Görüş

Serbest Bölge Projesi turizmdeki düşüşe çare mi?

Yıllardır istikrarlı bir yükseliş içinde olan Türk turizmi 2006’dan bugüne kadar olan en büyük gerilemeyi yaşıyor. Devlet Bakanı Nihat Zeybekçi’nin Çeşme, Bodrum, Didim, Marmaris ile Antalya’nın batısında kurulacağını açıkladığı turizm serbest bölgeleri, bu düşüşü önleyebilir mi? Turizm politikaları uzmanı Prof. Dr. Orhan İçöz Al Jazeera için yazdı.

Orhan İçöz, Türk turizmindeki gerilemenin ağırlıklı olarak Rusya pazarındaki daralmadan kaynaklandığını belirtiyor. [Fotoğraf: AA]

2014, Türkiye’de turizmin ilk kriz sinyalleri verdiği yıl oldu. 2015’in ilk 6 ayındaki verilere göre,  sektör son yıllardaki en önemli gerileme ile karşı karşıya.

İlk 6 ayda ziyaretçi sayıları yüzde 2,25 azaldı. Sadece Haziran ayında bu rakam yüzde 4,9 oldu. 2006’daki yüzde 5’lik gerilemeden sonra turizmde en önemli düşüş bu. Peki, Türk turizminde bu gerilemeye ne sebep oldu?

2014, Türkiye’de turizmin ilk kriz sinyalleri verdiği yıl oldu. 2015’in ilk 6 ayındaki verilere göre sektör son yıllardaki en önemli gerileme ile karşı karşıya.

by Orhan İçöz


Türkiye turizminin iki önemli pazarı Almanya ve Rusya. Almanya pazarında bir sorun gözlenmese de, Rusya pazarı yılın ilk 6 ayında yüzde 24,4’lük bir daralma gösterdi.

Bu daralmanın en önemli nedeni, petrol ve doğalgaz fiyatlarında meydana gelen ciddi düşüşlerin Rus ekonomisinde yarattığı 150 milyar dolarlık küçülme. Zira ruble 2014’te yüzde 30 oranında değer yitirerek Rusların kişisel gelirlerinin ve harcama güçlerinin azalmasına sebep oldu. Ekonomistler, Rusya’nın 2017 sonuna kadar bu ekonomik daralmadan çıkamayacağını belirtiyor. Türk turizmindeki gerileme de ağırlıklı olarak Rusya pazarından kaynaklanıyor.

Öte yandan Suriye’deki iç savaşın Güneydoğu sınırında yarattığı sorunlar ve 2 milyona yakın göçmenin büyük kentlerde ve turizm merkezlerinde yarattığı görüntü, Türkiye açısından dış dünyada negatif bir imaj oluşmasına yol açtı.

2015’te turizmde doğrudan gelir kaybının 5 milyar doları bulacağı, diğer sektörlerdeki yansımasıyla ekonomide toplamda 20 milyar dolarlık kayba yol açacağı tahmin ediliyor. Yıllardır turist başına harcamanın 750 doların üzerine çıkamaması ise sektörün kronikleşen bir başka sorunu.

Turizmde serbest bölgenin amacı ne?

Bu durumda turizmdeki gerilemeye Turizm Serbest Bölgeleri projesi çare olabilir mi? Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Nihat Zeybekçi 18 Ağustos’ta Çeşme, Bodrum, Didim, Marmaris ile Antalya’nın batısında, içinde oteller, eğlence merkezleri ve AVM’lerin olacağı, sıfır vergili turizm serbest bölgeleri kurulacağını açıkladı.

İlk bakışta oldukça cazip görünen projenin kuşkusuz önemli eksileri de var. Bu projede temel amaç, bölgeye yerli ve özellikle yabancı sermayenin çekilmesi, lüks turizme dönük alt ve üst yapı yatırımlarının zengin turistleri bölgeye çekmesi ve bu ziyaretçilerin yapacağı harcamaların bir kısmının ülkeye dönüşü ile bölgelerin daha hızla gelişmesini ve ekonomiye katkı yapmasını sağlamak.

