Görüş

Derbiden taşan 6 ders

Hakem penaltıyı verdi-vermedi, golde ofsayt vardı-yoktu tozu dumanı geçtikten sonra derbiden geriye ne kalıyor sahi? Pereira, Hamzaoğlu, futbolcular ya da hakemler için devrenin bu en önemli maçından çıkarılacak dersler neydi? İki takımın şampiyonluk rotasında kalması için neyi daha az, neyi daha fazla yapmaları gerek?

Maçı Fırat Aydınus yönetti. [AA]

1)Hakem dersi:
Diego’nun golündeki ofsayt konusu

37’nci dakikadaki Diego golünde yardımcı hakemin 16 santimlik ofsaytı kaçırması, tamamen insani bir detay. Hareketli bir sürü cisim, koşan bir hakem, bir çift çaresiz insan gözü. Hep söylüyorum, şu dünyadaki en ağır iş galiba yardımcı hakemlik. O yüzden de bu ofsaytı kaçırdı diye yardımcıyı suçlamak çılgınca...

Ancak... Pozisyondaki enteresan soru işareti şu: Yardımcı hakem, Van Persie’nin 16 santim önde olduğunu sezemediği için mi bayrak kaldırmadı, yoksa önde olduğunu gördü ve onu pasif olarak mı değerlendirdi? Eğer Van Persie’nin önde olduğunu göremediyse tartışılacak bir konu yok. Ama önde olduğunu gördü ve Hollandalı’yı pasif olarak değerlendirdi ise o zaman tartışmaya değer bir konu var ortada. 
 

Aydınus’un frikik spreyini iki parçalı sıkmasına bayıldım. Futbolcular, spreyin topun tam önüne çizilmesinden ölesiye rahatsızlardı, atışı kullanırken spreye değme ihtimalinden tedirgin oluyorlardı. Fırat Hoca’nın bunu görüp ürettiği çözüm harika.

by Uğur Meleke

Ofsayt kuralıyla ilgili sezon başı bir değişiklik olduğu haberlerini okumuşsunuzdur. Aslında kural tanımında bir değişiklik değil, sadece hakemlere yazılı olarak iletilen bir sirküler. Bir ufak rötuş.   

Peki neydi bu çok tartışılan uygulama rötuşu? İskoç hakem Steve McLean, SkySports’ta değişikliği şöyle açıklıyor: “Geçtiğimiz sezon ofsayt pozisyonundaki bir futbolcu topa dokunmadığı takdirde onu pasif kabul ediyor, pozisyonu durdurmuyorduk. Bu yılsa ofsayttaki bir oyuncu topa dokunmasa dahi rakibini net bir biçimde etkileyecek bir jest yapıyor, topa uzanıyor ve (özellikle de kaleciyi) yanıltıyorsa bayrak kalkacak”
Premier Lig yönetiminin hakemlere gönderdiği yeni metin de McLean’i doğrular nitelikte:

1)Eğer ofsayttaki bir oyuncu yakınındaki topa net bir vurma girişiminde bulunuyor ve rakibini etkiliyorsa ya da,
2) Herhangi belirgin bir jestle topla oynama şansı olan rakibini etkiliyorsa bayrak kalkacak.

İşte aktif alandaki Van Persie’nin hareketlenip Chedjou’yu ve/veya Muslera’yı belirgin bir jestle etkileme detayı, tam da ikinci maddenin açık bir örneğiydi. Eğer Fenerbahçe-Galatasaray maçı yardımcı hakemi, Van Persie’nin bu jestini kaçırdıysa o zaman MHK bu konuyu hakemlerle tekrar gözden geçirmeli belki de...

2)Teknoloji dersi:
Gelişime direnmek

Sezon başı değişen kuralla ilgili BBC’ye konuşan West Brom koçu Tony Pulis, bu değişiklikle zaten bulanık olan ofsayt suyunun daha da bulanıklaştığı görüşünde. Pulis’in ifadeleri dikkat çekici: “Bu bir kural değil. Kural dediğinde iki durum vardır, siyah veya beyaz. Bunda ise onlarca durum var”

Pulis bence de haklı. Bunun yanına bu hafta sonu Manchester derbisinde penaltılarının verilmediğini iddia eden Louis Van Gaal’in yorumunu da ekleyelim: “Ander Herrera’nın pozisyonuna penaltı çalınmalıydı. Ben rahatlıkla gördüm, çünkü pozisyonun tekrarını izledim. Hakem göremedi, çünkü bir saniyede karar vermesi gerekiyordu. Her zaman söylüyorum, modern teknolojiye, pozisyonları tekrar izlemeye ihtiyacımız var. Ama belli ki bu görüşte olan tek kişi benim”

Ben hem West Brom menajeri Pulis’le, hem de United’ın kızgın koçu Louis Van Gaal’le aynı görüşteyim. Kurallar daha açık ve net olmalı. Ofsayt suyu bu derece bulandırılmamalı. Futbola teknoloji desteği girmeli. Hepimiz biliyoruz ki 21’inci yüzyılda bir gün futbolda kritik pozisyonlar masa hakemleri tarafından videodan izlenecek ve orta hakeme destek verilecek. Öyleyse neden bugün değil? Teknolojiye, gelişime direnç neden?

