Görüş

Cari açıktaki düşüş kalıcı olur mu?

Düşük büyüme hızı ve ham petrol fiyatlarında rekor düşüş gibi konjonktürel nedenlerden kaynaklanan cari açıktaki azalma, temel ekonomik parametrelerde yapısal bir iyileşmeye dayanmadığı için sevinç yerine kaygılara yol açmaktadır.

Tasarruf-yatırım dengesizliğinden kaynaklanan fark, cari açığa neden oluyor. Cari açık 2014'te 18,8 milyar dolar azalarak 45,8 milyar dolara düştü. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

“Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı” olarak nitelendirilen ve dış finans çevreleri ve kredi derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin dünyanın en kırılgan beş ekonomisinden biri olarak değerlendirilmesinde öncelikle bakılan makro ekonomik göstergelerin başında, hiç kuşkusuz “cari işlemler dengesi açığı” gelmektedir. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarından biri olan “cari açık”, özünde, toplam ulusal tasarruf büyüklüğünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının düşük ve toplam yatırım harcamalarının gerisinde kalmasından kaynaklanır. Büyümek isteyen her ekonomi yatırım harcamalarını artırmak zorunda olduğundan, bu yatırımlar için gerekli kaynakları doğal olarak kendi tasarruflarından sağlamak ister. Eğer, tasarrufları yatırımlarını finanse etmeye yetmiyorsa aradaki farkı dış kaynaklardan, başka bir deyişle yabancıların tasarruflarından borçlanma yoluyla karşılamak zorunda kalır. İşte tasarruf-yatırım dengesizliğinden kaynaklanan bu fark, cari açığa yol açar.

2013 yılında 64,6 milyar dolar açığa karşılık 72,7 milyar dolar finansman sağlanırken, 2014 yılında 45,8 milyar dolara gerileyen cari açığa karşılık ancak 43,2 milyar dolarlık finansman sağlanabilmiştir.

by Kaya Ardıç

Türkiye ekonomisinde toplam iç tasarrufların GSYH’ye (milli gelir) oranı yüzde 13’ler, yatırım harcamalarının GSYH’ye oranı ise yüzde 20’ler düzeyindedir. 2013 sonu itibarıyla 822 milyar dolar olan GSYH ve 64,7 milyar dolar olan cari açık verilerine göre cari açık/GSYH oranı kabaca yüzde 8'di. 2014 yılında ise, henüz milli gelir rakamınının kesinleşmemesine karşın, artan döviz kuru nedeniyle GSYH'nin tahminen 800 milyar doların altında olması öngörülmekte. Cari açık ise düşük büyüme dolayısıyla yavaşlayan ithalat, düşen petrol fiyatları, net ihracatın katkısı ve altın ticaretinin lehteki seyri gibi nedenlerle 18,8 milyar dolar azalarak 45,8 milyar dolara gerilemiş ve tahminen cari açık/GSYH oranı da yüzde 5,9-6 düzeyine düşmüştür. 2015 yılı öngörüleri ise, biraz daha yüksek büyüme hızına karşın düşük petrol fiyatları ve yüksek döviz kurunun uyaracağı ihracat artışı sonucu, bu oranın daha da düşerek yüzde 4,7 düzeyine geleceği yönündedir.

Cari açığı kapatmak zorlaşıyor

Cari açığın mutlak ve oransal büyüklüğü kadar, finansman boyutu da çok önemlidir. Yakın zamanlara değin, küresel ekonomideki bol ve düşük faizli ucuz para ile finansmanda hiçbir sorun yaşanmayan ve hatta, kimilerince “finanse edilebildiği sürece cari açık sorun değildir” gibi temelsiz ve yanlış görüşlere de yol açan bu durum değişti. Bir yandan, 2013 Mayıs ayında Amerikan Merkez Bankası FED’in Parasal Genişleme Programı’nı (QE) kademeli olarak sonlandıracağını ilan etmesiyle birlikte yön değiştirmeye başlayan uluslararası sermaye ve fon hareketleri, diğer yandan Türkiye’deki jeopolitik risklerin artması ve iktidarın sertleşen otoriter yönetimi ve demokrasi, temel özgürlükler (toplanma, gösteri-yürüyüş, protesto vd.) denetleyici ve düzenleyici bağımsız kuruluşlar (Merkez Bankası, BDDK, TMSF, SPK vd.) üzerindeki baskılar gibi etmenler, cari açığın küçülmesine karşın finansmanında güçlüklere ve finansman kalitesinin düşmesine yol açmaya başladı. Örneğin, cari açığın yüksek olduğu 2013 yılında 64,6 milyar dolar açığa karşılık 72,7 milyar dolar finansman sağlanırken, 2014 yılında 45,8 milyar dolara gerileyen cari açığa karşılık ancak 43,2 milyar dolarlık finansman sağlanabilmiş ve aradaki 2,2 milyar dolarlık fark, menşei bilinmeyen net hata noksan rakamı ve rezervlerden 468 milyon dolar çözülerek kapatılabilmiştir. Dolayısıyla, düşük büyüme hızı ve ham petrol fiyatlarında yüzde 50'ye yakın rekor düşüş gibi konjonktürel nedenlerden kaynaklanan cari açıktaki azalma, bu açığa sebep olan temel ekonomik parametrelerde yapısal bir iyileşme (tasarrufların, ihracatın, verimliliğin artması vd.) sonucu kalıcı ve sürdürülebilir olmadığı düşüncesiyle sevinç yerine kaygılara yol açmaktadır.

