Dosya

İran muhalefetinin uzun geçmişi

Şah’ın 1979 yılında devrilmesinden beri ülkede birçok muhalif hareket yaşandı, ancak hiçbiri İslam devletinin temellerini sarsacak bir akıma dönüşmedi.

Konular: Ortadoğu, İran
İran'da protestolar ve Yeşil Hareket bayrağı taşıyan kitleler.
Ahmedinejad’ın 2009 yılında tekrar seçilmesi ülke çapında ‘Yeşil Harket’ isimli bir protesto dalgasına dönüşmüştü. [Getty]

Dünyanın neresinde olursa olsun, başarılı her muhalif hareket, iktidarı ele geçirdikten sonra yeni muhaliflerle karşılaşır. İran’ın İslamcı yöneticileri için de bu durum istisna değil.

Otokratik Şah’ı 1979 yılında deviren eski devrimciler, şu anda değişim için yanıp tutuşan gruplarla mücadele ediyor.

Şah’ın iktidarını bitiren devrim sonlanır sonlanmaz, yeni iktidar sahiplerine muhalefet başlamıştı.

Irak’la, maliyeti çok ağır bir savaşa girişilmesiyle birlikte tek vücut olmuş devrim cephesi içinde ayrılıklar gözlenmeye başladı. Yönetim, iktidarını sağlamlaştırmak ve yeni doğmuş İslam Cumhuriyeti’ne istikrar getirmek için muhalifleri bastırdı.

Bu muhalif gruplar arasında en çok bilineni belki de Halkın Mücahitleri Örgütü’ydü (HMÖ). 1970’ler boyunca Ayetullah Humeyni ve destekçileri ile yakın ilişkilerde bulunmasına karşın örgüt, devrimden hemen sonra Dini Lider’den ayrıldı.


İslam Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Ebu'l Hasan Beni Sadr
suçlamalar sonucunda yerinden olmuş ve ülkeden sürülmüştü.

1981 yılında HMÖ savaşçıları ile yönetim arasındaki çatışma sokak savaşlarına dönüştü. Örgütün yasaklanmasından sonra, Saddam Hüseyin, gruptan yararlanmak için Irak’ta bir üs ve İran’a karşı savaşması için maddi destek verdi ve istihbarat paylaşımında bulundu.

Diğer bir muhalif grup, Kitleler Partisi olarak da bilinen Tudeh Partisi’ydi. Partinin birçok üyesi 1980 yılında tutuklandı ve idam edildi.

1981 yılında İslami Cumhuriyet, İslami Cumhuriyet Partisi dışındaki tüm partileri kapattı. 1987 yılına gelindiğinde Humeyni bu partiyi iç çatışmalardan dolayı dağıttı. Partinin, devrimin amaçlarına ulaşma hedefini gerçekleştirdiği söylendi. Sonraki süreçte sadece devletin İslami yapısına uygun olan partilerin çalışmasına izin verildi.

İslam Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Ebu’l-Hasan Beni Sadr gibi farklı görüştekiler de ağır bir bedel ödedi. Yapılan suçlamalar sonucunda görevinden azledilerek sürgüne gitmek zorunda kaldı.

1989 yılında, diğer bir popüler figür olan Ayetullah Hüseyin Ali Muntazari de Dini Lider’le görüş ayrılığına düştü. Humeyni’nin görünürdeki varisi olan Muntazari daha açık bir yönetim çağrısı yaptığından ve muhaliflerin bastırılmasını eleştirmesinden dolayı yerinden oldu.

Muntazari’nin yerine daha muhafazakar olan Ayetullah Ali Hamaney geçti ve Humeyni’nin 1989 yılında ölümünün ardından Hamaney İran’ın Dini Lideri oldu. Bugün halen İran’ın Dini Lideri.

İptal edilen reformlar

Humeyni’nin 1989’da ölümünden hemen sonra, Ayetullah Ekber Haşimi Rafsancani cumhurbaşkanı seçildi. Geniş çaplı yolsuzluklarla anılan Rafsancani’nin görev yaptığı iki dönem, Irak’la neredeyse on yıl sürmüş savaşın ardından toparlanma ve yeniden yapılanma süreci olarak anılır.


