Görüş

Köy koruculuğu ve Çözüm Süreci

Eğer korucular bile koruculuk sisteminin kaldırılmasına hazırsa neden herhangi bir düzenleme hükümetin gündeminde değil? Bunu anlamanın yolu koruculuk mekanizmasının bugüne kadar hem merkezî hem de yerel yetkililerin işine nasıl yaradığını anlamaktan geçiyor.

Koruculuk sistemi 1985'te kuruldu. Korucuların sayısı çatışma dönemlerinde 90 bine kadar çıktı. Bugün hâlâ 70 bin kadar kadrolu korucu var. [Fotoğraf: AA/Arşiv]

Türkiye’nin gündemine silahsızlanma PKK’nin silahsızlanması üzerinden girdi. Oysa hâlihazırda bölgede silahlı yegâne grup sadece PKK değil. Çatışma sürecinde sayıları zaman zaman 90 bin kişiyi bulan sivil 1985 yılında çıkarılan Geçici Köy Koruculuğu Kanunu’na dayandırılarak silahlandırıldı. Kanun, korucuların köylerini savunmalarını öngörüyordu. Oysa korucular çatışma boyunca yalnızca köylerini savunmakla kalmadılar. Savaştıkları toprakların iklimini, geçitlerini, yollarını bilmeyen askerlerin o coğrafyayı öğrenebilmesi için rehberlik ettiler. Kimi zaman canlı mayın detektörü olarak askerlerin önünden yürüdüler. Yerel bilginin son derece önemli olduğu bir çatışmada kimin devlet yanlısı kimin gerilla olduğunu devlete rapor ettiler.

Görüştüğümüz korucuların hemen tamamı devletin onlara içinde silah olmayan başka bir iş göstermesini istiyordu. Önerdikleri bir diğer çözüm yolu koruculara erken emeklilik verilmesiydi.

by Evren Balta

Üstelik sadece çatışmanın makro süreçleri ile ilgili kalmadı yapıp ettikleri. Çoğu zaman devletin dağıttığı silahları, yerel yöneticilerin kayırıcılığını ve ordunun desteğini yanlarına alarak çatışma süreçlerini kendi kişisel çıkarları lehine kullandılar. Gasp, soygun, hırsızlık, yankesicilik, zorla çek senet imzalatma, tahsil etme, dolandırıcılık, suç eşyası satmak, ırza geçmek, fuhuşa teşvik, uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı gibi pek çok suça karıştılar. Suçları Genelkurmay’ın raporlarına bile yansıdı, ama buna rağmen bu suçların pek çoğu görmezden gelindi, korucular yargı süreçlerinden muaf tutuldu. 1990’lı yıllarda korucu olmak devlet nezdinde sadık olmaktı. Sadık olmak dokunulmazlık gibi ayrıcalıklara sahip olmaktı.

Hiç kuşkusuz koruculuk sadece devlet nezdinde ayrıcalık yaratan bir sistem değildi. Koruculuk pek çok korucu için aynı zamanda bir mağduriyet mekanizmasıydı. Pek çok korucu, korucu olmaktan başka hiçbir şans bırakılmadığı için korucu olmayı seçti: Köylerine gelen askerler “ya korucu olursunuz, ya da köyünüzü boşaltırız” dedikleri için. Aşiret ağaları ya da köyün ileri gelenlerinin devletle yaptıkları pazarlıklar sonucu “korucu olmak zorundasınız” dedikleri için. Pek çok sıradan insanın korucu olmaya direnmek konusunda elindeki yegâne seçenek göç etmekti. Göç etmeyi göze alamayanlar, kendileri adına alınan bu kararın sonuçlarını yüklendiler. Operasyonlara gittiler, mayınlara basarak öldüler.

Koruculuk Kürtleri Kürtlerle yenmeyi hedefleyen bir güvenlik sistemiydi. Aynı yerde yaşayan insanların acılarının kaynağının farklılaşmasını sağladı. Kürt kimliğini devlete sadakat üzerinden ayrıştırdı. Komşuları birbirine düşman etti. Geriye zor döndürülür eşitsizlikler ve derin güvensizlikler yarattı.

