur?

Evet ya da hayır çıkması bir kere piyasalarda bir belirsizliğin azalması demek, o da iyi bir şey. Sonuçta belirsizlik azalması piyasalarda ekonomi açısından iyi bir gösterge. Fakat bu belirsizlik azaldıktan sonra eğer başka bir belirsizliğe girersek, bu iyimserlik belki de kısa bir süre sürer, sonra başka bir seçim belirsizliğine girersek, o zaman yine piyasalar sıkıntıya girecektir.

Evet denilirse bambaşka bir siyasal sistem olacağı için yurt dışı yatırımcılar bunu çok farklı yorumlayabilirler, bu bir şey. Hayır olursa, erken seçim ihtimali olabilir, bu da piyasalarda bir tansiyon yaratacaktır. Evet çıkarsa, 2019’a kadar acaba beklenebilecek mi, yoksa 2019’dan önce bir seçim kararı alınabilir mi? Bu siyasi belirsizlik sürdükçe piyasalarda ekonomi için ben çok pozitif olamıyorum. Bu siyasi belirsizliğin bir şekilde bitmesi lâzım. Yani, referandum sonrasında önümüzü görmemiz lâzım. Ama referandumdan sonra bir iyimserlik gelecektir.

Referandum sonucundan bağımsız olarak mı?

Bir belirsizlik bittiği için bir rahatlama gelecektir, ama ondan sonra dünyanın gidişatı da önemli. Dünya zaten iyi değilse bizim iyi olmamız mümkün değil bu şartlarda. Referandumdan sonra kısa vadede rahatlama olur ama ondan sonra bir belirsizlik tekrar ortaya çıkabilir. Ama şöyle de olabilir: Hayır çıkar, 2019’a kadar seçim yok denir, o da bir ihtimal... Evet çıkar, o zaman farklı bir rejim ve sistem olacağı için bunu yabancı yatırımcılar nasıl değerlendirecek, ben de bilmiyorum. Ama evet çıkıp 2019’a kadar da beklenmez ve yine bir seçim olursa yine bir belirsizlik. Sonuçta önümüzü görmediğimiz her noktada ve güvenin azaldığı her noktada ekonomi ve piyasalar negatif etkilenir.

Türkiye ile herhangi bir yatırım ilişkisi olan yabancı şirketlerin Türkiye’ye olan güvenleri söz konusu olduğunda en kötüsü 1, en iyisi 10, 1 ile 10 arasında not vermenizi istesem?

Rakam vermek çok zor. Çünkü bakış açısı da önemli. Belki, Ortadoğu’daki adam kendi ülkelerinde alışkın olduğu için bu tür belirsizliğe, daha pozitiftir. Ama Batı'daki adam ya da Amerika’daki adam, çok daha farklı bakıyor olabilir. Ama genel ortalamaya bakarsak Türkiye’ye olan güven çok ciddi bir şekilde azalmış durumda. Çünkü, bu yaşanan ekonomik sıkıntılar ve piyasa sıkıntısı Türkiye’nin iç dinamiklerinden ve ekonomi dinamiklerinden değil, tamamen siyasetten gelen bir gelişme.. Darbe girişimi, OHAL’in bu kadar uzatılması, seçim belirsizlikleri... Bunları üst üste koyduğunuz zaman bütün piyasalarda negatifi fiyatladığını görüyoruz.

En kötü durum senaryosu nedir?

Bilmiyorum ki, bir şey söylemek çok zor. Darbe girişimini beklemiyorduk, yani her türlü kötü senaryo, ama öyle bir en kötü senaryoyu çok zor söylemek.

En iyi senaryo ihtimali nedir?

Benim konuştuğum yabancı yatırımcılar için en iyi senaryo: Keşke OHAL kalksaydı, böyle bir referandum olmasaydı. Tabii, biraz daha ek güven ve 2019’a kadar da bir seçim olmayacağı garantisi olsaydı... O zaman çok daha rahat olurdu yatırımcılar. 1 Kasım seçimden sonra herkes, yatırımcılar, sanayiciler, üreticiler 2019’a kadar seçim yok diye yola çıktı. Yani 2019’da hem yerel, hem genel, hem Cumhurbaşkanlığı seçimi var. 2019’a kadar aslında seçim belirsizliği yoktu. Şimdi 1 Kasım’dan sonra yaşananlar, bu darbe girişimi, bu OHAL gelmesi ve bütün bu Anayasa değişikliği... Tabii bunların hepsi güvenin azalmasını getirdi.

Ayşe Karabat

1970 yılında Ankara'da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. 1995’den beri çeşitli dergi, gazete ve TV kanallarında muhabir olarak çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;