Görüş

İlk yarışın anlattıkları

Formula 1'de sezon başladı. Rosberg kaldığı yerden devam ediyor. Bu sezon bizi nasıl bir Formula 1 heyecanı bekliyor? Yenilikler takımlara nasıl yansıyacak? Sürpriz şampiyon görebilir miyiz? Formula 1 spikeri Serhan Acar Al Jazeera için yazdı.

Formula 1'de geçen sezon Hamilton şampiyon oldu. [AFP]

Formula 1 Dünya Şampiyonası’nın 67. sezonu, keyifli bir yarışla başladı. Podyuma baktığınızda neredeyse geçen sene ile aynı tabloyu görüyor olsak da, ilk yarış pek çok olaya sahne oldu ve Ferrari doğru stratejiyi seçse belki de kazanabilirdi.

Önce yenilikler…

Formula 1 dünyası her sene olduğu gibi bu yıla da irili ufaklı kural değişiklikleri ve yeni uygulamalar ile başlıyor. Bunların başında yeni denenen ve özellikle üçüncü bölüm Q3’te tam bir faciaya dönüşen yeni sıralama turları formatı var. 2006’dan beri üç ayrı kademede eleme sistemiyle yapılan sıralama turlarına, kağıt üstünde biraz daha heyecan ve bilinmezlik katacak şekilde bir değişikliğe gidilmişti. Ancak bu heyecan ve bilinmezlik kağıt üstünde kaldı.

Önce sistemi kısaca anlatalım: Sıralama turları üç bölüm, sırasıyla 16-15 ve 14 dakika sürüyor. Birinci bölümde ilk yedi dakika, ikinci bölümde ilk altı dakika ve son bölümde ilk beş dakikanın ardından; her 90 saniyede bir, o anda en son sırada olan sürücü sıralama turlarında eleniyor. Böylece sekiz sürücünün başladığı son bölümün son bir buçuk dakikası içinde en hızlı iki sürücünün pistte karşı karşıya kalması ve pol pozisyonu için çekişmesi durumu izleniyor… sözde! 
 

Kısacası, oluşan tabloya göre şampiyonluk yarışının büyük oranda yine, üç kez dünya şampiyonu Hamilton ile takım arkadaşı Rosberg arasında geçmesini, Vettel’in ise onları 2015’e göre biraz daha fazla zorlamasını bekleyebiliriz. 

by Serhan Acar


İlk bölüm olan Q1’de, gerçekten zamanlama nedeniyle gafil avlanan Red Bull’dan Kvyat gibi sürücüleri gördük. Ancak Q2 ve özellikle Q3’ün son dakikalarında pistte otomobil kalmadı. Herkes yerine ve pozisyonuna razı vaziyette zamanın dolmasını bekledi kenarda. Hatta sıralama turları neredeyse geçen sene ile aynı sonuçla ve bu kez çok daha erken, çok daha sönük bir şekilde bitti. Hamilton’ın pole pozisyonunu alması, neredeyse bitime beş dakika kala kesinleşmişti.

Bu uygulama o kadar kötü bir sonuç doğurdu ki, birkaç hafta evvel aceleyle değişiklik için oy veren takım patronları bile, durumu değiştirmek için yarış sabahı bir acil durum toplantısı yaptı. İkinci yarış Bahreyn’de, eski uygulamaya geri dönülmesi düşünülüyor.  F1’in kural koyucuları, doğru dürüst düşünülmeden, gerekli denemeler yapılmadan soru işaretleri ile dolu bir formatı uygulamaya koyup, daha ilk haftadan geri adım atarak sporun imajına bir kez daha büyük bir darbe vurmuş oldu. Bazen milyar dolarlık bir organizasyonun, tüm paydaşlarla beraber nasıl bu kadar kötü durumlara düşürüldüğüne inanamıyorum.

Bir başka yeni uygulama, F1’in lastik tedarikçisi Pirelli’nin bu sene için ultra yumuşak olarak adlandırılan beşinci bir hamur yaratmasıydı. Avustralya’da bu ultra yumuşak lastik kullanılmadı. Bu arada yeni lastik kullanım kuralları da, maalesef son yıllarda F1’e getirilen diğer pek çok kural gibi karmaşık. Ama olabildiği kadar açık şekilde anlatmaya çalışayım: Sürücüler bir hafta sonu boyunca artık toplam 11 değil, 13 set kuru zemin lastiğine sahipler ve bu lastikler üç farklı hamurdan üretiliyor. Bu setlerden üçü Pirelli tarafından seçilen iki farklı hamurdan oluşuyor. Sürücüler ise, en geç yapılacak yarışa sekiz hafta kala, kendi seçimlerine kalan 10 set lastiği, yukarıda bahsettiğim üç hamurun içinden belirliyor. Dolayısıyla bir takım iki sürücüsü için iki farklı seçim yapabiliyor. Öte yandan yarış içinde, yine iki farklı hamurun kullanımı zorunlu.

