Görüş

Bulgaristan’ın belirsiz seçimi ve yaralanan demokrasi

26 Mart'ta genel seçimlere giden Bulgaristan’da sandıktan çıkan belirsizlik koalisyon hesaplarını gündeme taşırken, ülkedeki Türk seçmenlere yönelik anti-demokratik uygulamalar seçim sürecine damga vurdu.

Konular: Balkanlar, Bulgaristan, Türkiye-Bulgaristan ilişkileri
Kader Özlem'e göre, Bulgaristan seçimlerinde Türklere yönelik anti-demokratik uygulamalar Türkiye ve uluslararası kamuoyunun da tepkisini çekti. [Fotoğraf: AA]

26 Mart’ta Bulgaristan’da yapılan genel seçim, ülkede çok partili demokratik siyasi yaşamın başladığı 1990 yılından beri ilklerin yaşandığı bir süreç olarak tarihe geçti. Bu ilkler daha çok Bulgaristan Türkleriyle ilgili gelişmeler bağlamında kendisini gösterirken, ülke genelindeki siyasi sistem kendisini tekrarladı.

Beklendiği üzere, 26 Mart genel seçiminde asıl çekişme ülkedeki iki ana akım siyasi parti olan Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi için Vatandaşlar (GERB) Partisi ile Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) arasında yaşandı. Yüzde 32,65’lik oy oranıyla mecliste 95 sandalye kazanan GERB, 80 milletvekili çıkaran BSP’nin 5 puan önünde yer alsa da tek başına iktidar olmak için yeterli milletvekili sayısına sahip olamadı. Bu durum, yeni bir koalisyon hükümetinin kurulacağı anlamına geliyor. Ancak Bulgar siyasilerin söylemleri dikkate alındığında bunun hiç de kolay gerçekleşemeyeceği anlaşılıyor.

Koalisyon senaryoları

Teorik açıdan hükümeti öncelikle GERB’nin veya başarısız olması durumunda BSP’nin kurması bekleniyor. GERB ile BSP’nin birbirleriyle koalisyon kurmayacaklarını açıklamalarının ardından, 240 sandalyeli Bulgaristan parlamentosunda minimum 121 milletvekiline ulaşmak için GERB’nin, 27 milletvekili ile meclise giren aşırı milliyetçi Vatanseverler Birliği ile ortaklık yapması gerekiyor. Bu ihtimalin 2018 yılında Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını devralacak olan Bulgaristan’ı güç durumda bırakacağı düşünülebilir. Avrupa’da aşırılık yanlılarının yükselişe geçtiği bir dönemde AB tarafından kısmen hoş görülebileceği varsayılsa da Bulgar milliyetçilerinin Rusya yanlısı duruşu Brüksel’in tepkisine yol açabilir. Ayrıca Vatanseverler Birliği’nin GERB ve BSP ile hükümet kurmaya hazır olduğunu açıklamasının ardından bir dizi şart ileri sürmesi de ülkenin iç ve dış politikada sorunlar yaşamasına neden olacaktır.

Diğer taraftan, GERB’nin bu seçimlerde 26 sandalye kazanan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ile geçmişten gelen sorunları dikkate alındığında, Bulgar milliyetçileri yerine HÖH ile koalisyon kurmaya yönelmesi parti lideri Boyko Borisov’u ülke siyasetinde zor durumda bırakabilir. GERB odaklı üçüncü ihtimal ise bir azınlık hükümeti kurulması ki, bunun da karar alma süreçlerinde sorun yaratacağı açık. Özetle, seçimi birinci parti olarak tamamlamasına rağmen GERB’nin uzun soluklu bir hükümet kurması mümkün görünmüyor.

GERB’nin koalisyon kurmakta başarısız olması halinde, ikinci parti olarak BSP hem Vatansever Birliği hem de HÖH ile ortaklık yapmak durumunda. Zira Volya Partisi’nin milletvekili sayısının 12’de kalması, BSP ve GERB’nin işine yaramıyor. Dolayısıyla BSP’nin Vatanseverler Birliği ve HÖH ile ortaklığa gitmesi, her üç partinin de Rusya yanlısı olması nedeniyle teorik olarak mümkün olsa da, ülke yönetimi Moskova yörüngesine girmiş olacağından AB’nin tepkisine yol açacaktır. Bu bağlamda söz konusu senaryonun da istikrar getirmeyeceği açık.

