Görüş

Yeni bir İran'ın şafağında

İran’a ambargoların kalkmasıyla küresel ticarette beklenen artış, kültürde de beklenmedik bir organik büyüme yaratacak. Uluslararası kültür alışverişinin artması, İran sivil toplumunu daha sağlam ve yüksek sesli bir hale getirecek.

Konular: Ortadoğu, İran
İran'ın nükleer programına dair varılan anlaşma UAEK raporuyla yürürlüğe girerken ABD ve AB de Tahran'a yönelik yaptırımları kaldırdıklarını açıkladı. [Fotoğraf: AP]

İran, arka arkaya gelen ani, ancak son derece iyi tasarlanmış ve epeydir beklenen haberlerle birlikte yıllardır süren ekonomik tecritten çıktı. Nükleer program konusunda frene basması karşılığında Tahran, üzerindeki ekonomik yaptırımların o felç edici ağır gölgesinden kurtulmuş oldu.

Viyana merkezli Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'ndan yapılan bir açıklamada, "İran'ın [Temmuz ayında imzalanan anlaşma kapsamında] Uygulama Günü’nün devreye girebilmesi için gerekli tüm adımları atarak, ülkeyi felce uğratan ekonomik yaptırımların kaldırılmasının yolunu açtığı" ifade edildi.

İran rejimi, ülkenin durumundan memnun olmayan halkına rağmen değil, tam da o halk sayesinde güçlü. İranlılar, despotluğa binaları havaya uçurarak ya da masum insanları öldürerek değil, hileli olduğunu zaten bildikleri seçimlerde sandık başına gidip oy kullanarak direniyor.

by Hamid Dabaşi

Yaptırımların kaldırılması haberiyle bilerek aynı zamana rastlayacak şekilde tasarlanan, en az bu kadar önemli bir diğer duyuru da, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan bir mahkum takası kapsamında, kamuoyunda büyük yankı uyandıran Washington Post muhabiri Jason Rezaian'ın da aralarında bulunduğu beş Amerikan vatandaşını serbest bırakmasıydı.

Bu iki duyuru ve beraberinde bir süre önce İran açıklarında yakalanan Amerikalı denizcilerin hemen serbest bırakılması, İran'ın içinde bulunduğu küresel tecritten hemen hemen hiç yara almadan yeniden bölgesel bir güç olarak çıktığı deprem niteliğinde bir değişimi işaret ediyor.

Kârlı anlaşmalar

Milyarlarca dolarlık İran varlığının serbest kalmasıyla birlikte Avrupalı ve uluslararası birçok büyük şirket de kârlı anlaşmalar için İran'a akın edecek.

Ham petrol fiyatlarındaki ciddi düşüş yüzünden tüm petrol üreticisi ülkelerin (ve beraberinde de dünya ekonomisinin) derin bir çaresizliğe düştüğü şu dönemde, serbest kalan bu fonlar, adeta İran ekonomisinin başına konmuş bir talih kuşu. Sanki dünya İran'a zor zamanında geri vermek için bir emanet hesabı açmış gibi…

Peki, bu yeni İran'ın doğuşu, ülkenin iç ve dış ilişkileri açısından ne getirecek?

Birbirine paralel iki tezat, İran'ın hem ulus hem de devlet olarak bölgesinde giderek artan bir önem kazanmasında etkili olacaktır.

İçerde, İran rejimi, milletler arasındaki haklı yerini savunmak için toplumsal, kültürel, ekonomik ya da siyasi hiçbir fırsatı kaçırmayacak, sağlam, genç, enerjik, hırslı ve ülkenin durumundan memnuniyetsiz bir sivil toplumla karşı karşıya.

Bu bağlamda, milletin geçirgen sınırları daha da açılacak. Küresel ticarette beklenen artışla birlikte kültür de beklenmedik bir organik büyüme içine girecek. Uluslararası kültür alışverişinin artması, İran sivil toplumunu daha sağlam ve yüksek sesli bir hale getirecek.

Nüfus artışını destekleyen resmi politikası ve 80 milyonu bulan nüfusuyla İran, millet olarak kendisi üzerinde hak iddia eden devletin ayakta kalma içgüdülerini sınamaya devam edecek.