Bu uygulama, yarış içinde yaşanan Alonso’nun büyük kazası ve yarışın askıya alınması nedeniyle, daha da farklı tercihlerin görülmesini sağladı. Yarışın sonunda, ilk altı sıradaki sürücünün lastik seçim stratejileri birbirinden farklı iken, tam 11 sürücü üç farklı hamuru da yarış içinde kullanmış oldu. Sistemi, kimin ne yaptığını, hangi lastiği takmak zorunda olduğunu takip etmek zor da olsa, bu uygulama yarışlarda stratejik anlamda farklı kapıları açacak.
Yarışların gidişatını etkileyebilecek bir başka yenilik de, sürücü ile takım arasındaki telsiz konuşmalarının iyice sınırlandırılması. Artık sürücüler bırakın rakiplerini, kendi otomobillerinin durumu hakkında bile çok daha az bilgi alabiliyor. Burada sürücünün daha fazla ‘kendi başına’ karar vermesi, yani işin kontrolünde daha fazla söz sahibi olması hedefleniyor.

Bu seneki en büyük yeniliklerden birisi de, altı sene sonra F1’e giren ilk yeni takım: Amerikalı Haas F1. NASCAR’da büyük başarılar kazanan ve sadece yarışlarda değil, otomotiv endüstrisinde de önemli yatırımları yöneten Gene Haas, Ferrari ile yaptığı stratejik ortaklık (motor ve vites kutusunu Ferrari’den alıyorlar) ile beraber F1’e giriş yaptı. Takımın şasi tasarımı, ünlü yarış otomobili tasarım firması Dallara tarafından yapıldı. Asıl merkezi Amerika’da olan takım, ayrıca İngiltere’de de bir üst kurdu.

Bu arada turbo motorlar devrinde herkesin şikayet ettiği ‘motor sesinin düşük kalması’ konusunda da, yeni egzoz sistemi kuralları ile beraber %10 civarında bir iyileşme sağlanmış vaziyette. Ayrıca beş sene sonra Renault’nun fabrika takımı olarak F1’e geri dönmesi, 21 yarışla tarihin en yoğun yarış takvimi, Azerbaycan’da cadde pistte yapılacak olan yeni yarış ve tarihin ilk Endonezyalı pilotu Ryo Haryanto, dikkat çeken diğer başlıklar.



Gelelim yarışa…

Dediğim gibi, yarışı izlemeden sadece sonuca bakarsak, 2015 yılının aynısı gibi gözüken bir tablo var karşımızda. Yine Mercedes pilotları ilk iki sırada ve Vettel podyumun son basamağında. Ancak yarış, pek çok takım açısından, iniş ve çıkışlarla geçti.

Sıralama turlarını büyük farkla ilk iki sırada noktalayan Mercedes’te hem Hamilton, hem de Rosberg’in startta yavaş kalması, tüm gidişatı değiştirdi. Ferrari’den Vettel ve Raikkonen’in ilk viraja önde girerek, yarışın kontrolünü ele geçirmesi önemliydi. Burada, ilk virajda Rosberg’in, Hamilton’a karşı sert ama adil bir hamlesini gördük. Rosberg’in, üç kez dünya şampiyonunun önünü kapaması geçen senelerde pek görmediğimiz bir durum. İngiliz sürücünün ön kanadı da ufak bir hasar aldı. 
 
Bir cadde pist olan Albert Park, sezonun geri kalanı için emsal teşkil edebilecek bir pist değil. Ama ilk hafta sonu gördüklerimize bakarsak, Mercedes’in hem tek turda, hem de yarış temposunda yine en hızlı otomobil olduğunu söyleyebiliriz.

by Serhan Acar


Alonso’nun 17. turda Gutierrez’e arkadan çarpmasıyla beraber 200 km/s üzerinde bir süratle takla atması ve otomobilin ters durması yürekleri ağızlara getirdi. Alonso’nun kendi başına ve yürüyerek otomobilden çıktığı aynı kazayı 90’lı yıllarda yaşasak, muhtemelen bugün çok daha acı haberler okuyor olurduk. Sporun yönetici organı FIA, sportif kurallarda pek bir ilerleme başaramıyor olsa da; otomobillerin, pistlerin ve en önemlisi sürücülerin güvenliği ile ilgili yapılan çalışmalarda çok mesafe kat edildi.

