Görüş

Rus krizinin adı: Doping

Rio 2016’ya sayılı günler kala dünya sporunun büyük güçlerinden biri olan Rusya’nın birçok sporcusu Brezilya’ya gidemeyecek. 2014’te bir belgeselle başlayan araştırma, spor tarihinin en büyük örtbasını ortaya çıkardı. Emir Güney yazdı.

Rusya'nın birçok sporcusu Rio'da yarışamayacak [Getty]

Her şey cesur bir Alman gazeteci, Hans-Joachim ‘Hajo’ Seppelt’in Aralık 2014’te ARD kanalında yayınlanan ‘’Doping Sırrı: Rusya Nasıl Şampiyonlar Yaratıyor?’’ belgeseliyle başlamıştı. Seppelt 2006 yılından beri doping alanında araştırmalar yapan ve Doğu Almanya zamanında doping, Çin’de ve Kenya’da doping vakalarını inceleyen ve belgeseller çeken bir gazeteci. Ancak hiçbiri Rusya dosyası gibi ses getirmeyecekti.

Seppelt’in 2014’teki iddiaları özellikle başlangıçta Rusya tarafından pek ciddiye alınmamıştı ve uluslararası spor organizasyonları Rusya gibi bir güce karşı ciddi bir adım atmadan önce temkinli davranıyorlardı. Ancak Seppelt arı kovanına çomağı sokmuştu bir kere. Birçok Rus atletin, antrenörün ve Seppelt’in en önemli muhbiri olan eski Rusya Anti-Doping Ajansı (RUSADA) çalışanı Vitaliy Stepanov’un açıklamaları Rusya’da açığa çıkan doping olaylarının aslında devlet destekli yürütülen bir örtbas operasyonunun çok küçük bir parçası olduğu ve sporcuların bireysel değil bir sistem dahilinde hareket ettiklerini ortaya koyuyordu. Sporcular aynı zamanda büyük miktarlarda paralar ödemek zorunda bırakılıyorlardı. Her geçen gün Seppelt’e daha fazla sayıda sporcudan ve muhbirden isimli ve isimsiz bilgi akışı oluyordu. Bu kadar çok sayıda birbirinden bağımsız muhbirin çok benzer bir yapıdan bahsetmeleri Alman gazeteciyi kuşkulandıracaktı. Seppelt, bir buzdağının üzerinde durduğunu işte o zaman anladı.

ARD belgeseli özellikle Uluslararası Anti-Doping Ajansı (WADA) ve Uluslararası Atletizm Federasyonu’nda (IAAF) ciddi yankı yarattı. WADA hemen bir soruşturma başlattı ve IAAF’ın hazinedarı görevinde bulunan Valentin Balakhnichev görevinden istifa etti. Balakhnichev aynı zamanda Rusya Atletizm Federasyonu’nun (ARAF) da başkanıydı.

Beş ayaklı yapı

WADA’nın oluşturduğu bağımsız araştırma komisyonu, Kasım 2015’te Rusya’daki doping faaliyetlerini detaylarıyla açıklayan 335 sayfalık bir rapor yayınladı. Komisyona göre, ortada büyük bir yapılanma vardı ve sistem beş ayaktan oluşuyordu: Moskova Doping Laboratuvarı, RUSADA, ARAF, Rusya Spor Bakanlığı ve IAAF. Toplanan tüm deliller, muhbirlerin itirafları, geçmişe dönük yapılan araştırmalar bu beş kurumun da Rus sporcuların özellikle pozitif çıkan numunelerini temiz numunelerle değiştirmek konusunda tandem halinde çalıştıklarını ortaya çıkaracaktı.

Kasım 2015 raporu Rusya sporunda kökleri derine inen bir sahtekarlık kültürü olduğunu ortaya çıkardı ve bu sistemin merkezinde kimi kendi isteğiyle kimi ise zorla bu ‘program’a dahil edilen sporcular yer alıyordu. Tabii sporculardan doping maddeleri ve sisteme dahil olmaları karşılığında yüksek bedeller ödemeleri de isteniyordu. Bu atletlerin en meşhurlarından biri ise orta mesafe ve maratonda dünya ve Olimpiyat dereceleri olan Liliya Shobukhova’ydı. The Guardian gazetesinin haberine göre, Seppelt’in en önemli sporcu muhbirlerinden biri olan Shobukhova, ARAF yetkililerinin kendisinden toplamda €450.000 talep ettiklerini ve kariyerine devam edebilmek için bu rakamı ödemek zorunda kaldığını itiraf edecekti. Ancak daha sonra yine aynı federasyon tarafından doping cezasına çarptırılınca verdiği parayı geri isteyen sporcuya €300,000 geri ödeme yapılacaktı. Eşinin banka hesabına Black Tidings isimli Singapur merkezli bir firma tarafından gönderilen bu ödemenin makbuzu, araştırmanın en önemli delillerinden de biri oluyordu. Black Tidings firmasına o dönemki IAAF Başkanı Lamine Diack’ın oğlu Papa Massata Diack ve Federasyon Başkanı Balakhnichev’in ortak olduğu da iddia ediliyordu.

