Görüş

Çünkü Beyaz bir an o ‘tek cümle’nin dışına çıktı

Türkiye, her tartışmalı konuda tek cümlesi olanların, onun biraz dışına çıkanları toprağa gömdüğü bir ülke artık. Beyaz’ın başına gelenler bunu bir kez daha doğruladı.

Konular: Türkiye, Medya
Programına katılan bir izleyicinin kullandığı ifadeler nedeniyle sunucu Beyazıt Öztürk hakkında soruşturma başlatıldı.

Savaşan taraflar nüanslardan nefret ederler. Çünkü nüanslar, biribirini yok etmek üzere karşılıklı cephelere yerleşmişlerin dikte ettiklerinin dışında bakış açılarının da olabileceğine delil teşkil ederler ve bu özellikleriyle savaş ruhunu, keskin karşıtlıkları seyreltici bir rol oynarlar.

Savaşan taraflar için iki cümle vardır: Kendi “doğru” cümleleri ve “düşman”ın “yanlış” cümlesi... Bunların dışında bir cümle bilmedikleri için, nüanslı cümlelerin sahipleri, çoğu kez düşmanın “yanlış” cümlesini telaffuz etmiş muamelesi görürler.

Geçtiğimiz hafta, televizyon programcısı Beyazıt Öztürk’ün (Beyaz) başına gelen ve çok geniş bir çevrede ilgi uyandıran olay, bu “hal”in ürkütücü boyutlarını göstermesi bakımından dikkate değer...

Savaşan taraflar için iki cümle vardır: Kendi “doğru” cümleleri ve “düşman”ın “yanlış” cümlesi... Bunların dışında bir cümle bilmedikleri için, nüanslı cümlelerin sahipleri, çoğu kez düşmanın “yanlış” cümlesini telaffuz etmiş muamelesi görürler.

by Alper Görmüş

‘Skandal sözler’de ne vardı?

Mesele, herkesin her şeyi duyacağı ölçüde dallanıp budaklandı ama ben yine de hikâyeyi kısaca özetleyeceğim. Bu özeti, Beyaz’ın programındaki “skandal sözler”in ihtiyaca göre kısaltılmamış ve yorumlanmamış versiyonunu içerecek şekilde yapacağım ki, tartışmayı hakikat üzre yürütebilelim.

Malûm, olay, Beyaz’ın programına Diyarbakır’dan bağlanan ve öğretmen olduğunu söyleyen Ayşe Çelik’in “skandal sözler”iyle başlıyor. Ayşe Çelik’in sözlerinin tamamı şöyle:

“İyi geceler... Müsaadenizle ben çok kısa konuşmak istiyorum. Türkiye’nin doğusunda, güneydoğusunda neler olup bittiğinin farkında mısınız? Burada doğmamış çocuklar, anneler, insanlar öldürülüyor (Stüdyodan alkış sesleri). Sanatçı olarak, insan olarak, siz de yaşananlara sessiz kalmamalısınız ve bir şekilde ‘dur’ demelisiniz. Ayrıca bir şey daha söylemek istiyorum: Ölen çocuklara sevinen zavallı insanlar var. Ben bu insanlara, daha doğrusu biz bu insanlara hiçbir şey söyleyemiyoruz, yazıklar olsun demekten başka. (Stüdyodan alkışlar, Beyaz’ın sesi: ‘Doğru’). Bir şey daha söylemek istiyorum, kusura bakmayın, ben öğretmenim, öğrencilerini terk eden öğretmenlere seslenmek istiyorum. Bir daha oralara nasıl dönecekler, o güzel, masum, tertemiz yürekli çocukların yüzüne, gözlerinin içine nasıl bakacaklar? Ben konuşamıyorum, gerçekten, burada yaşananlar ekranlarda, medyada çok farklı şekilde yansıtılıyor. Sessiz kalmayın, insan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın, görün, duyun artık, bize el verin. Yazık, insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın. Söyleyeceklerim bu kadar. Çok teşekkür ederim. (Beyaz: ‘Bir alkış alalım önce Ayşe Hanım’a...’ Stüdyodan alkışlar). Aslında çok şey söylemek istiyorum, duygu yoğunluğundan dolayı hiçbir şey söyleyemiyorum. Siz de fark ediyorsunuz, sesim titriyor. Bomba seslerinden, kurşun seslerinden, insanlar susuzlukla, açlıkla mücadele ediyor. Özellikle bebekler, çocuklar, lütfen siz de duyarlı olun, sessiz kalmayın. Rica ediyorum, lütfen. Beni ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Bir nebze de olsa sesimizi buradan duyurabildiysek ne mutlu bize. (Beyaz: Çok iyi yaptınız, ayrıca hassasiyetiniz için de size çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten de, duyurabileceğimiz yerlerden biz de elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Emin olun. Ama bu söyledikleriniz bir kere daha bize ders oldu. Daha da fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Buradan oradaki herkese selam olsun, inşallah en kısa zamanda bütün o söylediğiniz barış dilekleri bizim için de geçerli. En kısa zamanda bütün bunlar çözülsün istiyoruz. Çok teşekkürler Ayşe Hanım, elinize, yüreğinize sağlık).”

