Kürt sorunu

Akdoğan: Başkanlık vazgeçmeyeceğimiz konulardan birisi

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan 1 Kasım seçim sonuçlarını değerlendirirken, yeni bir anayasa ile birlikte Türkiye'ye özgü bir başkanlık sisteminde uzlaşılabileceğini söyledi. Akdoğan, "Bu bizim vazgeçmeyeceğimiz konulardan birisi" ifadelerini kullandı.

Konular: Kürt sorunu
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan. [Fotoğraf: AA / Arşiv]

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan 1 Haziran seçim sonuçlarını NTV'ye değerlendirrdi. "Hep birlikte bütün Türkiye'nin anayasasını yapacağız" diyen Akdoğan, başkanlık sistemiyle ilgili olarak da "Bir uzlaşı kültürü oluştu, bu belki bir fırsata dönüştürülebilir. Hep birlikte bütün Türkiye'nin anayasasını yapacağız. Biz bu arayışın içinde olacağız. Başkanlık sistemi de bunun bir parçası olan konu. Bizim temel felsefemizin içinde olan bir konu. Bu sistem Türkiye'ye dar geliyor. Yeni anayasa ne kadar Türkiye'nin büyümesi için önemliyse başkanlık da böyle. Burada bunun çerçevesi önemli. Başkanlık deyince farklı modeller var. Türkiye’ye özgü, Türkiye'nin şartlarını, dinamiklerini gözeten bir şekilde bir noktada uzlaşılabilir diye düşünüyorum ben. Bu da bizim vazgeçmeyeceğimiz konulardan birisi" ifadelerini kullandı. 

Yüzde 10'luk seçim barajının ne olacağı konusunda ise "Baraj çok anlamlı olmuyor sanki bundan sonra. Sadece baraj değil seçim sistemini tamamen ele almak lazım. Dar bölge sistemini, daraltılmış bölge sistemini önerdik, baraj filan kalmasın dedik. Kabul görmedi. Son dönemde de Sayın Başbakanımız dile getirdi, biraz daha aşağı çekilebilir gibi. Siyasi Partiler Kanunu, seçim sistemi, idari sistem, bütün bunları masaya yatırmamız lazım" değerlendirmesini yaptı. 

Başbakan Yardımcısı 7 Haziran sonrası 'buzdolabına kaldırılan' çözüm süreciyle ilgili olarak soruları yanıtladı. HDP'yi süreci bozmakla suçlayan Akdoğan, sürecin yeniden başlaması için "PKK’nın Türkiye'yi terk etmesi, tam anlamıyla eylemsizlik ve bütün bu illegal şeylere son vermesi lazım" şartlarını yineledi. Bu şartlar yerine gelirse sürecin başlayıp başlamayacağı sorusuna ise "Valla bu süreçte çok kötülük yaptılar ve Öcalan’ı da diri diri oraya gömdüler. Bunlar Erdoğan karşıtlığı yapıyormuş gibi görünüp, Öcalan'ı batırmaya çalıştılar. O kısmı bizi şu an ilgilendirmiyor, kendi yol haritamız ve yapacaklarımız bizi ilgilendiriyor" yanıtını verdi. 

Başbakan Yardımcısı'nın NTV canlı yayınında sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

7 Haziran seçimi öncesi süreç rafa kalkmıştı. 7 Haziran sonrasında raftan direk buzdolabına alındığını gördük. Sonrasında etkin bir terörle mücadele politikası uygulanmaya başlandı. Bu sebeple milliyetçi oyların geldiğini gördük AK Parti’ye. Bir yandan 7 Haziran öncesine dönmek isteyen Kürt seçmenin de oylarının döndüğünü görüyoruz. Bu dengeyi nasıl sağlayacak AK Parti?


