Görüş

'Waldo (Trabzonspor) sen neden burada değilsin?'

Türkiye'nin en başarılı kulüplerinden Trabzonspor, bu sene kuruluşunun 50. yılını kutluyor. Fakat 'futbol kenti'nde bu heyecan 50 yıldan daha eskiye farklı bir heyecanla uzanıyor. Spor yazarı Erdal Hoş, Al Jazeera için yazdı.

Konular: Spor, Futbol
Trabzonspor maçlarını artık Medical Park Arena'da oynuyor. [Trabzonspor]

Simon Cuper’in Türkçe’ye “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” adıyla çevrilmiş kült kitabında Trabzonspor’un yer bulamamış olması ile başlamak lâzım belki de. Başlığı ise, vaktiyle bir gazete yazısında, gelmiş geçmiş en hamasi Trabzonsporluluk tanımını yapan İsmet Özel’den çalmanın sakıncası olmasa gerek…

Nev-i şahsına münhasır lâkin yarım kalmış bir hikaye Trabzonspor. Kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti ama ondan önce de, futbolla dopdolu bir 50 yıl var şehrin mazisinde. 1920’lerde, futbol kitabı basılan, lig usulü müsabakalar oynanan, şehirde çıkan bir kadın dergisi tarafından, kimsesiz çocuklar yararına futbol turnuvası düzenlenen bir coğrafyanın birikimi Trabzonspor…1940’larda Trabzon eşrafının Ankara’dan iki beklentisi vardı mesela: Demiryolu ve modern bir stadyum; tıpkı 2010’larda olduğu gibi…

Trabzonspor, şehirde büyüyen ciddi bir rekabetin ürünüydü. Örnek vermek gerekirse Göztepe, Karşıyaka ve Altay’ın kendilerini lağvedip İzmirspor’u kurmaları hayal edilebilecek bir durum değil şimdilerde. Oysa Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nün zorlamasıyla tam da böyle oldu Trabzonspor’un kuruluşu; sancılı, kavgalı, gürültülü…

Ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde şehirde başlayan futbol ateşi son çeyreğe girilirken memleket futbolunu kasıp kavuran bir fırtınaya dönüştü. “Yerlinin yerlisi formanın terlisi” ile özetlenebilecek bu rüzgâr, birçok açıdan evrensel alanda okunulası bir hikaye sundu ama yarım…

Orijinal bir hikayeydi Trabzonspor. Bir çırpıda ilk 11 i sayacak nineler, bir çalgı ve folklor oyunu ile özdeşleşebilen yegane kulüp olması, Ali Kemal’in arkadaşlarına özgüven kazandırmak için Liverpool maçında rakibine çalım atıp horon vaziyeti alması vesaire ile… Onu incelenesi yapan bir başka özellik ise sanayileşme ile ters orantılı gelişimi biraz da. Avrupa’da başarılı süreçler yakalayan hemen tüm kulüplerin, ya başkent ya da sanayi şehri olması gerçeği göz önüne alınırsa, Trabzonspor’un “başkalığı” daha iyi anlaşılabilir. Arka arkaya şampiyon olduğu senelerde Trabzon’daki tek fabrika, Trabzonlu olmayan kulüp başkanı Şamil Ekinci’nin un fabrikasıdır!
 

Trabzonspor, Çaykara ile Berlin, İsmet Özel ile Kazım Koyuncu arasında bir med cezir hali olarak, hedeflerini şampiyonluktan öte Avrupa’da her yıl var olan ve değerler üreten bir sürece evirebilirse, bir sonraki Simon Cuper kitabında kendisine yer bulabilecek bir potansiyele hâlâ sahip…

