Görüş

'Alevi Açılımı' üzerine yeni umutlar

Davutoğlu'nun söyleminde, Alevi Sorunu’nun griftleşmesine yol açan unsurlarla vakit kaybetmek yerine Anadolu’nun bugünlere kadar gelebilmesinin sırları içkin. Hacı Bektaş Veli ile Mevlana’yı aynı tarihsel itibar içinde değerlendiren Başbakan, ortak ben idrakinin besleyici ve geliştirici gücüne sık sık atıf yapıyor.

I. Alevi Açılımı Genel Koordinatörü Necdet Subaşı, Alevilere yönelik önyargı ve ayrımcılık ile mücadelenin süreçte temel olduğunu belirtiyor. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Türkiye’de 2009 yılında başlatılan "Alevi Açılımı" başlığı altında değerlendirilen girişimler sıralandığında, "Alevi Çalıştayları" şüphesiz kamuoyunca en çok dikkat çeken adımlar arasında yer aldı. 2009-2010 döneminde düzenlenen toplam 7 çalıştayda, katılımcıların söylemsel temsiline ağırlık verilerek 7 ayrı oturum gerçekleştirildi ve müzakerelere 400’ü aşkın kişi katıldı.

Aslında Alevi Açılımı’nın olmazsa olmaz birer parçası olarak tasarlanan çalıştaylarda amaç, Alevilerin mevcut sorunlarını tam bir netlikle ortaya koymaktı. Bu doğrultuda, başta Alevi toplumunun belli başlı eğilimleri olmak üzere, bütün bir kamuoyunun görüş ve düşüncelerini yansıtmak yolunda yeni bir temsil alanının oluşturulmasına şiddetle ihtiyaç vardı. Sorunun bilumum paydaşlarını dinlemek gerekiyordu.

Süreçte sadece Aleviler değil diğer bütün inanç grupları da eşitlikçi bir müzakereye davet edildi. Bunun için her şeyden önce önyargılarla şekillenmiş bir iletişim tarzı karşısında, her tür dışlama ve ayrımcılığa karşı ortak bir sorumluluk duymak ve kullanışlı bir dil geliştirmek gerekiyordu.

Tüm resmi ve gayrı resmi buluşmalardaki amaç, Alevilerin sorunlarının tüm toplum tarafından kavranması, hatta derinden hissedilmesini sağlamak ve böylece herkesin sorunun çözümüne katkıda bulunmasına öncülük etmekti. Alevilerin yüzyılları aşan bir süreklilik içinde bugüne taşıdıkları sorunlar; inanç, kültür ve kimlik konularındaki belli başlı hususiyetleri çalıştaylarda yeniden ele alındı. Durum analizi yapılarak sorunlar, tarihten geleceğe uzanan perspektif içinde birlikte çözümlenmeye çalışıldı.

Çalıştayların genel karakteri doğrultusunda Alevi katılımcılar, akademisyenler, ilahiyatçılar, Sivil Toplum Kuruluşları, medya ve siyaset dünyasından temsilciler, öncelikle söylem düzeyindeki farklılaşmaları esas kabul edilerek bu müzakereye davet edilmişlerdi. Katılımcıların farklı referanslardan gelen yaklaşımları dikkate alındı, bilinen sorunların gerçeklik değeri üzerinde kayda değer tartışmalar gerçekleştirildi. Bu bağlamda, sorunun sınırlarındaki muğlaklığın aşılmasına yönelik müzakereler yapıldı; mevcut halin, söz konusu problemlerin aşılması noktasında ne gibi engeller ve fırsatlar yarattığı da tartışıldı.

Alevilerin sorunları, çalıştaylar vesilesiyle ilk kez devlet, hükümet ve toplum nezdinde ele alındı. Siyasi iktidar, şimdiye kadar olmadığı bir şekil ve tarzda, Alevilerin temel sorunlarını kamu önünde müzakereye açtı. Bu konuda kayda değer bir mesafe kat etmeyi amaçladığını her fırsatta kamuoyuna deklare etti.

Ayrımcılık, hemen her Alevinin doğrudan üzerinde hissettiği acıtıcı ve kötücül bir durum. Devlet ve hükümet yetkilileri her ne kadar bu yöndeki kaygıları yer yer abartılı bulsalar da yine de bütün kaygıların giderilmesi konusunda esaslı bir yönelim var.

by Necdet Subaşı

Çalıştayların ana konsepti, her şeyden önce Aleviler ile devlet kurumlarını bir araya getirmek ve sorunun belli başlı boyutlarını anlamaya yönelik girişimlerde bulunmaktı. Müzakere ve empatiye duyulan ihtiyaç, her şeyden önce sıra dışı bir ilgi ve dikkat gerektiriyordu. Taraflar bir araya gelmeye, birbirlerini tanımaya ve sonuçta verimli bir müzakere diliyle diyaloga davet edilmişlerdi.

Böylece, demokratikleşme ve diğer pek çok alandaki eksikliklerin telafi edilmesi noktasında, Alevileri de kapsayan yeni bir konsept hayata geçirilecekti. Alevi Açılımı’nın genel hedefi, "Aleviliğin devlet tarafından dikkate alınması ve Alevi taleplerinin değerlendirilmesi" şeklinde özetlenebilir.