Muhbirler dengeleri değiştiriyor

Kasım 2015 raporunu takiben WADA tarafından akreditasyonu iptal edilen Moskova Laboratuvarı devreden çıkmış ve Rusya’nın atletizm takımları IAAF tarafından tüm uluslararası müsabakalardan men edilmişlerdi. Devlet destekli bu örtbasın bir diğer ayağı olan RUSADA da WADA tarafından cezalandırılıyor ve tüm çalışmaları askıya alınıyordu. Ancak 2015 yılının sonunda ısınmaya başlayan kazan, 5 Ağustos 2016’da başlayacak olan Rio 2016’ya az bir süre kala, 18 Temmuz 2016’da açıklanan McLaren Raporu ile artık kaynama noktasına gelecekti.

2015 raporundaki komisyonun bir üyesi olan Kanadalı Hukuk Profesörü Richard H. McLaren WADA tarafından Mayıs 2016’da bir rapor hazırlaması için görevlendirilmişti. Bu yeni oluşumun sebebiyse iki özel haberdi. 8 Mayıs 2016’da 60 Minutes websitesinde yayınlanan haber ve 12 Mayıs 2016’da The New York Times’da yayınlanan haber WADA’nın hızla harekete geçmesine ve yeni bir bağımsız komisyon oluşturmasına sebep olacaktı. Bu iki haberin de merkezinde belki de bu skandalın en büyük itirafçısı konumuna gelecek olan Dr. Grigory Rodchenkov vardı.  Rodchenkov Sochi 2014 Kış Olimpiyatları sırasında Moskova Laboratuvarı’nın başındaydı ve neredeyse tüm sistemi yürüten kişiydi. Eski RUSADA çalışanı Vitaliy Stepanov’un itirafları ve gizli kamera ile Rodchenkov’u görüntülemesinin ardından Rus doktorun başka bir şansı kalmamıştı ve muhbirlik yapmayı kabul etti.
 

Rusya kafilesi, açıklanan raporlar ve verilen cezalar öncesinde 387 sporculuk bir kafileyken tüm bu gelişmelerin ardından 279 kişiye inmiş durumda. Ancak özellikle ABD, Almanya, Çin ve İngiltere gibi büyük güçler devlet destekli doping yapan bir kafilenin Olimpiyat Oyunları’na katılmasının yarışmaların ruhuna aykırı olacağı görüşünde birleşmiş durumdalar.

Rio Olimpiyat Oyunları’na üç aydan kısa bir süre kala yaşanan bu gelişme nedeniyle Prof. McLaren hummalı bir çalışmaya başladı ve Rodchenkov’un iddialarını tek tek inceleyerek ispat standardı yeterli olanları raporuna ekledi. İddialar çok ciddiydi ve hatalı bir yorum veya ispatı mümkün olmayan bir iddia McLaren raporunu geçersiz kılabilirdi. Tabii aynı zamanda bu durum karşısına Rusya hükümetini de alması anlamına gelecekti.

McLaren’ın raporunu nihai haline ulaşmadan yayınlaması gerekecekti çünkü incelenmesi gereken binlerce kanıt, dinlenmesi gereken onlarca muhbir ve araştırılması gereken sayısız dijital doküman mevcuttu. Ancak raporunda da belirttiği gibi McLaren’ın ulaştığı bulgular dahi Rusya’da sistemli bir doping programı uygulandığını kanıtlamaya yetiyordu ve raporun nihai hali beklenirse Rio Olimpiyatları bitmiş olacak ve Rus sporcuların belki de bir kısmı dopingli şekilde yarışmış olacaklardı. McLaren bu sebeple sistemin nasıl işlediğine dair detaylı bilgilendirme yaptığı ancak bireysel bazda sporcuları afişe etmediği raporunu açıkladı.

