Görüş

TCMB ve Fed piyasalardaki stresi azalttı

İki merkez bankasının son kararları kısa vadede piyasalar için pozitif bir ortam yaratacak gibi görünüyor. Fakat Haziran ayı yaklaştıkça stresin artma ihtimali bulunuyor. Bir de unutmamak lazım ki para politikaları tek başına ekonomilerin reel sorunlarını çözmeye yetmiyor.

Prof. Dr. Aslanoğlu, TCMB ve Fed kararlarının içeride faizler ve döviz kurları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı biraz alacağı görüşünde. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

İçinde bulunduğumuz hafta finansal piyasaların önümüzdeki döneme ilişkin bakışını etkileyecek iki önemli karara sahne oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasındaki duruşları ve gelecek döneme ilişkin verecekleri sinyal merakla bekleniyordu. Geçen Salı günü TCMB’nin kararını izledik. Yaklaşık iki aydır süren faiz tartışmalarından sonra Mart ayı başında TCMB’nin hükümetten ilgili bakanlar ve Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığı toplantıların ardından bu karar merakla bekleniyordu. Gerçekleşen enflasyonun yükselmeye başladığı, enflasyon beklentilerinin arttığı, Fed’in faiz artırımlarına beklenenden biraz daha erken yaklaştığı bir ortamda TCMB’nin faizleri düşürmeye devam etmesi riskli bir adım olacaktı. TCMB riski gördü, rasyonel davrandı. Gördüğü riski hükümet yetkililerine iyi anlatmış olmalı ki söz konusu toplantılardan sonra tartışma soğumaya başladı.

Özellikle kur riskinin arttığı dönemlerde Merkez Bankası'nın sıkı duruşu finansal piyasaları rahatlatıyor, gevşetiyor. Tersi durum ise strese yol açıyor.

by Erhan Aslanoğlu

TCMB faiz oranlarını değiştirmedi. Para politikasının diğer araçlarında değişikliğe gitmedi. Türkiye ekonomisinde iç ve dış talebin daha zayıfladığını kabul eden, her zaman olduğu gibi gıda fiyatlarının yaratabileceği risklerin farkında olan, küresel belirsizlikler adı altında Fed’in kararının önemine işaret eden bir açıklama yaptı. Kararın ardından döviz ve faiz hafif düşerken hisse senedi piyasasının artış gösterdiğini izledik. Aslına bakacak olursak özellikle kur riskinin arttığı dönemlerde Merkez Bankası'nın sıkı duruşu finansal piyasaları rahatlatıyor, gevşetiyor. Tersi durum ise strese yol açıyor. TCMB kararı her ne kadar piyasaları rahatlatacak bir karar olsa da bir gün sonra gelecek olan Fed kararı rahatlamayı sınırlı tuttu.

Bir iyi bir kötü haber

Fed’in kararı 18 Mart akşamı geldi. Burada bir iyi bir kötü haber olduğunu söylemek mümkün. Kötü haber faizler muhtemelen Haziran, en geç Eylül ayında artacak. İyi haber faizler artacak ama çok artmayacak ve Fed düşük faizi korumakta sabırlı olmaya devam edecek. Açıkçası iyi haber kötü haberi bastıracak nitelikte geldi. Bir başka ifade ile Fed bu kararı ile faiz artırımını değil yüksek faiz seviyesini ötelemiş oldu. Bundan altı ay kadar önce Fed kurul üyeleri 2015 sonunda politika faizini yüzde 1,30 civarında öngörüyordu. Son toplantıda bu beklentinin yüzde 0,60’lara doğru gerilediğini görüyoruz. Bu değişimde ana etmen ekonomik göstergelerdeki değişim diyebiliriz. ABD dolarının beklenenden hızlı değer kazanması ABD’nin rekabet gücünü negatif etkilemeye başlarken enflasyonu aşağıya çekiyor. Rekabet gücündeki kayıp ihracat performansını negatif etkilemeye başladı. Bu durum, önümüzdeki dönemde büyüme hızının düşebileceğine işaret ediyor. Hem güçlü dolar hem petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle artamayan enflasyon Fed’in maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedeflerini tehlikeye atabilir. Bu riski gören Fed’in attığı ilk adım faiz artırımı için çıktığı yolda fazla ilerlememek olacak gibi görünüyor. Fed kurul üyelerinin geçtiğimiz dönem tahminlerinden farklı olarak 2015 hatta 2016 yılı için öngördükleri oldukça düşük faiz seviyesi beklentileri bu kaygıyı yansıtıyor.

