Haber analiz

Osmanlı’nın girişinden 1974 müdahalesine

Türklerin adaya ayak bastığı 1571'den, Ankara’nın Ada'ya asker çıkardığı 20 Temmuz 1974 tarihine kadar Kıbrıs'ta yaşanan siyasi gelişmeler.

Haberin Öne Çıkanları

Milliyetçilik yükseldi

Türkler tecrit oldu

Darbeciler Kıbrıs'a uzandı

Kıbrıs Valisi Sir Hugh Foot (ortada), III. Makarios (solda) ve Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluş Antlaşması'nı imzalıyor.
Kıbrıs Valisi Sir Hugh Foot (ortada), III. Makarios (solda) ve Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluş Antlaşması'nı imzalıyor. [Kıbrıs Cumhuriyeti Basın ve Bilgi Ofisi - PIO]

Filistin Sorunu ile birlikte içinde bulunduğumuz coğrafyanın en uzun soluklu uyuşmazlığı, Ankara’nın uluslararası ilişkilerdeki aşil topuğu, Türkiye’de milli duygularla reel politikanın çoğu zaman karşı karşıya geldiği hassas nokta…

Kıbrıs Sorunu, pratikte 1963 yılından, bugünkü statüko algılaması çerçevesinde ise Türkiye’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbrıs harekatından beri varlığını sürdürüyor.

Uluslararası toplumu yıllardır sonuçsuz kalan girişimler nedeniyle bıktıran Akdeniz’in yüzölçümü en büyük üçüncü adası, Türkler için bir kahramanlık hikâyesi. Kıbrıs, Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına göre ise kuzeyi Türkiye’nin ‘işgali’ altında olan bir toprak parçası olarak algılanıyor.

Kıbrıslı Türklerin kuzeyde, Rumların ise güneyde BM kontrolündeki Yeşil Hat ile bölünmüş bir şekilde yaşadığı Kıbrıs’taki sorun, bugün halen çözülmeyi bekliyor. Kıbrıs Sorunu'nun detaylı kronolojisi şöyle: 

1571, 1573 – Osmanlı Kıbrıs’ta

Adanın 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesi sonrasında, Müslüman nüfus adaya göç etmeye başladı. 1572 yılında adanın nüfusu 144 binken, Müslümanların sayısı 44 bin, Hıristiyanların sayısı ise 100 bindi. Bu dönemde Osmanlı, gerekli vergiler ödendikçe dini özgürlük ve sınırlı otonomi esasına dayanan ‘millet’ sistemini Kıbrıs’ta da uyguladı.

4 Haziran 1878 – Adada İngiltere dönemi

Kıbrıs’ı önce Osmanlı’dan kiralayan İngiltere, 5 Kasım 1914 tarihinde ilhakını ilan etti. Türkiye’nin Lozan Antlaşması’nda ilhakı resmi olarak tanıması sonrasında Kıbrıs, 1 Mayıs 1925 tarihinde resmi olarak sömürge ilan edildi.

Yıllardır farklı yönetimler altında yaşamış olan Rumlarda bağımsız Yunanistan ile birleşme (enosis) fikri bu dönemde yayıldı. Sosyoekonomik nedenlerle yükselen Rum milliyetçiliği ve sömürge yönetimine tepki, Yunanistan ile birleşme fikri ile aynı potada eridi.

Buna karşılık, İngiliz yönetiminin devamını destekleyen Türkiye ve Kıbrıslı Türklerde ise ‘taksim’ sloganıyla bağımsızlık fikri yükseldi. İngiltere o yıllarda taksim fikrine sıcak bakmıyordu.

1955, 1956 – EOKA’nın doğuşu

Silahlı örgüt Ethniki Organosis Kyprion Agoniston (Kıbrıslıların Milli Mücadele Örgütü) ya da kısa adıyla EOKA, 1 Nisan 1955 tarihinde sömürge yönetimine karşı enosis için mücadele etmek amacıyla Yunan General Georgios Grivas tarafından kuruldu. Yine bu dönemde, sömürge yönetimi ile Rum toplumunu temsilen Başpiskopos III. Makarios arasındaki müzakereler başarısızlıkla sonuçlandı. Başpiskopos, ülkedeki silahlı eylemlerle bağlantısı olduğu gerekçesiyle 9 Mart 1956 tarihinde İngiliz kolonisi Seyşeller’deki Mahe Adası’na sürüldü.

