Görüş

Nil'in 'laneti' nimete dönüşebilir

Büyük Rönesans Barajı, Mısırlı yetkilileri kuraklık endişesine düşürse de, Etiyopya, Mısır ve Sudan arasında imzalanan anlaşma, diplomasinin öne çıkması açısından önemli. Ancak baraj rezervinin ne hızda doldurulacağı sorusunun yanıtı belirsiz. Bu da Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıkların topyekun bir su savaşına dönüşmesine yol açabilir.

Etiyopya'nın Nil Nehri'nde inşa ettiği Büyük Rönesans Barajı'nın 2017' yılında bitmesi planlanıyor. [Fotoğraf: AFP/Getty]

Savaşın önüne geçildi. Yemen, gelecekte tarihçilerin Ortadoğu'nun "Dünya Savaşı" olarak adlandırabileceği son muharebe alanı olmuşken, bu tür haberler gerçekten de memnuniyet verici.

Önü alınan savaşın sebebi ise Etiyopya'nın 2011 yılında inşaatına başladığı Büyük Rönesans Barajı. Afrika'nın en büyük hidroelektrik santrali olması planlanan baraj, Nil Nehri sularının yüzde 60'ını sağlayan Mavi Nil kolunun kaynağında bulunuyor.

Sisi, Yemen'de savaşa girme arzusu duymasına ve ülkesindeki muhalifleri acımasızca ezmesine rağmen, Etiyopya konusunda diplomasinin, güç kullanmaktan daha etkili olduğu yönünde akıllıca bir karar verdi.

by Halid Diab

Etiyopya'nın bu hamlesi, Mısır'ı son derece kaygılandırırken, Kahire'deki karar mercilerini de öfkelendirdi. Bunun da nedeni, barajın nehir sularının aşağı yönde akışını olumsuz yönde etkileyerek bir kuraklığa yol açacağı ve Nil Nehri'ni Mısır için lütuf olmaktan çıkarıp bir lanete dönüştüreceği korkusuydu.

Şayet Etiyopya, inşaatı tamamlandıktan sonra barajın sularını başka yerlerdeki sulama projelerine yönlendirmeye karar vermezse, barajın esasen Sudan ve Mısır'a akan nehir suları üzerinde dikkate değer bir etkisi olmayacak.

Ancak Büyük Rönesans Barajı'nı doldurmak için gereken 65,5 milyar metreküp su, Mısır'a Nil'den bir yıl boyunca akan su miktarına eşit. Dolayısıyla Kahire de bunun milyonlarca çiftçiyi olumsuz etkileyeceği ve ülkenin elektrik üretim kapasitesine zarar vereceğinden endişeli.

Tehditkar tutum

Kimi gerçek kimi abartılı bu korkular, Mısır'ın Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi de tehditkar bir tutum içine soktu. Mursi, 2013 yılında yaptığı bir açıklamada, "Nil'in bir damla suyunu bile gerekiyorsa kanımız pahasına savunuruz." dedi. 

Hatta dönemin kabinesi, bu açıklamayı sözün de ötesine taşımayı düşündü. Kapalı oturum şeklinde yapılması gereken bir kabine toplantısı kazayla ve utanç verici bir biçimde canlı yayınlanınca, toplantıya katılan bakanların konu hakkında dezenformasyon yapma, bölgeye özel kuvvet gönderme ve Etiyopya'daki isyancıları destekleme konusunda fikir alışverişinde bulundukları ortaya çıktı.

Kendisini savunma bakanlığına atayan Mursi'yi, çıkan halk ayaklanmalarının ardından deviren şimdiki Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi de başlarda benzer şekilde katım bir tutum sergiledi. Hatta Mısır, projenin durdurulması için uluslararası toplum nezdinde lobi yaptı. Lakin Sisi, umursamaz bir tavırla Yemen'de savaşa girme arzusu duymasına ve ülkesindeki muhalifleri acımasızca, şiddet kullanarak ezmesine rağmen, Etiyopya konusunda diplomasinin, güç kullanmaktan daha etkili olduğu yönünde akıllıca bir karar verdi.

Mısır, Etiyopya ve Sudan arasında varılan prensip anlaşmasının imza töreninde konuşan Sisi, "Kalkınma adına işbirliğini ve birbirimize güvenmeyi seçtik." cümlesini kurdu.

Fakat bu tarihi anlaşmaya rağmen henüz tehlikeyi büsbütün atlatmış sayılmayız. Mısır, Etiyopya ve Sudan'ın hâlâ yeni barajın ne hızda doldurulacağı konusunda anlaşmaya varması gerekiyor. Ki bu mesele, aşılması zor bir engel teşkil edebilir.

Aslında Nil Nehri sularının paylaşımına ilişkin uzun süredir devam eden tartışma, olası en büyük parlama noktası. Bu tartışmalar, Kahire-Addis Ababa arasında aracılar üzerinden yaşanan çatışmaları, aniden tırmandırıp uzmanların yıllardır uyarıda bulunduğu türden topyekun bir "su savaşına" dönüştürebilir.

