Görüş

AB-Türkiye mülteci anlaşmasının karanlık yüzü

Eğer mülteciler bir kriz nedeniyse, AB nasıl oluyor da bu yükü Türkiye'nin sırtına yüklemenin daha küçük bir kriz yaratacağını düşünüyor?

Konular: Avrupa Birliği, Suriyeli Mülteciler, Türkiye, Yunanistan
AB ve Türkiye, mülteci krizini önleme amaçlı görüşmeler neticesinde prensipte anlaştı, ancak uygulanacak plan üzerinde çalışmalar sürecek. [Fotoğraf: AP]

Bir krizi nasıl çözersiniz? Gözünüzün önünden uzaklaştırıp yokmuş gibi davranarak mı? Öyle görünüyor ki en azından Avrupa Birliği'nin (AB) yaklaşımı bu şekilde.

Geçen yıl AB'nin kalbinde ortaya çıkan mülteci krizi, Birlik üyeleri arasında ciddi gerilimler yaratırken, Birlik içindeki dolaşım serbestisinin, hatta genel olarak AB'nin geleceği hakkında soru işaretlerine neden oldu.

AB liderleri on binlerce göçmen ve mültecinin uysalca kaderlerine razı olup, sessizce geri döneceğini mi düşünüyor?

by Kenan Malik

Soruna çaresizce çözüm bulmaya çalışan Avrupalı liderler, altı ay süren pazarlıkların ardından, bu hafta Türkiye ile bir anlaşmaya vardılar - AB'nin krizi kendinden yeterince uzağa iterek, sorun yokmuş gibi davranmasını sağlayan bir anlaşma.

Hâlâ ince ayrıntıları üzerinde çalışılan anlaşma dahilinde, Türkiye'den Yunanistan'a geçen tüm yeni mülteciler geri gönderilecek. "Bire bir" formülüne dayalı olarak hazırlanan anlaşma, Yunanistan'dan Türkiye'ye geri gönderilen her mülteciye karşılık, Türkiye'deki mülteci kamplarında yaşayan bir Suriyelinin AB'ye yerleşmesini sağlayacak. Suriyeli olmayanların Avrupa yolu ise tamamen kesilmiş olacak.

AB ise bunun karşılığında Ankara'ya, Türklerin Schengen bölgesinde vizesiz seyahat etme çalışmalarını hızlandırma ve Türkiye'nin göçmenlere sınırlarını kapatma konusunda gösterdiği yardım karşılığında Ekim ayında vadedilen 3,3 milyar euroluk yardımın bir kısmını ödeme sözü verdi.

Öte yandan, Türkiye'nin ilave bir 3,3 milyar euro yardım daha istediği ve bu konunun hâlâ müzakere edilmekte olduğu belirtiliyor. Türkiye, ayrıca Birliğe kabul müzakerelerinin devam ettirilmesi konusunda somut adımlar atılması talebinde de bulundu.

Rakamlar önemli

AB, 500 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip ve kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılası 27 bin USD civarında. 75 milyon nüfusa sahip Türkiye'nin gayrisafi yurtiçi hasılası ise 9 bin USD.

Bir milyon göçmen ve mültecinin AB'ye giriş yapması kabul edilemez bir külfet ve önemli bir kriz nedeni ise, AB nasıl oluyor da bu yükü Türkiye'nin sırtına yüklemenin daha küçük bir külfet veya kriz yaratacağını düşünüyor?

Avrupa Komisyonu'nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopulos, daha kuzeydeki sınırların kapatılmasıyla yaratılan Yunanistan'daki göçmen ve mülteci sıkıntısını, "büyük çaplı bir insani kriz olasılığını" yükselten bir durum olarak tanımladı. Peki, mültecileri Yunanistan yerine Türkiye'de tutmanın farkı ne?

Anlaşmanın öngördüğü şey, göçmen ve mültecilerin toplu olarak zorla Yunanistan'dan Türkiye'ye gönderilmesi.

Gelin önce anlaşmanın ahlaki boyutunu bir kenara bırakıp, uygulanabilirliği üzerine düşünelim. Acaba AB liderleri on binlerce göçmen ve mültecinin uysalca kaderlerine razı olup, sessizce geri döneceğini mi düşünüyor?

Göçmen ve mülteciler geçtiğimiz yıl boyunca ne kadar büyük riskler alıp, türlü meşakkate katlanabileceklerini ortaya koydular. Üstelik çok üstlerine gidilirse yetkililere karşı koyabileceklerini de gösterdiler.

Zorla sınır dışı edilmeye çalışılacakların sadece küçük bir kısmının bile direnç göstermesi durumunda, kamplarda, tren istasyonlarında ya da havalimanlarında nasıl manzaralar ortaya çıkabileceğini tahmin edebilirsiniz.

Avrupa'ya gelen göçmen ve mülteci sayısı gerçekten çok fazla. Ancak bu rakamları bir bağlam kapsamında değerlendirmekte fayda var. Bir milyon kişi, AB nüfusunun yüzde 0,2'sinden azına tekabül ediyor.