Bulgaristan’da sandıktan yine belirsizlik çıkmış durumda. Son dört yılda üç genel seçim, bir yerel ve bir cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere toplamda beş seçim atlatan Bulgaristan’ın beşinci yılını doldurmadan yeni bir genel seçimle karşılaşması kuvvetle muhtemel. Bu durum, siyasi istikrarsızlık ile eş anlamlı olmasının yanında, Bulgaristan halkının siyasilere karşı güven sorunu yaşamasına da yol açıyor. Seçime katılım oranının yüzde 54 seviyesinde kalması da söz konusu iddiayı güçlendiriyor.

Özetle, Bulgaristan’da sandıktan yine belirsizlik çıkmış durumda. Son dört yılda üç genel seçim, bir yerel ve bir cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere toplamda beş seçim atlatan Bulgaristan’ın beşinci yılını doldurmadan yeni bir genel seçimle karşılaşması kuvvetle muhtemel. Bu durum, siyasi istikrarsızlık ile eş anlamlı olmasının yanında, Bulgaristan halkının siyasilere karşı güven sorunu yaşamasına da yol açıyor. Seçime katılım oranının yüzde 54 seviyesinde kalması da söz konusu iddiayı güçlendiriyor.

Türk seçmene yönelik anti-demokratik uygulamalar

26 Mart genel seçimi Bulgaristan’da yaşayan soydaşlar bağlamında da pek çok ilkin yaşandığı bir süreç oldu. Seçimde Türklerin aleyhine gelişen anti-demokratik uygulamalar, DOST Birliği’nin ivmesi, HÖH’ün Türk partisi olma özelliğinden uzaklaşması ve Türklere yapılan baskılar bu kapsamda ön plana çıktı.

Bulgaristan demokrasisinin ağır hasar aldığı seçim sürecinde Türklere yönelik uygulamalar, soydaşların yanı sıra Türkiye’nin ve uluslararası kamuoyunun da Bulgaristan’a tepki göstermesine neden oldu. Örneğin, Türkiye’de yaşayan 200 binin üzerinde Bulgaristan vatandaşı için daha önceki yıllarda 140 civarında olan sandık sayısı, Bulgaristan parlamentosunda 2016’da alınan bir kararla 35’e düşürüldü. Söz konusu kararda AB ülkeleri dışında kurulabilecek sandık sayısını 35 ile sınırlanmasının doğrudan Türkiye’yi hedeflediği açık. Bu durum, çok sayıda çifte vatandaşın oyunu kullanmak için Bulgaristan’a gitmesini tetikledi.

İkinci olarak, Türkiye’den Bulgaristan’a giden seçmene yönelik ayrımcı uygulamalar yaşandı. Binlerce yolcu Bulgaristan tarafındaki sınır kapılarında saatlerce bekletildikten sonra ülkeye alınmalarının ardından bu kez de Bulgar milliyetçilerinin sınırı kapatmasıyla karşı karşıya kaldı. Blokajı aşmaya çalışan Türk seçmeni hem Bulgar kolluk kuvvetlerinin hem de aşırı milliyetçilerin engellemeye çalışması demokrasi açısından hoş olmayan görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu. En nihayetinde Bulgaristan toprakları içerisinde seyir haline geçen otobüslere Bulgar mali ve trafik polisleri tarafından operasyon düzenlenerek cezaların kesilmesi ve otobüslerin yola devam etmesine izin verilmemesi ise mağduriyetin son noktası oldu. Bu bağlamda, Bulgaristan, vatandaşlarının seyahat özgürlüğünü engelleyerek kendi anayasasını ihlal etmiş oldu.

Üçüncü olarak, Türkiye’de kurulan sandıklarda izdiham yaşanması seçime damgasını vurdu. Bulgaristan’ın seçimden iki gün önce aldığı bir kararla Türkiye’de oy kullanacak olanlara sandık kurulunun önünde dilekçe doldurma şartı getirmesi uzun kuyruklar oluşmasına yol açtı. Dolayısıyla oy kullanmak için zamanla yarışan yüz binlerce seçmenden sadece 33 bini oy kullanabildi. Bu durum, Bulgaristan’ın kendi vatandaşlarının seçme hakkını sınırladığı sonucunu ortaya çıkardı. Öte yandan, Türkiye’deki Bulgar sandık görevlilerinin seçmenleri kendi aralarında Türkçe konuşmamaları yönünde ikaz etmesi de katı uygulamanın geldiği noktayı gösteriyor.

