Görüş

Çalkantılı dönemler için çözümler

Dünyanın karmaşık gerçekleri ile yüzleşmek için güç birliğine gitmek bir seçenek değil, hayati bir zorunluluk.

Konular: Dünya, Çevre
Sultanoğlu'na göre, savaş, işsizlik ve afet riskini en aza indirmek için, bunlarla mücadele etmeyi sağlayan mekanizmaları güçlendirmek şart. [Fotoğraf: Reuters]

Son derece karmaşık zamanlardan geçiyoruz. Mülteci krizinden şiddetli hava olaylarındaki artışa, popülizmin ani yükselişinden şiddete dayalı aşırıcılığın çoğalmasına, son dönemde eşi benzeri görülmemiş çalkantılara tanık oluyoruz. Ve tüm bunlar, ülkelerin gelişimini ciddi şekilde etkiliyor.

Dünya şu anda üç büyük tehditle karşı karşıya. Bunların ilki, 2008 ekonomik ve mali krizinin yarattığı hasarı tamir edip artan eşitsizliği durdurmanın zorluğu.

Son yayınlanan Küresel İnsani Gelişme Raporu'na göre, şu anda küresel servetin yarısı dünya nüfusunun yüzde 1'inin elinde.

Bunun yanında, dünya genelinde şiddet artmaya devam ediyor. Her gün yaklaşık 34 bin insan, çatışma veya zulüm nedeniyle zorla yerinden yurdundan oluyor. Suriye'den Ukrayna'ya, şiddet, yalnızca kalkınmayı sekteye uğratmakla kalmıyor, aynı zamanda organize suç ve şiddet yanlısı aşırıcılığı da besliyor.

İklim değişikliğinin fiziksel güvenlik, gelirler ve sosyal bütünlük üzerindeki baskıyı arttırması da muhtemel. Örneğin, şiddetli hava olayları 2030 yılına kadar 122 milyona yakın insanı daha aşırı yoksulluğa sürükleyebilir (PDF).

Öte yandan, Amerikalı bilim insanları, şiddet olaylarının artmasının çoğu zaman daha yüksek hava sıcaklıkları ve daha şiddetli yağmurlarla ilişkili olduğunu da tespit etti.

Tüm insanları refaha kavuşturmak ve gezegeni korumak amacıyla 2030 yılına kadar hayata geçirilmesi üzerinde uluslararası uzlaşmaya varılan 17 maddelik Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin merkezinde de hepsi birbiri ile yakın ilişki içinde olan iklim değişikliği, ekonomik krizler, çatışmalar ve afetlerle mücadele var.

Daha basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, dirençliliğe – yani toplumların ve ülkelerin başarısızlıkları atlatma, değişime adapte olma ve güçlüklere rağmen kalkınmaya devam etme kabiliyetine – yatırım, bu hedeflere ulaşmak için hayati önem taşıyor.

Ortak eylem

Birçok risk ulusal sınırların ötesinde sonuçlar doğurduğundan ve de bugüne etkileri ve kapsamları yıllarca görünür olmayabileceğinden, bu risklerle mücadele etmek ve dirençliliği desteklemek için ciddi ölçüde ortak eylem de şart.

Mesela mülteci krizini ele alalım. 2015 yazına kadar Avrupa Birliği'nin Schengen bölgesi dünyanın sınırları en açık yerlerinden biriydi. Fakat sadece birkaç ay içerisinde, bugüne dek olmadığı kadar çok sınır teli çekilerek Irak, Suriye ve Afganistan'dan göçmen akışı engellendi.

Bunun gibi adımlar kısa vadede fayda sağlayabilirse de, uzun vadeli sonuçları inanılmaz derecede zarar verici olabilir.

İklim değişikliği, çatışma ve afet gibi küresel tehditlerle mücadele edebilmek için güçlerimizi birleştirip ortak adımlar atmalıyız.