Mültecilere yardım konusunda en büyük yükü halihazırda dünyanın en yoksul ülkelerinin bazıları yüklenmiş durumda. Bu ülkeler de Avrupa'nın tavrını benimsemiş olsalardı, ortaya gerçekten bir kriz çıkabilirdi.

by Kenan Malik

AB nüfusunun yedide biri kadar bir nüfusa sahip olan Türkiye ise halihazırda 2,7 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Üstelik bunlar resmi rakamlar; muhtemelen gerçek sayı 3 milyonun üzerinde.

Lübnan'da halihazırda ülke nüfusunun 20'sine tekabül eden şekilde 1,3 milyon Suriyeli mülteci yaşıyor. Bu da Avrupa'nın aynı oranda mülteciye ev sahipliği rolü üstlenmesi için kabul etmesi gereken mülteci sayısının 100 milyon olması gerektiği anlamına geliyor. Pakistan ve İran'ın her birinin sınırları içinde de 1'er milyondan fazla mülteci var.

Bir başka deyişle, mültecilere yardım konusunda en büyük yükü halihazırda dünyanın en yoksul ülkelerinin bazıları yüklenmiş durumda. Eğer bu ülkeler de Avrupa'nın tavrını benimsemiş olsalardı, ortaya gerçekten bir kriz çıkabilirdi.

AB'nin politikasının belki de en ahlak dışı tarafı, bu politikanın özünde göçmen ve mültecilerle uğraşmanın esas olarak yoksul ülkelerin meselesi olması gerektiği düşüncesinin yatıyor gibi görünmesi.

Görmezden gelme eğilimi

Türkiye ile yapılan anlaşma, bırakın Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk'ın ifade ettiği gibi "tarihi bir dönüm noktası" olmayı, AB'nin daha önceki göç politikaları modelini takip ediyor.

AB'nin göç konusunda 1990'lı yıllardan beri benimsediği, üç ayaklı bir politika var. Söz konusu politikayı göçmenlere suçlu muamelesi yapmak, sınır kontrollerini askerileştirmek ve AB üyesi olmayan ülkelere büyük miktarlarda para ödeyerek bu ülkeleri Avrupa'nın göçmen polisi gibi kullanıp sorunu dışarı ihale etmek (ki bunun en bariz örneği Albay Muammer Kaddafi'nin Libya'sı) şeklinde özetlemek mümkün. Yani bir nevi "Sorunu Avrupa'nın dışına it ve yokmuş gibi davran" mantığı.

Bu ahlaki çöküntünün içinden onuruyla çıkan tek ülke Yunanistan oldu. Kuzeyinde bulunan ülkeler ve Makedonya sınırlarını kapattığı için Avrupa'nın diğer ülkeleri tarafından ciddi biçimde yalnız bırakılan ve sıkıntı içinde hem ekonomik krizle, hem de AB zoruyla dayatılan kemer sıkma politikalarıyla boğuşan Yunan halkı, göçmenlere karşı her ne olursa olsun gıpta edilecek bir ahlaki sorumluluk örneği sergiledi.

Ülkede bir takım göçmen karşıtı gösterilerin yapıldığı ve aşırı sağcı Altın Şafak partisinin geçen yılki genel seçimde yüzde 7 oy aldığı bir gerçek, ama Yunanlılar genel olarak göçmenlerle muazzam bir dayanışma gösterdiler.

Makedon yetkililerin günlük sadece bir avuç insanın geçişine izin verme kararı almasının ardından, şu anda 14 bin civarında göçmen ve mülteci, Yunanistan'ın Makedonya sınırındaki yerleşim birimi İdomeni'de mahsur durumda. "Hâlâ umutlarını kaybetmedikleri için bu insanlara hayranlık duyduğunu" belirten İdomeni Belediye Başkanı Yardımcısı Evelina Politidu, göçmen ve mültecilere yardım etmeyi bir "ahlaki zorunluluk" olarak nitelendiriyor.

Türkiye kıyılarına yakın konumda bulunan Lesbos (Midilli) Adası da krizin tam merkezinde yer alıyor. Sadece 2016'nın ilk iki ayında adaya ulaşan göçmen ve mültecilerin sayısı adanın toplam nüfusuna eşitti. Buna rağmen adanın yerli halkı yaptıkları gıda ve barınak yardımları ve gösterdikleri dayanışmayla göçmenleri desteklemeye devam ediyor.

Öte yandan AB, Yunanistan'dan 66 bin 400 mülteci alacağı sözü vermesine rağmen sadece 325 kişi aldı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres'in kısa süre önce Midilli Belediye Başkanı Spiros Galinos'a dediği gibi "500 milyonluk koca Avrupa bunun çok zor olduğunu düşünürken", Midilli halkının "küçücük bir adada üstesinden geldiği şey hayret verici."

Burada tüm Avrupalıların çıkarması gereken bir ahlak ve dayanışma dersi var.

Kenan Malik, Hint asıllı İngiliz yazar, akademisyen ve sunucu. 

Twitter’dan takip edin: @kenanmalik

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Kenan Malik

Kenan Malik

Hint asıllı İngiliz yazar, akademisyen ve sunucu. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;