Görüş

Doğu Ukrayna ve yakın geçmişten dersler

Son dönemde yaşananlar bize, bir ülkede seçimlerin düzenlenmesini denetleyen kimse, ülkenin kaderini kontrol etme ihtimali en yüksek olanın o olduğunu öğretti. Benzer şekilde, Moskova'nın aynı hakkı Çeçenistan gibi kendi bünyesindeki cumhuriyetlere tanımayıp bağımsızlık çağrısına şiddetle karşılık verdiğini de hatırlamak lazım.

Konular: Rusya, Kırım
Doğu Ukrayna'daki birçok noktada olduğu gibi Luhansk şehrinde de Rusya yanlıları, kamu binlarını işgal ederek etrafında barikat kurdular. [EPA]

Ukrayna'nın doğu bölgelerinde gerilim yeniden yükselip, diplomatik çevrelerde yeni bir Soğuk Savaş'a dair söylentiler dolaşmaya başlarken, modern tarihte Rusya ile komşuları arasında yaşanan benzer çatışmaları yeniden değerlendirmek ilginç olabilir.

Şu sıralarda Donetsk, Harkov ve Luhansk bölgelerindeki yaşananlar, münferit olaylar değil. Dolayısıyla Ukrayna içindeki kırılmayı, bir ölçüde, 2008 yılındaki Gürcistan krizi gibi son dönemde Moskova ile G7 ülkeleri arasında yaşanan çatışmalar ışığında incelemek mümkün.

Ancak her çatışma kendine has şartlardan doğduğundan, tarihe dayalı karşılaştırmalar yapılırken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Geçmişe dair analiz örgüleri, genelde partizan nitelikli siyasi gerekçelerle, önyargılı bakış açılarını daha da pekiştirmek için kullanılır.

Mesela, Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un son günlerdeki açıklamalarında başvurduğu Mayotte ve Kosova örnekleri, Ukrayna'daki durum açısından pek de referans sayılmaz.

Söz konusu mukayeseler, Rusların Doğu Ukrayna ve Kırım üzerindeki iddialarını destekliyor gibi görünüyor. Ama derinlemesine bir analiz, Mayotte ve Kosova'nın niçin birer model teşkil edemeyeceğinin kolayca anlaşılmasını mümkün kılıyor.

Kosova'daki bağımsızlık referandumu, Sırbistan'ın etnik soykırım seviyesine varan suçlarının ardından yapılmıştı; oysa Kırım'da Rusya yanlısı sivil nüfustan ölen olmadı.

by Remi Piet

Bağımsızlık sürecinin ortasında Fransa'ya katılmak için Komorlar'dan ayrılan Mayotte Adası örneğinde, aslında kurulu, bağımsız bir antiteden ayrılma gibi bir durum değil, statüko ile bağımsızlık arasında demokratik bir tercihte bulunup seçim hakkının mevcut kurumsal çerçeveden yana kullanılması söz konusuydu.

Kosova'daki bağımsızlık referandumu ise Sırbistan'ın etnik soykırım seviyesine varan sivil ölümleri gibi geniş çaplı suçlarının ardından yapılmıştı; oysa Kırım'da Rusya yanlısı sivil nüfustan ölen olmadı. Ukrayna vakasının kendine has ve oldukça tartışmalı bir yönü de, Kırım'ın ayrılma sürecinin Moskova'nın teşvikiyle şaşırtıcı bir hızla gerçekleşmesiydi.

Öyle ki, uluslararası Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcileri, son güne kadar Kırım'a girip oyların geçerliliğini değerlendirme imkanı bile bulamadı. Halbuki Kosova'nın 2008 yılındaki referandumu öncesinde, Birleşmiş Milletler (BM) liderliğinde, başarısız da olsa uzun bir arabuluculuk süreci gerçekleşmişti.

