Görüş

Hayır, lütfen Engelli Bakanlığı kurulmasın

Bir Engelli Bakanlığı’nın kurulması, toplumdaki ayrışmanın artmasına, engellilerin ötekileştirilmesine verilebilecek en büyük desteklerden biri olur sadece.

Seben Dayı'ya göre engellilere yönelik değişiklikler temelde somut sorunlara çözüm getirse de felsefe olarak engelli bireyi özgürleştirmiyor. [Fotoğraf: Getty Images]

Engellilik yani en kaba tabiriyle, bir kişinin sahip olduğu mental ya da fiziki durum. Ülkemizdeyse anlam karışıklığı yaratan pek çok algıdan ve olgudan sadece biri… Ve ülkemizde engellilik algısının bu kadar karmaşık olmasının en büyük sebeplerinden biri, olguya bakış açımızdaki karıştırmamamız gereken bir sürü yanlış duygu.

Bir engelliye duyguları, düşünceleri, kendi arzu ve istekleri olan bir birey gözüyle bakamıyoruz. Tıpkı çocuğumuza, yaşlımıza, dulumuza bakamadığımız gibi…

by Seben Dayı


Bu duygu karmaşası aslında toplumsal, bireysel değil, hiyerarşik ve bir insani değer döngüsü içinde olmamızdan  kaynaklanıyor. Yani bir engelliye duyguları, düşünceleri, kendi arzu ve istekleri olan bir birey gözüyle bakamıyoruz. Tıpkı çocuğumuza, yaşlımıza, dulumuza bakamadığımız gibi…

Bizim toplum olarak korumak, birinin hakkını savunmak, karşımızdakine adaletli olmak gibi kavramlarımızda bir sorun var. Biz toplum olarak demin saydığım kavramların hepsine kendi egemenlik alanımızdan bakarak başlıyoruz işe. Bu noktada da sorun çıkıyor.

Tek taraflı, palyatif çözümler

Buradan sonrasında engelliye acıma, engelliye yol gösterme, engelli birey için karar alma gibi tek taraflı, tek taraflı olduğu kadar da palyatif “çözümler” ortaya çıkıyor. Çünkü hiçbir zaman engelli bireyin neye ihtiyacı olup olmadığını düşünmüyoruz. Sonunda aslında derdi taksi bulmakken, zorla karşıdan karşıya geçirilen görme engelli insan ve “duyarlı” vatandaş portresiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Engelli olma hali ile alakalı toplumsal boyutta yapılması gereken çok basit revizyonlar var aslında. Bunların tümü küçük hukuksal yaptırımlarla işleme geçebilecek toplumsal değişiklikler…

Şimdi hepinizin aklına “Bir sürü değişiklik yapılmıyor mu zaten?” sorusu gelebilir. Veyahut son günlerde çok sık duymaya başladığım başka bir cümle daha var; “İşte tüm bu sorunlar için Engelli Bakanlığı kurulmalı.” Bu iki cümlenin de kendi içinde sorunsallarının olması yine yukarıdaki yanlış algılama meselemizden kaynaklanıyor.

Son yıllarda Türkiye’de engellilere yönelik yapılan pek çok değişiklik, temelde çok somut sorunlara çözüm getirse bile, felsefe olarak bir engelli bireyin özgür hareket etmesini destekleyecek yapıda değil. Evet, birçok değişiklik var ama yine de ancak başka bir bireyin “himayesi” altında yürütülebilecek değişiklikler bunlar. Yani köprüyü geçmek için bir mekanizma üretmek yerine, köprüyü geçmek için engelli bireye yardımcı olacak birilerini buluveriyoruz. Ve bu hiç görünmese de ülkemizdeki engelli bireylerin bilinçaltında da “Evet, ben yardıma muhtacım. Birileri bana yardım etmeli” algısını yerleştiriyor. Ve yerleşen bu algı, yapılan değişiklikleri haklı, yerinde ve faydalıymış gibi gösteriyor. Böylelikle engelli bireyler yardım alarak, toplumsal vicdan da yardım etmiş olarak kendi içini rahatlatıyor bir nebze.