Reformcu kanattan olan Hatemi sürpriz bir şekilde iktidara
gelmişti. [Mostafa Saeednejad, flickr]

1997 yılına gelindiğinde reformcu Muhammed Hatemi sürpriz bir şekilde açık bir galibiyet kazandı ve İran’da değişimin işaretlerini verdi. Ne var ki, Hatemi İran’da daha açık bir yönetim tesis etmeye çabalasa da, reformcu gündemi muhafazakarların kontrolünde olan yargı tarafında sürekli sınırlandı.

Hatemi, yarısı Dini Lider tarafından atanan, yarısı meclis tarafından seçilen 12 üyeli Muhafız Konseyi’nin yetkilerini sınırlamaya ve cumhurbaşkanının yetkilerini arttırmaya çalıştı. Ancak bu girişimleri, meclisi veto etme ve anayasayı yorumlama yetkisine sahip olan bu konsey tarafından engellendi.

1999 yılında ülke çapında faaliyet gösteren öğrenci gazetesi Selam kapatıldı. Bunun üzerine öğrenciler sokağa döküldü ve 6 gün boyunca protesto gösterileri düzenledi. En az 5 kişi hayatını kaybetti ve binlercesi yaralandı ve tutuklandı. Takip eden yıllarda, genellikle öğrencilerin ve işçilerin başı çektiği münferit gösteriler, reform talepleriyle birlikte devam etti. Ancak 1979 devriminden beri ilk kez 2009 yılında İranlılar kitleler halinde yönetim karşıtı gösteriler düzenledi.

"Yeşil Hareket"

Seleflerinin aksine din adamlığı geçmişinden gelmeyen bir muhafazakar olan Mahmud Ahmedinejad, 2005 yılında cumhurbaşkanı seçildi. İlk döneminde, Batı’nın dayattığı yaptırımlara ve tehditlere meydan okuyan tavrı göze çarptı.


Musavi destekçileri kısa sürede Yeşil Hareket olarak anılmaya
başlandı. [sabzphoto, flickr]

2009 yılında Ahmedinejad, rakibi Mir Hüseyin Musavi’ye karşı yarışmak üzere tekrar aday oldu. 1989 yılında kaldırılana dek İslam Cumhuriyeti’nin ilk ve tek başbakanlık görevini yürüten Musavi, eski cumhurbaşkanı Hatemi’nin yakın dostuydu. Ahmedinejad’a karşı reformcu kanatta yer aldı.

Seçim tarihi yaklaşırken, Musavi coşkulu mitingler düzenledi. Reformcu adaya destek göstergesi olarak İran şehirleri yeşil atkılar, bileklikler ve kıyafetler giyen insanların yürüyüşlerine sahne oldu.

Musavi’ye açıkça gösterilen desteğe rağmen, Ahmedinejad, yüzde 64 oyla Haziran 2009 seçiminden galip olarak çıktı; Musavi yüzde 34’ün altında oyla ikinci olabilidi.

Seçimden bir gün sonra 13 Haziran 2009’da, ülke çapında yüz binlerce protestocu aynı sloganı atarak gösterilere başladılar: "Oyum nerede?" Musavi destekçileri, "Yeşil Akım" olarak bilinirken, bu gösterilerle birlikte "Yeşil Hareket" olarak anılmaya başladılar. Hükümetin talimatıyla bastırılan gösteriler sonucunda 100’den fazla kişi ölürken, haftalar süren protestolarda binlerce insan gözaltına alındı.

DOSYA: İRAN - BATI'NIN KORKTUĞU GÜÇ


Takip eden birkaç ay boyunca, göstericilerin bir kısmı yargılandı ve kimisi asıldı. Protestolar devam ederken, reform yanlısı birçok bağımsız gazete kapatıldı. Aralık ayında Ayetullah Muntazari’nin ölümü sonrasında cenazesi, hükümet karşıtı sloganların atıldığı yürüyüşlere dönüştü. Ne var ki, 1979 devriminin yıldönümü olan 11 Şubat 2010’a gelindiğinde, aylarca devam eden isyan etkin bir şekilde bastırılmıştı.

Bir yıl sonra Şubat 2011’de muhalifler, Arap ülkelerinde başlayan isyanlarla dayanışma içinde olduklarını göstermek için protesto çağrıları yaptı. Planlanan gösterilerin hemen öncesinde Musavi ve 2009 seçimlerinde aday olan bir diğer reform yanlısı siyasetçi Mehdi Kerrubi ev hapsine alındı. Çeşitli şehirlerde bir haftadan biraz daha fazla süren gösteriler bastırıldı ve gene yüzlerce kişi yaralandı ve gözaltına alındı.

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;