Sömürge dönemine ait, biri 1929, diğeri 1959 tarihli iki anlaşma, Nil Nehri'nin sularının aslan payını Mısır ve Sudan'a verirken, Etiyopya'ya pek bir şey bırakmadı. Bununla birlikte, Mısır her ne kadar 88 milyar metreküp kapasiteli Nil sularının üçte ikilik kısmını alıyorsa da, hâlâ su kıtlığından muzdarip. Artan nüfus ve küresel ısınma da ülkenin ihtiyacını muhtemelen daha da arttıracak.

Bu koşullar altında, Mısırlıların su akışındaki en ufak bir azalmayı, "varlıklarına yönelik bir tehdit" ve birinci dereceden bir ulusal güvenlik meselesi olarak görmeleri anlaşılır bir şey.

Adaletsiz paylaşım

Ancak Etiyopya ve nehrin yukarısındaki diğer ülkeler, bu adaletsiz paylaşımdan rahatsız olmakta sonuna kadar haklılar. O ülkeler, Nil'in kaynaklarından yararlanabilecek durumda değilken, ortadaki bu eşitsizlik o kadar da önemli bir sorun değildi.

Lakin o zamandan bu zamana durum önemli ölçüde değişti. Etiyopya hızla kalkınırken nüfusunda da bir patlama yaşanıyor. 2014 yılında 96 milyonun üzerine çıkan Etiyopya nüfusu, Mısır'dan da yüksek. Addis Ababa doğal olarak topraklarına düşen yağmurlardan artık daha fazla faydalanmak istiyor.

Mısır aslında ciddi miktarda daha az su ile de yaşayabilir. Ülkeyi saran karmaşık sulama sistemi, salt buharlaşma yoluyla [yılda] 3 milyar metreküp su kaybı yaratıyor. Bu miktarın çok daha fazlası ise müsrif kullanım yüzünden heba oluyor. 

by Halid Diab

Mısır ve Sudan'ın kotalar konusunda uyguladığı engelleme politikalarından bıkan Etiyopya gibi Nil'in yukarısında kalan bir dizi ülke, 2010 yılında kotaların yeniden belirlenmesi için bir anlaşma imzaladı. Mısır ve Sudan anlaşmayı şiddetle kınadı.

Ne var ki su kaynaklarının yeniden paylaşılması Mısır'a zarar verecek diye bir kural yok. Zira Mısır aslında ciddi miktarda daha az su ile de yaşayabilir.

Örneğin; hayati önem taşımakla birlikte ülkeyi saran karmaşık sulama sistemi, salt buharlaşma yoluyla [yılda] 3 milyar metreküp su kaybı yaratıyor. Bu miktarın çok daha fazlası ise müsrif kullanım yüzünden heba oluyor. Aslına bakılırsa, Mısır Sulama ve Islah Projesi yetkilileri, verimliliği arttırmaya yönelik çalışmalar sayesinde 8 milyar metreküpe varan bir su tasarrufu sağlanabileceğine inanıyorlar.

Mısır'ın köhne su şebekesi de büyük ölçüde su kaybına yol açıyor. Resmi verilere göre, Kahire'de su rezervinin yüzde 40'ı boşa harcanıyor. Bunlara ek olarak bir de ülkenin pamuk gibi yoğun sulama isteyen ihracat ürünleri var. Mısır, bu tür ürünlerin ekimini azaltarak, kuru iklimlere daha uygun ürünlere yönelmeli.

Her şeyin ötesinde, dünyanın belki de en verimli topraklarına sahip olan Mısır, hızlı kentleşme ve çevresel bozulma tehdidine karşı tarıma elverişli arazilerini korumalı. Deniz suyu seviyesinin yükselmesi ve Asvan Barajı'nın, Nil Deltası'nı oluşturan alüvyonları engellenmesi, Mısır'ın ekmek teknesini ciddi bir çöküş tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor. Yaşanan bu çevre felaketine bir an önce çözüm bulunması şart.

Doğru yatırım, inovasyon ve planlamayla Nil Nehri sadece Mısır için değil, içinde geçtiği tüm ülkeler açısından bir "lanet" değil lütuf olmaya devam edebilir.

Halid Diab, Mısır asıllı Belçikalı ödüllü gazeteci, yazar ve blog yazarı. "Intimate Enemies: Living with Israelis and Palestinians in the Holy Land" (Guardian, Kindle Edition, 2014) isimli bir kitabı bulunuyor. www.chronikler.com adlı blogunda yazılar kaleme alıyor.

Twitter'dan takip edin: @diabolicalidea

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Halid Diab

Halid Diab

Mısır asıllı Belçikalı ödüllü gazeteci, yazar ve blog yazarı. Intimate Enemies: Living with Israelis and Palestinians in the Holy Land (Guardian, Kindle Edition, 2014) isimli bir kitabı bulunuyor. www.chronikler.com adlı blogunda yazılar kaleme alıyor. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;