Sömürge yönetiminin EOKA’ya karşı kolluk güçlerinde Kıbrıslı Türkleri kullanmaya başlamasıyla adada toplumlararası gerilim tırmanmaya başladı. 1956 yılında, Kıbrıslı Türk bir polis memurunun EOKA tarafından öldürülmesi sonrasında toplumlar arasındaki ilk ciddi çatışmalar başladı. Daha sonra Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) olarak anılacak Volkan adlı silahlı organizasyon da bu olay üzerine kuruldu. Adadaki ‘enosis’ hareketi, ilerleyen dönemde İngiltere açısından yönetilemez bir hal almaya başladı.

19 Haziran 1958 – Macmillan Planı

Adanın bağımsızlığının temellerini oluşturan ve adını dönemin İngiltere Başbakanı Maurice Harold Macmillan’dan alan Macmillan Planı oluşturuldu.


III. Makarios, Kuruluş Antlaşması imza töreninde konuşma yapıyor.
Geri planda Sir Foot (solda) ile Dr. Küçük konuşurken görülüyor. [PIO] 

16 Ağustos 1960 – Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temelleri, 1959 Şubat başlarında düzenlenen Londra ve Zürih konferanslarında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde atıldı. Aynı yıl içinde düzenlenen seçimlerde, III. Makarios yeni devletin Cumhurbaşkanı, Dr. Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçildi.

Anayasanın hazırlanma süreci sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti, imzalanan Kuruluş, İttifak ve Garanti antlaşmaları çerçevesinde resmi olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kuruldu. Yeni devlet, Garanti Antlaşması ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından teminat altına alınıyordu. Adada oluşturulan anayasal düzenin bozulması durumunda, taraflara Kıbrıs’a ortak veya tek taraflı müdahale hakkı veriliyordu. Ek olarak İngiltere, Kuruluş Antlaşması çerçevesinde adanın yüzde 3'üne tekabül eden egemen askeri üslere sahip oluyordu.

1961, 1962 – Rumlar ve Türkler silahlanıyor

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş şartlarından memnun olmayan EOKA 1961, TMT ise 1962 yılında yeniden faaliyete geçti. Dönemin Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş, hatıralarında söz konusu dönemde Rum tarafının önemli pozisyonlara EOKA üyelerini yerleştirdiğine ilişkin olarak Ankara’yı çeşitli kereler uyardığını yazacaktı. İlerleyen dönemde anayasal bir krizin adada silahlı çatışmalar yaratabileceği endişesiyle TMT de hazırlık yapıyordu. Taraflar ülkeye yüksek miktarlarda silah sokuyordu.

30 Kasım 1963 – Türkler yönetimden ayrılıyor


Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk Bakanlar Kurulu toplantısı. [PIO]

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios, Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının veto hakkının kaldırılmasını da içeren 13 maddelik bir anayasa değişikliği teklif etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fazıl Küçük’ün, kendi haklarını kısıtladığı gerekçesiyle bu değişiklikleri reddetmesi sonrasında adada tansiyon yükseldi.

Çatışmaları başlatan olay ise 21 Aralık 1963 günü gerçekleşti. İki Kıbrıslı Türk’ün üzerine ateş açılarak öldürülmesiyle Kıbrıslı Türkler, kısa sürede Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki idari ve siyasi yapılanmadan çekildi. Görevlerini sürdürmeye çalışanlara da Rum kamu görevlileri tarafından zorluklar çıkarıldı. Bu tarihten sonra Rum yönetimi, federal cumhuriyete son vermeye ve enosisi gerçekleştirmeye yönelik yol haritası olan Akritas Planı'nı uygulamaya başladı. İki toplum arasındaki çatışmalar hızlanırken, karma yerleşim birimlerinde yaşayan birçok Kıbrıslı Türk göç etti.

27 Aralık 1963 – Garantörler adada

Üç garantör devletin askerlerinden oluşan Barışı Koruma Kuvveti oluşturuldu.

30 Aralık 1963 – ‘Yeşil Hat’ çizildi

Barışı  Koruma Kuvveti’nden İngiliz General Peter George Francis Young’ın yeşil bir kalemle harita üzerine çizdiği bir çizgi ile Lefkoşa ikiye ayrıldı. Bu tarihten itibaren bu sınır Yeşil Hat olarak adlandırıldı.