2000'li yıllar ve koruculuk

2000’li yılların başında, çatışmanın şiddeti daha yeni yeni azalmaya başlamışken, daha Çözüm Süreci gündemde bile yokken, bölgenin toplumsal dokusuna ciddi zararlar veren koruculuk sisteminin kaldırılması gündemdeydi. Hem yerel insan hakları örgütleri hem Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumlar koruculuğun kaldırılması yönünde görüş bildiriliyorlardı.

Bakanlar Kurulu 2000 yılında aldığı bir kararla geçici köy korucusu alımını durdurduğunu açıkladı. Ancak bu karar sonradan dönüşüme uğrayacak ve 2007 yılında yapılan değişiklik ile görevlendirilecek geçici köy korucusu sayısının 40.000 kişiyi geçemeyeceği kanun hükmüne bağlanacaktı. Üstelik zaruret hâllerinde hükümete bu sayıyı yüzde elliye kadar artırma hakkı tanınmıştı. Bu yasa ile 2000 yılında dondurulan korucu alımını yeniden başlatmanın kılıfı hazırlandı. Nitekim bu yasaya dayanarak hükümet 2009 yılında 10.000 yeni korucu kadrosu ilan edecekti.

Kaldırılması daha hayata geçirildiği ilk günden beri gündemde olan (ve zaruri olan koruculuk) koruculuk sisteminin içinde bulunan kişi sayısı bugün 70 bin civarında. Rakamlara bakıldığında 2000’li yıllarda kadrolu ve dolayısıyla devletten maaşlı köy korucusu sayısının yasanın öngördüğü şekliyle 40 bin civarında sabitlendiği görülürken, gönüllü köy korucusu alımları 2000’li yıllarda artarak devam etmiş. Bir diğer deyişle hükümet yasa ile sabitlenen köy korucusu alımlarına yönelik sınırlamayı, gönüllü köy korucusu alarak aşmış gözüküyor.

Korucularda 'Çözüm Süreci' endişesi [DOSYA]

Kısacası 2000’li yıllarda hem gönüllü köy korucusu alımına hız vererek ve hem de emekli, vefat eden korucuların yerine korucu almaya devam ederek, sistemin bir biçimde “kendiliğinden” sona erme mekanizmasının önü kesilmiş durumda. Hatta tam aksine korucu sayıları çatışmanın en sert olduğu dönemlerdeki korucu sayısına yakın durumda.

Yereli idare etmenin bir yolu olarak koruculuk

Neden çatışmanın şiddeti azalma seyri izlemesine rağmen ve neden çözüm süreci ve silahsızlanma gündemdeyken “koruculuk” kurumu böylesine güçlü bir biçimde devam ediyor?

Hükümet yetkilileri ve yerel idarecilere göre bunun sebebi korucuların kendisi. Korucular sistemin kaldırılmasına direniyorlar. Yetkililere göre devlete hizmet etmiş, bunun için büyük bedeller ödemiş koruculardan bir çırpıda vazgeçilemez, bu yapılırsa özerkleşen çıkarları nedeniyle devlete (ve tesis edilmesi istenen barışa) karşı bir güç hâline gelebilirler.

Bu açıklama koruculuk sisteminin kaldırılamıyor olmasında kulağa bir düzeyde inandırıcı gelse de, bu inandırıcılık korucularla konuşmaya başladığınızda yok oluyor. Korucuların hemen tamamı gelinen bu noktada sistem içinde kalmanın kendileri için “devlet ve örgüt” arasında kalmak anlamına geleceğini ve bir an evvel bu soruna bir çözüm bulunması gerektiğini ifade ediyorlar.

Hiç kuşkusuz koruculuk sistemi, sisteme giren kişinin (ve korucu ailesinin) geçimlik ekonominin diğer unsurlarından mahrum edilmesi anlamına geliyor. Korucular daha önceki geçimlik ekonomilerini tamamen terk etmiş, kendilerinin yaşamlarını ve ailelerin geleceğini koruculuk sisteminden aldıkları maaşla döndürmekteler. Bizim bir araştırma ekibiyle 2014 yılının son aylarında görüştüğümüz toplam 26 lokasyondaki 70 korucu için sistemin içinde kalmanın en önemli nedeni de buydu; korucuların kendi ifadeleriyle “koruculuk biterse karnımızı nasıl doyururuz?”