Hikâyenin devamı

Sonrasını biliyorsunuz: Beyaz, programda “PKK propagandası” yapıldığı yönündeki, sosyal medyada bir çığ gibi büyüyen suçlamalara karşı, bir “polis çocuğu” ve bu konulardaki düşünce ve duyguları bilinen biri olarak böyle bir şey yapmasının mümkün olmadığını söyledi ve “Yine de istemeden kırdıklarım olduysa, onlardan özür dilerim” dedi.

Beyaz, konuşma sırasındaki paniğini de şöyle anlattı: Ne yapacağım diye kendi iç sesimi dinlemekten konuşulanı dinleyemedim. Bir niyetin olduğunu anlayamadım. Öğretmenim deyince de inandım ama öyle olmadığı ortaya çıktı.”

Suçlamalar, tehditler...

Ne var ki özür de kâr etmedi. Suçlamalar birbirini izledi. Kervana katılan gazeteler, programın adına tersten nazireyle kotarılmış “Kara show”, “Kapkara show” gibi başlıklarla çıktılar. Bu arada bir gazete, “kara propagandanın arka planı”nı anlattı: “Yayına bağlanacak isimlerin önceden belirlenmesi, program çalışanlarının propagandayı önceden organize ettiği ihtimalini güçlendirirken, seyircileri alkışlamaları için yönlendiren görevlilerin de konuşma esnasında alkış başlatması dikkatlerden kaçmadı.”

Bir başka gazete, internet sayfasından, yüzü kapalı şekilde Beyaz’a hitaben bir konuşma yapan ve özel harekât polisi olduğunu iddia eden bir kişinin videosunu internet sayfasından yayımladı. Bu kişi de benzerleri gibi Beyaz’ı PKK propagandası yapmakla suçluyor, ilaveten de yaptığının unutulmayacağını belirtiyordu. Videoda konuşan kişinin son cümlesi ise şöyleydi: “Unutma Beyaz, söz konusu vatansa gerisi teferruattır, unutma Beyaz.”

Beyaz’a yapılanlardan sonra kendine siyahların ve beyazların dünyasının dışında bir yer bulmak isteyen herkes bunun ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlayacak, o ya da bu cepheye yaklaşmak zorunda hissedecek.

by Alper Görmüş

Bütün bu gürültülü, ürkütücü çıkışların ardından yargı da devreye girdi, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı Beyaz ile program sorumlusunun ve programa Diyarbakır’dan bağlanan Ayşe Çelik’in hakkında soruşturma başlattı.

Beyaz’ın ‘suç’u ve cezası

Şimdi Ayşe Çelik’in sözlerine ve Beyaz’ın o sözlere verdiği tepkilere odaklanalım ve bakalım toplam tabloda bu kadar büyük bir öfkeyi haklı kılacak bir şeyler var mı? Tabii öncelikle Ayşe Çelik’in sözleri... Bu sözlerde doğrudan devleti ve güvenlik kuvvetlerini suçlayan, oradaki durumun yegâne sorumlusunun güvenlik güçleri olduğunu vurgulayan herhangi bir bölüm yok. Yani önyargısız bir gözle ele alındığında, bu sözler oradaki çatışmanın sorumlularıyla değil oradaki insanî durumla ilgili olan ve bu hususta hassasiyet talep eden birinin sözleri olarak da algılanabilir pekâlâ.