2003’te PKK Türkiye'yi terk etmedi ve yapması gerekenleri yapmadı. Daha sonra Kobani olayları bir kırılma oluşturdu, süreç koptu o zaman. Ondan sonra 'tekrar süreç başlasın' dendi. Biz iç güvenlik paketi çıkarttık. Bununla birlikte Türkiye'yi terk etme ve tamamen eylemsizliğe geçme. Bunu da örgüt yapmadı. 7 Haziran’dan sonra da devrimci halk savaşı ilan etti, terör olaylarına başladı. Bu operasyonlar bundan sonra hayata geçti. Seçim için bu operasyonlar başlamadı. Çözüm sürecinin sahibi, mimarı biziz ve neticeye ulaştırmak için çaba gösteriyoruz. 'Demokratik açılım' dedik, Habur’la sabote ettiler. 'Milli birlik, kardeşlik' dedik, Silvan’la sabote ettiler. Aynı şeyi Kobani’de ve seçimde bozmaya çalıştılar. Bunu biz devam ettireceğiz ama bunun devam ettirilebilmesi için bu süreci zehirleyen unsurların devre dışı kalması gerekiyor. Sen yol kesersen, haraç alırsan, karakol basarsan bu süreç nasıl devam edecek? Bu yüzden terör olduğu sürece terörle mücadele de sürecek. Ama çözüm süreci de önemlidir. Süreci zehirleyen faktörlerin tasfiye edilmesi gerekiyor. Biz demokratikleşmeden, reformlardan, hizmetten, yatırımdan geri durmuyoruz. Halkımızın can güvenliği için, hak ve hukuk için gerekli olduğu kadar bu süreç içinde önem taşıyor. Vatandaşımız burada sadece çözüm süreci başlasın diye vermedi, operasyonlara destek yüzde 70’ler civarında. Vatandaş örgüte tepki gösterdi, sen benim başıma bela oldun diye. İnsanların günlük yaşantısını bozmaya başladı PKK’nın yeni stratejisi. Eskiden kırsalda birtakım şeyler olurdu ama sen geldin şehre ve buralarda bomba patlatıyorsun, kantonlaşma filan benim başıma bela oldun dedi. Bunun esareti altında Kürtler yaşamak istemez. Bunun da doğrudan bir tesiri olduğunu düşünüyorum ben. HDP’liler özgür bir seçim olmadı filan diyorlar, bu kadar sükunet içinde geçen bir seçim olmamıştır. Baskı ve şiddet olmayınca değişti her şey tabii. Biz Doğu ve Güneydoğu'da tekrar birinci parti haline geldik.

Süreç kamu düzeni sağlandıktan sonra devam edecek ama mutlaka kuralları yeni baştan yazılacak. Sürecin yeni kodları ne olacak?

Burada nasıl PKK sürece ihanet ettiyse, silahla ben amacıma ulaşırım gibi bir yanılgı ile demokratik çözüme nasıl isyan edip silahla bir yere varmak için bütün bunları yaptıysa, HDP de bence sürece ihanet etti. Barajı geçmek için geçen sefer statüko bloku ve çözüm düşmanı paralel yapıyla işbirliği yaptı. Süreci açık şekilde bozan, ihanet eden bu anlayışla, bu aktörlerle yürünmesi mümkün değil. Biz HDP yönetimi ile genel yapısı teşkilatları ve oy veren kitleyi de birbirinden ayırıyoruz. HDP’nin de içinde bu durumdan rahatsız olan insanlar var. Kandil’in esareti altına girdiniz. Çıkacaksın, devlet katil diyeceksin. İnsanlar gidecek birbirinin dükkânını basacak, bu toplumsal ayrışma, örgütün planının bir parçasıydı ve HDP bunun esareti altına girdi. Önce süreci bozdular sonra da Kandil’in bu yaklaşımları ile başka bir yola girdiler. Tam bir hayal kırıklığı oluşturdular.


HDP denklem dışı diyorsunuz. Peki İmralı hâlâ denklemin içinde mi?

Bizim şu anda konsantrasyonumuz PKK’nın bu hamlelerini boşa çıkartmak. Özerklik ilanı çöktü, devrimci halk savaşı çöktü, kurtarılmış bölgeler çöktü, büyük gruplarla saldırı eylemleri çöktü. Bunların çökertilmesi ve geriletilmesi terörle mücadelede mesafe alınması çok büyük önem taşıyor. Şimdi eş zamanlı olarak bizim diğer reformlarımız, hizmetlerimiz, yatırımlarımız, çalışmalarımız devam ediyor. Ama onun ötesinde belli şartların oluşması lazım. PKK’nın Türkiye'yi terk etmesi, tam anlamıyla eylemsizlik ve bütün bu illegal şeylere son vermesi lazım. Ondan sonra diğer meseleler konuşulabilir. Devletin ilgili kurumlarının İmralı ile görüşmesi vesaire bu daha önceki hükümetler döneminde de olan bir şeydir.

Bu şartlar yerine gelirse İmralı heyetinin tekrar Öcalan ile görüşmesi söz konusu olur mu? 

Valla bu süreçte çok kötülük yaptılar ve Öcalan’ı da diri diri oraya gömdüler. Bunlar Erdoğan karşıtlığı yapıyormuş gibi görünüp, Öcalan'ı batırmaya çalıştılar. Yani o kısmı bizi şu an ilgilendirmiyor, kendi yol haritamız ve yapacaklarımız bizi ilgilendiriyor.

Kaynak: NTV
 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;