Görüş

Amerikan sinemasında etnik köken ve ekonomi

Hollywood, din temalı, dev bütçeli yapımların başrolünde beyaz yıldızları tercih ettiği için eleştirilse de, sinema endüstrisi de dahil tüm şirketlerin öncelikli amacının kâr olduğu gerçeğini göz ardı etmemeli. Üstelik seyircinin ünlü oyuncuları izlemeyi daha çok tercih etmesi de bu durumda pay sahibi.

Konular: Ortadoğu
Ridley Scott'ın son filmi Exodus: Tanrılar ve Krallar, başrollerin beyaz oyunculara verilmesi sebebiyle eleştiri oklarının hedefi oldu. [Fotoğraf: AFP]

İngiliz yönetmen Ridley Scott'ın yeni filmi Exodus: Tanrılar ve Krallar (Exodus: Gods and Kings, 2014) oyuncu seçimiyle büyük tartışma yaratırken, hem ırkçılık suçlamaları hem de aleyhinde bir boykot hareketi (#BoycottExodusMovie) ile karşı karşıya kaldı. Hazreti Musa'nın İsrailoğulları'nı antik Mısır'dan çıkarışını konu alan filmde başroller beyaz aktörlere verilmiş, eleştirmenlerin tabiriyle bir "aklama" yapılmıştı.

Eleştirmenlerin gözardı ettiği bir şey var: Her sinema endüstrisinin, aslına bakılırsa her türlü ticari faaliyetin temel hedefi kâr etmektir. Kâr olmazsaa bu endüstriler var olamaz.

by Şerif Naşaşibi

Kendisini eleştirenlere "yakasından düşmelerini" söyleyen Scott'ın yanıtı, tartışmaları daha da alevlendirdi. Ünlü yönetmen, Variety dergisine verdiği röportajda, "Filmin çekildiği İspanya'da vergi indirimlerine bel bağlamak durumunda olduğum, böylesine büyük bütçeli bir film yapıp da başrol oyuncum bilmem nereden Muhammed bilmem kim diyemem. Bu şekilde filme finansman bulamam." dedi.

Scott, sözlerini daha dikkatli seçebilirdi. Ama öne sürdüğü gerekçe her ne kadar eleştirmenler tarafından tenkit edilmişse de büsbütün haksız sayılmaz. Scott, etnik azınlıklar konusunda hiçbir zaman yeterince kapsayıcı bir tutum benimsememiş, bilhassa da Ortadoğuluların tasviri konusunda adil davranmayan Amerikan sinema endüstrisinde, yani Hollywood'da çalışıyor. Dolayısıyla bu sözleriyle saçma bir görüşten ziyade rahatsız edici bir gerçeği ifade ediyor.

Sinema: Kâr odaklı bir endüstri

Vergi indirimleri öncesi bütçesi 200 milyon dolar olarak tahmin edilen Exodus'ın başrollerini Hollywood yıldızları yerine Ortadoğulu aktörler oynasaydı, film muhtemelen ihtiyaç duyduğu finansmanı bulamazdı. Dahası, filmin dağıtımı ve bilet satışları da sınırlı kalırdı.

Eleştirmenlerin gözardı ettiği bir şey var: Her sinema endüstrisinin, aslına bakılırsa her türlü ticari faaliyetin temel hedefi kâr etmektir. Kâr olmazsa bu endüstriler de var olamaz. Hollywood filmleri, diğer sinema endüstrilerine kıyasla çok daha yüksek bütçeli yapımlar ve dolayısıyla da gelir, onlar açısından çok daha büyük bir önem taşıyor.

Bu bakımdan, sıkıcı bir film olması dışında, Exodus'ı da benzer örneklerden daha fazla eleştiriyi hak eder kılan hiçbir şey yok. Eski ve Yeni Ahit temalı diğer birçok filmde niçin [Yahudilik ve Hristiyanlığın doğduğu] bölgeden aktörler yerine Hollywood yıldızlarına başrol oynatıldıysa, Exodus filminin başrollerine de aynı sebeple meşhur oyuncular seçildi. Başrolünde Yunan ya da İtalyan aktörlerin olduğu, antik Yunan veya Roma İmparatorluğu ile ilgili herhangi bir film aklınıza geliyor mu?

Kaldı ki söz konusu zihniyet, Hollywood'a özgü bir şey değil. Mesela Arap sinema endüstrisini ele alalım. Suriyeli yapımcı ve yönetmen Mustafa Akkad, (Hazreti Muhammed ve İslamiyetin doğuşunu konu alan) Çağrı (The Message, 1977) ve (Libya'da İtalyan işgalina karşı başlatılan direnişe liderlik eden Ömer Muhtar'ı anlatan) Çöl Aslanı Ömer Muhtar (Lion of the Desert, 1981filmlerinin her ikisinde de başrolde Arap aktörleri değil, Meksika asıllı Amerikalı oyuncu Anthony Quinn'i oynattı. Çöl Aslanı'nda ana İtalyan karaktere ise İngiliz aktör Oliver Reed hayat verdi.

Fransız yönetmen Jean-Jacques Annaud tarafından yönetilen Kara Altın (Black Gold / Day of the Falcon, 2011) filmindeki Arap liderleri (İspanyol aksanı ile) Antonio Banderas ve Mark Strong canlandırdı. Oyuncu seçimi ile ilgili bu kararın ardında ise Kara Altın'ın, söylentilere göre, bugüne kadar bir Arap karakterle ilgili olarak Araplar tarafından yapılmış en pahalı filmlerden biri olması yatıyor olmalı.