Sistem nasıl işliyor?

McLaren’ın raporunun temelini Rodchenkov’un bizzat kendisinin yaptığı ve takibini gerçekleştirdiği doping uygulamaları yer alıyor. Rodchenkov’a göre, tüm sistemi aslında Rusya Spor Bakanlığı denetlemekte. Özellikle Sochi 2014 için Rusya büyük bir yatırım yapmış ve bu organizasyonun kazanılabilmesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin kişisel olarak çaba sarfetmişti. Dolayısıyla Rus sporcuların Sochi’de Vancouver 2010’daki gibi vasat bir performans gösterip kendi evlerindeki bu organizasyonda yeterli sayıda madalya kazanamamaları söz konusu olamazdı. Rusya hükümeti için bu organizasyon bir güç gösterisiydi ve oyunlar sonunda 13 altın, 11 gümüş ve 9 bronz madalya ile ülkeler sıralamasında zirvede yer almayı başardı. Bu sporcuların üçte biri daha sonra Rodchenkov’un verdiği doping sistemine dahil olan sporcular listesinde yer alan isimlerdi.

Rodchenkov analitik kimya alanında doktoraya sahipti ve yıllar boyunca  yaptığı araştırmaların sonunda üç anabolik streoidden - metenolone, trenbolone ve oxandrolone - oluşan bir kokteyl ile sporcuların yoğun antrenman ve yarış takvimlerinde hızlı dinlenmelerini ve kısa süre içinde tam potansiyelleriyle yarışabilmelerini sağlıyordu. Daha da önemlisi kendisinin kullandığı formül doping testlerinde çıkmıyordu.

Rodchenkov’un formülü yorgunluğu engelliyordu belki, ama kazanmak için bundan daha iyisine ihtiyaç vardı. Sochi 2014 hazırlıkları başladığında Moskova laboratuvarında bir Rusya İstihbarat Örgütü (FSB) ajanı Rodchenkov ile iletişime geçecekti. FSB ajanının bir ekibi vardı. Bu ekip doping örneklerinin konulduğu ve laboratuvara gidene kadar kırılmadan açılması mümkün olmayan özel koruma şişelerini zarar vermeden açıp kapatabiliyorlardı. Dolayısıyla dopingli örnek veren bir sporcunun numunesini analize sokmadan önce daha önceden aynı sporcudan alınmış olan ve derin dondurucuda bekletilen temiz numune ile değiştirme imkanı ortaya çıkmıştı. Bu değişim de Sochi oyunları sırasında numunelerin saklandığı odada açılmış olan bir ‘fare deliği’nden yandaki odaya geçirilerek yapılıyordu. Hükümet işini şansa bırakmamıştı.

Rio 2016’daki Rus sporcular

McLaren raporunun hemen ardından Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) Rusya’ya toplu bir ceza vermesi ve tüm sporcularını Rio 2016’dan men etmesi için ciddi bir baskı unsuru orataya çıktı. Ancak kalan kısa süre ve McLaren’in raporunun şahıslar bazında değil de ancak sistem bazında tamamlanmış olması sebebiyle, IOC toplu bir cezadan ziyade her spor dalından sorumlu uluslararası federasyonun Rusya’dan katılacak sporcuları bireysel olarak incelemelerini ve buna göre karar vermelerini buyurdu. Ancak daha önce doping cezası almış olan sporcular otomatik olarak organizasyonun dışında bırakılacaklardı.

Rusya kafilesi, açıklanan raporlar ve verilen cezalar öncesinde 387 sporculuk bir kafileyken tüm bu gelişmelerin ardından 279 kişiye inmiş durumda. Ancak özellikle ABD, Almanya, Çin ve İngiltere gibi büyük güçler devlet destekli doping yapan bir kafilenin Olimpiyat Oyunları’na katılmasının yarışmaların ruhuna aykırı olacağı görüşünde birleşmiş durumdalar. Her ne kadar Putin bu gelişmelerin bir komplo olduğunu iddia etse de, itiraflar ve kanıtlar aksini gösteriyor.

Emir Güney 1984 İstanbul Doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton Çift Diploma Programı Küresel ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu. Marmara Üniversitesi’nde Spor Yönetimi Doktora Öğrencisi. 2010’dan beri Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Müdürü. 2014'ten beri UEFA Futbol Hukuku Programı Yerel Koordinatörü görevinde ve 2015'ten beri Socrates Dergi'de yazmakta.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.
 

Emir Güney

Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Müdürü Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;