Görüş

Euroleague'de cevap zamanı

Spor yazarı Kaan Kural, Euroleague'de mücadele edecek Galatasaray'ın çok iyi bir kadroyu bir araya getirdiğini, ancak Efes için aynı durumun söz konusu olmadığını belirtiyor. Fenerbahçe'nin ise iki önemli sorununa dikkat çekiyor.

Konular: Spor, Basketbol
Türkiye'yi Euroleague'de üç takım temsil ediyor. [Fotoğraf: AA]

Avrupa basketbolunda sahadaki performans her zaman kağıt üzerindekinden farklı dinamiklere sahiptir. Ancak her geçen sezon yetenek havuzundan kan kaybeden Avrupa Ligi artık iyiden iyiye "sahaya en iyisini hangisi yansıtırsa o öne çıkacak" sözünün hakkını veriyor. Yetenek havuzu daraldıkça takımlar arası denge artıyor, bu kaliteye belki biraz darbe vursa da rekabetçiliği arttırdığı kesin.

Avrupa'da uzun süredir bir kriz olduğundan Dünya Kupası sırasında bahsetmiştik. Fransa ve kısmen Hırvatistan hariç yeni yetenek çıkarma konusunda ciddi bir kuraklık dönemi geçtiği ortada. Üstelik 2009 krizinden sonra yaşanan ekonomik küçülmeye, NBA'in her yerde oyuncu aramak konusunda artan iştahı, Çin Ligi'nin yükselen ekonomik gücü eklenince Avrupa'da bireysel olarak fark yaratan oyuncu sayısı çok çok azaldı. Belli bir yaşın altındaki öne çıkan hemen her oyuncu NBA yolunu tutuyor. Son örnekleri geçen sezon Final Four'da yer alan Real Madrid ve Barcelona'nın iki yıldızı Kostas Papanikolau ve Nikola Mirotiç. Kısacası Avrupa'nın devleri bile kan kaybediyor.
 

Galatasaray Liv Hospital çok çalkantılı bir yaz dönemi sonunda çok iyi bir kadro biraraya getirmeyi başardı. Geçen sezonki finale çıkmadıktan sonra küçülmeye gidileceği konuşulan şube sponsorluk konusunda geç de olsa anlaşma sağlayınca hem çekirdeğini korudu hem de önemli eklemeler yaptı.

by Kaan Kural

Geçen sezona oranla bu kayıplarına karşın Real Madrid ve Barcelona yeni sezona da Final Four için en iddialı giren takımlar arasında. Keza koç ve önemli kadro değişikliğine gitse de bütçe olarak hep tepede kalan CSKA Moskova da. Sadece bu takımların sezon başında kağıt üstündeki üstünlükleri artık daha da törpülendi. Hele Barcelona çok tuhaf bir transfer politikası güderek o favori statüsünü bile riske etti denilebilir. Ama Avrupa'nın doğasına uygun şekilde 'sonuçları sahada göreceğiz.'

Peki bu denklemde Türk takımları nerede? Son yıllarda Avrupa'da bütçeler gittikçe daralırken Rusya ile birlikte ekonomik olarak güçlü olan tek ülke Türkiye. Bu açıdan da en azından kadro olarak üç takımımız da iddialı. Bu iddialar ne kadar gerçekçi sorusuna yanıt vermek zor. 