Hollywood, diğer ülkelerin film endüstrilerine kıyasla kültürel açıdan daha az hassas sayılmaz. Diğer ülke sinemaları da, maddi imkanları elverseydi, ünlü Hollywood oyuncularıyla çalışırdı. Zira dünya genelinde seyirciler, (azınlık gruplarından olsalar bile) az tanınan yerli veya bölgesel oyuncular yerine uluslararası yıldızları izlemeye daha yatkınlar.

Seyircinin sorumluluğu

Sinema endüstrisi, gişe gelirlerini azami seviyeye çıkarmak için izleyicinin taleplerine hitap etmek durumunda. Yani bu sektörü eleştirirken, tüketici olarak kendi davranış ve zevklerimizin etkisini de göz önünde bulundurmalıyız. Bir Arap, Hollywood filmlerinde halkının olumsuz tasvir edildiğinden şikayet edip sonra da bizlere çamur atan bu filmleri izlemek için her para verdiğinde kenara bir kuruş atsaydım, biriken parayla büyük bütçeli bir film yapabilirdim.

Nitekim Exodus'ta Hz. Musa rolünü oynayan Amerikalı aktör Christian Bale, filmin oyuncu kadrosuyla ilgili eleştirilere son derece yerinde bir cevap vererek şöyle dedi:

"Hepimiz kendimize bakıp 'Kuzey Afrikalı ve Ortadoğulu yapımcı ve yönetmenlerin filmlerinde oynayan harika aktörlere destek oluyor muyuz?' diye sormalıyız. Oralarda harika oyuncular var. İnsanlar eğer bu filmlere daha çok destek olmaya başlarlarsa, piyasadaki finansörler de aynı yolu izleyeceklerdir. Seyircinin finansörlere yanlarında olacaklarını göstermesi lazım ki, onlar da büyük bütçeli filmler yapsınlar."

Ortadoğulu, Afrikalı, Asyalı, Latin Amerikalı ve diğer koyu tenli bireylerin ayırt edilemez ve birbirinin yerine geçebilir olduğu gibi bir düşünce söz konusu.

by Şerif Naşaşibi

Scott, etnik kökeni filmin konusuna daha uygun oyuncuları yan ya da kötü karakterlerde oynatmasıyla da eleştiriliyor. Bu anlaşılabilir bir şey, ama başrollerin ünlü yıldızlara verilmesindeki ekonomik kaygılar göz önüne alınırsa, etnik açıdan filme uygun hiçbir aktör seçmeseydi, Exodus'ın yönetmeni yine eleştiri oklarının hedefi olurdu.

Basmakalıp terörist rollerinde oynayan Ortadoğulu, Asyalı ya da Afrikalı oyuncular gibi, bu tür rolleri kabul edip etmemek onların tercihi. Ayrıca Araplara Exodus filminde başroller verilmiş olsaydı, hep Yahudileri esir eden karakterleri oynayacaklardı - sanki beyaz perdede daha fazla olumsuz şekilde temsil edilmeye ihtiyacımız varmış gibi.

Exodus'a yöneltilen eleştirilerin bir yönü var ki, istemeden de olsa ırkçılığa kaçtığı söylenebilir. Zira kimileri, başrollerin "beyaz olmayan kişilere" verilmesinin şart olduğu kanaatinde. Burada sanki Ortadoğulu, Afrikalı, Asyalı, Latin Amerikalı ve diğer koyu tenli bireylerin ayırt edilemez ve birbirinin yerine geçebilir olduğu gibi bir düşünce söz konusu.

Örneğin, BBC'de yayınlanan Saddam'ın Evi (House of Saddam, 2008) dizisinde, Iraklı diktatörün annesini, bariz Fars aksanıyla konuşan İranlı aktris Shohreh Aghdashloo canlandırıyor. Oysa dizideki olaylar İran-Irak Savaşı (1980-88) döneminde geçiyor. Aynı şekilde, Amerikalı yönetmen Julian Schnabel'in filmi Miral'de (Miral, 2010) filme adını veren Filistinli kadın karakteri (Hint aksanlı) Freida Pinto oynuyor.

Hollywood filmlerinde oyuncu seçimlerinde etnik kökenin hiç payı bulunmadığını düşünmek saflık olur. Fakat mali kaygıların ve tüketici taleplerinin karar verme sürecindeki mühim rolü de göz ardı edilemez. Ayrıca Hollywood'un bu açıdan istisna olduğunu da söyleyemeyiz. Şu anda eleştiri okları Exodus ve Ridley Scott'ı gösteriyor ancak bu tenkidin kapsamını çok daha geniş tutmak gerekiyor.

Arap dünyası uzmanı Şerif Naşaşibi, ödüllü bir gazeteci ve analist. Al Jazeera English, Al Arabiya News, TheNational, TheMiddle East dergisi ve Middle East Eye için düzenli olarak yazılar kaleme alan Naşaşibi, Ortadoğu konusunda "tarafsız haberciliğe katkılarından dolayı" Uluslararası Medya Konseyi tarafından ödüle layık görüldü.

Twitter’dan takip edin: @sharifnash

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nineditöryel politikasını yansıtmayabilir.

Şerif Naşaşibi

Şerif Naşaşibi

Arap dünyası uzmanı ödüllü bir gazeteci ve analist. Al Jazeera English, Al Arabiya News, The National, The Middle East dergisi ve Middle East Eye için düzenli olarak yazılar kaleme alan Naşaşibi, Orta Doğu konusunda "tarafsız haberciliğe katkılarından dolayı" Uluslararası Medya Konseyi tarafınd Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;