Haber analiz

İran'ın nükleer programı

Batı'nın nükleer silah üretmeye çalıştığını iddia ettiği Tahran'ın, nükleer programı ve konuyla bağlantılı siyasal gelişmelere ilişkin ayrıntılar.

Konular: İran, Türkiye

Haberin Öne Çıkanları

Nükleer santrali var

Uranyum zenginleştiriyor

Görüşmeler sonuç vermedi

Buşehr nükleer santrali
İran'ın nükleer programı, dönemsel aralıklarla beraber 1975'den beri devam ediyor. [Reuters]

Batı ülkeleri ile Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı olarak faaliyet gösteren Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) nükleer silah elde etmek için çalışmakla itham ettiği İran’ın nükleer programı 1950’lerde o zamanlar müttefiki olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) desteğiyle başladı. Bu destek, 1979 yılında İran Devrimi sonucunda ülkede İslam Cumhuriyeti kurulması nedeniyle durduruldu.

Geçtiğimiz eylül ayında devreye alınan ülkenin ilk nükleer santralinin kurulumuna 1975 yılında başlanmıştı. Söz konusu dönemde projenin, İran’ın batısında, Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr şehrinin on yedi kilometre güneydoğusunda hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Bu amaçla Tahran yönetimi, Almanya merkezli şirketler Siemens AG ve AEG Telefunken tarafından oluşturulan ortak girişim German Kraftwerk Union AG ile bir kontrat imzaladı.

Alman şirketler, kısa süre içinde başladıkları projeyi, İran Devrimi sonrasında askıya aldı. German Kraftwerk Union AG, proje durmasaydı, iki reaktörlü olarak tasarlanan santralin ilk reaktörünü 1980, ikincisini ise 1981 yılında devreye almayı planlıyordu.

On yılı aşkın süredir herhangi bir yatırım yapılmayan nükleer santralin bitirilmesi için İran’la 1992 yılında anlaşan Rusya Atom Enerjisi Bakanlığı (Minatom), imzadan hemen sonra keşif çalışmalarına, 1995 yılında da inşaata başladı.

İki reaktörlü olarak tasarlanan santralin, German Kraftwerk Union AG tarafından büyük ölçüde tamamlanmış olan ilk reaktörü, 2011 yılının eylül ayında faaliyete geçirildi

Natanz ve Arak

İran’ın Natanz’daki gizli uranyum zenginleştirme tesisi ile Arak’taki ağır su reaktörü projeleri, 2002 yılında, İran Ulusal Direniş Konseyi adlı örgütün Washington’da yaptığı açıklama sonucunda ortaya çıktı.  


 Uranyum zenginleştirme çalışmaları yapan Natanz tesisinin önemli
    bir bölümü, güvelik amacıyla yer altında bulunuyor. [Reuters]

İsfahan ile Kaşan arasında yer alan Natanz’ın inşasına, kesin bir bilgi olmasa da, 2000 yılında başlandığı, 2003 yılında ise inşa sürecinin tamamlanarak teknik ekipmanın kurulumuna başlandığı tahmin ediliyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, tesiste 9 Nisan 2007 tarihinde, “İran, bugün itibarıyla endüstriyel seviyede nükleer yakıt üreten bir ülkedir” açıklamasını yapmıştı.

Tahran, burada üreteceği zenginleştirilmiş uranyumu, Buşehr nükleer santrali tamamlandığında yakıt olarak kullanacağını belirtiyordu. Ülke yönetimi, hem Natanz, hem de başka bölgelerde yeni uranyum zenginleştirme tesisi projeleri olduğunu belirtiyor.

İran, Arak’taki ağır su üretim tesisini 2006 yılında devreye aldı. UAEK, 2011 yılında çekilmiş uydu fotoğraflarına göre, bu tesisin yanına kurulmakta olan Arak ağır su araştırma reaktörünün de faaliyette gözüktüğünü belirtse de, tesisi yerinde kontrol ederek bunu teyit edebilmiş değil. Ağır su nükleer santrallerde fisyon reaksiyonunu yumuşatmak veya nükleer silahlar için plütonyum üretmek amacıyla kullanılabiliyor.

Tahran Aralık 2010’da, ülkenin güneyinde yer alan Gaçin uranyum madeninden ilk yerli konsantre uranyum cevherini çıkardığını açıklamıştı. İran’ın başka uranyum madeni projeleri olduğu da ifade ediliyor.

Tahran yönetiminin ayrıca, İsfahan’da bir uranyum dönüştürme/işleme tesisi ve çeşitli yerlerde araştırma merkezleri bulunuyor.

Ekim 2011’de uranyum zenginleştirme faaliyetlerini başarıyla yürüttüğünü açıklayan İran, 70 kilogram yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum ürettiğini duyurdu.