Galatasaray Liv Hospital çok çalkantılı bir yaz dönemi sonunda çok iyi bir kadro biraraya getirmeyi başardı. Geçen sezonki finale çıkmadıktan sonra küçülmeye gidileceği konuşulan şube sponsorluk konusunda geç de olsa anlaşma sağlayınca hem çekirdeğini korudu hem de önemli eklemeler yaptı. Sekiz yabancı ile sezona giriyorlar. Bütün yabancıları da Avrupa Ligi deneyimi olan birbirinin kopyası değil büyük oranda farklı özelliklere sahip isimler. Bu büyük bir esneklik kazandıracak Galatasaray'a. Bu sekiz yabancının yanında Kerem Gönlüm, Ender Arslan, Sinan Güler ve Furkan Aldemir'le dört de Türk Milli takımı oyuncusuna sahipler. 12 kişilik hemen her tür beş olarak sahaya çıkabilecek bir takım. Kağıt üzerinde kapasitesi sınırsız. Deliciler var (Ender, Sinan, Smith, Pocius), şutörler var (Micov, Aradori, Pocius, Erceg), savunmacıları var (Sinan, Furkan, Kerem, Voigioukas, Aradori), pota altında etkili isimleri var (Jawai, Kerem, Voigioukas), yaratıcılar var (Smith, Ender, Arroyo), bitiriciler var (neredeyse takımın tamamı). Kısacası her rakibe, her oyuna bir yanıtları var. Ergin Ataman da eldeki malzemeden anlık çözümler üretmeyi seven bir koç. Mesele, sorulara doğru yanıtları bulabilecekler mi? Onlar için bu sınav biraz çoktan seçmeli gibi olacak. Bu çok tehlikeli olabilir. Ama elde seçenek olması her zaman cevabı belki de hiç bulunamayacak sorulara sahip standart sınava yeğdir. En basit hesapla, Markoişvili gibi en önemli isimlerinden birini kaybetmiş olsa da kağıt üzerinde geçen yıldan daha iyi bir takım Galatasaray.

Fenerbahçe Ülker geçen sezondan oldukça farklı bir kadroyla sezona başlayacak. Takımda önemli roller üstlenen McCalebb, Bogdanoviç, Vidmar, Kleiza ve Ömer Onan artık yoklar. Ricky Hickman, Bogdan Bogdanoviç, Can Altıntığ, Serhat Çetin, Andrew Goudelock, Semih Erden ve Jan Vesely yeni isimler. Geçen sezondan ne kadar farklı olacak Fenerbahçe bu değişikliklerle? Ayrılan dış oyuncuları takviye ettikleri, Bogdanoviç ve Kleiza'nın skor gücünü fazlasıyla kapattıkları söylenebilir. Ancak iki önemli sorunu vardır Sarı-Lacivertlilerin: Çember savunması ve top yönlendiren isim. Top yönlendirme, oyun kurma konusunda Ricky Hickman'ın fazla bir katkı vermesi kolay değil. Bu görev yine Preldziç, Melih, Bjelica, Hickman, Bogdanoviç arasında imece usülü çözülecek gibi. Bu formül geçen sezon pek de iyi sonuç vermemişti. Hepsi bunu kısmen ve kısıtlı sürelerle yapan oyuncular. Hepsinin artıları biraraya gelirse her yerden oyun başlatan savunulamaz bir takım da olabilir Fenerbahçe ama daha önce gördüğümüz gibi özellikle oyun sıkıştığında bu oyuncuların eksik taraflarının öne çıkacağı bir çözümsüzlük ihtimali de hayli güçlü.
 

Fenerbahçe Ülker'in iki önemli sorunu var; çember savunması ve top yönlendiren isim. Top yönlendirme, oyun kurma konusunda Ricky Hickman'ın fazla bir katkı vermesi kolay değil. Bu görev yine Preldziç, Melih, Bjelica, Hickman, Bogdanoviç arasında imece usülü çözülecek gibi. Bu formül geçen sezon pek de iyi sonuç vermemişti.

