Görüş

Yaşlılar ve yaşlananların sorunları

Tavsiyem huzurevlerini kapatmak yerine, sosyal bakım sigortasını devreye sokmak ve gerçek bakım hizmeti sunan bakımevi modeline yönelmektir. Bakım hizmetlerinde temel kriter şu olmalıdır: Mümkün olabilen en uzun süre evde bakım, evde bakımın mümkün olmadığı andan itibaren kurumda bakım.

Konular: Türkiye
İsmail Tufan, huzurevinin yaşlılıkta tercih edilen bir ikamet modeli olduğunu, istisnalar dışında buralarda bakım hizmeti verilmediğini belirtiyor. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Yaşlılık sorununa bir taraftan yaşlıların, diğer taraftan yaşlananların sorunu olarak bakmak gerekiyor. Birincisi yaşı 60 yaş ve üstü kişileri, ikincisi 60 yaşın aşağısındaki nüfusu kapsıyor. Yaşam süresinin uzaması yaşlılığı dikkate alan sosyal politikaların iki sütun üzerine oturtulmasını gerekli kılıyor. Birincisinde yaşlılığa müdahale, ikicisinde yaşlanma süreçlerine müdahale eden sosyal politikalar yer alıyor.

Yaşlı nüfusun temel sorunları maddi, sağlık ve bakıma muhtaçlık sorunlarıdır. Hiçbir geliri olmayan yaşlılar, devletin ve ailesinin desteğine muhtaçtır. Maddi bağımlılık yaşlılıkta topluma katılım ve entegrasyon olanaklarının kısıtlanması anlamına geliyor. Yaşlıların yüzde 30-35’lik kesimi gelirsizdir. Bu rakam bölgeye göre değişmektedir. Sanayi ve ticari alanda geri kalmış bölgelerde daha da fazladır.

Yaşlılık öncesi yaşam dönemlerinde akut hastalıklara yakalanma riski yüksek iken, yaşlılıkta kronik hastalıklara yaklanma riski artmaktadır. Ayrıca multimorbidite denilen, yani birçok kronik hastalığa birden sahip yaşlı sayısının arttığına dikkat edilmelidir. Yaşlı nüfusta en az 5 ve daha fazla krononik hastalık normal bir durum haline gelmiştir.

Yaşlıların yüzde 30-35’lik kesimi gelirsizdir. Yaşı 60 ve üstü nüfusun ortalama yüzde 25’i bakıma muhtaçtır. Hızla büyüyen bunama hastalarının sayısı 800 bin civarındadır. 

by İsmail Tufan

Yaşı 60 ve üstü nüfusun ortalama yüzde 25’i bakıma muhtaçtır. Bakıma muhtaçlık yaşa bağlı artış göstermektedir. 80 yaş ve üstü yaş grubunda bakıma muhtaçlık oranı yüzde 50’yi aşmaktadır. Bakıma muhtaçlığın sebepleri ve dereceleri farklıdır. Öncelikle ağır kronik hastalıklara, ortopedik hastalıklara, duyusal (görme, işitme) hastalıklara, zihinsel kayıplara dayanmaktadır. Hızla büyüyen bunama hastalarının sayısı 800 bin civarındadır. Yarısını Alzheimer hastaları oluşturmaktadır.

Toplumsal yapının değişmesi nedeniyle bugünkü tipik yaşlılık hastalıklarına tipik olmayan yenilerinin ekleneceğini dikkate almak gerekir. Örneğin bugünkü yaşlı kadın nüfusta iş kazasından ve meslek hastalığından ötürü hasta ve bakıma muhtaç sayısı azdır. Fakat toplumsal değişim sürecinde meslek hayatına giren kadınlar çoğalacak, bir kısmı iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle ağır hasta ve bakıma muhtaç olacaklardır.

Diğer taraftan doğrudan yaşlılıkla alakası olmayan, ama bireyin yaşlanmasını ve yaşlılığını etkileyen kazalar ve hastalıkları da hesaba katmak gerekiyor. Örneğin trafik kazalarında sakatlanıp ömür boyu bakıma muhtaç hâle gelen binlerce genç insanın, zamanla milyonlara varacak sayısını hesaba katmadan, toplumun sorunlarına ve ihtiyaçlarına cevap veren sosyal politikalar üretmek zordur.

Devletin çözümleri uzun vadeli olmaktan ziyade akut hastaya yapılan acil tıbbi tedavileri andırıyor. Bunlar hem yetersizdir, hem de hakiki bir çözüm değildir. Diğer ülkelerle kıyaslama yaparken, bunun hangi ülke veya ülkeler olması gerektiği sorusu önemlidir. Normal koşullarda, soruna daha iyi çözüm getiren ülkelerle kıyaslama yapılacaktır. Benim favorim Almanya’dır. Hem sosyal politikaları, hem sosyal hizmetleri, hem de sağlık sistemi bakımından dünyanın önde gelen ülkelerindendir ve pek çok ülkeye model teşkil etmektedir. Örneğin ABD’nin bu açıdan tavsiye edilebilecek bir özelliği yoktur.

Sosyal bakım sigortası getirilmeli

Sosyal politikanın “pahalı politika” olduğunu dikkate almak ise şarttır. Sosyal politikaların finansman sorunu çözülmeden iyi bir uygulamasını yapmak mümkün değildir.

