Görüş

CHP'li üyelerin mesajı: Hesaplaşma ve yenilenme

Baykal, Sarıgül, Önder Sav gibi hatırı sayılır siyasetçilerin ilk sıralara yerleştirilmemesi, çok sayıda milletvekilinin sıralamaya girememesi, CHP üyelerinin “eskimiş siyasetçiler”le hesaplaşması ve asıl yenilenmenin kadrolarda başlaması gerektiğine ilişkin mütevazı mesajı olarak okunabilir.

Antalya'da ön seçime katılan CHP'nin eski lideri Baykal, kesin olmayan sonuçlara göre sandıktan ikinci sırada çıktı. [Fotoğraf: Osman Baytürk / Al Jazeera Türk]

Aday belirleme süreçleri ve yöntemleri, siyasi partilerin yaşamlarında temel karar anlarından biridir. Siyaset bilimciler Michael Gallagher ve Michael Marsh'ün, editörlüğünü yaptıkları kitaba “Karşılaştırmalı Perspektiften Aday Belirleme: Siyasetin Sır Bahçesi” (Candidate Selection in Comparative Perspective: The Secret Garden of Politics, 1988) adını verirken, “sır” kavramını kullanma nedenleri, dışarıdan bakıldığında aday belirlemenin nasıl yönetildiğini anlamanın zorluğudur. Süreç ve yönteme ilişkin strateji, pazarlık, kâr/zarar hesapları, olası sonuçlar, doğaldır ki aday belirlemeyi “siyasetin sır bahçesi” olarak tanımlamayı meşrulaştırır. Ön seçim aday belirleme yöntemleri arasında en demokratik ve şeffaf olanı. Çünkü, parti üyelerinin oylarıyla adaylar arasında örgütlü rekabete dayanır.

Ankara’da Aylin Nazlıaka gibi mücadeleci bir kadın milletvekiline, İzmir’de sokakların parlamentodaki sesi Musa Çam’a, halkla bütünleşen Mustafa Balbay’a, Manisa’da Özgür Özel’e örgütün teveccühü karşısında, katı ulusalcı Dilek Akagün Yılmaz’ın sıralamaya girememesi 'Nasıl bir CHP olmalı?' sorusuna örgütün yanıtıdır. 

by Tanju Tosun

Siyasi partiler niçin ön seçimi tercih eder?

Seçim sürecinde partilerin en temel stratejik amaçlarından biri; rakiplerini yenilgiye uğratabilecek ‘doğru aday’ı bulabilmektir. Siyaset bilimci Gilles Serra’ya göre ön seçim, partilerin en rekabetçi ve seçmenlerin ilgisini daha çok çekebilecek adayları seçmelerine yardımcı olurken, partinin siyasi kimliğinden ziyade, adayların dürüstlük, karizma, rekabetçilik, seçim kampanyası bütçesini artırabilme gibi kapasitelerini açığa çıkarır ve hangi adayların performanslarıyla seçimde daha yararlı olabileceğine dair sinyal verir. Merkezîyetçi-dışlayıcı yöntemler nedeniyle görünürlüğü olmayan, marjinal kalmış ya da tanınmayan yerel siyasi aktörlere kapı açar, aday havuzu bu sayede genişler. ABD’de geçmişte Batı Virginia’da Protestan oyların çoğunluğunu alıp ön seçimi kazanan John F. Kennedy, Arjantin’de Carlos Menem, Fransa’da Segolene Royal ön seçimden çıkıp, yıldızı parlayan siyasi aktörlerdendi. Şunu da belirtmek gerekir ki ön seçimin en önemli açmazı; özellikle siyasal klientalizm ve patronajın yaygın olduğu ülkelerde yerel teşkilat yöneticileri ile belediye başkanları, popüler adaylar, varlıklılar karşısında gençlerin, kadınların, parti emekçilerinin sandıktan çıkmalarının sınırlılığıdır.

Ön seçimin sandık performansına etkisi

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) milletvekili adaylarının yarısından fazlasını ön seçimle belirleyecek olması nedeniyle, doğal olarak bunun 7 Haziran’daki genel seçimde partinin oy oranını nasıl etkileyeceği sorusu akla geliyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki, ön seçim kararıyla, her şey bir yana, parti içi demokrasiyi kurumsallaştırmayı düstur edinmiş çağdaş sosyal demokrat bir parti olma yolunda çok önemli bir adım atıldı. Bu tercihin 7 Haziran’da sandığa nasıl yansıyacağı ise muamma. Ön seçimler için siyaset biliminde “duman altı oda” (smoked-filled room) kavramı kullanılır. Bununla anlatılmak istenen; sandıktan kimlerin, nasıl çıktıklarının ve sandıktan çıkanların seçimde neyi, nasıl başaracaklarına ilişkin belirsizliklerin olmasıdır.