by Kaan Kural

Efsaneler yeniden karşı karşıya: Obradoviç-İvkoviç

Asıl daha önemli mesele çember savunması. Fenerbahçe özellikle Vidmar sakatlandıktan sonra o alanda ciddi sorunlar yaşamıştı. Bu sene gelen Semih, fiziksel özellikler olarak mükemmel, mental olarak çok sorunlu bir çözüm yöntemi. Asıl performansı merakla beklenen isim Vesely olacak. NBA'e giderken 3 numara bile oynayabilen süper bir atlet olan Çek oyuncu orada iki önemli değişim geçirdi. İyi değişimi kuvvetlenmesi. Artık cidden atletizminin yanısıra fiziksel olarak da ciddi caydırıcı bir güç. Kötü değişim ise özgüven kaybetmesi. Eğer atletizmini doğru kullanır burada çember savunucu olursa Avrupa'nın en hareketli savunmasına sahip olabilir Sarı Lacivertliler. Ancak Semih'ten, Vesely'den, oyun kuran gruptan verim almak için gerçekten çok büyük maharet gerekiyor. Potansiyel yüksek ama riskler de. Tüm Avrupa'da bu mahareti gösterebilecek bir numaralı isim de Zeljko Obradoviç. Eğer yapacaksa ancak Obradoviç bu yapıdan bir süper takım yaratabilir. Geçen sezon denediği bire bir temelli hücum ve çember savunucu olmadan oyuna devam etmeyeceğini ve yeniden 'Obrakadabra' yapmasını bekliyor basketbolseverler.

Anadolu Efes de Avrupa'nın en önemli koçlarından Dusan Ivkoviç'i takımın başına getirerek sezona girdi. Zaten geçen sezon asistanı Aggelou'yu getirerek ön çalışmalara başlamışlardı. Ancak bu ön çalışmalara rağmen kurulan kadroya pek akıl sır erdirmek mümkün değil. Bir kere daha fiyat/performans olarak en iyi ihtimalle vasat altı denebilecek bir kadro kurdu Lacivert Beyazlılar. Kadroya bakınca uzun yıllar ligin en iyi yerli oyuncularına sahip Efes bir süredir bu alanda çok zayıflamıştı. Keza aynı durum sürüyor. Hatta Kerem'in de ayrılmasıyla daha da vahim bir hal aldı denebilir. Yabancı tercihleri ise harcanan milyon eurolara rağmen kabus gibi. Eldeki sürükleyici olarak kabul edilebilecek tek isim Dario Sariç. O da henüz 20 yaşında ciddi istikrar sorunları bulunan bir oyuncu. Lasme ve Perperoglou çok değerli oyuncular ama ikisi de daha çok tamamlayıcı, sürükleyici değil. Krstiç kariyerinin zaten sonbaharında ve çok büyük bir düşüş içinde. Bjelica, Janning ve Draper ise açıkçası bu seviye için çok yetersiz. Her şey bir tarafa geçen sezon ciddi skor üretimi ve yaratıcılık sorunu yaşayan bu takım bu alanlarda hiçbir ilerleme gösteremedi. Şu sorunun yanıtı yok: Bu takımda kim ve nasıl sayı atacak? İçeri devrilen uzunlar var, onları besleyebilecek pasör oyuncu yok. Keskin şutör yok. Gerçek skorer yok. Karmakarışık bir yapı var. İvkoviç'in tek şansı olağanüstü bir savunma takımı yaratmak ama artık modern basketbolda sadece savunma ile belli bir seviyenin üzerine çıkmak imkansız. Bu takımdan İvkoviç bile hücum anlamında vasatı bulamayacak gibi görünüyor.

Sahadaki performans asıl belirleyici olacak tüm Avrupa Ligi takımları için. Ama kağıt üzerindeki tablo da belli ipuçları veriyor. O ipuçlarının gerçekten yanıta gidip gitmediğini bu akşamla birlikte başlayacak maçlarla göreceğiz.

Kaan Kural 1974 Ankara doğumlu. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdikten sonra 1996'da Yeni Yüzyıl'da başladığı basketbol yazar ve yorumculuğu kariyerine Sabah, Vatan ve NTV'de devam etti. Halen D-Smart'da çalışıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: Al Jazeera

Kaan Kural

Basketbol yazarı ve yorumcusu Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;