Projenin sağlayacağı dolaylı faydalar da, ülkedeki istihdam artışına katkı, ekonomiyi genel anlamda canlandırmak, turizm işletmelerine işgücü dışında yerli girdiler (özellikle tarımsal ürünler) sağlamak, bölgedeki Türk firmalarının ve çalışanların kazançlarının transferi ile ülkeye döviz girişini artırmaktır.

Ayrıca turizmde yabancılar tarafından sıkça kullanılan içki gibi ithal girdiler üzerindeki yüksek oranlı (yüzde 40’a varan) vergiyi kaldırarak bu ürünlerin fiyatını ucuzlatmak da listeye eklenebilir.

Dünyadaki turizm serbest bölgeleri örnekleri

Turizm serbest bölgeleri dünyada yaygın bir uygulama değil. Bu konuda en belirgin örnek, Türkmenistan’nın Hazar İç Denizi kıyısındaki Avaza’da 2009’da kurulmasına başlanan Avaza Serbest Turizm Bölgesi’dir.

Belli bir turizm türü için oluşturulmuş serbest bölge örneği olarak da, 2012’de Dubai’de kurulmuş olan Sağlık Turizmi Serbest Bölgesi gösterilebilir.

Bu iki örnek dışında başarılı ya da ön plana çıkmış bir turizm serbest bölgesi bilinmiyor.

Avaza’daki proje de halen yatırım aşamasında olduğu için başarılı olup olmadığına ilişkin henüz bir veri yok. Dubai’deki sağlık turizmi serbest bölgesini ise farklı bir alanda olduğu için ölçü almak doğru olmaz.

Türkiye’deki diğer serbest bölgeler amacına ulaştı mı?

Serbest bölge, bir ülkenin siyasal sınırları içinde bulunmakla birlikte, çeşitli dış ticaret kısıtlamalarının dışında bırakılmış alanlardır. Bu alanlarda, yatırımcılara çeşitli vergi muafiyetleri tanınmakta, dünya standartlarında iletişim ve haberleşme gibi altyapı olanakları sunulmakta ve ihracata yönelik üretime çeşitli türlerde sübvansiyonlar sağlanmaktadır.  Türkiye’de de bu amaçla kurulmuş 19 adet serbest bölge mevcut.

Turizm Serbest Bölgeleri projesi göründüğü kadarı ile sadece ölçülebilir kazançlar açısından hedefleri gözetiyor. Oysa toplumda yaratacağı negatif etkilerin de değerlendirilmesi gerekir.

by Orhan İçöz


Serbest bölgelerin dünya genelinde ve Türkiye’de beklenen ekonomik katkıyı yapmadığına ilişkin tartışmalar var. Örneğin dünya genelinde serbest bölgelerin ihracata beklenen katkısının bazı istisnalar dışında sınırlı olduğu belirlenmiştir. Benzer bir durum Türkiye için de söz konusu. Ülkemizdeki serbest bölgelerin performansı konusunda ciddi sıkıntılar var. Örneğin, Türkiye’nin dış ticaret hacmi son 10 yılda yüzde 110 büyürken, serbest bölgelerin ticaret hacmi yüzde 4’lük düşüş gösterdi. Bu da serbest bölgelerin ticaret hacminin Türkiye toplamına oranının yüzde 12,3’ten yüzde 5,6’ya gerilediğini ortaya koyuyor. Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü verilerinden yola çıkılarak yapılan hesaplamalara göre, yurtiçi de dahil olmak üzere, 2005-2014 arasındaki son 10 yıllık dönemde serbest bölgelerin toplam ihracatının Türkiye’nin ihracatına oranı yüzde 17’den 8’e, ithalatı da yüzde 9.3’ten yüzde 4’e geriledi. Yine 2014 yılında bu bölgelerden Türkiye’ye 4,7 milyar dolar mal girişi (ithalat) var iken, Türkiye’den bu bölgelere 2,7 milyar dolar mal çıkışı (ihracat) yapıldı. Yani ülkenin bu bölgelerle olan ticaret dengesi de negatif.

