Görüş

Kafkasya'daki kronik sorunlarda Rusya'nın rolü

Hocalı Katliamı, dağılma sürecinde arkasında dondurulmuş sorunlar bırakan Sovyet dönemi mirasından sadece bir tanesi. Bugün de Rusya Kırım, Güney Osetya, Transdinyester ve Fergana Vadisi gibi nüfuz alanı olarak gördüğü bölgelerdeki bu sorunları ustalıkla kullanabilecek potansiyele sahip.

Konular: Kafkasya, Ermenistan, Rusya
26 Şubat 1992'de Hocalı'yı kuşatan Ermeni güçleri, aralarında çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlının da bulunduğu toplam 613 kişiyi öldürdü. [Fotoğraf: Reuters-Arşiv]

26 Şubat 1992’de yaşanan Hocalı Katliamı’nın üzerinden çeyrek asır geçti. Hocalı Katliamı, dağılırken sahip olduğu geniş coğrafyada arkasında dondurulmuş ve sıcak çatışma bölgeleri bırakan Sovyet dönemi mirasının sadece birisi. Sorun, Ermenilerin Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ni Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlamak istemesiyle Şubat 1988’de başladı. Azerilerin bu durumu kabul etmemesi ve Dağlık Karabağ’a yapılan Ermenistan saldırılarıyla çatışmalar bir süre sonra Azerbaycan-Ermenistan Savaşı haline geldi. Savaş, Mayıs 1994’te yapılan ateşkes anlaşmasıyla kağıt üzerinde bitti. Savaştan geriye işgal edilen Azerbaycan toprakları, topraklarını terketmek zorunda kalan yüz binlerce göçmen, katliamlar ve kördüğüm haline gelmiş bir sorun kaldı. İşte bu katliamlardan belki de en fazla iz bırakanı Hocalı Katliamı oldu.

Çarlık döneminde Rusya, 19. yüzyılın başından itibaren Güney Kafkasya’da Azerilerin yoğun olduğu bölgelerde nüfus dengesini Ermeniler lehine sistematik bir şekilde değiştirdi.

by Fatih Özbay

Hocalı Katliamı

Hocalı’da ne olmuştu, kısaca hatırlamakta fayda var. Dağlık Karabağ bölgesinin stratejik bir noktasında bulunan Hocalı Kasabası, 25 Şubat'ı 26 Şubat’a bağlayan gece Ermeni güçleri tarafından kuşatıldı. Hocalı’ya giren Ermeni güçleri birkaç saat içerisinde 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70'ten fazlası da yaşlı olmak üzere toplam 613 kişiyi çok kanlı bir şekilde öldürerek katliam gerçekleştirdiler. Katliamda 487 kişi ağır yaralandı, bin 275 kişi rehin alındı, 150 kişi ise kayboldu. Hocalı Katliamı, Azerbaycan tarafından 1994 yılında “soykırım” olarak ilan edildi. Katliam 9 ülke tarafından “soykırım” olarak tanındı. ABD’nin 15 eyaleti de Hocalı’da 26 Şubat’ta yaşananları “katliam” olarak kabul eden kararlar aldılar. Her yıl 26 Şubat’ta Hocalı Katliamı ve kurbanlarını anma törenleri yapılıyor.

Sorunun tohumları, Rusya’nın Güney Kafkasya’ya doğru yayılmasıyla atıldı. Çarlık döneminde Rusya, 19. yüzyılın başından itibaren Güney Kafkasya’da Azerilerin yoğun olduğu bölgelerde nüfus dengesini Ermeniler lehine sistematik bir şekilde değiştirdi. Sovyet döneminde idari yapılanmaya gidilip bölgedeki sınırlar çizilirken de Rusya bilinçli ve stratejik tercihlerle aslında günümüzdeki çatışma ortamına gidecek olan yolun taşlarını döşedi. Sadece Kafkasya’da değil, sahip olduğu diğer bölgelerde de etnik ve dini çatışmaları çok iyi değerlendiren Rusya, daha sonraki dönemlerde çıkarları doğrultusunda kullanabileceği mayınlı bölgelerin ya da dondurulmuş sorunların temellerini attı.