2002 yılından bugüne gelişmeler

ABD’nin caydırma çabaları çok öncesine dayansa da, Batı dünyası ile İran, Natanz ve Arak’taki projelerin 2002 yılında ortaya çıkması sonrasında nükleer programa ilişkin olarak karşı karşıya geldi.

İran’ın, UAEK Yönetim Kurulu’nun ‘nükleer tesislerin planlama sürecinde açıklanması’ kararını tanımaması nedeniyle, o dönemde söz konusu projeleri kuruma bildirmek gibi bir sorumluluğu bulunmuyordu. UAEK, 2003 yılında İran’ın işbirliği yapmaya karar vermesi sonrasında tesisleri teftiş etmeye başladı. Aynı yılın sonunda kurum, Tahran’ı, Çin’den uranyum ithalatı gibi bir dizi girişimi bildirmeyerek, sorumluluklarını yerine getirmediğini açıkladı. UAEK, nükleer silah üretimine ilişkin herhangi bir kanıt bulamadığını da ifade etti.


  Ahmedinejad, ülkesinin nükleer tesislerini sık sık ziyaret ediyor. [AP]

İran ile nükleer programına ilişkin müzakereler, temelde Fransa, İngiltere ve Almanya’nın girşimiyle yürütülmeye başlandı. Sürece zaman zaman Çin, Rusya ve ABD de dahil oluyordu.

Paris’te imzalanan 14 Kasım 2004 tarihli anlaşmayla, İran uranyum zenginleştirme programını askıya aldı ve UAEK’nın ek tedbirlerini tek taraflı olarak uygulama kararı aldı.

Tahran, müzakerelerin yavaşlaması nedeniyle 2005 sonlarında anlaşmadan çekilirken, ülkenin bu süreçte kuralları büyük ölçüde ihlal ettiği anlaşıldı. UAEK, Şubat 2006’da İran’ı BM Güvenlik Konseyi’ne şikayet etti.

BM Güvenlik Konseyi, 31 Temmuz 2006 tarihli kararında, İran’dan programını durdurmasını istedi. Tahran’ın bu karara uymaması nedeniyle 26 Aralık 2006 tarihinde konsey, İran’a bir dizi yaptırım uygulanmasına karar verdi. Konsey, bugüne kadar İran’ın nükleer programı hakkında toplam yedi karar aldı.

Ağustos 2007’de UAEK ve İran aralarındaki sorunlara çözmeye yönelik olarak bir anlaşma imzalasalar da, ilerleyen dönemde bu süreçten sonuç alınamadı.

İran, 21 Eylül 2009 tarihinde UAEK’ya, ikinci uranyum zenginleştirme tesisini ülkenin orta bölgesindeki Kum şehrinin yaklaşık 35 kilometre kuzeyinde yer alan Fordo’da kurmaya başladığını bildirdi.

Söz konusu dönemde UAEK birçok rapor yayınlarken, ABD ve Avrupa Birliği (AB) İran’a yoğun olarak yaptırımlar uygulamaya devam etti.

17 Mayıs 2010’da Brezilya ve Türkiye, İran’la bir uranyum takas anlaşması imzalandı. Metne göre İran, stokundan çok düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum verip, karşılığında nükleer enerji için yakıt olarak kullanabileceği yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum almaya razı oldu.

BM Güvenlik Konseyi, 9 Haziran 2010’da, Türkiye ve Brezilya’nın olumsuz ve Lübnan’ın çekimser oyuna karşı 12 olumlu oyla İran’a yeni ve daha kapsamlı yaptırımların uygulanmasını öngören 1929 sayılı kararı kabul etti. Bu gelişme, İran-Brezilya-Türkiye anlaşmasını da dinamitlemiş oldu.

Son rapor

UAEK, Kasım 2011 tarihli raporunda, Tahran'ın nükleer silah sahibi olmak amacıyla deneyler yaptığını iddia etti. Kurumun başkanı Yukiya Amano, İran'ın nükleer programının askeri boyutuna ilişkin ‘güvenilir kaynaklardan bilgi edindiklerini’ ve ülkenin ‘nükleer silah tasarlamak ve üretmek için deneysel faaliyetlerde bulunduğunu’ söyledi.

UAEK kanıt olarak, İranlı yetkililerin de taraf olduğu yazışmalar ile uydu görüntülerini kullandı. Raporda, Tahran yönetiminin patlayıcı araştırmaları yapmak üzere Perçin askeri üssüne yatırım yaptığı belirtiliyor. Buradaki hidrodinamik araştırma faaliyetlerinin ‘olası silah üretimi için önemli göstergeler’ olduğu da ifade ediliyor.

Bu dosyanın diğer başlıkları:

 
 
 
 
Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;