Benzer şekilde birçok iktisatçı bu bölgelerde kaybedilen olası vergi gelirlerinin, bölgelerden elde edilen istihdam kazançları ve diğer gelirleri aştığını iddia ediyor. 2010 itibariyle serbest bölgelerdeki yabancı firma oranı sadece yüzde 15. Dolayısıyla serbest bölgelerin ülkeye yeterli düzeyde yabancı yatırım çekmekte yetersiz kaldığı söylenebilir.

İşgücü bakımından da Türkiye’de bu bölgelerde istihdam toplam 61 bin 500 kişi olmasına karşın (2014), bu istihdamın maliyeti ülke içi istihdam maliyetine göre oldukça yüksek.

Dolayısı ile turizm serbest bölgelerinde de benzer olumsuz sonuçlarla karşılaşılması muhtemel.

Muhtemel sorunlar

Turizm serbest bölgelerinin geleneksel serbest bölgelerden önemli bir farkı, diğerlerinde bulunmayan yoğunlukta bir insan trafiği yaratacak olması. Bu nedenle de muhtemel bazı riskleri de yaratma potansiyeli yüksek.

Öncelikle serbest bölgeler, kurulacakları yerlerdeki araziler üzerinde önemli rant etkisi yaratacak ve arazi değerleri aşırı katlanacaktır. Ayrıca turizm, mobilitesi yüksek bir faaliyettir ve doğasına aykırı şekilde turizmin lokalize edilmesi gibi bir soruna yol açabilir. Lokalizasyon turistlerin yöre halkı ile temasını kesebilir ve turistlerin tecrit edildiği bir ortam oluşabilir. Bu da turizmin sosyo-kültürel etkileşim fonksiyonunu yok eder. Uygulama, diğer bölgelerdeki turizmle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili işletmeler ve esnaf için de potansiyel gelir kaybına neden olur.

Devletin turizmden elde ettiği doğrudan ve dolaylı vergilerde de önemli kayıplar yaşanacaktır. Yabancı firmaların kȃr transfer kolaylıkları nedeni ile bu konuda da kayıplar olacaktır. Ayrıca vatandaşların kendi ülkelerindeki bir bölgeye pasaportla girmesi, olumsuz psikolojik etkilenmeleri de beraberinde getirebilir.

Öte yandan turizmde serbest bölge yapılanmalarında en önemli muhtemel tehlike, bu bölgelerde kumarhanelerin yer almasıdır. Bu işletmelere izin verildiği takdirde, daha önce ülkemizde yaşanan olumsuz deneyimler tekrarlanabilir. 1998’e kadar ülkemizde faaliyetlerine izin verilen kumarhaneler, aşırı kumar tutkusuna kapılan bireylerin ekonomik çöküntülerine yol açmıştır. Aynı sorunun tekrarlanmayacağının bir garantisi de yoktur. Çünkü kumar, insanoğlunun bilinen en eski zaaflarından birisidir.

Sonuç olarak, her ekonomik karar, kazançları hedeflese de bazı zorunlu kayıpları da beraberinde getirir. Nihai karar alınırken de kazançların kayıplardan daha fazla olacağı varsayılır. Maddi kazanç ve kayıpları ölçmek mümkün iken, toplumsal ve psikolojik kazanç ve kayıpları ölçmek her zaman mümkün olmayabilir. Turizm Serbest Bölgeleri projesi göründüğü kadarı ile sadece ölçülebilir kazançlar açısından hedefleri gözetiyor. Oysa toplumda yaratacağı negatif etkilerin de değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle proje, kamuoyunda her yönü ile ayrıntılı olarak tartışılmadan yaşama geçirilmemeli.

Prof. Dr. Orhan İçöz, Yaşar Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı (2001-2006) ve Turizm Bölüm Başkanlığı yaptı. 2006-2011 yılları arasında Yaşar Üniversitesi İİBF Dekanlığı görevini yürüttü. Turizm ekonomisi, planlaması ve politikaları üzerine kitapları bulunmaktadır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Orhan İçöz

Yaşar Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı'dır. Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Pazarlama Bölümü'nden mezun oldu. Akademik unvanlarını Dokuz Eylül Üniversitesi'nden aldı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;