Fed önümüzdeki dönemde faizlere hiç dokunmamayı da düşünebilir. Fakat bunun önünde de bazı engeller bulunuyor. Birincisi 2008 krizinden sonra yüzde 10’lara çıkan işsizlik tekrar yüzde 5,5 lara gerilemiş durumda. Böyle bir noktada "faizi artırmıyorum" demenin rasyonel bir açıklamasını yapmak çok kolay olmayacaktır. İkincisi,  ABD ekonomisi konjonktürel olarak her 8-10 yılda bir yavaşlama hatta bazen resesyona varan daralmalara gidiyor. Bu süreç yaklaşıyor görünüyor.

Fed faiz artırımını değil yüksek faiz seviyesini ötelemiş oldu. Fed muhtemelen Haziran, en geç Eylül ayında bir ya da iki kere faizi artırıp duracak.

by Erhan Aslanoğlu

Fed böyle bir ortama sıfır faizle girecek olursa elinde ekonomiyi canlandıracak çok araç kalmayacak. Bu nedenle az da olsa faiz artırımı yapmasının kaçınılmaz olacağını düşünüyoruz. Fed muhtemelen Haziran, en geç Eylül ayında bir ya da iki kere faizi artırıp duracak. Artış 25 + 50 baz puan şeklinde olabilir. Ya da bir kere 50 baz puan olabilir. Gelecek yıl da benzer bir adım atma ihtimali yüksek görünüyor. Fed faizi artırmama konusundaki sabrının sonuna geldi denilebilir. Fakat faizi az artırmak ve artırdıktan sonra devam etmek için çok sabırlı olacak gibi görünüyor.

Genel seyir bu şekilde olursa Fed’in faiz artırımı daha az konuşulan bir konu hâline gelmeye başlayacak, belirsizlik biraz azalacak. Diğer taraftan Avrupa Merkez Bankası önümüzdeki 1,5 yılda tarihinin en büyük parasal genişlemelerinden birisini gerçekleştirecek. Japon Merkez Bankası para basmaya devam ediyor. Çin genişletici politikaları sürdürüyor. Dolayısıyla, global likidite çok azalacak gibi görünmüyor. Genel anlamda, dünya finans piyasaları ve finansman ihtiyacı olan Türkiye gibi ülkeler için kısa vadede iyi bir haber olduğunu söyleyebiliriz.

Stresi yükseltebilecek üç unsur

TCMB ve Fed kararları içeride faizler ve döviz kurları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı biraz alacaktır. TL’de gevşemeden ziyade artış baskısını azaltan bir gelişme olacak diyebiliriz. Oldukça durgunlaşan iç talep mevsimsel faktörlerin de etkisiyle hafif canlanabilir. Yılın ikinci çeyreğinde özellikle AB ekonomisindeki kıpırdanmanın etkisiye ihracat bir miktar artabilir. Seçim öncesi, maliye politikası kamu harcamalarının artışıyla iç talebe olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla, yılın ilk çeyreğinde pek büyüyemeyen ekonomi ikinci çeyrekte büyüme açısından daha pozitif bir dönem geçirebilir. Bununla birlikte, Haziran ayı yaklaştıkça finansal piyasalarda stresi artırabilecek üç unsur devreye girebilir. Birincisi, Türkiye’de genel seçimlere yaklaşılması. İkincisi, AB ile Yunanistan arasında bu sefer daha ciddi sonuçları olabilecek yeni müzakerelerin başlayacak olması. Üçüncüsü, Fed’in faiz artırma ihtimalinin olduğu bir toplantının yaklaşması. Haziran ayı finansal piyasalar için belirsizliklerin olduğu bir ay olmaya aday görünüyor.

Sonuç olarak,  TCMB ve Fed kaynaklı son kararlar kısa vadede piyasalar için pozitif bir ortam yaratacak gibi görünüyor. Fakat Haziran ayı yaklaştıkça stresin artma ihtimali bulunuyor. Bir de unutmamak lazım ki para politikaları tek başına ekonomilerin reel sorunlarını çözmeye yetmiyor. Türkiye dahil dünya ekonomisinin genelinde yapısal bir büyüyememe sorunu var. Bu yüzden enflasyon artamıyor ve para politikaları gevşek kalmaya, likidite artmaya devam ediyor. Yapısal sorunlar çözülmeden ekonomilerin normalleşmesi çok kolay gerçekleşemez.

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Piri Reis Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Reading Üniversitesi'nden (İngiltere) ekonomi alanında bir yüksek lisans derecesi daha aldı. Doktorasını 1997'de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde tamamladı. 2013'e kadar Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü'nde görev yaptı. Makroekonomi ve Türkiye Ekonomisi alanları üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran Aslanoğlu'nun, 'Küreselleşme ve Düşen Enflasyon Sürecinde Türkiye ve Dünya Ekonomisi' (Başlık Yayınevi, 2011) isimli bir kitabı bulunuyor.

Twitter'dan takip edin: @ErhanAslanoglu

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Erhan Aslanoğlu

Piri Reis Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi. Ankara'da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. 1988-1991 yıllarında Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;