Kendi kaderini tayin ilkesi

Kendi kaderini tayin hakkı ilkesine göre, Kırım ve Ukrayna'nın doğu bölgelerinde yaşayan halk, Ukrayna'ya bağlı mı kalacaklarına, yoksa Rusya'ya mı katılacaklarına karar verme hakkından mahrum bırakılmamalıdır. Bununla birlikte, seçimler, aciliyet baskısı ve savaş propagandası altında değil, sakin koşullarda yapıldığında gerçekten değer taşır.

Bu noktada Ukrayna'nın geçici Devlet Başkanı Aleksander Turçinov'un '14 Nisan 2014'te Doğu Ukrayna'da referanduma gitme' önerisinin, referandum koşullarının dengeli olmayacağı gerekçesiyle Rusya tarafından reddedildiğinin altını çizmekte fayda var. Oysa 16 Mart'ta gerçekleştirilen Kırım referandumunda vatandaşlara sorulan soru da bariz şekilde taraflıydı.

Son dönemde yaşananlar bize, bir ülkede seçimlerin düzenlenmesini denetleyen kimse, ülkenin kaderini kontrol etme ihtimali en yüksek olanın da o olduğunu öğretti. Benzer şekilde, Moskova'nın aynı hakkı Çeçenistan gibi kendi bünyesindeki cumhuriyetlere tanımayıp bağımsızlık çağrısına iki savaşla şiddetli bir şekilde karşılık verdiğini de hatırlamak lazım.

Keza modern tarih, Rusya ile NATO güçleri arasındaki tartışmalı jeopolitik alandan birkaç ayrılıkçı örnek daha sunuyor bize. Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasından sonra, Doğu Avrupa'da Moldova, Kafkasya'da da Gürcistan, bugün Ukrayna'da yaşanan çalkantının bir benzerini yaşadı. Gürcistan'da Abhazya ve Güney Osetya; Moldova ile Ukrayna arasındaki topraklarda ise Transdinyester Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti.

Şu anda gözümüzün önünde olan, Ukrayna'nın egemenliğinin Moskova eliyle açık bir şekilde ihlalidir.

by Remi Piet

Lakin burada da altı çizilmesi gereken birçok farklılık söz konusu. Gürcistan ve Moldova örneklerinde, kendi sınırları içinde kontrol sağlayamayan, yeni bağımsız olmuş, zayıf ülkelerden bir toprak kopuşu söz konusuydu. Ukrayna hükümeti ise henüz yakın zamana kadar Kırım ve doğudaki cumhuriyetler üzerinde tam yetki sahibiydi.

Gürcistan ve Moldova'da mesele, bağımsız kurumların henüz net olarak kurulmamasıydı ki, Ukrayna için aynısı geçerli değil. Şu anda burada gözümüzün önünde yaşanan, bariz bir dış etki ve destekle bağımsız bir devletten şiddet içerikli bir kopuş; Ukrayna'nın egemenliğinin Moskova eliyle açık bir şekilde ihlalidir.

Bu durum, uluslararası toplumdan oybirliğiyle gelen tepkiyi de açıklıyor. Rusya'nın geleneksel müttefiki Çin bile, öncelikli amacı kendi sınırları içinde benzer ayrılıkçı hareketleri önlemek olduğundan, Moskova'ya destek vermedi.

Yine de, tüm bu tarihsel farklılıklara rağmen, 20 yıl önce tek taraflı bağımsızlıklarını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya'daki mevcut durum, Kırım ve Doğu Ukrayna'nın geleceğine dair olası senaryolar hakkında ilginç fikirler de vermiyor değil.

Rusya ve pek çok Avrupa ülkesini bünyesinde barındıran Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 10 Nisan 2014 tarihli resmi açıklamasında, Rusya'nın "Gürcistan toprağı olan Abhazya ve Güney Osetya'nın Rus kuvvetleri tarafından işgaline dair geçmiş kararlara uymayarak, Avrupa Birliği (AB) gözlemcilerini kabul etmemesi ve etnik temizliğe son vermemesinden" duyulan endişeyi dile getirdi.