Diğer taraftan, kamuoyunun siyasi düzen ve kurumlara güveni de azalıyor. Örneğin, Edelman Güven Barometresi'ne göre, araştırma yapılan 28 ülkede nüfusun sadece yüzde 15'i ekonomik ve siyasi sistemlerin düzgün bir şekilde çalıştığına inanırken, katılımcılar arasında şirketlere, hükümete, STK'lara veya medyaya güvendiğini ifade edenlerin oranı yüzde 50'den azdı.

Yine de Birleşmiş Milletler'de görev yaptığım uzun yıllar boyunca, dünyanın en zorlu zamanlarda ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni yöntemlere başvurduğuna tanıklık ettim.

Dirençliliği arttıracak pratik çözümlerin ele alındığı İstanbul Kalkınma Diyalogları toplantısına katılan politika yapıcılar ve uzmanların da değineceğinden emin olduğum üzere, küresel risklerle mücadele yeni yaklaşımlar gerektirecek.

Ne yapılmalı?

2030 yılına kadar Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak ve bu süreçte savaş, işsizlik ve afet riskini en aza indirmek istiyorsak, bu risklerle mücadele edebilmemizi sağlayan mekanizmaları güçlendirip geliştirmek lazım.

Bunu başarabilmenin birkaç yolunu şöyle özetleyebiliriz:

Yerelden küresele gitmeliyiz. Yıllardır iklime dayanıklı ve yeşil altyapıya yönelik yatırımların merkezinde şehirler var.

Zagrep'in karbon sonrası vizyonundan Bratislava ile Barselona arasında kurulması önerilen iklim ortaklığına, bir dizi küresel şehir ağı, insanların şiddetli hava olaylarından korunması gibi spesifik sorunlarla mücadelenin laboratuvarı haline gelmiş durumda.

Şehirler hızlı çözümler sunmaya odaklandığından, bu çözümler ülke geneline yayılmadan önce buralarda test edilebiliyor.

İş yapma şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. Geçen yıl İstanbul'da düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi'nde açıkça belirttiğimiz üzere, bugün insani ihtiyaçlar o kadar fazla ki hükümetler artık bunları tek başlarına karşılayamıyor.

Özel sektörün bu konuya katılımı hızla artsa da işletmelerin kriz halinde toplumlara destek olmasının sağlanması için çok daha büyük çaba gerekli.

Mesela İstanbul'da kurulan Connecting Business Initiative isimli girişim, 2020 yılına kadar 40 ayrı yüksek riskli bölgede işletmelerin rolünü arttırıp, 10 bin civarında insanı seferber ederek afetzedelere acil yardım yapmanın yanında zaman içerisinde durumlarının iyileştirilmesine de yardımcı olacak.

Günümüzün bağlantı imkanlarını bir sivil katılım gücüne dönüştürmeliyiz. Internet, sessizlere ses vererek ve siyasi gündemleri tabandan belirleyerek siyasi ortamı birçok olumlu açıdan yeniden tanımlıyor ama aynı zamanda fikirlerin kutuplaşmasına, en aşırı uçtaki görüşlerin orantısız bir etki yaratma imkanı bulmasına da neden olabilir.

Burada soru şu: Çatışma ihtimalini azaltıp sivil katılımı ve insanlar arasında karşılıklı saygıyı teşvik eden, güvenli ve kapsayıcı bir tartışma ortamını nasıl yaratacağız?

Dünyanın karmaşık gerçekleri ile yüzleşmek için güç birliğine gitmek bir seçenek değil, hayati bir zorunluluk.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı kapsamında bizler de hükümetlerin, işletmelerin ve sivil toplumun işbirliği yaparak ülkelerin riskler, krizler ve buhranlar karşısında kendilerini toparlayacak kaynaklara sahip olmalarını sağlamak için çalışıyoruz.

Cihan Sultanoğlu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü.

Twitter'dan takip edin: @csultanoglu

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

 

Cihan Sultanoğlu

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;