Görüş

Arap Baharı'nda istihbaratın rolü

Mısır'da istihbarat birimleri 25 Ocak devrimi ve sonrasında sahnedeydi, ancak etkileri tartışmalıdır. Bu yapıların gücünün abartılması kimi çevrelerin işine gelmektedir.

Mısır'da 25 Ocak 2011'de başlayan ayaklanma sonucu Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarı sona ermişti. [Fotoğraf: Getty-Arşiv]

Mısır istihbarat kurumlarının, Arap Baharı'nın boğucu bir yaza çevrilmesinde oynadığı mucizevi rollere temas eden bir dönem yaşıyoruz.  

Bu dönüşümde, karşı devrimin ve bazı istihbarat teşkilatlarının rollerini inkâr etmiyoruz; bununla birlikte bu organların etkili veya güçlü bir aktör olduğundan kuşkumuz var. Böyle bir algı yaratılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz. Bu yüzden bu yapıya atfedilen gerçeküstü rollerden bahsetmeden önce yapının kendisinden söz edeceğiz.

Başta itiraf edelim: Hiç kimse 25 Ocak devriminin hazırlık sürecinde, gelişmesinde ve sonunda istihbarat organlarının rolünün içyüzünü kolaylıkla anlayamaz. Yalnız şu noktaları kesin bir dille ifade edebiliriz:

1) Mısır istihbarat organları etkili olmasa da sahnedeydi.

2) Bu birimler 25 Ocak olaylarında (bizzat kendileri çıkarmasa da) ve sonrasında etkiliydi.

3) İstihbarat organları devrimden ve ortaya çıkardığı şartlardan istifade ettiler.

Hiç kimse 25 Ocak devriminin hazırlık sürecinde, gelişmesinde ve sonunda istihbarat organlarının rolünün içyüzünü kolaylıkla anlayamaz. 

by Muhammed Cevadi

Doğal olarak bu yaklaşımı daha derinden anlamamız için üç veya dört büyük istihbarat organı arasında ayrıma gitmemiz şart. Bu ayrım Mısır'daki istihbarat çalışmasını bu teşkilatlarla sınırladığımız veya varlıklarını hissettiğimiz ancak haklarında pek bir şey bilmediğimiz başka birimlerin varlığını inkâr ettiğimiz anlamına gelmez. Keza Mısır sahnesinde aktif ve etkin dış istihbarat servislerinin farkında olmadığımız anlamına da gelmez. Belki bazı okuyucular burada üç veya dördüne yer vereceğim bu organların basit tarihsel süreçlerine şaşırabilirler.

Mısır'ın milli istihbarat teşkilatını (Mısır Muhaberatı) 23 Temmuz 1953 devrimi kurmuştu; Zekeriya Muhyiddin'in başlattığı veya kurduğu organlardandı. Muhyiddin, Hür Subaylar içinden Cemal Abdül Nasır'dan sonra içişleri bakanlığı yapmış ikinci isimdi. (Nasır, 18 Haziran 1953'te cumhuriyetin ilanıyla birlikte içişleri bakanlığını üstlendi. Muhyiddin ise 6 Ekim 1953'te yani cumhuriyetin ilanının üzerinden dört ay geçmeden bu göreve geldi.)

Mısır Muhaberatı'nın varlığının temel felsefesi, Mısır vicdanında yer etmiş Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA'e (rakip değil) paralellik arz etmesidir. Zira Hür Subaylar'ın 1952 devrimi öncesinden itibaren ABD ile CIA'nin adamları üzerinden görüştükleri göz önüne alındığında Cemal Abdül Nasır ve arkadaşları böyle önemli bir kuruma mutlaka ihtiyaç olduğu kanaatine vardılar. Nasır ve çevresindekiler bu kurumun;

1) Siyaset çevrelerince bilinen klasik polis teşkilatından,

2) Bürokrasinin klasik yapılarından,

3) Askeri istihbaratlardan uzak olması gerektiğini de gördüler.

Birbiriyle ilintili birçok nedenden ötürü 1952 devrimi hükümetlerinin, Mısır halkına, milli istihbaratın öncelikle 'görevlendirmek ve ortaya çıkarmak' gibi en önemli iki ayağıyla ilgilendiği düşüncesini vermesi doğaldı. Yani istihbarat organları, Mısır'a hizmet edecek Mısırlı veya yabancı casusları görevlendirirler ve aynı zamanda Mısırlı veya Mısırlı olmayan casusları ortaya çıkarırlar.