Ekonomik destek

Ekonomik açıdan her iki bölge de kendilerine Moskova tarafından verilen sözlerin tutulmasını bekliyor. Abhazya'nın birkaç kilometre ilerisinde 7-23 Şubat 2014'te yapılan Soçi Olimpiyatları, ayrılıkçı bölgenin, komşusunun söz verdiği yatırımlardan hiçbir pozitif sonuç alamadığının sağlam bir göstergesiydi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünya çapındaki bu spor etkinliğinin güvenliğini sağlamak için Abhazya sınırını kapatmakta bir an bile tereddüt etmeyerek bu küçük bölgenin ekonomik kalkınmasını tehlikeye attı.

Eskiden Gürcistan'a bağlı olan Güney Osetya'da da yerel kalkınma eksikliği, yüksek enflasyon ve işsizlikten muzdarip bir halkın çaresizliği görülüyor. Carnegie Moscow Center'dan Alexey Malashenko'ya göre, Rusya'nın vaat ettiği yardımın yalnızca yüzde 30'u hedefine ulaştı.

Güney Osetya'daki iç güvenlik ortamı da teminat altına alınmaktan son derece uzak. Güney Osetya, olumlu bir gidişatın yerine yolsuzluk ve eşitsizlikte çarpıcı bir artışa sahne oldu. Yirmi yıl önceki umut ve sevinç, yerini hızla hayal kırıklığı ve hüsrana bıraktı.

Kırım ve Doğu Ukrayna'da yaşayanların menfaatine en uygun sonuçlar, yerel ve kurumsal kalkınma konusunda gösterilecek uzun vadeli kararlılıktan kaynaklanacaktır.

by Remi Piet

Dürüst olmak gerekirse, Ukrayna'yı bekleyen ekonomik olasılıklar her halükarda pek iç açıcı değil. Kiev, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) kredi alabilmek için, Rusya'nın bu ay doğal gaza yaptığı yüzde 50'lik zammı sineye çekmek durumunda kaldı. Ukrayna halkı, küresel kuruluşların mecbur tuttuğu yeniden yapılandırma kapsamında ciddi fedakarlıklar yapmak zorunda kalacaktır.

AB tarafından desteklenen liberal ekonomik modelin de gelir uçurumunun artması ve kimi zaman tasarruf tedbirlerine bağlılığın ters tepmesi gibi kendine has kusurları mevcut. Fakat diğer taraftan aynı liberal model, yerel kurum ve rejimlerin niteliksel gelişimini de sağlıyor ki, bu da son dönemde AB'ye katılan Doğu Avrupa ülkeleri örneğinde de gördüğümüz üzere, uzun vadeli kalkınma açısından hayati önem taşıyan bir unsur.

Kırım ve Doğu Ukrayna'da yaşayanların menfaatine en uygun sonuçlar, komşularının önümüzdeki birkaç hafta ya da ay zarfında gerçekleştirecekleri eylemlerden değil, yerel ve kurumsal kalkınma konusunda gösterilecek uzun vadeli kararlılıktan kaynaklanacaktır.

Bugüne dek yapılan tarihsel kıyaslar, Rus vaatlerinin kısa ömürlü olduğunu göstermiştir. Abhazya ve Güney Osetya halkları daha da yalnızlaşmış, sevinçleri ve umutları hızla sönmüştür. Öbür taraftan, Mayotte, sağlanan ekonomik ilerleme sebebiyle 2009 yılında yapılan oylamada Fransa ile entegrasyonu artırma lehinde oy kullanırken; bugün artık AB üyesi olan eski Sovyet cumhuriyetlerinin – en son Moldova'nın – son dönemdeki kalkınması ise diğer ülkelerin ilgisini çekmeye devam etmektedir.

Remi Piet, Katar'ın başkenti Doha'da bulunan Katar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde kamu politikası, diplomasi ve uluslararası siyasal iktisat dersleri veriyor.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Remi Piet

Remi Piet

Katar'ın başkenti Doha'da bulunan Katar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde kamu politikası, diplomasi ve uluslararası siyasal iktisat dersleri veriyor. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;