Gülen örgütü soruşturmaları

'Böcek' davasında ilk duruşma yapıldı

Başbakanlığı döneminde Erdoğan’ın ofisinde bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili davanın ilk duruşması yapıldı. Sanıklardan eski Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel, Erdoğan'ın bulunduğu her ortamda arama yaptıklarını ancak teçhizatlarının yetersiz olduğunu savundu.

Duruşmaya katılan sanıklardan Zeki Bulut. [Fotoğraf: AA]

Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisinde ve evinde bulunan, 'böcek' diye tabir edilen dinleme cihazlarıyla ilgili 13 sanık hakkında açılan dava başladı. Duruşmaya yakalama kararı olan 5 polis katılmadı. Duruşmada sanık ifadeleri alındıktan sonra ara karar verildi. Buna göre mahkeme, avukatlarının Erdoğan'ın davaya müdahil olması talebi kabul etti. Sanık avukatları ise bunun reddini istedi. 

Mahkeme ayrıca dinleme cihazlarının bulunduğu aramalarda MİT görevlilerine eşlik eden Erdoğan'ın o dönemdeki başdanışmanı Mustafa Varank'ın tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

Duruşmada suçlamaların okuması sonrasında dönemin Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel savunmasını yaptı. Yüksel şunları söyledi: 

''Güvenlik sistemi büro amirliği kurduk. Sayın Başbakanımızın bulunduğu her yeri aradık. Böyle bir görev olmamasına rağmen bizim böyle bir çalışmamız oldu. Sonrasında bunun şube müdürlüğü aracılığıyla yürütülmesi gerektiğini belirttik. Bakanlar Kurulu ile müdürlük kuruldu. Yeni cihazlar almak için teklifte bulunduk. Çoğu cihazı da bize vermiyorlardı. Bir üst modeli üretildiğinde ancak bize satıyorlardı. Arama tarama için yeni cihazlar alındı."

"Eldeki cihazlar yeterli değil"

"Başbakanımızın kullandığı çalışma ofisi ve eviyle ilgili benim direktiflerim oldu. Ayda iki sefer aranması talimatını verdim. Sayın Başbakanımızın her gün programı oluyordu. Bizim öncelikli görevimiz Başbakanımızın yeni gittiği yerleri aramak. Eldeki cihazlar sayısal olarak yeterli değil, personel de yeterli değil. Ben soruşturmanın ilk gününden bu yana varım. 28 Aralık'ta böcekler bulundu. Müsteşar beni çağırdı ve böyle bir böcek bulunduğunu belirterek MİT Müsteşarı ile görüşerek çalışma yapmamızı istedi. Raporlar hazırlandı."

"Boşluk olduğu doğru"

Hâkim, Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel'e, iddianamede dinleme cihazlarının yerleştirilmesini yönlendirmekle suçlanan ve henüz yakalanamayan polis memurlarından Serhat Demir'i göreve kimin aldığını sordu. Yüksel buna, "Emniyet Amirimiz aldı. Polis memurlarını polis okullarından seçerken tavsiyeler üzerine alırız. Başkan Yardımcım Zeki Bulut yurtdışındayken bana tavsiye etti. Ben sadece mülâkat ettim" dedi ve şöyle devam etti:

"Ahmet Türer'le de aynı şekilde Amerika seyahatimizde görüştük. Başbakanımızın katıldığı programa katılmıştı. Ben onların bacanak olduklarını Başbakanlığa gelince öğrendim. Başbakan'ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da personelim görevliydi. O dönemde bir boşluk olduğu doğru. Müdürler misafirlerle ilgilendi."

"Böcek araması önleyici tedbir"

Hâkim "Serhat'ın Ankara'ya gelişinden haberiniz var mı?" diye sorunca, Yüksel'in buna cevabı "Hayır" oldu. Yüksel'in sözleri şöyle:

"Biz 2010'dan sonra cihazları aldıktan sonra İstihbarat Daire'den yardım almadık. Bir sefer ihtiyaç olduğunda İstihbarat Daire'den istedik ama cihazın meşgul olduğunu söyledikleri için vermediler. Böcek arama çalışması yasal bir görev olmadığı için önleyici tedbir olarak yapılan bir çalışma. İstihbarat'taki cihazları benim bilmem mümkün değil. Bizim bir takımımız var, o dönemde bu cihaz İstanbul'daydı."

Yüksel, "Başbakanımız olmadığında tek cihaz olduğu için arama nasıl yapılıyordu?" sorusuna ise, "Başbakanımız Ankara'da olmadığında arama yapılmıyordu" diye yanıt verdi.

