Görüş

Zor koalisyon/lar dönemi

Büyük basın, iş çevreleri, uluslararası çevreler AKP-CHP koalisyonu bekliyor. Ancak kurulması, sürdürülmesi ve uygulamaları bakımından olduğu kadar muhtemel sonuçları bakımından da zor bir koalisyon. AKP-MHP koalisyonu ise hâlâ güçlü bir olasılık olarak masada.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 7 Haziran seçimlerinden kısa bir süre önce TOBB Genel Kurulu'na bir araya gelmişti. [Fotoğraf: AA/Arşiv]

2015 seçimleri, son 13 yıl içinde yapılan diğer seçimlerden birkaç yönden farklı sonuçlar üretti. Çok uzun bir aradan sonra oluşan en çoğulcu, temsil bakımından en dengeli parlamento olmasının yanı sıra 2015 Meclisi iki önemli özelliğe sahip. Bunların ilki, HDP’nin barajı beklenmeyen yükseklikte bir oy oranıyla geçip 80 milletvekiline sahip olmasıdır. Bu sonuç sadece kendi içinde önemli olmakla kalmıyor. Parlamentonun bir koalisyon hükümeti ihtiyacı doğurmasına da yol açıyor ki, ikinci özelliği budur seçimlerin. Karşımızda duran seçim sonucunu en önemli derecede etkileyen unsur ne CHP’nin oyları, ne MHP’nin artırdığı milletvekili sayısıdır. Sonuç, HDP’nin elde ettiği oy oranı ve sandalye sayısıyla şekillenmiştir. Koalisyon da bu oluşumun bir uzantısı olacaktır.

Buna karşılık 2015 Meclisi HDP’yi bir iktidar partisi veya unsuru olarak görmeyecektir. HDP iktidarı bozmuş ama kendisi iktidar olmamıştır ve olmayı istememektedir. Oysa seçim öncesinde üretilen birçok spekülasyon HDP ile AKP arasında çok yakın ilişkiler, çıkar ortaklıkları olduğunu, bu beraberliğin seçim sonrasında da devam edebileceği şeklindeydi.

Bu alternatif ortadan kalktığına göre ve örneğin CHP-HDP toplam sandalye sayısı bir iktidar kurmaya yetmediğine göre, yeni parlamento ya AKP-CHP ya da AKP-MHP koalisyonu kuracaktır.

MHP ile AKP’nin bir koalisyon yapması çok zor ve uzak bir ihtimal değildir. Partilerin ideolojisindeki ortak paydalar ve ona bağlı olan ortak taban düşünülürse bu olasılık daha da güçlenir. Ne var ki, gene kendisi bir iktidar aramayan MHP, seçim öncesi söylemini de, siyasetini de sertlik, uzlaşmazlık ve doğal olarak da popülizmi üstüne kurmuştu. Sarayın boşaltılması, eski bakanlar hakkındaki soruşturma dosyalarının açılması gibi iddialar şimdi AKP ile bir koalisyonu, MHP bu konularda direttikçe, zorluyor.

AKP-MHP koalisyonu kolay ve doğal bir seçenek

Öte yandan MHP’nin projesiz, öngörüsüz, kısacası siyaset üretmeyen sadece belli bir tabanın (milliyetçi-muhafazakâr) tepki oylarını alan bir parti olması onunla yapılacak bir koalisyona çeşitli çevrelerin mesafeli durmasına yol açıyor. İş dünyasının AKP-MHP koalisyonu istediğini söylemek kolay değil. Kaldı ki, bu partinin AB konusunda, Kürt konusunda Türkiye’nin çözüm bekleyen sorunlarına tepkisel direnişi bu koalisyonu daha kolay ama zor ve daha da uzak bir ihtimale dönüştürüyor.  