Yabancı sermaye girişi azalıyor

2014 yılı cari işlemler hesabında dikkat çeken ve üzerinde ciddi olarak düşünülmesi, çözüm aranması gereken bir diğer nokta da, doğrudan yabancı sermaye girişlerindeki azalmadır.

2014 yılında Türkiye’ye net olarak doğrudan yabancı sermaye (DYS) girişi 5,4 milyar dolar oldu. Son yıllardaki en düşük DYS girişi olarak dikkat çeken bu rakam, 2008 yılında 17,3 milyar dolar; 2009’da 7 milyar dolar; 2010’da 7,6 milyar dolar; 2011’de 14 milyar dolar, 2012’de 9,1 milyar dolar; 2013’te ise 8,8 milyar dolardı. Bu rakamlar, dış yatırımcıların Türkiye ekonomisine duydukları güvendeki azalmanın bir sonucu olduğunu düşündürmektedir.

Türkiye'ye yabancı sermaye girişi

2014: 5,4 milyar dolar
2013: 8,8 milyar dolar
2012: 9,1 milyar dolar
2011: 14 milyar dolar
2010: 7,6 milyar dolar
2009: 7 milyar dolar
2008: 17,3 milyar dolar

Ülke riski artan, eski hızlı büyüyen “model ülke” konumundan, vasat büyüme ve orta gelir tuzağına düşmüş, dış kaynağa bağımlı dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinden biri olarak algılanan Türkiye’ye küresel sermayenin zaten yön değiştirme trendine girmişken daha az ilgi duyması ve çekingen davranmasında şaşılacak bir boyut olmasa gerektir. Kaldı ki, gelen DYS de, maalesef, dış ticarete konu olan yüksek katma değerli mal ve hizmet üreten imalat sanayi yerine, tercihen toptan ve perakende ticaret, gayri menkul gibi alanlara gitmekte ve cari işlemler hesabında döviz kazandırıcı değil, içeride döviz yerine TL ile kazanıp, kârlarını dövize çevirerek ülkelerine döviz olarak transfer etmekte ve cari işlemler açığını artırıcı yönde olumsuz etkilemektedir. Türk şirketleri de giderek artan ölçüde yurt dışında doğrudan yatırımlara yönelmektedir. 2014 yılında yurt dışına giden DYS 7 milyar dolar olup, bu rakam 2013 yılında da 2,6 milyar dolardır.

Ne yapmalı?

Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde düşük büyüme ve petrol fiyatlarındaki düşüş sonucu konjonktürel olarak cari açık küçülmüş ve ekonominin kırılganlığı açısından olumlu bir görünüm verse de dış kaynak ve özellikle DYS girişlerindeki yavaşlama ve yurt dışına yapılan DYS yatırımlarındaki artış bu olumlu görüntünün yapısal iyileşmelerden kaynaklanan kalıcı ve sürdürülebilir bir durum olmadığını düşündürmektedir.

Türk ekonomisinde yatırımlar, yapısal reformlarla, öncelikli olarak yüksek katma değerli, yüksek teknoloji ürünleri üreten imalat sanayine kaydırılmadıkça, ağırlıklı olarak insaat, ticaret ve hizmetler kesimlerine yönelen yatırımlarla ekonomik büyümenin potansiyel düzeyinin altına düşmemesi ve sürdürülebilirliğini sağlamanın olanaksızlığını son yaşanan gelişmeler göstermektedir.

Cari açık sorunu da, ancak, ekonomideki farklı bir büyüme politikası ve modeli sonucu sağlanacak olumlu gelişmeler sonucu sürdürülebilir ve makro dengeleri olumsuz etkilemeyecek düzeylere indirilebilir. Son tahlilde, temel sorun, ulusal tasarruf büyüklüğünün artırıp, yüzde 20’ler düzeyine çekerek ekonominin kaynak açığını kapatmak ve üretim yapısının dış kaynak bağımlılığını azaltacak iktisat politikalarını tedricen ve ivedililikle uygulamaya koymaktır.

Prof. Dr. Kaya Ardıç, Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölüm Başkanı.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Kaya Ardıç

Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi. Prof. Dr. Ardıç, Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölüm Başkanı'dır. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;