Konuya ilişkin bir öngörüde bulunmak için, 2011 Genel Seçiminde ön seçim yapılan 27,  merkez yoklaması yapılan 52 ildeki CHP oylarını 2009 İl Genel Meclisi oylarıyla karşılaştırarak, ön seçimin sandık performansına etkisine bakabiliriz: 

Ön seçim yapılan 27 ilde CHP'nin oyları ortalama 4,1 puan, merkez yoklaması yapılan 52 ilde ise 4,5 puan artmıştır. 2009’a göre, ön seçim yapılan illerin 23’ünde partinin oyları artarken, sadece 3 ilde oy kaybına uğramış, 1 ilde ise oyları değişmemiştir. Merkez yoklaması yapılan illerin 11’inde oylar düşerken, 41 ilde artmıştır. 2009 ve 2011 dinamikleri genel başkan değişimi bağlamında dahi farklı olsa da, oy karşılaştırması bize şunu gösteriyor: Ön seçim oy gücü anlamında CHP oylarını merkez yoklaması karşısında arttırmamış, hatta merkez yoklaması yapılan illerde CHP oyları daha fazla artmıştır. Fakat, bu noktada özellikle altı çizilmesi gereken husus; ön seçim yapılan illerin içinde il sayısı itibarıyla bir önceki seçime göre daha fazla ilde oy artışı sağlanmıştır (ön seçim yapılan illerin %85’inde, merkez yoklaması yapılan illerin %79’unda). Bunun anlamı; merkez yoklamasıyla karşılaştırıldığında, ön seçim CHP tabanını en azından coğrafi olarak genişletiyor, tabanda hareketliliğe yol açıyor.

Kanımızca, ön seçim bu kez partinin oy oranına ve tabanının genişlemesine daha fazla etki yapabilir. Çünkü, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerle birlikte ön seçime gidilen il sayısı neredeyse ikiye katlanmış durumda. Her şey bir yana, CHP ön seçim kararıyla 12 Eylül düzeninin emir-komutacı zihniyetini baştacı etmiş partileri parti içi demokratik süreçlerin işletilmesine davet ediyor. Bu bile CHP’nin parti içi siyasetin demokratikleşmesine katkısı anlamında önemlidir.

Ön seçim, oligarşik yapıların tasfiyesi, yurttaşı partilere davet

Türkiye parti siyasetinde “pasif üyelik, aktif delegelik” sistemi egemen. Üyelerin parti faaliyetlerine katılımı, üye sayıları milyonlara ulaşan partilerde bile çok düşük düzeyde. Seçmenleri partilere, özellikle iktidar partisine, önce üye, ardından delege olmaya iten neden, ganimet paylaşımı ve rant dağıtmaya odaklı sistem. Parti üst yönetimleri kongre/kurultay süreçlerinde statülerini koruyup, tasdik ettirmek için bu ilişkisel durumu kullanıyor.

Üyenin tercihiyle önce ön seçim, ardından seçim sandığından çıkacak aktörler, seçildikleri andan itibaren hesap verme adresi olarak lider ve üst yönetime değil, üyeye yüzüne dönüp, karar alma süreçlerinde çoğulculuğu ve müzakereyi hâkim kılabilirler. 

by Tanju Tosun

Bugün CHP’nin üyeleri süreçlerin içine katan ön seçim mekanizması er ya da geç rant paylaşım odaklı delegelik düzenini sarsarak, partilerin her bir üyesinin işlevsel olduğu, parti yönetimi seçimlerinde delege ağalığının tasfiyesine de aracılık edecektir. Üyenin tercihiyle önce ön seçim, ardından seçim sandığından çıkacak aktörler, seçildikleri andan itibaren hesap verme adresi olarak lider ve üst yönetime değil, üyeye yüzüne dönüp, karar alma süreçlerinde çoğulculuğu ve müzakereyi hâkim kılabilirler. Hâl böyle olunca, “oligarşinin tunç kanunu” olarak bilinen yerleşik lider sultası, yerini parti içinde hesap soran/veren, tabandan seçilerek gelen kudretli politik aktörlere bırakabilir.

Ön seçim, parti üyeliğinde niceliksel ve niteliksel bir gelişme yaratma potansiyeline de sahip. Türkiye’de her 100 seçmenden yaklaşık 19’u bir partiye üye. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) seçmeninin yüzde 33’ü, CHP seçmeninin yüzde 9’u partilerine üye iken, tüm kayıtlı üyelerin yüzde 73’ü AK Parti üyesi. Ön seçim, bu alandaki çalışmalarda “uyuyan ortaklar” (sleeping partners) olarak tanımlanan üyeleri “aktif üye”liğe yöneltebilir. Üyelerin ön seçimde yaptıkları seçme eyleminin işe yaradığını fark etmeleri, potansiyel olarak CHP’ye yeni üyeler kazandırabileceği gibi, farklı partilere 'ganimet' beklentisi dışında üye olma motivasyonu sağlayabilir.

