Yunanistan

Yunanistan'da Latin Amerika mekaniği işler mi?

Radikal Sol Koalisyon Syriza, seçimin ardından hiç vakit kaybetmeden sorunların çözümü için işe koyulmayı planlıyor. Peki parti elindeki kısıtlı imkanlarla ülkeyi düze çıkarmak için ne yapabilir? Bu soruyu akademisyen Foti Benlisoy ve hali hazırda Atina'da bulunan ekonomi profesörü Ahmet Tonak yanıtladı.

Konular: Yunanistan
Tarihi bir zafer elde eden Syriza'nın bazı taraftarları sonuçlar açıklanınca gözyaşlarına hakim olamadı. [Fotoğraf: Reuters]

Syriza’nın Yunanistan’da elde ettiği seçim başarısı kimse için büyük bir sürpriz olmadı. 2012’den bu yana girdiği seçimlerde Syriza belli oranda başarı elde ediyor, iktidara gelen Yeni Demokrasi istenen düzelmeyi sağlamakta yetersiz kalınca Syriza ve lideri Alexis Tsipras’ın seçime giderken sesi daha çok duyuluyordu. Yunanistan siyasetinin nabzını en yakından takip edenlerden biri olan akademisyen Foti Benlisoy, 2012’nin Mayıs ve Haziran aylarında yapılan üst üste iki seçimde Syriza’nın bugünün sinyalini verdiğini söylüyor.

Troyka sıkıntısı

Benlisoy, 2012 seçimlerinde de Yeni Demokrasi Partisi'nin “korku stratejisi” uyguladığını, merkez sağın, Syriza'nın iktidara gelmesi halinde Troyka ile yani Avrupa Birliği Komisyonu, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’yla önemli sorunlar yaşanabileceği, krediler konusunda sıkıntılar olacağı, Yunanistan’ın ciddi anlamda baskı altında kalacağı ve kendisini Avro alanının dışında bulacağı şeklindeki korku senaryosunu devreye soktuğunu hatırlatıp bugün ile mukayese ediyor:

"2012’de de 2015’te de Yeni Demokrasi’nin uyguladığı bir soğuk savaş stratejisiydi bu. Esas itibarıyla 'Komünistler gelecek, AB’den uzaklaşacağız' şeklinde seçmenin tedirginliğine ve korkularına oynayan bir stratejiydi. 2012’de bu tuttu ama 2015’te bundan ziyade SYRIZA’nın 'umut' eksenli stratejisi daha fazla tuttu, yeni başlangıcı ifade eden Syriza stratejisi galip geldi.”

Yunan gazeteleri Pazartesi sabahı seçim manşetleriyle okuyucularının karşısına çıktı.
[[Fotoğraf: AP]]

Genç işsizliği yüzde 50 olursa...

Bütün Avrupa’yı etkileyen ekonomik kriz Yunanistan’da daha akut bir hal alınca ülkede sosyal sorunlar da baş göstermeye başladı. Benlisoy, işsizlik oranının yüzde 25-30’lar düzeyine, gençlerde işsizlik oranının yüzde 50’ler düzeyinde olmasının tepkiyi daha da artırdığı kanaatinde. Benlisoy, “Son dört beş yıl içerisinde Yunanistan’da emekçiler reel gelirlerinde yüzde 35 - 40’lık bir düşüş yaşadılar. Dolayısıyla ülke büyük bir toplumsal tahribat ile karşı karşıya. Kriz bütün Avrupa’yı etkiledi ama Yunanistan’da daha da belirgin, dolayısıyla Yunanistan bir deney alanı gibi. Siyasal merkezin çözüldüğü, merkezin solunun da sağının da toplumsal tabanlarını yitirdikleri, bunun karşısında da radikal sol ve bazen de radikal sağın yükseldiği, kapitalist krizin yarattığı siyasal temsil krizi var” diyor.

Kemer sıkmak ya da sıkmamak...

Yunanistan’daki politik iklim, bir zamanlar oyların yüzde 80- 90’ını alabilen PASOK ve Yeni Demokrasi gibi partileri eritti. “Çünkü” diyor Benlisoy;

“Uyguladıkları kriz önlemleri, kesinti paketleri, bir tür Latin Amerika türü neo liberalizm toplumda büyük ölçüde tepki ve öfkeyi kışkırtıyor. Bunun karşılığında da bu programların karşısında duran ve ana akım olmayan partilerin yükselişi söz konusu.” 

Syriza’nın yükselişi krizin siyasal ve toplumsal etkilerinden bağımsız değil. Benlisoy’a göre bu sadece bir seçim stratejisi meselesi olmaktan öte, Yunanistan’ın uzun süre ekonomik durgunluk içerisinde kalakalacağı, borçları ve faizleri ödeme fasit dairesi içinde takılıp kalmış olduğu görüntüsü karşısında seçmenin önemli bir bölümünün siyaseten partiye yönelmesi.

Yeni Demokrasi Partisi'nin Atina'daki merkezinde seçim akşamı hezimet havası hakimdi.
[[Fotoğraf: AFP]]

Benlisoy, “PASOK ortadan kalkıyor ama onun dışında farklı partilerden de Syriza'ya doğru bir akış olduğu görülüyor. 2008 ile 2012 arasında Yunanistan’da sadece sandıkta açığa çıkan bir tepki yok. Aynı zamanda toplumda sokakta genel grevler ile mini ayaklanmalarla, meydan hareketleri ile bir toplumsal seferberlik hali var. Bugüne kadar PASOK ve Yeni Demokrasi’nin uyguladığı Avrupa Birliği ve İMF kökenli politikalara karşı sokaktaki yansımasının gerçekleştiğini söyleyebiliriz” diye özetliyor siyasi durumu.