"Ne yazık ki hain addediliyoruz"

Suçlama tarihinde Erdoğan'ın yakın koruma müdürlüğünü yapan sanık Zeki Bulut ise Başbakanlık'taki göreve başladığında 'lakayt bir düzen' gördüğünü, hiyerarşinin kaybolduğuna tanık olduğunu ifade etti. Göreve başladıktan sonraki çalışmalarına değinen ve Başbakanlık'taki koruma polislerinin imkanlarını artırdıklarını anlatan Bulut şunları kaydetti:

"Beyefendiye dört buçuk yıl hizmet ettim. Sabah erken saatte gittim, geceyarısı döndüm. Ortalama 17-18 saat çalışıyordum. Dört buçuk yılda sadece bir gün, kayınbabam vefat ettiğinde çalışmadım. Amiyane tabirle Sayın Erdoğan'ı yataktan aldım, yatağa bıraktım. En son adamdım. Devamlı yurtdışında, devamlı il dışındaydık... İnsan üstü bir görev. Bunu yapabilmek için hakikaten beyefendiyi sevmeniz gerekiyor; bu kadar gönül bağı, bu kadar aşk ile bağlanmanız gerekiyor... Ama şimdi ne yazık ki hain olarak addediliyoruz. Bu kadar büyük bir sevginin, bu kadar büyük bir aşkın karşılığının bu olmaması gerekiyordu. Başbakanımızı, beyefendiyi, iddia ediyorum ki biz gelene kadar Allah korumuş. Öncekilerden tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarım da var. Ama ne yazık ki böyleymiş."

"Serhat'a referans olmadım"

Zeki Bulut bir soru üzerine, kendisinden önceki Mehmet Yüksel'in bir sözünün yanlış olduğunu ifade ederek, Serhat Demir için referansta bulunmadığını söyledi:

"Ahmet Türer referansta bulundu çünkü bacanağıydı. Serhat çok nitelikliydi. İki yabancı dil biliyor; prezentabl, düzenli, temiz ahlâklıydı. Bir savunma sporunun Türkiye'deki en önemli hocalarından birisi. Ahmet referansta bulundu, onun üzerine başkanımla değerlendirdik; komisyon kurarak, INTERPOL Daire Başkanlığı'ndan talep ettik. Vermediler. Genel Müdürümüzle görüşme yapıldı, alınamadı. Sayın Bakanımızla görüştükten sonra zor aldık."  

"Görevden ayrılırken teşekkür etti"

Dinleme cihazı bulunduktan sonra yaklaşık 10 ay daha görevini sürdürdüğüne işaret eden Bulut, görevi sona erince, küçük yerlere giden birçok meslektaşının aksine Denizli Emniyet Müdürlüğü'ne getirildiğini söyledi. Görevden ayrılırken, Erdoğan'ın memnuniyetini bizzat dile getirdiğini kaydeden Bulut, Erdoğan'ın, Denizli'de, "Size, kendi müdürümü gönderdim, emanet ettim. Burada çok daha başarılı olacak" diyerek kendisini onurlandırdığını belirtti.

Bulut "Hiç anlamadığım bir süreçte, Şubat 2014'te görevden alındım. Neden alındığımı bilmiyorum" dedi.

'İşleyişi bizzat takip etmesi mümkün değil'

Bulut'un avukatı Hakan Yıldız ise şunları kaydetti:

"Müvekkilimin büronun içindeki işleyişi bizzat takip etmesi mümkün değil. Soruşturma aşamasında müvekkilim tanık olarak görünüyordu. Savcılıkla yaptığımız görüşmede, 'Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut'u tanık olarak çağırıyoruz, gelmiyorlar. Gözaltına aldıracağız' diyorlardı. Davayı açan savcı ve başsavcıvekili gözaltı günü yaptığımız görüşmede müvekkilin dosyada şüpheli olmadığını söylediler. Müvekkilim casuslukla suçlanıyor; diğer bütün sanıkların kayıtları didik didik edilirken, müvekkilimle ilgili tek bir araştırma yok, tek bir delil yok. Müvekkilim burada reklam yüzü. Ben buna inanıyorum. Müvekkilim 1550 gün çalışmış, bunun 1117'sini Ankara dışında geçirmiş. Her şeyi denetlemesi mümkün mü?"

Ara kararlar

Savunmaların alınmasının ardından mahkemenin açıkladığı ara kararlara göre beş sanık hakkındaki yakalama kararı devam edecek. Mahkeme, Başbakanlık Koruma Dairesi'ne yazı yazılarak Erdoğan'ın ofisinde rutin arama yapıldığını gösteren çizelgeleri isteyecek. Ayrıca Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut'un izin kullanım durumları ve çalışma çizelgeleri de talep edilecek. Bir sonraki duruşma 4 Şubat’a ertelendi.

'Casuslukla suçlanıyorlar'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şikâyetçi olarak yer aldığı iddianamede 13 şüpheli, "siyasi casusluk, kişiler arası haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arası konuşmayı izinsiz kayıt etmek" ile suçlanıyor. İddianamede suçun kamu görevlileri tarafından işlenmesi halinde cezada yarı oranında artırılma maddesinin uygulanması da talep ediliyor. Bu kapsamda 13 şüpheli toplamda 42 yıl hapis cezasıyla yargılanacak.

İddianameyi Yargıtay üyeliğine seçilen Ankara Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin hazırladı. İddianamede şüpheli olarak TÜBİTAK'ın eski yöneticisi Hasan Palaz ve polis memurları Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Ahmet Türer, Enes Çiğci, İlker Usta, Hurşit Gölbaşı, Seyit Saydam, İbrahim Sarı, Mehmet Yüksel, Zeki Bulut ve Harun Yavuz yer aldı.

Bu isimlerden hâlâ yakalanamayan Özdoğan, Zavar, Çiğci, Usta, Türer ve Demir hakkında yakalama kararı bulunuyor.

Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya sanıklardan sekizi ve avukatları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları katılıyor.

Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;