Görüş

CHP'de ön seçim: Fermuar demokrasisi veya yumuşak 'sultanizm'

Siyaset bilimci Prof. Dr. Sarıbay'a göre, CHP'nin ön seçim uygulaması diğer partilere kıyasla ileri bir adım olsa da önemli eksikleri var. Sarıbay, CHP'nin bu "eksikli demokrasi anlayışı"yla Türkiye'deki siyasi kültürün doğasında bulunan "sultanizm"den kurtulamadığı görüşünde.

CHP üyeleri, 40 ilde milletvekili adaylarını belirlemek üzere 29 Mart Pazar günü hâkim denetiminde ön seçime gidecek. [Fotoğraf: Al Jazeera]

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) milletvekili adaylarını ön seçim yoluyla belirleme kararı, partililer tarafından “devrim” olarak nitelendi. Bu doğru bir niteleme; çünkü, bu olay, geçmişte ön seçim talebinde bulunanın disiplin kuruluna sevk edildiği bir partide gerçekleşiyor! Ancak, ön seçimin nasıl işletileceğine baktığımızda, söz konusu olanın son tahlilde eksikli bir demokrasi anlayışının hayata geçirmek istenildiğinin de gözden kaçmaması gerekir.

CHP milletvekili adaylarını belirlerken; tüzük gereği %85 ön seçim, %15 merkez yoklaması yoluna başvuracaktır. Bu ise şu anlama gelmektedir: 550 milletvekilinin %15’ine tekabül eden sayı (83 milletvekili) genel merkezin istediği seçim bölgelerine kontenjan yoluyla yerleştirilecek; ilaveten Siyasi Partiler Kanunu’nun (SPK) genel başkanlara tanıdığı %5 kontenjan belirleme yetkisi kullanıldığında bu sayı 110 milletvekiline ulaşabilecektir. Genel Merkez’in ön seçim yapılacak yerlerde sıralama yetkisini haiz olduğu da dikkate alınırsa, ön seçimde örgütlerin aday belirlemedeki hakkı ve yetkisi sınırlı şekilde belirecektir.

Genel Merkez kontenjanı dışında uygulamayı daha eksikli kılan ayrıntılar da mevcuttur. Bunlardan ilki, önseçime katılma hakkına, partiye ancak düzenli aidat ödemesi yapanların sahip olacağına dair kısıttır. 

by Ali Yaşar Sarıbay

Mesele sadece bu kadarıyla bile eksikli bir demokrasi uygulaması sayılabilir; ancak uygulamayı daha eksikli kılan ayrıntılar da mevcuttur. Bunlardan ilki, ön seçime katılma hakkına, partiye ancak düzenli aidat ödemesi yapanların sahip olacağına dair kısıttır. Bu her şeyden önce, SPK’da mevcut olmayan bir hükmü hayata geçirmektir ve parti tüzüğünü kanuna önceleyen hukuki sayılamayacak bir husustur. Öte yandan, aidat meselesinin demokrasi tarihi açısından sembolik olumsuz bir çağrışıma sahip olduğuna parti dikkat etmemektedir. 1832’de İngiltere’de “Reform Act” adı altında yapılan seçimlere ve seçmen haklarına ilişkin düzenleme; belirli düzeyde bir gelire sahip olmayı, seçmen sayılmanın koşulu olmaktan çıkarmıştır. CHP, “ayda 1 lira mobil aidat ödeme” koşulunu çok önemsiz bir talep gibi sunsa da adeta o koşula dair çağrışımı ifade etmiş olmaktadır. Nitekim, Kemal Kılıçdaroğlu gazeteci Uğur Dündar’a 2014 yılında verdiği bir mülakatta bu hususu teyit eden açıklamada bulunmuştur: “… [A]idatını ödemeyen üyelerimize herhangi bir şey söylemiyoruz… Ama diyeceğiz ki kusura bakma sen milletvekili adayını belirlemeyeceksin.”

Ön seçimde tabanın iradesinin tam yansımasını önleyici başka bir fren mekanizması, “fermuar yöntemi”dir. Bu yöntem, ön seçim yapılacak yerlerde, genel merkezin/başkanın kontenjan uygulamasını geometrik diziyle gerçekleştirme yetkisini ifade ediyor. Örneğin, 15 milletvekili çıkaracak bir ilde 1., 3, 5.,... sıralar kontenjan olarak kullanılacak (bu diyelim 9 milletvekiline tekabül etsin); geri kalan milletvekilliği adaylığı için (bu örnekte 6) için ön seçim yapılacaktır. Nitekim, basından öğrendiğimize göre; Kılıçdaroğlu’nun 12 kentte kontenjan kullanmayı düşündüğü, 3 büyük kentte toplam 27 adayı bu çerçevede “fermuar yöntemi” ile belirleyeceği belirtilmektedir. Neticede, parlamentoya girecek olan milletvekillerinin önemli bir kısmı genel başkan tarafından belirlenmiş olacaktır. Burada, bir parti yönetiminin beraber çalışacağı insanları belirli oranda tayin etme hakkı/yetkisi doğal karşılanabilir. Böyle gözükse de siyasi partiler tarihimiz; genel başkanca parlamentoya sokulan milletvekillerinin diğerlerine göre kendiliğinden imtiyazlı bir konum elde ettiğinin, partiyi sevk ve idarede daha belirleyici olduğunun örnekleriyle doludur.