Tahran'ın zayıf demokrat komşularının anlamadığı şey şu: İran rejimi, ülkenin durumundan memnun olmayan halkına rağmen değil, tam da o halk sayesinde güçlü. İranlılar, despotluğa binaları havaya uçurarak ya da masum insanları öldürerek değil, hileli olduğunu zaten bildikleri seçimlerde sandık başına gidip oy kullanarak direniyor.

Onlarınki, bir ulusun demokratik iradesini ortaya koymanın son derece farklı bir yolu.

İran rejiminin dış ilişkiler konusundaki zayıf noktası ve kendi yumuşak güç mantığını uygulayamadığı husus, Suriye'de ölüm saçan Esed rejimine yönelik sürekli desteği.

by Hamid Dabaşi

Öyle ki, ülkenin dini lideri Ayetullah Hamaney'i bile, halkın oy verme amacının, milletin hayal ve özlemlerine hükmettiklerini düşünecek kadar gerçekçilikten uzak, bir grup yaşlı teokratın iktidarını meşrulaştırmak değil, ülkelerinin, vatanlarının selameti, güvenliği ve gelecekteki refahı olduğunu birçok defalar açıkça kabul etmek zorunda bıraktılar.

Bölgesel rakipler

Dışarıdaysa, İslam Cumhuriyeti'nin muhalif pozisyonu, ülkeyi bölgesel rakiplerine rağmen değil, esasen onlar sayesinde güçlü kılıyor. Türkiye'den İsrail ve Suudi Arabistan'a, bölgedeki rakiplerinden hiçbiri, Tahran'ın yumuşak ve akıllı gücüne denk değil.

İran'ın askeri bütçesi, bölgedeki rakiplerinin bütçelerinin yanına bile yaklaşamayacak kadar düşük. Ancak İran, kazanamayacağı konvansiyonel bir savaşa girmeyi asla tercih etmedi, etmez.

Tahran, son otuz yılda yumuşak ve akıllı güç konusunda bu kavramı ortaya atan Amerikalı siyaset bilimci Joseph Nye'ı bile geçti. Rakiplerinin askeri gücüne rağmen değil, onların hatalı güç hesapları yüzünden bölgesel olarak kuvvetli.

İran rejiminin dış ilişkiler konusundaki zayıf noktası ve kendi yumuşak güç mantığını uygulayamadığı husus, Suriye'de ölüm saçan Esed rejimine yönelik sürekli desteği.

Rejm, bu tutumu yüzünden sadece Suriye halkının değil, tüm Arap dünyasının sevgi ve güvenini kaybediyor.

Evet, Suriye bataklığında Suriye halkının barışçıl ve demokratik istekleri dışında masum bir taraf yok. İster Esed, ister muhalefet tarafında olsun, ülkedeki çatışmaya müdahil olan diğer her ülkenin, bugün Suriye'deki kanlı manzarada dahli ve sorumluluğu var.

Fakat bu ülkelerin her biri, Suriye'ye yönelik kanlı müdahalesinin neticelerini nispeten farklı şekillerde yaşayacak. İranlılar ve Arapların, Sünni ve Şiilerin demokratik iradesi ve özgürleştirici politikaları, bu kesimlerin gelecekteki kurtuluşunu ayrılmaz bir bütün olarak ortak bir zemine oturtmadığı müddetçe yeni bir İran'ın doğuşu tam manasıyla gerçekleşmeyecek.

Hamid Dabaşi, New York'taki Columbia Üniversitesi'ne bağlı Hagop Kevorkian Kürsüsü'nde İran Çalışmaları ve Karşılaştırmalı Edebiyat alanında öğretim üyeliği yapmaktadır. Dabaşi, The Fox and the Paradox:  Iran, The Green Movement and the USA (Tilki ve Paradoks: İran, Yeşil Hareketi ve ABD) isimli kitabın da yazarıdır.

Twitter'dan takip edin: @HamidDabashi

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Hamid Dabashi

Hamid Dabaşi

Hamid Dabaşi, New York'taki Columbia Üniversitesi'ne bağlı Hagop Kevorkian Kürsüsü'nde İran Çalışmaları ve Karşılaştırmalı Edebiyat alanında öğretim üyeliği yapmaktadır. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;