Görüştüğümüz korucuların hemen tamamı devletin onlara içinde silah olmayan başka bir iş göstermesini istiyordu. Önerdikleri bir diğer çözüm yolu koruculara erken emeklilik verilmesiydi. Kısacası kadrolu korucuların kafasında geçimlik sorununun çözümü netti: Emeklilik yaşı 45’e düşürülmeli, bu yaşın altında kalan korucular ise devletin gösterdiği başka bir işte istihdam edilmeliydi.

Çatışma içinde doğrudan oynadıkları rolü bir kenara bırakırsak, koruculuk mekanizması her şeyden önce devletin yerel grupları kaynak dağıtarak yerel 'itaati' sağlayabilmesinin en önemli yoluydu. Bugün hâlâ koruculuk mekanizmasının en önemli işlevi bu.

by Evren Balta

Elbette sorun sadece geçimlik ekonomi değildi. Korucuların bir diğer endişesi silah bıraktıkları durumda güvenlikleriydi. Korucuların kendilerini son derece güvensiz hissettiği 2-3 lokasyon dışında, pek çok korucu tam da silah taşıyor olmanın, kendilerinin ve ailelerinin yaşamlarını tehdit eden bir durum hâline geldiğini ifade ediyorlardı. Silahsızlanma korucuların gündemindeydi, korucuların kendi talebiydi. Sadece silahsızlanmanın hangi dönemde olması gerektiği konusunda (PKK’den önce, aynı anda veya sonra) aralarında kimi görüş farklıkları vardı. Ama bu görüş farklılıklarına rağmen, pek çok korucu için PKK ve devletin korucuların can güvenliği konusunda müzakere masasında anlaşması kendi güvenlikleri açısından hayati önemdeydi.

Bu durumda soruyu tekrar etmek önemli: Eğer korucular bile koruculuk sisteminin kaldırılmasına hazırsa neden o zaman koruculuk sistemine yönelik herhangi bir düzenleme hükümetin gündeminde değil?

Bunu anlamanın yolu koruculuk mekanizmasının bugüne kadar hem merkezî hem de yerel yetkililerin işine nasıl yaradığını anlamaktan geçiyor. Çatışma içinde doğrudan oynadıkları rolü bir kenara bırakırsak, koruculuk mekanizması her şeyden önce devletin yerel grupları kaynak dağıtarak yerel “itaati” sağlayabilmesinin en önemli yoluydu. Bugün hâlâ koruculuk mekanizmasının en önemli işlevi bu. Bu mekanizmanın Çözüm Süreci'ne rağmen devam ediyor olması, devletin patronaj ilişkilerini bırakmak istemiyor olmasının bir tezahürü. Ağaların, köylerin ve bireylerin kendisine itaat etmesini sağlamasının bir yolu. Bu sistem hükümetin işler kötü giderse başvurabileceği “B planı”.

Ama tam da bu nedenle korucular mağdur edilmeden koruculuğun kaldırılması samimi bir çözüm çabasının ve kalıcı bir barış sürecinin ön koşulu.

Yazarın notu: Bu yazıya kaynaklık eden veriler SÜREÇ Araştırma Merkezi’nin Açık Toplum Vakfı ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) desteğinde gerçekleştirdiği “Geçici Köy Koruculuğu ve Çözüm Süreci” projesine dayanmaktadır.

Doç. Dr. Evren Balta, Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi. Uzmanlık alanları uluslararası siyaset, savaş ve barış çalışmaları, asker-sivil ilişkileri olan Balta'nın, İsmet Akça ile birlikte derlediği 'Türkiye’de Devlet, Ordu ve Güvenlik Siyaseti' (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), 'Küresel Güvenlik Kompleksi' (İletişim Yayınları, 2012) ve yine derlemiş olduğu 'Küresel Siyasete Giriş' (İletişim Yayınları, 2014) isimli kitapları bulunmaktadır.

Twitter'dan takip edin: @Evreki

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Evren Balta

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;