"Sultanizm" ile malûl siyasi partiler

Bu durum, siyasi kültürümüzün doğasından kaynaklanan çok önemli bir unsurdur. Durumu tanımlamak üzere, sosyolog Max Weber’den esinlenerek, siyasi kültürümüzün doğasında mevcut, patrimonyalizmin en uç durumu olan “sultanizm” damarından bahsetmek gerekiyor. Weber, Economy and Society başlıklı eserinde sultanizmi, her şeyden önce, takdir yetkisinin aşırı işlediği bir yönetme tarzı olarak vasıflandırır. Böyle bir tarz; efendinin (devlet başkanı, parti başkanı, genel müdür, amir, vs. diye okuyabilirsiniz) otoritesinin seçkin grup hakkı olarak görülmesinden, herhangi bir sıradan nesneyi sahiplendiği şekilde kişisel hakka dönüşmesi mekanizmasına tekabül eder. Bu bağlamda, efendi, hakları, statüleri, mevkileri, imtiyazları, vs. dağıtma yetkisini (ve hakkını) kendinde görür ve bunu yaparken yasaları esas alan rasyonel otoritenin her formundan uzak durur. Bu doğrultuda, bir siyasi kültürel sembol ve yönetme pratiği olarak her siyasi partimizin sultanizm ile malûl olduğu söylenebilir.

CHP’nin uygulaması, ön seçime başvurmayı hiç düşünmemiş partilere göre demokrasi açısından, gene de ileri bir adımdır. Yalnız, unutmamak gerekir ki demokrasi, 'hiç yoktan iyidir' zihniyetinin tezahürü uygulamalarla hayata geçirilecek kadar basite alınabilecek bir olgu değildir.

by Ali Yaşar Sarıbay

CHP, söz konusu malûliyetten ön seçim uygulamasıyla muaf gibi gözükebilir. Fakat, fermuar yönteminden, kontenjan yetkisini kullanmaya varıncaya kadar gösterdiği uygulama, bir muafiyet durumunu değil, yumuşak bir sultanizmi anlatmaktadır. Bu anlamda, yöneldiği demokrasi amacına uygun bir araçla çalışmamakta; son tahlilde, kendi tabanının siyasi iradesinin tam teşekkülünü, kişisel hakka dönüşmüş bir mekanizmayla önlemektedir.

Elbette, CHP’nin uygulaması, ön seçime başvurmayı hiç düşünmemiş partilere göre demokrasi açısından, gene de ileri bir adımdır. Yalnız, unutmamak gerekir ki demokrasi, “hiç yoktan iyidir” zihniyetinin tezahürü uygulamalarla hayata geçirilecek kadar basite alınabilecek bir olgu değildir. Üstelik, o şekilde bir zihniyetin aracı olarak uygulanacak bir ön seçimin CHP’nin oylarını artırma olasılığı da yüksek değildir. Örneğin, basından aktarılan ilginç bir bilgi, CHP’den aday adayı olmak için istifa edeceği beklenen çok sayıda kamu görevlisi, son anda “genel merkezden gelen sinyaller” üzerine istifa etmekten vazgeçmişlerdir. Bu bile, ön seçimden, yani seçmenin iradesinden daha çok (kişisel) parti otoritesinin parti-içi demokrasinin motoru olduğuna işaret sayılabilir.

Ön seçim uygulamasıyla CHP’nin, genelde demokratik rejime, özelde siyasi partilerin işleyişine dair olması gerekene dikkat çektiğini teslim etmek gerekir: "Sultanizm"in aşılma zorunluluğu. Bunun için de yapılacak şey, tabanın/seçmenin/halkın iradesini tam yansıtan kurumsal mekanizmaları tesis etmeye yönelmek, kişisel otoriteyi sınırlayıcı önlemleri düşünmek ve tartışmaya açmaktır.

Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi. Siyaset ve Din Sosyolojisi, Demokrasi ve Siyaset Teorileri alanlarında çalışan Sarıbay'ın yayımlanmış eserlerinden bazıları şunlardır: 'Postmodernite, Sivil Toplum ve İslam' (İletişim, 1994), 'Türkiye'de Demokrasi ve Politik Partiler' (Alfa, 2001), 'Modernitenin İronisi Olarak Globalleşme' (Everest, 2004), 'Global Toplumda Din ve Türkiye' (Everest, 2004), 'Toplumun Mantığı' (Alfa, 2007), 'Demokrasinin Sosyolojisi' (Sentez, 2013) ve 'Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji' (Sentez, 2014).

Twitter'dan takip edin: @Politolog00

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Ali Yaşar Sarıbay

Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi. İlk ve orta öğrenimini Adana ve Tarsus’ ta tamamladı. 1973'te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyasi İlimler-Maliye Bölümleri'nden mezun oldu. Aynı fakültede Siyaset Bilimi doktorası yaptı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;