Haber analiz

Nükleer silahlar ve hedefe sevk yöntemleri

Fisyon ve füzyon yöntemleriyle üretilen silahları hedefe ulaştırmak amacıyla, yaygın olarak bombardıman uçakları ve füzeler kullanılır.

Haberin Öne Çıkanları

Üretim teknikleri

Önce uçaklar kullanıldı

Soğuk Savaş yarışı

'Fat Man' atom bombası fotoğrafı.
9 Ağustos 1945'te Nagasaki'ye atılan 'Fat Man' (Şişman Adam), II. Dünya Savaşı'nda ve tarihte kullanılmış son atom bombası konumunda bulunuyor. [US Federal Govenrment]

Nükleer silahlar, atom çekirdeğinin parçalanması (fisyon) veya iki ayrı atom çekirdeğinin birleştirilmesiyle (füzyon) oluşan enerjiyi kullanır. Fisyon yoluyla elde edilen nükleer silahlar, fisyon bombası veya atom bombası olarak isimlendirilir. Her iki reaksiyonun birlikte kullanılmasıyla elde edilenler ise füzyon bombası, hidrojen bombası veya termonükleer silah şeklinde adlandırılır.

Bu silahların genel özelliği, atom çekirdeklerinin girdiği reaksiyon sonucu etrafa çok yüksek miktarda enerji yaymalarıdır. Füzyon, fisyona göre daha ileri teknoloji gerektiren ve binlerce kat daha fazla enerji ortaya çıkaran bir reaksiyondur. Füzyonun hidrojen bombasında kullanılabilmesi için, yine küçük bir atom bombası ile tetiklenmesi gerekir. Başka bir deyişle, hidrojen bombası iki reaksiyonu birlikte kullanır.

Nükleer silahlar bünyesinde, yine fisyon reaksiyonunu kullanan nükleer enerji üretimiyle paralel şekilde, parçalanabilir hammadde olarak zenginleştirilmiş uranyum veya plütonyum kullanılır.

Hidrojen bombası üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, zaman içinde nötron bombası gibi gelişmiş radyasyon silahları da üretildi.

Nükleer silahların hedefe nasıl ulaştırılacakları, hem askeri strateji, hem de nükleer silahın tasarımı açısından büyük önem taşır. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte geçmişte bu amaç dahilinde çeşitli yollar geliştirildi.

Bombardıman uçakları

Tarihte ilk geliştirilen nükleer silahları hedefe ulaştırma yöntemi, ağır bombardıman uçaklarıydı. Havadaki uçaklardan karaya atılan bombaların, yerçekiminin yardımıyla hedefe doğru serbest düşmeleri sağlanıyordu.


  ABD'nin 'Enola Gay' isimli uçağı Japonya'nın Hiroşima şehrine tarihte 
    kullanılan ilk atom bombasını bırakmıştı. [US Federal Government]

Söz konusu tasarımı kullanan ‘Fat man’ (Şişman Adam) ve ‘Little Boy’ (Küçük Çocuk) adlı bomba tipleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından II. Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerinde kullanıldı. Bu çerçevede bu tip bombalar, aynı zamanda savaşta kullanılan ilk ve tek nükleer silah olma özelliği taşıyor.

Resmi kaynaklara göre, Hiroşima’da 80 bini patlama anında olmak üzere yaklaşık 135 bin kişi yaşamını yitirdi. Nagazaki’de ise bombanın atıldığı anda 40 bin kişi hayata gözlerini yumdu, ölü sayısı daha sonra 50 bini buldu. Radyasyonun zamana yayılan etkileriyle birlikte, sonraki yıllarda da birçok insanın hayatını kaybettiği biliniyor.

Zaman içinde yapılan araştırmalar sonucunda, bu tip bombaların boyutları küçültülerek, savaş uçakları tarafından da kullanılabilecek hale getirildi.

Nükleer başlıklar ve füzeler

1960’lı yıllardan itibaren nükleer silahlar, füzeler yoluyla hedefe ulaştırılabilecek şekilde, başlık olarak üretilmeye başlandı.  