Amaç, DOST Birliği'nin barajı geçmesini engellemek

Esasen Sofya yönetiminin Türk seçmene karşı anti-demokratik uygulamaları, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu DOST Birliği’nin barajı geçmesini önlemek istemesinden kaynaklanıyor. Otobüslerin engellenmesi ve Türkiye’deki sandıklarda oy kullanımının zorlaştırılmasıyla bu sağlanmış oldu. Nitekim Vatanseverler Birliği lideri Valeri Simeonov, DOST’un parlamento dışında bırakıldığını söylerken, partisinin gayretlerinin yanı sıra GERB, BSP, Bulgaristan Merkez Seçim Kurulu ve Dışişleri Bakanlığı'na da yardımları için teşekkür etti. Öte yandan, DOST Birliği ve Türkiye’deki göçmen dernekleri seçim sürecinde yapılan anti-demokratik uygulamaları AİHM’ye taşıyacaklarını açıkladı.

26 Mart genel seçimi Bulgaristan’da yaşayan soydaşlar bağlamında da pek çok ilkin yaşandığı bir süreç oldu. Seçimde Türklerin aleyhine gelişen anti-demokratik uygulamalar, DOST Birliği’nin ivmesi, HÖH’ün Türk partisi olma özelliğinden uzaklaşması ve Türklere yapılan baskılar bu kapsamda ön plana çıktı.

Aşırı milliyetçilerin haricinde Bulgaristan devletinin bütün kurumlarıyla DOST Birliği aleyhinde faaliyet göstermesi Sofya’nın “sistem kaygısı” yaşamasıyla ilgili bir durum. Yüzde 2,86 oy oranıyla barajın altında kalan DOST Birliği’nin parlamentoda yer alması halinde, ülkede tabuların yıkılması, Bulgaristan’daki Türklerin milli kimliklerinin kuvvetlenmesi, anavatan Türkiye ile daha iyi diyalog kurulması ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yatırımların sağlanması gibi hususlar söz konusu olacaktı. Dolayısıyla 1989 sonrası dönemde Sofya’nın Türkleri kontrol altında tutma politikasının çökmesi ihtimali belirmişti.

Diğer taraftan, bu politikanın soydaşlar nezdinde uygulayıcısı olarak HÖH’ün kendi seçmenine baskı yaptığı görüldü. Seçim kampanyası sürecinde medyaya yansıyan haberler de bunu doğruluyor. Ayrıca bir sistem partisi olarak HÖH, eski genel başkan Lütfi Mestan’ın ihracında görüldüğü üzere anti-demokratik parti yönetimi, anavatan Türkiye’yi ötekileştiren yaklaşımı ve bu seçimde Ataka partisinin eski milletvekillerini Sofya’dan liste başı aday göstermesi gibi eylemleriyle soydaş oyları konusunda kaygı yaşadı. Nitekim son genel seçimde aldığı yüzde 14,8 oy oranının bu seçimde yüzde 9’a düşmesi de soydaşın tepkisini yansıtıyor. Türkiye’de kullanılan oylarda ise DOST Birliği’nin HÖH’ten önde çıkması, göçmenlerin rotasını DOST Birliği’ne çevirdiğinin bir göstergesi.

Özetle, her ne kadar parlamentoya giremese de DOST Birliği 26 Mart genel seçiminde gelecek için umut vaat etmiş oldu. Zira seçim kararı alınmasından 6 ay önce kurulan partinin yeterince örgütlenme fırsatı bulamadığı, yerel yönetimlerde var olmadığı ve Bulgaristan kamuoyunda kendisi aleyhine propaganda yapıldığı dikkate alınırsa, sistemde istenmeyen bir parti olarak DOST Birliği’nin elde ettiği 100 bin oyu başarı olarak değerlendirmek mümkün. Partinin yoluna devam edeceğini açıklamasının yanı sıra 26 Mart parlamento seçimlerinden çıkan istikrarsız bir koalisyon hükümeti işareti bir sonraki genel seçimin Bulgaristan Türkleri için daha farklı bir şekilde yaşanabileceğini gösteriyor.

Yrd. Doç. Dr. Kader Özlem, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Balkan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. 

Kader Özlem

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Balkan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;