4 Mart 1964 – BM gücü görevde

BM, aldığı 186 sayılı kararla Barışı  Koruma Kuvveti’nin yerini almak üzere Kıbrıs'ta bugün de görev yapan barış gücü UNFICYP’i kurdu. Bu karardaki 'toprak bütünlüğü', 'bağımsızlık' ve 'hukuku ve düzeni yeniden oluşturmak ve korumak' vurguları, ilerleyen dönemde Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tek başına kontrol etmesini sağlayacak Gereklilik Doktrini'nin hukuki dayanağı olarak kullanıldı. Kararın alındığı sırada bürokrasi ve hükümet bünyesinde sadece Rum temsilciler bulunuyordu.

7-8 Ağustos 1964 - Türkiye'den ilk harekat

Grivas yönetimindeki Rum Milli Muhafız Ordusu’nun Kıbrıslı Türklerin yaşadığı sahil yerleşkesi Erenköy’e düzenlediği saldırılara karşılık olarak, Türkiye bölgedeki Rum hedeflerini bombaladı. Rum Milli Muhafız Ordusu’nun saldırılarına iki Yunan gemisi de Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı çekerek destek verdi. Bazı kaynaklara göre, Türkiye’nin saldırılarında bazı sivil Rum hedefler de vuruldu. 

Aralık 1963-Ağustos 1964 dönemindeki çatışmalarda 191 Kıbrıslı Türk ve 133 Kıbrıslı Rum öldü, 209 Türk ve 41 Rum ise kayboldu. 25 bin Kıbrıslı Türk, artan şiddet sonucunda evlerinden ayrılıp tecrit edilmiş yerleşim bölgelerinde dışa kapalı bir hayat sürmeye başladı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na göre, Türkler bu dönemde adanın yüzölçümünün sadece yüzde 3’ü üzerinde yaşamaya başladı. Bu dönemde, III. Makarios’un Kıbrıslı Türklere uyguladığı ekonomik izolasyon politikasının da etkisiyle iki toplum birbirinden ekonomik ve sosyal olarak önemli ölçüde ayrıldı. Türkiye, Kıbrıslı Türklere düzenli olarak mali yardım yapmaya başladı.

21 Nisan 1967 – Atina’da darbe

Yunanistan’da ordu darbeyle göreve geldi.

20 Kasım 1967 – Grivas Kıbrıs’tan gönderildi

26 ila 30 Kıbrıslı Türk’ün öldürüldüğü belirtilen Rum Milli Muhafız Ordusu’nun Geçitkale ve Boğaziçi saldırıları sonrasında, ordunun yönetimindeki Grivas, Yunanistan’ın onayıyla adayı terk etti. Bu gelişme, Türkiye’nin askeri müdahale ültimatomu ve BM, Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü (NATO), ve Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) arabuluculuğu sonucunda gerçekleşti. Söz konusu saldırılarda adadaki Yunan birlikleri de yer aldı.

ABD’li diplomat Cyrus R. Vance’in arabuluculuğunda kasım-aralık döneminde yapılan görüşmelerde, Yunanistan ve Türkiye adaya gönderdikleri birlikleri karşılıklı olarak çekerek, bu miktarı 1960 Antlaşmaları seviyelerine indirmek konusunda anlaştı. Bu karar, ilerleyen aylarda hayata geçirildi.


Makarios III (solda), Grivas ile birlikte. [PIO]

27 Aralık 1967 – Türler geçici yönetim kurdu

Kıbrıslı Türk lider Dr. Fazıl Küçük, toplumun kendini idare edebilmesi için ‘geçici yönetim’ kurdu.

12 Ocak 1968 – Denktaş’ın dönüşüne vize

III. Makarios, enosis politikasından saparak bağımsızlık çerçevesinde bir çözümü ilk amaç olarak benimsediğini ima etti.  Yunanistan ile ilişkileri gergin olan Makarios, Kıbrıslı Türkler üzerindeki ekonomik kısıtlamaları kaldırdı. TMT ile olan ilişkisi nedeniyle adaya giriş yasağı olan Rauf Denktaş’ın dönüşüne de bu dönemde izin verildi. 1974 yılına kadar kesintilerle süren müzakerelerde, Denktaş Türk tarafını, Glafkos Klerides ise Rum tarafını temsil etti.

1971 – Grivas yeniden sahnede

Grivas, 1971 yılı sonbaharının başlarında adaya gizlice dönerek, hem III. Makarios’u koltuğundan indirmek, hem de enosisi gerçekleştirmek amacıyla EOKA B adlı örgütü kurdu. Yunan darbe yönetimi tarafından desteklenen Grivas, zaten yoğun Yunan nüfuzunda olan Rum Muhafız Ordusu üzerinde de etkili olmaya başladı.