Şu da bir gerçek ki, CHP’nin kurumsallaştırmaya çalıştığı ön seçim yönteminin, tek adamlığın egemen olduğu partilerin iç yapılarının demokratikleşmesine kısa vadede etki yapması kolay değil. Bu bir siyasi zihniyet, demokrasi değeri, algısı meselesidir. Ümidimiz odur ki “Türk tipi” temayül yoklamaları, sivil toplum kuruluşlarına danışma ya da internet üzerinden eğilim yoklaması gibi yöntemlere başvuran partiler üzerinde, yöntemlerini değiştirme konusunda bir baskı yaratsın.  

Ön seçime eleştirel yaklaşım: “Yetmez ama evet”

Politolog Ali Yaşar Sarıbay, Al Jazeera'deki yazısında CHP’nin ön seçim tercihini diğer partilere kıyasla ileri bir adım olarak görse de, fermuar sistemi, aidat ödemeyen üyelerin oy kullanamaması, kontenjan oranı gibi örneklerle bunun “eksikli demokrasi anlayışı”na tekabül ettiğini belirtmiştir. Hukuki bir temeli olmadığı için, dün aidat borcu olanlar da oy kullandı. Sarıbay’ın CHP’deki süreç ve yöntemi “yumuşak sultanizm” şeklinde tasvir ettiği genel başkanın yüzde 5’lik kontenjan hakkı ve fermuar uygulaması, bu hakkın kullanımında nesnel ölçütler esas alınırsa parti içi demokratik süreçleri tahrip etmeyebilir. Kontenjan adaylığı aktif siyasete toplumdaki sınıfsal-işlevsel farklılıkların yansımadığı bizim gibi toplumlarda, alanında uzman-başarılı kişilerin siyasete kazandırılmalarına aracılık edebilir. Tabii ki genel başkan tercihli bu siyasal devşirmenin minimum düzeyde tutulması ve amacına hizmet etmesi şartıyla. Oysa ki, kontenjan adaylığı başvurusunda bulunanlar arasında partide 2-3 dönemdir milletvekilliği yapanların da olduğu dikkate alındığında, uygulamanın ne denli kötüye kullanılmaya müsait olduğu açık. Konuya ilişkin net bir değerlendirme yapmak için, kimlerin hangi meziyetleriyle kontenjan adayı gösterileceklerini de görmek gerekir. Kontenjan adayı olma kriteri ekonomik güç, genel başkana yakınlık, sosyolojik kimlikler vb. dinamiklerle şekillenirse, Sarıbay’ın “yumuşak sultanizm” kavramsallaştırmasına “gönüllü kulluğu” da eklemek gerekecektir.

Ön seçimin kazandırdığı yeni yüzler, merkez yoklaması ve kontenjanlarda toplumsal değişimi okumaya yatkın yüzlerle takviye edilirse, iyi bir kampanya ile CHP Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti olabilir.

by Tanju Tosun

Ön seçimin şifreleri: Hesaplaşma ve yenilenme

Ön seçimde Adnan Keskin gibi parti yöneticisi bir profesyonel siyasetçinin oyunun dışına itilmesi, Baykal, Sarıgül, Önder Sav gibi hatırı sayılır siyasetçilerin ilk sıralara yerleştirilmemesi, azımsanmayacak sayıdaki milletvekilinin sıralamaya girememesi, CHP üyelerinin “eskimiş siyasetçiler”le hesaplaşması ve asıl yenilenmenin kadrolarda başlaması gerektiğine ilişkin mütevazı mesajı olarak okunabilir. Ankara’da Aylin Nazlıaka gibi mücadeleci bir kadın milletvekiline, İzmir’de sokakların parlamentodaki sesi Musa Çam’a, halkla bütünleşen Mustafa Balbay’a, Manisa’da Özgür Özel’e örgütün teveccühü karşısında, katı ulusalcı Dilek Akagün Yılmaz’ın sıralamaya girememesi “Nasıl bir CHP olmalı?” sorusuna örgütün siyasi aktör modeli örneğinde yanıtıdır. Üyelerin sürece kattığı dinamizm, lider ve üst yönetim tarafından iyi okunabilirse, CHP için “oyun asıl şimdi başlıyor” diyebiliriz. Ön seçimin kazandırdığı yeni yüzler, merkez yoklaması ve kontenjanlarda toplumsal değişimi okumaya yatkın yüzlerle takviye edilirse, iyi bir kampanya ile CHP Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti olabilir.

Prof. Dr. Tanju Tosun, Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi. Türkiye siyaseti, karşılaştırmalı siyaset, oy verme davranışları, seçim coğrafyası, siyasi kamuoyu araştırmaları ve CHP üzerine yoğunlaşan Tosun'un yayımlanmış sekiz kitabı vardır.

Twitter'dan takip edin: @tanjutosun1

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Tanju Tosun

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1988 yılında ikincilik derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını siyaset bilimi alanında tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;