Bununla birlikte Mısırlılar, Muhaberat'ın sadece çalışma hayatlarında değil gündelik hayatlarında da var olduğu konusunda neredeyse hemfikirler. Mısırlıların böyle bir kanaate varması, teşkilatın gücünden ve en ünlü başkanlarından (zalim kişiliğiyle tanınan) Salah Nasır dönemindeki nüfuzuna dair duyumlarından kaynaklanıyordu. Teşkilata çeşitli sorumluluklar isnat edilmesinin de bu kanaatte payı oldu. Çoğu darbe komplosunu ortaya çıkarması veya sözgelimi 1965'te Müslümanlar Kardeşler (İhvan) cemaatiyle savaştaki belirgin rolü en önemli sorumluluklardandı.

Nasır, istihbarat organlarının rolünü çoğu zaman maksimum düzeyde etkinleştirirken bazı zamanlar bu rolü azaltmakta veya soğutmaktaydı.  

by Muhammed Cevadi

Tarih okuyucusu, yüz yıl sonra Mısır zihninde milli istihbaratın sadece iki rolünün olduğunu görecektir. İlki sanal olup 'Mısır Muhaberatı'nın Dosyaları' adı altında çekilen bir drama filmidir. Bu filmde her türlü imkân seferber edilerek başarılı istihbarata dair şaşırtıcı görüntüler takdim edilmektedir.

İkinci rol ise İhvan'dır. Mısır Muhaberatı'nın tek hedefinin İhvan olduğunun kanıtı, aynı teşkilatın cumhurbaşkanı Enver Sedat ve başka isimlerin öldürüldüğü 1981'deki darbe girişimini ortaya çıkaramamasıdır. Zira bu darbe girişimi İhvan dışında bir grup tarafından yapıldı ve Muhaberat'ın tek görevi İhvan'ı takip etmekti. Anlayış ve realite açısından komik bir paradoks.

Oysa bu yaklaşım, milli istihbarat teşkilatının İhvan'la, Devlet Güvenlik Kurumu'nun 'dini faaliyetler' başlığından farklı bir başlık altında mücadele etmesini gerektiriyordu.

Askeri istihbarat ise tamamen askeri bir kurumdur ve ortaya çıktığı geçmiş dönemlerdeki gibi dar ve somut anlamıyla değil, geniş anlamıyla 'askeri keşif' demektir. 

Bu askeri organ giderek dar kapsamda yazılan ve sunulan araştırmalarla (ulusal güvenlik ve iç güvenlik araştırmaları da dahil) ilgilendi. Bu çerçevede istihbarat faaliyetleri yukarıdan gelen direktiflerle teşkilat müdürlerine kadar uzanabilmektedir. 

Askeri istihbarat organları kendilerini farklı yetkilere sahip bir kurum olarak gösterebiliyorlar ve bu yetkiler silahlı kuvvetler üst yönetiminin yaklaşımlarıyla ilişkili olabiliyor. Bu üst yönetim birinci derecede cumhurbaşkanıdır. Aynı zamanda savunma bakanı da olan genelkurmay başkanı ikinci sırada yer alır.

Bu bağlamda şu noktaya işaret etmemiz adilane bir yaklaşım olacaktır. Sözgelimi cumhurbaşkanı Nasır bu tür istihbarat organlarının rolünü çoğu zaman maksimum düzeyde etkinleştirirken bazı zamanlarda azaltmakta veya soğutmaktadır.  

Enver Sedat ise bu tür istihbarat organlarını, geçmişte yaptıkları ve sürüklendikleri işlerden dolayı veya bu kurumların başkanlarının devlette daha üst düzeyde bulunan yetkililerle ilişkileri sonucu kaydıkları pozisyonlardan tamamen uzaklaştırmakta kararlıydı. Sedat sorumsuz bir istihbarat organının oynadığı rolün doğal olarak teşkilatın asli görevini de etkileyeceği kanaatindeydi. Buradan hareketle Sedat, askeri istihbaratların iç güvenlik konularına müdahalesinin örneğin İsrail'le savaştaki rolünü etkileyeceğine inanıyordu.