25 Kasım 1973 – İkinci darbe

Komünizm karşıtı General Dimitris Ioannidis, Yunanistan’da darbeyle iktidara geldi. III. Makarios’u komünizm sempatizanı olarak gören ve Cumhurbaşkanının aldığı yerel sol destekten rahatsız olan Ioannidis yönetimi, adaya yoğun olarak müdahale etmeye başladı.

27 Ocak 1974 – Grivas öldü

Grivas kalp krizi geçirerek öldü. EOKA B’nin yönetimi Yunanistan’daki darbe yönetiminin kontrolüne geçti.

15 Temmuz 1974 – Darbecilerin eli Kıbrıs’a uzandı

Yunanistan destekli Rum Muhafız Ordusu ve EOKA B üyeleri, adada darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. III. Makarios, İngilizlerin yardımı ile Londra’ya kaçarak canını kurtardı. Yeni devlet başkanı EOKA üyelerinden Nikos Sampson’du.

17 Temmuz 1974 – Ecevit’e İngiltere’den ret

Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit Londra’ya giderek, adaya garantör güçler olarak müdahale etmek amacıyla İngiltere’nin desteğini istedi. İngiltere öneriyi reddetti.

18 Temmuz 1974 – Ankara tepkili

Türkiye hükümeti, Yunanistan’dan Nikos Sampson’un tasfiye edilmesini ve Rum Muhafız Ordusu’nu kontrol eden Yunan askerlerinin geri çağrılmasını talep etti.

19 Temmuz 1974 – Makarios Yunan müdahalesini doğruladı

Uluslararası toplum tarafından halen tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios, BM Genel Kurulu'nda konuştu. Yunanistan’daki yönetimin adadaki darbenin planlayıcısı olduğunu doğrulayan Makarios, durumu 'işgal' olarak niteledi. Devrik Kıbrıslı lidere göre darbe hem Rumları hem de Türkleri tehdit ediyordu.

27 Ocak 1974 – Grivas öldü

Grivas kalp krizi geçirerek öldü. EOKA B’nin yönetimi Yunanistan’daki darbe yönetiminin kontrolüne geçti.

15 Temmuz 1974 – Darbecilerin eli Kıbrıs’a uzandı

Yunanistan destekli Rum Muhafız Ordusu ve EOKA B üyeleri, adada darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. III. Makarios, İngilizlerin yardımı ile Londra’ya kaçarak canını kurtardı. Yeni devlet başkanı EOKA üyelerinden Nikos Sampson’du.


Türkiye ordusu, Girne'den Kıbrıs'a çıkıyor. [PIO]

17 Temmuz 1974 – Ecevit’e İngiltere’den ret

Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit Londra’ya giderek, adaya garantör güçler olarak müdahale etmek amacıyla İngiltere’nin desteğini istedi. İngiltere öneriyi reddetti.

18 Temmuz 1974 – Ankara tepkili

Türkiye hükümeti, Yunanistan’dan Nikos Sampson’un tasfiye edilmesini ve Rum Muhafız Ordusu’nu kontrol eden Yunan askerlerinin geri çağrılmasını talep etti.

19 Temmuz 1974 – Makarios Yunan müdahalesini doğruladı

Uluslararası toplum tarafından halen tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios, BM Genel Kurulu'nda konuştu. Yunanistan’daki yönetimin adadaki darbenin planlayıcısı olduğunu doğrulayan Makarios, durumu 'işgal' olarak niteledi. Devrik Kıbrıslı lidere göre darbe hem Rumları hem de Türkleri tehdit ediyordu.

20 Temmuz 1974 – Ayşe tatile çıktı

Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi, Girne’den yaptığı çıkarma ile başladı. Şifre "Ayşe tatile çıksın" cümlesiydi. Başbakan Bülent Ecevit, harekâtın sadece Türklere değil, Rumlara da barış getirmeyi amaçladığını söyledi.  BM, 353 sayılı kararında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin korunması çağrısı yaparken, Yunanistan ile Türkiye arasında müzakerelerin başlatılmasını istedi. 

Bu dosyanın diğer başlıkları:

Talat iktidarından bugüne

1974 müdahalesinden Talat dönemine

 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;