Nükleer silahların füzeler ile birlikte tasarlanmaya başlanması sorasında, Soğuk Savaş dönemi silahlanma yarışının etkisiyle ABD ve Sovyetler Birliği (SSCB), kıtalararası ve denizaltılara yönelik balistik füze araştırmalarına yüksek miktarlarda kaynak ayırdı.


 SSCB üretimi R-36 ailesi kıtalararası balistik füzelerin nükleer silah
 olarak barındırılması, 1983'te Moskova ile Washington'ın imzaladığı
  SALT II Antlaşması çerçevesinde yasaklanmıştı. [ISC Kosmotras]

Karadan fırlatılan kıtalararası balistik füzeler, yüksek menzilleri sayesinde nükleer silahların çok daha uzak hedeflere ulaştırılmasına olanak sağladı. Bu füzeler yüksek menzillerine ek olarak, uçakların onlarca kat üzerine çıkabilen hedefe ulaşma hızlarıyla da öne çıktı.

Nükleer denizaltıların ortaya çıkışı da, zaten menzili çok yüksek seviyelere çıkabilen nükleer başlıklı balistik füzelerin dünya denizlerinde mobil olabilmesine imkan verdi.

Uçuşunun sadece ilk bölümünde kontrol edilebilen balistik füzelerin birçoğu, seferi sırasında dünya atmosferinden dışarı çıkar; füzelerin bu aşamadan sonra hedefe ulaşması yörünge dinamiklerine dayanır. Balistik füzelerin uçtuğu yükseklik azaldıkça, kat ettikleri yol, dolayısıyla hedefe ulaşma hızları da artar. Seferin başında kısa bir süre için kontrol edilebildiği göz önüne alındığında, yüksek teknolojili kontrol sistemlerine sahip olan füzelerin hedefi vurma başarısı daha fazlayken, düşük teknolojili olanların hassasiyet oranı daha düşüktür. 

Kıtalararası balistik füzelerin menzilinin, tanım gereği 5500 kilometrenin üzerinde olması gerekiyor. Daha kısa menzilli olanlara ise, uzun (3000-5500 kilometre), orta (1000-3000 kilometre) ve kısa (1000 kilometreden az) menzilli balistik füze adı veriliyor.

Cruise füzeleri

Yine ilerleyen yıllarda, seyir/cruise füzesi adı verilen, jet motoru kullanan güdümlü füzeler ortaya çıktı.

Yüksek teknolojili kontrol sistemleri barındıran bu tip füzeler, genel olarak uçuş sırasında yön kontrolünün sağlanabilmesi için kanatçıklar ve kuyruk barındırır.


    ABD'nin orta ve uzun menzilli ürettiği Tomahawk cruise füzelerinin
   de nükleer başlık taşıması SALT süreciyle yasaklamıştı. [US Navy]

Balistik füzelerin aksine uçuşun her aşamasında kontrol edilebilen cruise füzelerinin, hedefe ulaşma hızı da, düşük irtifada uçması nedeniyle daha yüksektir. Çok çeşitli olabilen cruise kontrol metotlarına örnek olarak radar ve uydu temelli sistemler gösterilebilir.

Öte yandan, taşıma kapasitesi daha yüksek olan balistik füzeler birden fazla başlık taşıyabilirken, kapasitesi sınırlı olan cruise füzeleri tek nükleer başlık barındırabilir; dolayısıyla tahribat kapasitesi daha sınırlıdır.

Yine düşük irtifada seyretmeleri nedeniyle, cruise füzelerinin uydu sistemleri tarafından belirlenmesi daha zordur. Ek olarak yüksek kontrol özelliği, füzelere savunma sistemlerini aşma sürecinde önemli şans sağlar.

Belirtilen yöntemlerin dışında, ABD tarafından 1960’larda geliştirilen ve askerler tarafından taşınıp yerleştirilmesi planlanan Özel Atomik Tahrip Cephanesi gibi, nükleer silahları hedefe ulaştıracak mayın benzeri alternatif ürünler da geliştirildi. Soğuk Savaş döneminde ayrıca, denizaltı çatışmalarına yönelik olarak nükleer torpidolar, karadaki çatışmalara yönelik nükleer başlıklı havan topları ve hava muharebesine yönelik nükleer başlıklı roketler de üretildi.

Bu dosyanın diğer başlıkları:

 
 
 
 
Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;