Görüş

Suikastın amacı ne?

Rus Büyükelçi suikastında soru işaretleri çok. 1903’te yine Rus konsoloslara yönelik suikastlar sonrası Osmanlı’nın Balkanlar, özellikle de Makedonya’daki varlığını bitirecek gelişmeleri hızlandıranlar bugün Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğini hedef alıyor olabilir mi?

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara'da katıldığı bir sergide uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. [Fotoğraf: AP]

2013'ten beri Türkiye’de görev yapan Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov, Pazartesi akşamı menfur bir saldırıyla hayatını kaybetti. Büyükelçi Karlov’a yapılan suikast tam da Türk-Rus ilişkilerinin yeniden rayına oturtulmaya çalışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi. Hiç şüphesiz bu olay iki ülke ilişkilerini derinden etkileyecek.

Rus diplomatlar açısından Türkiye görevi her zaman prestijli ama bir o kadar da meşakkatli görülür. Moskova bu yüzden Osmanlı döneminde İstanbul’a, Cumhuriyet döneminde de Ankara’ya her zaman en üst düzey diplomatlarını görevlendirmeyi tercih etmiştir. Büyükelçi Karlov da selefleri gibi üst düzey ve çok donanımlı bir diplomattı ve 24 Kasım Uçak Krizi sonrası Türk-Rus ilişkilerinin normalleştirilmesine katkıları büyüktü.

Büyükelçi Karlov, Rusya’nın diplomatik görevde iken öldürülen ilk büyükelçisi değil. 11 Şubat 1829’da bir ayaklanma sonrası İran’da öldürülen Rusya İmparatorluğu’nun Tahran Büyükelçisi Aleksandr Griboyedov ilk akla gelen. Sovyetler Birliği’nin İsviçre’de görev yapan Büyükelçisi Votslav Vorovsky de 10 Mayıs 1923’te Lozan’da öldürülmüştü. Sovyetler Birliği’nin Litvanya Büyükelçisi Teodor Netten, 5 Şubat 1926’da Moskova-Riga seferini yapan trende gerçekleştirilen suikastla hayatını kaybetmişti. 7 Haziran 1927’de Sovyetler Birliği’nin Polonya Büyükelçisi Pyotr Voykov da Varşova’da öldürülmüştü. Ankara’daki saldırıda hayatını kaybeden Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov, Rusya’nın diplomatik görevi sırasında öldürülen beşinci büyükelçisi.

Büyükelçi Karlov da selefleri gibi üst düzey ve çok donanımlı bir diplomattı ve 24 Kasım Uçak Krizi sonrası Türk-Rus ilişkilerinin normalleştirilmesine katkıları büyüktü.

Ülkelerini yurt dışında zor şartlarda temsil eden ve hayatları görev için bulundukları ülkeye emanet edilen hiçbir büyükelçi bu şekilde hayattan ayrılmayı hak etmiyor. “Elçiye zeval olmaz” düsturu kadim zamanlardan beri insanlık tarihinin en bilinen kurallarından.

Diplomatik suikastler ve sonuçları

Büyükelçi Karlov, Türkiye’de hayatını kaybeden ilk Rusya Büyükelçisi. Ancak, Büyükelçi Karlov bu topraklarda saldırıya uğrayan veya hayatını kaybeden ilk Rus diplomat değil. Osmanlı İmparatorluğu zamanında III. Selim döneminde 1798-1802 arasında İstanbul’da görev yapan Rus Büyükelçi General Vasiliç Tamara da bir suikaste uğramıştı. 1801 yılı Nisan ayında Süleymaniye Camii civarında Rusya Büyükelçisi Tamara ve heyetine medrese talebeleri tarafından takunyalı ve taşlı saldırı gerçekleştirilmişti. Bu olayda ölen olmadı ama Osmanlı-Rus ilişkileri kısa süreli de olsa kriz yaşadı.

Bir Rus diplomatın ölümüyle sonuçlanan ilk olay ise yüz sene sonra, 1903 yılında II. Abdülhamid döneminde yaşandı. Rusya İmparatorluğu’nun Kosova’nın Mitroviça Konsolosu Grigori Şerbina, Arnavut asıllı bir Türk onbaşı tarafından 31 Mart 1903’te silahlı saldırıya uğradı ve aldığı yaraların tesiriyle 10 Nisan 1903’te hayatını kaybetti. Bu olay sonrası gerilen Osmanlı-Rusya ilişkilerini yatıştırmak için İstanbul ve Saint Petersburg büyük çaba sarf etti.