Biz, çatışmaların başlangıcından bu yana, orada olup biteni, sanki hendekler hiç yokmuş, sanki o hendeklerin ardında silahlı militanlar hiç yokmuş ve sanki güvenlik güçleri oradaki yerleşik halka katliam uyguluyormuş gibi yansıtan bir sürü yorum okuduk; fakat bunlara gösterilen tepki, Beyaz’ın usulca dinlediği sözlere gösterilen tepki kadar büyük olmadı. (Bunun nedeni, o yorum sahipleri zaten “düşman” kategorisinden sayıldığı için söyledikleriyle ilgilenilmemesi olabilir mi?)

Beyaz’ın tavrına gelince... Belli ki o da önyargısız bir tavırla dinledi konuşmayı ve dolayısıyla Ayşe Çelik’in sözlerini, derdi sadece oradaki gündelik hayatın korkunçluklarına dikkat çekmek olan birinin feryadı olarak algıladı.

Hadi, diyelim ki Ayşe Çelik kaba bir PKK propagandası yapar, polisi ve askerleri doğrudan suçlarsa sözlerinin yarıda kesileceğini hesapladığı için “incelikli” bir propaganda yürüttü ve Beyaz da saflıkla bunun farkına varamayıp “oyuna geldi...”

Diyelim ki, durum budur. Peki, bu ‘suç’un cezası bu mudur? Beyaz’ı “yeterince uyanık olmamak”la ve bu yolla istemeden ekranda “incelikli bir PKK propagandasına fırsat vermek”le eleştirmek neden kimseye yetmiyor? Neden, apolitikliği ile tanınan bir şovmen, tümüyle insani bir boyutta algıladığı bir yakarışın sahibine o tek cümleyi söylemediği için yerden yere vuruluyor? (Yüzü kapalı özel harekât polisinin konuşmasından: “Nasıl sustun söylenecek onlarca söz varken? Nasıl diyemedin, devlete karşı silah kullanan herkes teröristtir diye?”)

Beyaz’ı sadece eleştirmek yetmiyor, çünkü programda ortaya çıkan toplam tablo, Güneydoğu’nun bazı şehirlerinde bir süredir yaşanmakta olan olaylarla ilgili olarak telaffuz edilmesine izin verilen o tek “cümle”nin sınırlarının dışına çıkıyor. İşte bu nedenle Beyaz’ı “yeterince uyanık olmamakla, gafletle” vb. eleştirmek yetmiyor, yaptığı şeyin “bilerek ve bilinçli PKK propagandası” olduğunu kafasına vura vura tekrar etmek gerekiyor.

İşte size nüanslara sıfır tahammülün, “ya siyah diyeceksin ya beyaz” çağrılarının yeni ve son örneği... Peki, sonuç alındı mı? Hem de nasıl. Hiç şüphe edilmesin ki sütten ağzı yanan Beyaz bundan böyle yoğurdu üfleyerek yiyecek ve Güneydoğu’da olan biteni, insanî acılar yönünden zinhar ele almayacak.

Sadece Beyaz mı? Tabii ki hayır. Kendine siyahların ve beyazların dünyasının dışında bir yer bulmak isteyen herkes bunun ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlayacak, o ya da bu cepheye yaklaşmak zorunda hissedecek.

Alper Görmüş, gazeteciliğe 1978'de Aydınlık'ta başladı. Nokta ve Aktüel dergilerinde çalıştı. Taraf ve Türkiye gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Alper Görmüş

Gazeteciliğe 1978'de Aydınlık gazetesinde başladı. Nokta ve Aktüel dergilerinde çalıştı. Taraf ve Türkiye gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.Yeni Şafak'ta Kürşat Bumin'le birlikte medya eleştirisi yapan 'Medyakronik' köşesini hazırladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;