Hüsnü Mübarek, iktidarda uzun süre kalmasıyla örtüşen küçük bir ilavede bulunarak Sedat'ın politikalarını sürdürdü. Bu ilave Mübarek'in belirli aralıklarla istihbaratı kendisi için farklı konularda en doğru isimleri bulmakla görevlendirmesiydi.

Mübarek, yüksek mevkilere ilişkin tercihlerinde belirli düşünce kalıplarına erken eğilim göstermekle birlikte defaatle askeri istihbarat başkanını milli istihbaratın başına geçirdi. Sanki Mübarek askeri istihbaratın başında bulunan herkese "Kendinizi Muhaberat'ın başkanlığına hazırlayın" diyordu.

Devrim sonrası askeri istihbaratın rolü artmaya ve istihbarat başkanının yükselme arzusuyla dengeli biçimde etkinlik kazanmaya başladı.

by Muhammed Cevadi

Ancak bu bağlamda kendilerini bu göreve hazırlayan askeri istihbarat başkanlarının çoğu, Mübarek tarafından Muhaberat'ın başına değil de İdari Denetim Komitesi'nin başkanlığına atanma sürpriziyle karşılaştılar. Bu komite de istihbarat rolü oynayabilen ve benzer yapı taşıyabilen bir birimdir. Hatta bazıları bu komiteyi üçüncü istihbarat organı sayar.

İşin ilginç yanı Nasır, askeri istihbarat teşkilatını kurmuş ve Kemal Ur'u başkanlığına getirmişti. Enver Sedat bu kurumu tamamen ortadan kaldırdı. Mübarek ise iktidara gelmesinden kısa süre sonra tekrar getirdi.

25 Ocak devrimi sonrası devrim gençlerinin talepleri doğrultusunda istihbarat teşkilatı tamamen ortadan kaldırılmadı. Bunun yerine Devlet Güvenlik Kurumu'nun ismi Milli Güvenlik Kurumu olarak değiştirildi. Muhaberat'ın rolü, Ömer Süleyman'ın nüfuz ve etkisinin zayıflatılmasıyla sınırlandırıldı. Zira Süleyman cumhurbaşkanı yardımcılığına getirilmiş ve başkanlık seçimleri hazırlıklarına başlamıştı.

Buna karşın askeri istihbaratın rolü büyümeye, teşkilat başkanının yükselme arzusuyla dengeli olarak etkinlik kazanmaya başladı. Bu yükseliş ister İhvan veya İslamcılar kanalıyla olsun, ister Araplar, Batılılar, komşu ülkeler veya karşı devrimde çıkarı olanlar tarafından olsun durum aynıydı.

Bu şaibeli yükseliş dönemlerinde yaşanan buydu. İstihbarat organları sadece tek bir aktör için işleve konuldu. Böylelikle istihbarat kurumları, yapıları, eğilimleri ve dönemsel başarıları itibarıyla zayıfladılar. Bazı maceraperestler bu kurumların oynadığı rolleri olumsuz da olsa abarttılar.

Bu maceraperestler aynı zamanda istihbarat organlarının, görevlerinin tam tersini yaptığını veya görevlerini kasten yerine getirmediğini iddia ediyorlardı. Bu iddia kimilerinin işine gelmektedir. Çünkü kamuoyunu manipüle etmenin önemli olduğuna ve geçmiştekinden daha fazla kâr getireceğine inanılmaktadır. 

Muhammed Cevadi, edebiyatçı, yazar ve tıp profesörü. Etik, sanat, siyaset düşüncesi, edebiyat, tarih, eğitim ve tıp gibi farklı alanlarda otuzdan fazla kitap kaleme aldı. Aralarında Kahire’deki Arap Dili Topluluğu’nun da bulunduğu çok sayıda bilimsel ve edebi topluluğa üyeliği bulunan Cevadi, Mısır’ın içinde ve dışında birçok ödül kazandı.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Muhammed Cevadi

Edebiyatçı, yazar ve tıp profesörü. Mısır’ın üretken entelektüellerinden biri olarak tanınan Muhammed Cevadi, Dimyat şehrinde dünyaya geldi. Etik, sanat, siyaset düşüncesi, edebiyat, tarih, eğitim ve tıp gibi farklı alanlarda otuzdan fazla kitap kaleme aldı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;