Bir ihtimal daha var

Fakat asıl soru işaretleri şimdi beliriyor. Bundan sonra Syriza ve Tsipras ne yapacak? Acaba Troyka’dan ve ülkedeki yerli sermayeden gelecek baskılara karşı nasıl bir siyaset izleyecek? Memorandum denen Troyka politikalarının, kesinti paketlerinin devam etmesi hatta sertleşmesi yönünde telkinler ile karşılaşınca tavrı ne olacak? Benlisoy ana akım uluslararası medyada da böyle bir baskı olduğunu vurgulayarak çeşitli ihtimaller üzerinde duruyor:

“Syriza’nın artık herkese yaranabileceği koşullar yok. Dolayısıyla bu süreçte ya SYRIZA’nın ılımlılaşması yani, bir tür yeni PASOK haline gelmesi, yani sağa kayması söz konusu olacak -ki  SYRIZA’nın liderliği de böyle bir profil çizmeye çalışıyor; hani daha ehil, sorumlu bir kimlikle de karşı karşıya olduğumuz izlenimi veriyor-, ya da yerli sermeyenin tepkileri karşısında ister istemez daha da sola kıracak. Siyasal merkez çözüldükçe, siyasal merkezi oluşturan ana akım partiler ortadan yok oldukça toplumda bir siyasal kutuplaşma yaşanıyor. Altın Şafak bunun sonucu ortaya çıktı mesela. Solda ve sağda bir radikalizasyon var. Syriza da bunun bir ifadesi.”

'Venezuella mekaniği'

Benlisoy, bunu söylerken de Latin Amerika’da, Venezuella’da, Chavez’in iktidara geldiği günleri örnek veriyor:

“Chavez iktidara geldiğinde son derece mutedil, azaltılmış bir kapitalizm isteyen, petrol kaynaklarının üzerine çöreklenmiş oligarşi fazla çalıp çırpmasın, bu kaynaklardan yoksullar biraz daha faydalansın diyen, namuslu kapitalizmi özleyen bir adamcağızdı. Ama Venezuella’da hem içerideki sermaye sınıfının hem de ABD’nin tepkisi o kadar sert oldu ki, bu tepkiler gerek Chavez’i gerekse Chavez’in dayandığı toplumsal kesimleri daha da radikalleştirdi. Bu onu sola itti.”

Foti Benlisoy Yunanistan’da da böyle bir mekanik işleyebileceğini, bunun ihtimal dahilinde olduğunu belirtiyor: “Ya parti itaat edecek, tâbi olacak, merkezleşecek, ya da tepki karşısında ister istemez daha sola kırıp radikalleşecek. İki durumda da bu Yunanistan’da sosyal ve siyasal çatışma, kutuplaşma anlamına geliyor."

Tsipras'ın zafer konuşmasını yaptığı Atina Üniversitesi önüne toplanan coşkulu bir kalabalık takip etti.
[[Fotoğraf: AFP]]

Selanik programı neyi öngörüyor?

Ekonomik olarak Syriza’nın atacağı adımlar da en az politik ve sosyal adımlar kadar önemli. Ekonomi profesörü Ahmet Tonak, “Söz verdiklerini ne ölçüde hayata geçirebileceği partinin geleceğini belirleyecek. Sanıyorum partinin kadroları da bunu hesaba katacaklardır. Fazla yalpalayıp verdikleri sözleri tutamazlarsa, partinin hızlı parlayışının sonu gelir” diyerek Syriza’nın önündeki sürecin ne kadar kritik olduğunu anlatıyor.

Keynes, yine, yeniden

Profesör Tonak ile konuştuğumuzda kendisi hâlâ Atina’daydı. "Syriza’nın uygulamayı vadettiği Selanik Programı'nı hayata geçirmesinin ne kadar mümkün olduğu" sorusuna yanıtı netti:

“Selanik Programı”nın iki ayağı var. Birisi daha içe dönük ve uluslararası görüşmelerden bağımsız olan konular. Diğeri ise borçlar meselesi ile ilgili olarak dışarıdan dayatılanlar. İlk ayağı dışarıdaki görüşmelerin sonuçlarını beklemeksizin uygulayabilirler. Bunlar yapmak istedikleri ve zaten yapabilecekleri hamleler. İnsanların ihtiyaçlarını kısa zamanda karşılayabilecek olan asgari ücretin yükseltilmesi, devletin kendisinin istihdam imkanları yaratması, bir nevi post-Keynesyen politikalar kullanması, yüksek işsizlik karşısında devletin son işveren olarak devreye girmesi söz konusu olabilir."

Kaynak yaratma bahsi

Syriza’nın bu tür bir programla işsizlik sorununa da bir ölçüde çözüm arayacağı anlaşılıyor. Bu konuda son derece ısrarlılar. Tonak, iç makro ekonomik dengeler üzerinden kaynak yaratılmasının mümkün olduğunu, vergi gelirlerinin aktarılacağı yeri değiştirerek bunun sağlanabileceğini söylüyor. Tonak’a göre bunun ekonomide çoğaltan etkisi olacak. Ayrıca bir kaç aylık dış borç faizi ödemeyerek de bu kaynağın yaratılabileceğini söyleyen Tonak’a göre bunlar dış dünya ile yapılacak müzakerelerin de bir parçası olacak.

Ahmet Tonak, dışarıdan empoze edilen programlara karşı çıkmak için sokak hareketlerinin önemli olduğunu, Syriza’nın bunu canlı tutacağını vurguluyor:

“Olayı sadece formel olarak parlamentoda, kapalı kapılar ardında müzakereler şeklinde yürüteceklerini sanmıyorum. Ayrıca ancak sokak hareketleriyle bu müzakere gücünü elde edebileceklerinin çok farkındalar.” 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;