Kaza nedeniyle yarışın askıya alınması, stratejik anlamda herkesin elindeki kartların yeniden dağılmasını sağladı. Burada, hafta sonunun en sert lastiği olan orta hamuru takarak finişe kadar gitmeyi hedefleyen Mercedes’in hamlesi, süper yumuşak lastikle yarışa yeniden başlayıp pit yapmayı düşünen Ferrari’den daha doğru çıkınca, Mercedesler ilk turda üçüncü ve altıncı sırada oldukları yarışı ilk iki sırada bitirdi. Alman takımı, kış sezonunda orta hamurlu lastikle en çok mesafe kat eden ve en çok veri toplayan takımdı. Bu çalışmaların meyvesini almış oldular. Öte yandan Ferrari, doğru bir stratejik seçimle, belki de kazanabilirdi.

Yarışın en büyük sürprizi, yeni takım Haas F1’den Grosjean’ın 19. başladığı yarışta 6. olmasıydı. Fransız pilot, kırmızı bayrak sayesinde zaman kaybetmeden lastik değiştirdi ve iyi bir yarış çıkartarak takımı sevince boğdu. Evet, şanslıydılar ama şans onlara geldiğinde bunu kullanmak için hazırdılar.



Güç dengelerine kısaca bakarsak…

Bir cadde pist olan Albert Park, sezonun geri kalanı için emsal teşkil edebilecek bir pist değil. Ama ilk hafta sonu gördüklerimize bakarsak, Mercedes’in hem tek turda, hem de yarış temposunda yine en hızlı otomobil olduğunu söyleyebiliriz. İkinci sırada yine Ferrari var. İtalyan takımı, Cumartesi günü çok geride kalsa da, bu kırmızı otomobillerin Q3’te tek bir tur atmasından ve nispeten soğuk havadan kaynaklanmıştı. Ferrari, Mercedes ile olan aradaki farkı tur başına 0.3 – 0.5 saniye aralığına düşürmüş vaziyette. Yani, belki şampiyonluğa ortak olamasa bile, bu sene daha çok yarış kazanan, Mercedes’i daha fazla zorlayan bir Ferrari görebiliriz.

Üçüncülük mücadelesi için kalabalık bir grup var. 2015 model Ferrari motoruyla yarışan Toro Rosso, Red Bull-TAG Heuer (Renault) ve Williams-Mercedes bu mücadelenin içinde olacaklar gibi. Sonrasında 2015’i beşinci sırada bitirerek büyük başarı kazanan Force India-Mercedes, geçen senenin en sorunlu takımı McLaren-Honda ve yenilenen kimliği ile Renault takımının oluşturduğu üçlü bir grup daha var. Bu grubu da Sauber-Ferrari ve yeni takım Haas-Ferrari izliyor. Manor takımı ise ön tarafla arayı biraz kapamış olsa da, geçen seneki gibi yine son sırada.

Kısacası, oluşan tabloya göre şampiyonluk yarışının büyük oranda yine, üç kez dünya şampiyonu Hamilton ile takım arkadaşı Rosberg arasında geçmesini, Vettel’in ise onları 2015’e göre biraz daha fazla zorlamasını bekleyebiliriz. 

Formula 1 spikeri Serhan Acar, 1979 yılında Bursa'da doğdu. İTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü'nden mezun. 2000-2013 yılları arasında Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nda çalıştı. Formula 1 Türkiye Grand Prix’inde yedi sene boyunca direktör yardımcılığı görevini yürüttü. 2005 yılından bu yana sırasıyla CNN Türk, TRT, Smart Spor, Tivibu Spor ve Lig TV kanallarındaki Formula 1 yayınlarında spikerlik ve yorumculuk yaptı. Ayrıca son iki yıldır LAMP 83 Aydınlatma’da Satış Grup Müdürlüğü görevini yürütüyor.

Twitter'dan takip edin: @serhanacar

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Serhan Acar

Formula 1 spikeri Serhan Acar, 1979 yılında Bursa'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nden mezun. 2000-2013 yılları arasında Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nda çalıştı. Formula 1 Türkiye Grand Prix’inde yedi sene boyunca direktör yardımcılığı görevini yürüttü. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;