Mesela engelliler yararına konserler düzenlemek gibi faaliyetler, bu konuda bir başka örnek. Hem engelli bireylerin “eğlenmesi” için uygun fiziki şartlar hazırlanıyor, hem de onların yararına maddi bir bakiye toplanmış oluyor. Oysa engelli bireyin hayati gereksinimleri sosyal devlet tarafından tamamıyla karşılansa ve gelişmiş sosyal yapıdaki işletme felsefeleri organizasyon mekânlarını evrensel tasarıma biraz olsun yaklaştırıp engelsiz hale getirebilse, bireyin hayatı otomatik olarak özgürleşecek. İşte o noktada aslında gerçekten engelleri kaldırmış olacağız.

Son yıllarda Türkiye’de engellilere yönelik yapılan pek çok değişiklik, temelde çok somut sorunlara çözüm getirse bile, felsefe olarak bir engelli bireyin özgür hareket etmesini destekleyecek yapıda değil.

by Seben Dayı


Çözüm ve tartışma platformu

Şimdi gelelim “Engelli Bakanlığı” konusuna. Engelliler için çözüm üretmeye çalışırken kapsayıcı ve normalleşmeye yakın bir form çizmenin önemli olduğunu düşünmüşümdür hep. Fakat bu düşüncem, Engelli Bakanlığı gibi bir mercinin kurulmasıyla hiç hayata geçmeden maziye gömülebilir.

Engellilerin sorunlarının çözüleceği ya da iyileştirmelerin ne yönde olacağının tartışılacağı platform, aslında her yer olmalıdır. Yani Tarım Bakanlığı’nın engelli bir toprak sahibinin tüketiciye nasıl ulaşacağına dair politika üretmesi, Eğitim Bakanlığı’nın eşit eğitim için her engel grubuna göre materyal geliştirmesi, çözümlerin eşit şartlar altında uygulanması için yeterli olacaktır. Bir Engelli Bakanlığı’nın kurulması, toplumdaki ayrışmanın artmasına, engellilerin ötekileştirilmesine verilebilecek en büyük desteklerden biri olur sadece.

Toplumumuzun genel olarak homojen olma haliyle ilgili sorunları var aslında. Herkesi, her şeyi birçok algı eleğine sokuyoruz toplumca. Yaptığımız iş, aldığımız yol, hakkaniyet ve merhamet sahibi karakterlere sahip olmamız, hep bir şekilde saç rengimizin, ten rengimizin, dilimizin, kadın olmamızın arkasında kaldı bu topraklar üzerinde. Yapabilirliklerimizin önüne hep türlü türlü sıfatlar alarak anıldık. Karslı öğretmen, kadın oto tamircisi, Doğulu işçi, Batılı bilim adamı gibi…

Engellilik de bu saydığım sıfat yapıştırmalarından biri. İnsanların başardıklarını ya da başaramadıklarını, güçlü oldukları yanları veya zafiyetlerini sahip oldukları insani özelliklerle bağdaştırmak gibi “hastalıklı” bir yapımız var toplum olarak ve bu hastalıklı yapı hayatımızın her yerinde bir şekilde engellenmemize yol açıyor. Ve gerçek açılımlar toplumsal algı mekanizmamız üzerinde yapılmazsa toplum olarak engelli olmaya mahkûm olacağız.

Seben Dayı, 1989 yılında İstanbul’da doğdu. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümünü birincilik derecesiyle bitirdi. Aldığı üstün başarı bursuyla Yeditepe Üniversitesi İngilizce Sosyal Antropoloji bölümümde yüksek lisans yapmaya hak kazandı. Yüksek lisans eğitimi sırasında alternatif eğitim modeli Reggio Emilia’yı uygulayan bir anaokulundan engellilik ve çocuk algısı üstüne çalışmak üzere teklif aldı. Burada çalışmalarına devam ederken, aynı sistemi uygulayan başka bir ilkokulda daha aynı konu üzerinde çalışmaya başladı. Şu anda yüksek lisans bitirme tezi olan “okul kültürleri” konusunda alan çalışma yapmak üzere Başka Bir Okul Mümkün Derneği Bodrum Mutlu Keçi İlkokulu’unda çalışmalarına devam ediyor. Dayı, doğumu sırasında doktorunun hatası sonucu başına gelen bir tıbbi handikaptan ötürü  yüzde 52 oranında serabral palsilidir.

Twitter'dan takip edin: @sebenitos

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Seben

Seben Dayı

1989 yılında İstanbul’da doğdu. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümünü birincilik derecesiyle bitirdi. Aldığı üstün başarı bursuyla Yeditepe Üniversitesi İngilizce Sosyal Antropoloji bölümünde yüksek lisans yapmaya hak kazandı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;