Böl, yönet, ayrıştır, çarpıştır

Hocalı Katliamı’na, kökleri Çarlık ve Sovyet dönemine kadar uzanan politika ve uygulamaların doğurduğu bir netice olarak bakabiliriz. Rusya’nın klasik böl-yönet politikasının sonucu olan dondurulmuş ya da kangrenleşmiş sorunlu bölgeler, eski Sovyet coğrafyasının neredeyse her tarafında karşımıza çıkmakta. Eski Sovyet coğrafyasından günümüze miras kalmış bu türden dondurulmuş sorunlara verilebilecek birçok örnek mevcut. Bu tür sorunlarda dikkat çekici olan, çatışan veya anlaşmazlık içinde olan taraflardan birisinin Rusya tarafından açıkça veya üstü örtülü şekilde destekleniyor olması. 1988-1994 arası yaşanan Azerbaycan-Ermenistan savaşında Rusya’nın Ermenilere vermiş olduğu açık destek bunun bir örneği. Rusya bu politikası kapsamında sınırları dışındaki etnik Rusları, Rusça konuşan veya Rusya’ya kültürel ya da dini açıdan yakınlık ve sempati duyan halkları kullanma yolunu izliyor.

Kırım, Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti

Rusya’nın bu politikasının en yakın örneğini Ukrayna ile yaşanan krizde gördük. Kiev yönetimi, Avrupa-Atlantik Bloku ya da kısaca Batı diye nitelendirilen AB ve ABD ile yakınlaşma sürecine girince, dondurulmuş bir şekilde hazır tutulan Kırım meselesi hızlı bir şekilde Ukrayna’ya karşı kullanıldı. Kırım’ın Rusya’ya ilhakıyla biten bu süreç Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ağır bir darbe vurdu. Rusya sadece bununla kalmadı, hemen arkasından Ukrayna’nın doğusunda Moskova yanlısı “Donetsk Halk Cumhuriyeti” ve “Lugansk Halk Cumhuriyeti” adıyla yepyeni iki ayrılıkçı bölge ortaya çıkartarak Kiev’in geleceğini adeta ipotek altına aldı.

Abhazya ve Güney Osetya Sorunu

Biraz daha geriye gittiğimizde, Ağustos 2008’de yaşanan Rusya-Gürcistan Savaşı akıllara geliyor. Trans-Atlantik Bloku ile yakınlaşan ve NATO ile ilişkilerini geliştirmek isteyen Gürcistan yönetimi, Moskova tarafından yine dondurulmuş sorunlar kullanılarak hizaya getirildi ve cezalandırıldı. Tiflis yönetimi ile sorunlu, ama Moskova’ya yakın Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarının hemen savaş sonrası 26 Ağustos 2008’de Rusya tarafından tanınmasıyla benzer politika izlendi.

Transdinyester ve Gagavuzya

Yukarıda saydıklarımız haricinde, benzer şekilde ortaya çıkartılan, beslenen veya hassas hale getirilip etki amacıyla Rusya’nın koz olarak elinde tuttuğu başka bölgeler de var. Transdinyester ve Gagavuzya sorunları gibi. Moskova, 2. Dünya Savaşı sonrası Sovyet denetimine giren Moldova’da Slav göçünü teşvik edip Kiril alfabesinin kullanılmasını sağlayarak Moldova’yı Ruslaştırmaya çalıştı, ama bunda tam istediği başarıyı sağlayamadı. Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Moldova’da, diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi Rusya yanlısı ayrılıkçı bölgeler ortaya çıktı. Bunlardan birisi Transdinyester, diğeri Gagavuz Türklerinin yaşadığı Gagavuzya bölgesi. Transdinyester diye adlandırılan bölge, Dinyester Nehri'nin kuzey tarafında Moldova-Ukrayna sınırı boyunca uzanmakta. Transdinyester meselesi, 1990’ların başında merkezi yönetimle ayrılıkçı unsurlar arasında çatışmalara yol açmış ve henüz nihai bir çözüme kavuşturulamamıştır. Moldova’nın güneyindeki Gagavuzya’da yaşayan Gagavuzlar, etnik olarak Türk, din olarak Ortodoks Hristiyan ve Rusya yanlısı. AB ile daha yakın ilişkiye geçmek isteyen Moldova açısından bu iki bölge aynen Kırım gibi Rusya’nın elinde güçlü bir koz olarak tutulmaya devam ediyor.