Sosyal politikaların amacı sosyal riskleri önlemek ve sosyal risklerin gerçekleştiği durumlarda kişiye yardım etmektir. Yardımın kapsamı, sosyal güvenlik sistemine bağlıdır. Sosyal güvenlik sisteminde emeklilik, iş güvenliği, işsizlik yardımı, kaza sigortası, sağlık sigortası, sosyal yardım ve bakım sigortası olmalıdır.

Her ne kadar birkaç yıldan beri koşullar yerine getirilip bakım parası verilse de, bu bir fakirlik yardımıdır. Bunun yerine Almanya’dakine benzeyen bir sosyal bakım sigortası konulmalıdır. Böylece bireyin yaşından, gelirinden ve bakıma muhtaçlığının sebebinden bağımsız olarak bakım güvencesi verilmelidir. 2006 yılında hazırladığım, parti genel merkezilerine birer nüshasını gönderdiğim sosyal bakım sigortası üzerine önerime şimdiye kadar olumlu olumsuz hiçbir yanıt alamadım.

Sosyal politikalar şu ihtiyaçlara cevap verebilmelidir: Gelir, iş ve iş piyasaları, meslek ve meslek hastalıklarına karşı sağlığın güvence altına alınması, gelişmiş bir sağlık sistemi, aile ve çocukların dikkate alınması, yaşlılığın güvence altına alınması ve sosyal hizmet sisteminde değişime gidilmesi.

Huzurevinde bakım hizmeti yok

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Gazi Alataş’ın huzurevleri modelinin terk edilmesi gerektiğiyle ilgili açıklamasına katılmıyorum. Sebebi, Sayın Alataş’ın huzurevi modelini sanki bakımevi modeli gibi algılaması ve “bunun yerine yaşlılara evlerinde destek vermek istiyoruz” demesidir.

Huzurevlerinde bakıma muhtaç yaşlılara bakım hizmetleri sunulmuyor. Huzurevlerinde rutin olarak yapılan sağlık kontrolleri veya birkaç basit sağlık hizmetinin, bu mekânları bakımevi yapmayacağı bellidir. Alataş’ın bakıma muhtaç yaşlıları “evlerinde desteklemek istedikleri” şeklindeki açıklamasından sanki huzurevlerindeki yaşlılar “devlet tarafından destekleniyor” anlamı çıkıyor. Huzurevlerindeki yaşlılara (istisnalar dışında) devletin yardımcı olduğu söylenemez.

Ama şu konuda Alataş’a katılıyorum: Yaşlıların bakımı öncelikle evde yapılmalıdır. Çünkü masrafı daha az. Ama devlet bakıma muhtaç bireye evinde gerçekten bakım hizmeti almasını garanti ediyor ve masraflarına ortak oluyorsa, o zaman bu kabul edilebilir bir gerekçedir.

Hâlbuki devlet cüzi bir bakım parası dışında destek vermiyor. Diğer taraftan her bakıma muhtaç kişinin evde bakımını yapmak zordur, hatta bazen imkânsızdır. Özellikle Alzheimer hastası yaşlılar için bu geçerlidir. Hastalığın belli bir aşamasından sonra profesyonel bakıcılar tarafından kurumlarda bakılmaları veya evde bakılacaklarsa, evi adeta bakım kurumu haline getirmek gerekiyor. 24 saat bakıma muhtaç olan yaşlıların evde bakımı, hem hastaya hem aileye eziyet anlamına geliyor.

Sayın Alataş’a tavsiyem huzurevlerini kapatmak yerine, sosyal bakım sigortasını devreye sokmak ve gerçek bakım hizmeti sunan bakımevi modeline yönelmektir. Bakım hizmetlerinde temel kriter şu olmalıdır: Mümkün olabilen en uzun süre evde bakım, evde bakımın mümkün olmadığı andan itibaren kurumda bakım.

Bugünkü yaşlılar için zamanı geri çevirmek mümkün değil. Onlara yapılabilecek tek yardım, mesela temel geçim güvencesi adı altında maddi desteğin garanti edilmesidir.

by İsmail Tufan

Kurumun anlamı huzurevi değil, bakımevidir. Çünkü huzurevi yaşlılıkta tercih edilen bir ikamet modelidir. Bizim söz ettiğimiz tam teşekküllü, yaşlı bakımından anlayan personel eşliğinde yaşlıların bakımının garanti edilmesidir.

Yaşlılıkta yeterli gelire sahip olamamanın sebepleri yaşlılık öncesindeki koşullara ve kararlara dayanıyor. Bugünkü yaşlılar için zamanı geri çevirmek mümkün değil. Onlara yapılabilecek tek yardım, mesela temel geçim güvencesi adı altında maddi desteğin garanti edilmesidir.

İleride temel geçim güvencesinden yararlanan kişi sayısında “patlama” olmaması için gençlere meslek edinme ve iş olanaklarının yaratılması zorunludur.

Yaşlılıkta yalnızlaşma ve soyutlanma ile yaşlının sosyoekonomik statüsü arasında bağlantı vardır. Bu riskleri ortadan kaldırabilmek için şu alanlarda bireye olanak ve fırsat yaratılmalıdır: Gelir güvencesi, sosyal hizmet, öğrenme ve gelişme olanakları, dinlenme ve rejenerasyon olanakları, katılım ve kooperasyon olanakları, sosyal destek ağını koruma ve geliştirme olanakları. Bunların herbiri birer üst başlık olarak alınmalı ve altı doldurulmalıdır.

Prof. Dr. İsmail Tufan, Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kurucu Başkanı.

Twitter'dan takip edin: @ismtufan

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

İsmail Tufan

Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kurucu Başkanı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;