Büyük basın, iş çevreleri, uluslararası çevreler AKP-CHP koalisyonu beklemektedir. CHP de şimdi böyle bir koalisyonu iştahla istemekte, hırsla özlemektedir. 

by Hasan Bülent Kahraman

Oysa AKP-MHP koalisyonu daha kolay ve hatta doğal bir seçenektir. Çünkü, AKP gibi, iktidar olmak için sadece 18 eksiği kalmış, seçimden en yakın rakibinden iki katı fazla sandalye elde ederek çıkmış, hâlâ ülkenin özel şartlara sahip Doğu-Güneydoğu bölgeleri dışında her bölgesinde mevcut (sadece beş ilde temsilci elde edememiş) gövde partisi ancak MHP’nin niteliklerine sahip bir partiyle birlikte olursa doğacak koalisyon daha iyi işler.

Ne var ki, yukarıda belirttiğimiz gibi, bu seçenek şimdilik daha uzaktır. Çünkü büyük basın, iş çevreleri, uluslararası çevreler AKP-CHP koalisyonu beklemektedir.

Onlardan daha önemli olarak CHP de şimdi böyle bir koalisyonu iştahla istemekte, hırsla özlemektedir. Çünkü, CHP’nin artık toplumda bugün bulunduğu yerden daha ileri gidemediği, oylarını artırmadığı (hatta azalttığı), önerilerinin ve vaatlerinin toplumu etkilemediği anlaşılmış, bu başarısızlıkları ve yetersizlikleri nedeniyle genel başkanının ve yönetiminin darboğaza girdiği bir dönemde beklemediği ve kendisinin hiçbir katkıda bulunmadığı bir seçim sonucunda elde ettiği iktidar olma şansı elbette yabana atılacak gibi değildir.

Öte yandan CHP, kendisini önceleyen ve içine aldığı SHP’nin 1991 seçimlerinde, 25 yıl önce, kurduğu iktidar dışında iktidar yüzü görmemiş bir partidir. Belirttiğimiz ortam ve şartlarda daha uzun bir süre göremeyeceği de anlaşılmıştır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, ekonomik açıdan kalkınması, cereyan eden büyük toplumsal sorunlarını çözmesi bakımından CHP’nin oluşturduğu ve topluma mal olmuş politikalarının bulunmaması bu iktidar olasılığını daha da geciktirmek, büsbütün geriye itmektedir.

Bu şartlar altında CHP’nin koalisyona evet diyeceği kesindir. Böyle bir koalisyon hükümeti ancak AKP hayır derse kurulmaz. Dolayısıyla parti tabanları açısından ele alırsak CHP tabanının daha ziyade ulusalcı kanadı AKP koalisyonuna hayır diyebilir. Parti içi iktidarın biçimlendirdiği büyük taban koalisyonu destekleyecektir.

AKP-CHP koalisyonun aşması gereken açık ve örtülü bir başka baraj, Cumhurbaşkanlığıdır. Koalisyon pazarlıkları Erdoğan ve siyaseti üstünden yapılacaktır. 

by Hasan Bülent Kahraman

İş çevreleri ve dış dünyanın da bu koalisyonu desteklediğini belirttik. İş çevreleri büyük koalisyonun ortamı yumuşatacağını, siyasi tansiyonu düşüreceğini, bu olumlu havanın ekonomiyi olumlu yönde etkileyeceğini varsaymaktadır. Dış dünya ise böyle bir koalisyonla AKP’nin son dönemde giderek eleştirel ve mesafeli olmaya başladığı AB konusunun yeniden devreye gireceği, demokratikleşmenin yeniden hızlanacağı, çok dile getirilen otoriterleşme eğilimlerinin azalacağı kanısındadır. Tek parti iktidarında geçen uzun sürenin, tek parti yönetimine bağlı sorunlar çıkardığını öne sürmektedir dış dünya. CHP’nin bir koalisyon hükümetinde bu olumsuzlukları gidereceği öngörülmektedir.