İkinci benzer olay yine 1903’te ama bu sefer Manastır’da yaşandı. Rusya İmparatorluğu’nun Makedonya Manastır Konsolosu Aleksandr Rostovsky, şehirdeki bir karakol önünde nöbet tutan bir Türk askeri tarafından 8 Ağustos 1903’te tüfekle öldürüldü. Rusya bu olaya Şerbina olayından daha sert tepki gösterdi. Türk karasularına bir Rus harp filosu bile gönderildi. Kriz zorlukla da olsa çözüldü, ama bu gelişmeler Osmanlı’nın Balkanlar, özellikle de Makedonya’daki varlığını bitirecek gelişmeleri hızlandırdı.

Aradan yine 100 yıldan biraz fazla bir zaman geçti ve yine bir Rus diplomat Türk topraklarında silahla öldürüldü. Eğer 24 Kasım Uçak Krizi Türkiye’nin inisiyatifiyle normalleşme yoluna sokulmamış olsaydı, dün yaşanan olayın neticeleri hem Türkiye hem Rusya için oldukça kötü olabilirdi. Normalleşme adımlarıyla ilişkilerini düzene sokmaya çalışan iki ülke tarafından suikast sonrası yapılan sağduyulu açıklamalar böyle bir tehlikenin olmadığına işaret ediyor.

Rusya’yı tanıyanların aklında Moskova’nın bu olayın sorumlularını bulacağı ve suçlularını cezalandıracağı konusunda hiçbir şüphe veya soru yok. Şüpheler şu anda "bu olayı kim ve neden gerçekleştirmiş olabilir" soruları üzerine yoğunlaşmış durumda.

Suriye bağlantılı senaryo ağırlık kazanırsa, bunun sonucu Ankara’nın bölgede Moskova’nın pozisyonuna daha fazla yakınlaşması sonucunu doğuracaktır. Bu üzücü olay bir fırsat olarak değerlendirilmemeli ama Moskova bu vesileyle Türkiye’den daha fazla anlayış görmeyi ve tavizler kopartmayı artık bir hak olarak görecektir.

Suriye’ye etkisi

Suikastın gerçek faillerine dair pek çok senaryo ve tahmin dile getiriliyor. Ancak eldeki veriler, sağlıklı bir yorum yapmak için yetersiz. Fakat suikastın hem Türkiye ve Rusya arasında hem de bölgede en sıcak konu olan Suriye ile ilişkisini sorgulamak pekala mantıklı.

Suikastı planlayanların amacı, Türk-Rus ilişkilerini yeniden krize sokmak ise, iki ülke tarafından yapılan sağduyulu açıklamalar tersine işaret ediyor. Türkiye sabırla bu olayı tüm yönleriyle aydınlatmalı. Rusya zaten bunun intikamını en iyi bildiği yöntemlerle alacaktır.

Suriye bağlantılı senaryo ağırlık kazanırsa, bunun sonucu Ankara’nın bölgede Moskova’nın pozisyonuna daha fazla yakınlaşması sonucunu doğuracaktır. Bu üzücü olay bir fırsat olarak değerlendirilmemeli ama Moskova bu vesileyle Türkiye’den daha fazla anlayış görmeyi ve tavizler kopartmayı artık bir hak olarak görecektir.

Soru işaretleri çok, ancak kuvvetli ihtimaller de ortada. 100 küsur yıl önce Rus konsoloslara yönelik suikastlar sonrası Osmanlı’nın Balkanlar’daki varlığını bitirecek gelişmeleri hızlandıranlar, bugün Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğini hedef alıyor olabilir.

Doç. Dr. Fatih Özbay, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi. Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını, Rusya'daki Nizhny Novgorod Devlet Üniversitesi'nde tamamladı. Rusya'nın dış politikası ve Türk-Rus ilişkileri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. TASAM tarafından yayımlanan Çağdaş Türk-Rus İlişkileri: Sorunlar ve İşbirliği Alanları (1992-2005) başlıklı bir kitabı bulunuyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Fatih Özbay

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi. Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını, Rusya'daki Nizhny Novgorod Devlet Üniversitesi'nde tamamladı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;