Görüş

Arap dünyasını şaşırtmayan CIA işkencesi

Amerikan Senatosu'nun CIA'in işkence programına ilişkin raporu, ABD başta olmak üzere Batı kamuoyunda infial yarattı. Bu işkence ve saptırmaların yıllardır birinci elden nesnesi ve hedefi olan Arap ve Müslümanları ise hiç şaşırtmadı.

Amerikan Senatosu raporuna göre, CIA, cinsel tehditlerden matkaplı işkenceye kadar birçok şiddet içeren yöntemle esirleri sorguladı. [Fotoğraf: Reuters]

Manşetlerden şok ve nefret duyguları taşıyor. Amerikan Senatosu İstihbarat Komitesi tarafından hazırlanan ve CIA'in uyguladığı işkenceleri kınayan rapor, İngiliz basınında "Amerika'ya sürülmüş leke" ve "Batı'nın utancı"; ABD'de ise "çirkin tablo" ve "yine aynı vahşet" sözleriyle nitelendirildi. Rapor, beklenildiği üzere, dünya medyasını da dehşete düşürdü. CIA'in işkence yöntemlerine dair kabus gibi detaylar ve bunlarla ilgili olarak sıklıkla söylenen yalanlar, hemen hemen herkesi şok edecek nitelikte. Üstelik sadece 500 sayfalık kısmı kamuoyuna açıklanan, acımasız taciz örnekleriyle dolu 6.000 sayfalık raporun içinde daha kim bilir neler var?

Ancak meseleye medyanın gösterdiği tepkilerde öne çıkan bir konu daha mevcut. Bunun bir örneğini, Washington Post'un baş makalesindeki şu cümlede görmek mümkün: "Amerikalıların davranış şekli bu olmamalı. Asla."

ABD'nin sürekli tekrarladığı, bugüne dek sadece üç terör şüphelisine CIA tarafından su işkencesi yapıldığı yönündeki iddiaya Ortadoğu'da pek rağbet eden olmayacaktır.

by Rachel Shabi

Aynı örneklere, CIA'in yaptığı işkenceleri "ulusal" ve "Amerikan" olarak nitelendirilen değerlerin karşı tezi olarak gören, ABD menşeli kaynaklarda ve Vox Yazı İşleri Müdürü Ezra Klein'ın "Değerlerimize ihanet ettik. Benliğimize ihanet ettik." şeklindeki sözlerinde de rastlıyoruz.

Arap ve Müslüman dünyasında ise Batı'dan gelen bu tür tepkiler, biraz geç kalınmış, hatta belki biraz da gerçek dışı görülebilir. Netice itibarıyla, "benliğimiz" denilen şey, en azından 2001 yılından bu yana ortada (sömürgeciliğin ayrılmaz bir parçası olan işkence konusunu veya CIA'in 1970'lerde birçok zalim rejime armağan gibi sunduğu işkence eğitimlerini saymıyorum bile). Ve aynı "benliğimiz"in acı veren gerçek yüzünden nasibini almış olanlar var.

ABD'nin sürekli tekrarladığı, bugüne dek sadece üç terör şüphelisine CIA tarafından su işkencesi yapıldığı yönündeki iddiaya Ortadoğu'da pek rağbet eden olmayacaktır.

Terör zanlısı tutukluların ABD'nin elinde maruz kaldıkları istismar, zaten çoktan belgelendi. Bu tür hak ihlallerine dair haberlere de, bunların geride bıraktığı can sıkıcı neticelere de yaygın şekilde rastlamak mümkün.

'Terörle mücadele adı altında terör'

Ortadoğu'ya gittiğinizde – CIA ya da ordu eliyle yapılan veya Batılı hükümetler adına Arap rejimleri tarafından imkan sağlanan – işkenceler, hep "teröre karşı savaş"ın katıksız ikiyüzlülüğünün örneği olarak gündeme geliyor. Guantanamo'dan Ebu Garib'e uzanan o sefil hattın bir noktasında, black site (kara nokta) denilen gizli tesislerden yasadışı infaz (rendition) programlarına, masum insanların topluca tutuklanmasında keyfi alıkoymaların kapsamına, "teröre karşı savaş"ın anlamı, açıkça ortaya çıktı.