Bunlar doğru olabilir. Fakat bütün bu muhakemeler yapılırken AKP’nin bir koalisyon hükümetine nasıl yaklaşacağını iyi hesaplamak gerekir. AKP, uzun süreli, geniş iktidar partisi olarak herhangi bir koalisyon hükümetinde kendisini kısıtlanmış hissedecektir. Kaldı ki, birbirine denk iki siyasi partinin koalisyonunun kolay olmadığı, yerleşik ve sağlam bir demokrasi kültürünün bulunmadığı toplumlarda, bu seçeneği hızla erittiği ve yeni bir kaos ortamı yarattığı biliniyor. Böyle bir iktidara koalisyon kanatları muhakkak surette gönüllü ve kararlıysa gitmek en doğrusudur. 1990’larda DYP-SHP koalisyonun çökmesiyle Türkiye’nin nasıl bir on yıl yaşadığı hatırlanırsa, bu değerlendirmenin gerçeklik payı da daha iyi değerlendirilebilir.

Koalisyonlar daima küçük ortak aleyhine sonuçlanır

O açıdan bakılırsa AKP’nin CHP ile yapılacak bir koalisyona ancak mevcut şartlarda, iktidardan uzak kalmamak için gitmek isteyeceğini düşünmek gerekir. AKP tabanı iktidarı CHP’yle paylaşmayı kolay sindiremeyecektir. Kaldı ki, çeşitli kesimlerin koalisyon hükümetini AKP’yi ‘engelleyecek’ bir model olarak görmesi ve CHP’yi de engelleyici parti olarak tanımlayıp işaret etmesi bu koalisyonu daha da güçleştirecektir. O arada söz konusu model içinde AKP’nin iktidar kurmak için ‘ortağına’ dayatacağı herhangi bir konu bulunmuyor. Oysa CHP’nin gene Saray gibi, yolsuzluklar gibi hemen akla gelen ve olmazsa olmaz diyeceği birçok konusu var. Bunlar da koalisyonun bir şey yapmak için değil yapmamak maksadıyla istendiğini düşündürüyor ki, bu tür taleplerin, doğruluğu yanlışlığı bir yana, AKP’yi rahatsız edeceği açık.

Bütün bunlardan ayrı olarak bu koalisyonun aşması gereken açık ve örtülü bir başka baraj, Cumhurbaşkanlığıdır. Koalisyon pazarlıkları Erdoğan ve siyaseti üstünden yapılacaktır. AKP’nin bu yönde getirilen talepleri benimseyerek siyaset etmesi, iktidar olması, parti içi dengeler bakımından hayatidir. Ayrıca Kürt sorununu unutmamak gerekir. Çözüm sürecinin askıya alındığı görülüyor. Hatta olaylar yeniden tehlikeli ve asabi bir tırmanış gösteriyor. Bu şartlarda yapılacak bir koalisyonun Kürt çevrelerde zaten bulunmayan CHP’yi o alanda büsbütün eriteceği açıktır.

Son bir hususu belirtelim. Siyaset bilimi iki büyük parti koalisyonunun daima küçük ortak aleyhine sonuçlandığını gösteriyor. Kabinede AKP’ye göre çok az sayıda koltukla temsil edilecek ve uygulanacak politikalar bakımından kendi radikal sol tabanınca eleştirilecek bir CHP’nin bu modelden zarar görerek çıkacağını söylemek kehanet olamaz.

Bütün bunlar bir AKP-CHP koalisyonun zor olacağını gösteriyor. Kurulması, sürdürülmesi ve uygulamaları bakımından olduğu kadar muhtemel sonuçları bakımından da zor bir koalisyon gibi duruyor AKP-CHP birleşmesi, kutuplaşmanın had safhaya geldiği bir ülkede. HDP’nin yapacağı sert muhalefet, koalisyonu iki partinin de aleyhine bir çizgiye itecektir. O bakımdan AKP MHP koalisyonun hâlâ güçlü bir olasılıkla masada durduğunu belirtelim. 

Hasan Bülent Kahraman, Kadir Has Üniversitesi İletişim Tasarım Bölüm Başkanı ve Rektör Yardımcısıdır. Sabah gazetesinde köşe yazarıdır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Hasan Bülent Kahraman

Kadir Has Üniversitesi İletişim Tasarım Bölüm Başkanı ve Rektör Yardımcısı. Sabah gazetesinde köşe yazarı.   Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;