O rüzgâr 80’lerin 2. yarısında dindi. Bir bakıma Osmanlı İmparatorluğu’nun modern Batı ile karşılaşması sonrası yaşadığı şoku yaşadı Trabzonspor. Değişen Avrupa’ya karşı mukavemet arayışındaki Osmanlı’nın yaşadıklarıyla çok benzer, değişen futbol dünyasına karşı Trabzonspor’un yaşadıkları. Benzer reçeteler hazırlandı; “Üç Tarzı Siyaset” gibi… İstanbul kulüpleri gibi bol paralı transferler ile “öze dönüş” arasında, birinin mutlak doğru olduğuna ve mutlaka birinin tercih edilmesi gerektiğine dair kanaatlerin çarpıştığı bir alana dönüştü Trabzonspor kamuoyu. Oysa çözüm “ya- ya da” değil, “hem- hem de” idi belki de…

Zannedilenin aksine hiçbir zaman çok iyi bir altyapı sistemi olmadı Trabzonspor’un. Coğrafyanın bölge insanına kazandırdığı yetenekler 90’lara kadar şehrin gençlerinin ülke futbolunda söz sahibi olmasına yetti. Oysa futbol değişip tamamen bir endüstriye dönüşünce yetenekli olmak kâfi gelmemeye ve çok daha fabrikasyona dayalı bir altyapı düzeneğine ihtiyaç olduğu fark edilmedi.

Öte yandan saha içinde bu radikal değişim yaşanırken saha dışında futbol, artık büyük paraların ve sosyal iktidar alanlarının üretildiği bir sektöre dönüştü. “Başarı için her şey mübah” anlayışına dayalı yeni Türk futbolunda, Trabzonspor’un önünde üç yol vardı: Ya bu yeni ve acımasız düzeni yıkacak, ya gereklerini yapacak ve “ayak oyunlarını becerecek” veya “başarı” tarifini değiştirecekti.

Birinciyi ve ikinciyi yapabilecek gücü hiçbir zaman olmadı Trabzonspor’un zira güç, kamuoyu desteği ile doğru orantılı idi. Üçüncüyü ise kendi kamuoyuna anlatacak cesaret bulamadı. Başarı için tek kriter “şampiyonluk” olunca “bizi şampiyon yapmazlar” anlayışı, taraftarın önce sisteme, sonra takıma olan mesafesini büyüttü. Bu mesafeyi küçültmek adına her yeni hamle kulüp ekonomisini daha da bozdu.

Ciddi harcamalara rağmen gelmeyen başarı ve istikrarsızlık kitlenin daha da uzaklaşmasını beraberinde getirdi. Gelinen noktada açılan yeni stadyum ve oluşturulmaya çalışılan yeni kadro ile Trabzonspor bir kez daha “ yeniden” demek istiyor.

Tüm olumsuzluklara rağmen, diasporada Trabzonspor’u, memlekete uzanan bir köprü olarak görmeye devam eden veya tıpkı Şamil Ekinci gibi şehirle alakası olmayıp Trabzonspor’a gönül veren ciddi bir kitle hala umutla yeni bir Trabzonspor hikayesi bekliyor. Şehir de her ne kadar ilgisiz görünse bile takımda ufak bir kıvılcım görse yeniden “horon vaziyeti” almakta gecikmeyecektir.

Esas mesele, Trabzonspor’un mevcut futbol düzeninde neyi başarabileceğini belirleyip bu hedefe kitlesini motive edebilmesidir. Trabzonspor, Çaykara ile Berlin, İsmet Özel ile Kazım Koyuncu arasında bir med cezir hali olarak, hedeflerini şampiyonluktan öte Avrupa’da her yıl var olan ve değerler üreten bir sürece evirebilirse, bir sonraki Simon Cuper kitabında kendisine yer bulabilecek bir potansiyele hâlâ sahip…

* 'Waldo Sen Neden Burada Değilsin', yazar İsmet Özel'in bir kitabının adı. 

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimimi Sakarya'da tamamladı. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar özel sektörde çalıştı. Halen Sakarya Üniversitesi'nde Uzman Öğretim Elemanı olarak görev alan Hoş, 2012 yılından bu yana TVNET’te futbol yorumculuğu, 2013 yılından bu yana Yeni Şafak Gazetesi’nde spor yazarlığı yapıyor. 

Twitter'dan takip edin: @erdalhos

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Erdal Hoş

Spor yazarı Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;