İngiltere'deki Edge Hill Üniversitesi'nde terörle mücadele uzmanı olarak görev yapan Rizwaan Sabir'e göre, "İşkence, bir terör uygulamasıdır. Yani terörle mücadele adına terör uygulamaktır. Ve mücadele ettiğiniz sorunun bizzat kendisine dönüşürseniz, o sorunu alt edemezsiniz".

Bu bağlamda, ABD'nin, CIA aleyhindeki rapora karşılık Arap ve Müslüman ülkelerdeki büyükelçiliklerini hedef alabilecek saldırılara karşı hazırlanması da manidar. Böyle durumlarda bu tür yerlerde güvenlik tedbirlerinin sıkılaştırılması protokol gereği olmakla beraber, bölgenin yanlış okunduğu da ortada. Zira Arap ve Müslüman dünyası, Amerikan politikasının bu yönüne daha önce zaten tepkisini göstermişti.

Brookings Institution mensubu Shadi Hami'nin Associated Press'e verdiği demeçte belirttiği gibi, "Araplar, ABD'nin Irak'ta uyguladığı işkencelere yönelik öfkelerini 10 yıl önce göstermişti. Dolayısıyla asıl tuhaf olan, Amerikan kamuoyunda bu olayların üzerinden ancak 10 yıl geçtikten sonra gerçek manada bir tartışma yaşanıyor olması".

Artık Batı dünyasında "değerlerimiz" dediğimiz şeye işkencenin de dahil olduğu açıkça ortaya çıktı.

by Rachel Shabi

Yaşananların üzerinden yıllar sonra bugün, bilgiden daha önemli bir şey varsa, o da hesap verebilirlik hissi. BBC'ye konuşan eski Guantanamo tutuklusu, İngiliz vatandaşı Moazzam Begg, şöyle diyor: "İşkence, bir suçtur. Yargısız infaz, … gerekçesiz hapis - hepsi suçtur. Eğer siz ya da ben, birilerine bunları yapsaydık yasaların gerektirdiği biçimde yargılanırdık. Peki o zaman bunları yapan Amerikalılara niçin muafiyet sağlandı?"

İşkencenin, "saatli bomba" teorisyenlerinin – şimdilerde yeniden gündemde olan – girişimlerine rağmen, asla mazur görülemeyecek bir uygulama olduğu anlaşılmalıdır. Üstelik söz konusu teorisyenlerin, bu tür uygulamaların muhtemel terör saldırıları karşısında gerekli olduğu yönündeki argümanları, Senato'nun raporuyla da kesin şekilde çürütülmüşken...

Batı'nın aşırılık yanlısı grupları kendi safına çekmek için işkenceden yararlandığı konusunda yıllardır uyarılar yapılıyor ve bu yöntemin halihazırda kullanıldığı da ortada. Şimdi kendi işlediği korkunç hak ihlalleriyle karşı karşıya kalan ABD, artık 11 Eylül sonrası söyleminde olduğu gibi "biz ve onlar" hikayesini anlatamaz.

Artık Batı dünyasında "değerlerimiz" dediğimiz şeye işkencenin de dahil olduğu bariz biçimde ortaya çıktı. Bu bakımdan, ortada daha yüce bir manevi gerekçemiz olduğu yönündeki ikiyüzlü, gülünç tavırda ısrar etmenin hiç bir manası yok.

Rachel Shabi, gazeteci ve 'Not the Enemy: Israel's Jews from Arab Lands' (Yale University Press, 2010) isimli kitabın yazarı.

Twitter'dan takip edin: @rachshabi

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Rachel Shabi

Gazeteci ve 'Not the Enemy: Israel’s Jews from Arab Lands' (Yale University Press, 2010) isimli kitabın yazarı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;