3)Pereira dersi:
Alan savunması

Galatasaray’ın yediği golü bunca tartışmışken bir pencere de Fenerbahçe’nin yediği gole açalım. Aslında Fenerbahçe bu golü ilk kez yemiyor, bu sezon defalarca duran toptan ve kenar ortalarından benzer golleri yediler. Sorun hep aynı: Fenerbahçe, adam adama savunma yapmıyor. Alan savunuyor. Olcan vururken de Souza’yla Ba arasındaki anlaşmazlığın sebebi bu. Alan doğru paylaşılamıyor. Zaten bu kadar yenisi olan bir takımın kusursuz alan savunması da çok zor. Çünkü alanlar, çizgilerle birbirlerinden net biçimde ayrılmış değil. Alanların bolca kesişimleri var. Ve yeni oyuncuların birbirlerini bu kadar az tanıyorken alanları kusursuz bölüşmeleri imkansız.

4)Yasin dersi:
Büyüdükçe küçülmeli

Galatasaray’ın yediği golde Gökhan’ın katkısı tartışılmaz. 5 ay futboldan uzak kaldıktan sonra iki kritik maça bu kadar hazır çıkması, Gökhan’ın ne kadar büyük bir profesyonel olduğunun ispatı. Ama o pozisyonun gelişiminde dikkat çekici bir adam daha var. Diego tam orta sahada topun üstüne bastığı anda Gökhan’la hizada olan bir kişi. Gökhan’la birlikte koşuya başlayıp, 5 metre sonra vazgeçen ve seyreden bir kişi. Rakip sağ bek çıktığında onunla birlikte dönmesi gerektiğini ihmal eden sol açık: Yasin Öztekin...

Yasin, 37’de bu koşuyu yapmadıktan ve Fenerbahçe’nin golünü seyrettikten iki dakika sonrası... Carole sakat olduğu için saha kenarında. Fenerbahçe bir kez daha sağdan, bu kez Markoviç’le bindiriyor. Ve Carole iki dakikadır dışarıda yattığı halde Yasin yine onun bölgesini almamış durumda. Bir sol açık iki dakika arayla bu kadar net iki sorumsuz davranış gösteriyorsa, orada bir ihmal vardır. Sorumsuzluk vardır. Görev bilinçsizliği vardır. Büyüdükçe küçülememek vardır.

5)Galatasaray dersi:
Kadro yaşlanıyor

Şunun da altını çizmek gerek: 40’ta Carole çıktığında sahadaki Galatasaray 11’inin 11’i de 28 yaş üstü idi artık. Sarı-kırmızıların en genci 1987 doğumlu Yasin’di. Tam 9 Galatasaraylı 30 ve üstü yaştalardı. Bu durum 80’inci dakikada Sinan girene kadar devam etti zaten.

Galatasaray yaşlanıyor. Ve sarı-kırmızılıları da pek yakın bir gelecekte derin bir kadro revizyonu bekliyor.

6)Aydınus dersi:
Sprey konusu

Aydınus’un frikik spreyini iki parçalı sıkmasına bayıldım. Futbolcular, spreyin topun tam önüne çizilmesinden ölesiye rahatsızlardı, atışı kullanırken spreye değme ihtimalinden tedirgin oluyorlardı. Fırat Hoca’nın bunu görüp ürettiği çözüm harika.

Ayrıca her duran topta sprey seremonisine gerek duymayıp maçı bölmemesi de güzeldi. Pazar akşamı 17’deki Manchester derbisinde Clattenburg öyle çok faul düdüğü çalıp öyle çok sprey kullandı ki, maçın sonlarına doğru ikinci sprey tüpüne geçmek zorunda kaldı!

Eğer bu konudaki ufak bir sorunu daha halledersek harika olacak: Hakemler barajı zorla yerine itip sonra spreyi sıkmak yerine önce çizgiyi çekmeli. Sonra uzaklaşıp baraja yerlerine geçmelerini söylemeli. Baraj yerine itilirken olağanüstü zaman kaybediliyor zira...

Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;