Eski Sovyet coğrafyası, potansiyel Hocalı katliamlarıyla her an karşı karşıya kalınabilecek bir coğrafya.

by Fatih Özbay

Kuzey Kazakistan

Henüz kriz haline gelmemiş ama bu potansiyeli taşıyan sorunlardan bir başkası da Kuzey Kazakistan. Moskova-Astana ilişkilerinde bir sorun çıkması durumunda Rus kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Kazakistan’da aynen Kırım’dakine benzer bir senaryonun tekrarlanabileceğini söylemek mümkün. Şimdiye kadar Nazarbayev yönetiminin dikkatli ve akılcı politikalarıyla sorun henüz gün yüzüne çıkmadı, ama bunun bir garantisi olduğunu söylemek zor.

Orta Asya ve Fergana Vadisi

Orta Asya’nın günümüzdeki sınırları Rusya tarafından diğer birçok bölgede olduğu gibi coğrafya ve etnik gruplar dikkate alınmadan yapay bir şekilde 
çizildi. Öyle ki, Sovyet döneminde Orta Asya’da sınırlar 1921’den 1980’e kadar yaklaşık 90 kez değiştirildi. Günümüzde sadece Orta Asya’da her an çatışmaya götürebilecek 18 ciddi sınır uyuşmazlığı bulunuyor. Bu uyuşmazlıklar, beraberinde çatışma potansiyeli taşıyan ihtilaflı bölgeler ortaya çıkartmış durumda. Bunlar arasında en ciddi sorun çıkartabilecek olan bölge ise Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan sınırlarının kesiştiği bölgedeki Fergana Vadisi. Yapısı ve sorunları itibarıyla Orta
Asya’nın Bekaa Vadisi olarak da adlandırılan Fergana Vadisi sınır anlaşmazlığı, uyuşturucu ticareti, silah
 kaçakçılığı, radikal terör örgütleri ve diğer silahlı muhalif örgütlerin merkezi 
konumunda bir bölge olarak adeta patlamaya hazır.

Sonuç olarak Rusya, Çarlık ve Sovyet döneminden miras aldığı tecrübe ve birikimle etki ve nüfuz alanı olarak gördüğü bölgelerdeki dondurulmuş sorunları ustalıkla kullanabilecek veya yeni sorunlar oluşturabilecek potansiyele sahip bir ülke. Yukarıda saydığımız sorunların neredeyse tamamı Rusya’nın oluşturduğu, beslediği, hassaslaştırdığı ve koz olarak elinde tuttuğu sorunlar. Rusya istemediği sürece de bu sorunlar bir çözüme kavuşturulamayacaktır. Bu yüzden, eski Sovyet coğrafyası potansiyel Hocalı katliamlarıyla her an karşı karşıya kalınabilecek bir coğrafya. Bu vesileyle, Hocalı Katliamı’nın kurbanlarını rahmetle anıyor ve böyle bir olayın bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.

Doç. Dr. Fatih Özbay, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi. Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını, Rusya'daki Nizhny Novgorod Devlet Üniversitesi'nde tamamladı. Rusya'nın dış politikası ve Türk-Rus ilişkileri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. TASAM tarafından yayımlanan Çağdaş Türk-Rus İlişkileri: Sorunlar ve İşbirliği Alanları (1992-2005) başlıklı bir kitabı bulunuyor.

Twitter'dan takip edin: @kulturok

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Fatih Özbay

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi. Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını, Rusya'daki Nizhny Novgorod Devlet Üniversitesi'nde tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;