Yeni bağlamlar

2010 yılında kaleme aldığımız Alevi Çalıştayları Nihai Raporu’nun üstünden yaklaşık 4 yıl geçti ve bugün süreçte yeni bir etaba adım atıldı. Görece uzunca bir süre soğumaya bırakılmış gibi görünen süreçte, aslında her düzeyde anlama, öğrenme ve kavramı tamamlanmış durumda. Esasen açılımın ilk etabında özellikle izlenen yol, karmaşık bir mecraya sürüklenen sorunun artık kesin bir açıklığa kavuşturulmasıydı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu liderliğinde 6 Eylül 2014’te göreve başlayan yeni hükümet, sorunu ele almakta ısrarlı gözüküyor. Hükümetin uygulayacağı yöntemin ipuçları az çok belli olmaya başladı. Anlaşılan siyasal erk, Alevi Sorunu’nun çözümünde sadece verili hafıza ve diyalogu değil aynı zamanda kararlı adımlar atmayı da olmazsa olmaz öncelikleri arasında sayıyor.

Bugün gelinen noktada, hayati sorunların bir hayli geciken çözümünde hükümetin öncelediği adımlar arasında, hem tarihsel derinliği hem de ortak bir gelecek inşa etme niyetini gözlemlemek mümkün.

Ayrımcılık, hemen her Alevinin doğrudan hissettiği çok acıtıcı ve kötücül bir durum. Devlet ve hükümet yetkilileri, Alevilerin bu yöndeki kaygılarını yer yer abartılı buluyorlar. Ama hükümet kanadında her halükarda, bütün kaygıların giderilmesi konusunda esaslı bir yönelim var. Öte yandan değişik zaman dilimlerinde Alevilerin maruz kaldığı bazı toplu saldırılarda kimin ne ölçüde ve nasıl bir rol oynadığı da hâlâ açık değil. Hükümet, bu konudaki belirsizliğin giderilmesinde kararlı olduğunun işaretlerini vermeye çoktan başladı.

Keza, cemevlerinin dini-kültürel statüsü konusunda geçerliliğini koruyan bir anlaşmazlığın giderilmesi hususunda ortak referanslar, kodlar ve aidiyet zinciri içinde rahatlatıcı adımların atılacağı umuluyor. Hükümetin, pek çok Alevi tarafından oldukça gecikmiş sayılan adımları, başta cemevlerinin hukuki statüye kavuşturulması ve her türlü ayrımcılığın hukuk ve ahlak nazarında mahkum edilmesi yönündeki kararlılık vurgusu, önümüzdeki günlerde Alevi toplumunun daha rahat nefes alabilmesi için umut verici birer müjde havası yaratıyor.

Yeni dönemde hükümetin, Alevi Açılımı’nda yaşanan durağanlığın aşılmasında nasıl bir yönteme başvuracağı açık sayılmaz. Yine de Sayın Davutoğlu’nun beyanatları takip edilerek kimi ipuçlarına ulaşılabilir. Onun söyleminde, Alevi Sorunu’nun griftleşmesine yol açan unsurlarla vakit kaybetmek yerine Anadolu’nun tarih boyunca birlik ve bütünlük içinde bugünlere kadar gelebilmesinin sırları içkin. Hacı Bektaş Veli ile Mevlana’yı aynı tarihsel itibar içinde değerlendiren Başbakan, ortak ben idrakinin besleyici ve geliştirici gücüne sık sık atıf yapıyor.

Gelinen aşamada, devletin ihmal ve kayıpları belli; artık bunların çetelesiyle uğraşmak da yersiz. Yapılması gereken; Hacı Bektaş Veli ve Mevlana gibi figürlerin ürettiği hasıla ve bakiyeye tam bağlılıkla hareket ederek medeniyetimizin ortak değerlerini zaafa düşüren, işlevsiz bırakan engellerin tasfiye edilmesi. Bir tasfiye, tahliye ve restorasyon ameliyesinde her şeyden önce kimin ne dediğinin ve ne istediğinin sağlam bir şekilde dile getirilmesi, yine kimin ne adla/ne hakla bu taleplerin önüne dikilebildiğinin sorgulanması bir zaruret.

Ben kendi adıma, Alevi Açılımı’nda sürecin işleyişinden yana ümitlerimin her geçen gün güçlendiğini fark ediyor, mutlu oluyorum.

Dr. Necdet Subaşı, I. Alevi Açılımı Genel Koordinatörü ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Strateji ve Geliştirme Başkanı.

Twitter'dan takip edin: @parafe08

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Necdet Subaşı

Başbakan Başdanışmanı. 1961 yılında Artvin'de doğdu. Atatürk Üniversitesi İslâmi İlimler Fakültesi’nde ilahiyat eğitimi aldı. Doktorasını din sosyolojisi alanında tamamladı. Akademik çalışmalarını Yüzüncü Yıl, Muğla ve Gazi Üniversitelerinde sürdürdü. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;